Amerika toplumunda polis şiddeti
Medya gurupları toplumsal olaylar ile ilgili olarak kamuoyunu oluşturup yönlendirmede etkin rol oynamaktadırlar.
Elbette basın yayın kuruluşlarının etkileme düzeyi, muhatabın özel bir mesaj almasına bağlıdır. Hangi mesajın kim tarafından nasıl alındığı, söz konusu iletinin etki oranını da belirlemektedir. Kamuoyunun Amerika polisinin şiddet eylem konusundaki etkilenme oranı hakkında medya guruplarının ne kadar etkili olduğu bazı araştırma raporlarında gündeme gelmiştir. Amerika’da hiçbir şekilde polis ile karşı karşıya gelmeyen ve polis şiddetine de maruz kalmayan kimseler, Amerika polisinin saldırısı ve şiddetine maruz kalanlardan daha fazla polis hakkında karamsarlık hissetmektedirler.
Bu algının bir nedeni kamuoyunun medya gurupları tarafından işlenen toplumsal olaylardan edindikleri bilgilerdir. Medya guruplarının Polisin Amerika’daki azınlıklara uyguladığı şiddet ile ilgili haberleri yaygın bir şekilde kamuoyunu etkilemektedir.
Elbette bütün medya gurupları benzer bir bakış açısına sahip değillerdir. Yapılan araştırmalara göre, Amerika polisinin suçlulara karşı şiddet eylemini yayınlayan TV kanalları konusunda Beyazlar, polisin eylemlerini destekliyor ve polise güven duyduklarını belirtiyorlar. Buna karşılık zenciler ve Latin Amerika kökenliler bu tür TV programları seyrettiklerinde, Amerika polisine karşı daha bir kin ve nefret besliyorlar. Amerika polisinin küfürlü sözleri ve şiddet eylemleri görüntülerinin yayınlanmasına rağmen yine de Beyazlar Amerika polisinin bu ahlaksız ve insanlık dışı davranış biçimini benimsiyor ve destekliyorlar.
Amerika polisinin şiddet eylemi ve silahlı saldırıları sonucu çoğu etnik azınlıklar hedef alınıp, katledilmektedir. Bu olayların haber ve görüntüleri ise medya gurupları tarafından yayınlanmaktadır. Şöhret ve servet kazanmakla birlikte mevcut durumu eleştiren gazetecilerle ve muhabirler ise bu olayları anında kaydedip, yayınlamaktadırlar. Amerika vatandaşlık haklarının ne kadar önemli olduğunu, bu hakların polis tarafından ihlal edildiği, bunun sonucunun ne olduğu gibi konular da söz konusu olayların ardından işlenmektedir.
Amerika polisinin zencileri ve diğer etnik kökenlileri katletmesi olayları, mahkeme duruşmasının eşiğine kadar Amerika basın yayın kuruluşları tarafından sıkı bir takibe alınmakta ve toplumsal tepkileri uyandırmaktadır. Fakat mahkeme duruşmaları başladığı andan itibaren şiddet eylemleriyle ilgili haberler seyreltilmekte, toplumun olayı unutmasına çalışılmaktadır. Elbette farklı medya guruplarının olayları yansıtmadaki tutumları da farklıdır. Azınlık haklarının polis şiddeti sonucu ihlal edilmesi ardından medya gurupları olayı takip edip, ilgili gelişmeleri kamuoyuna duyuruyorlar. Fakat bir süre sonra, düzenli bir şekilde devletten yana veya partisel ve medya çıkarlarına uygun olarak olayı değerlendiriyorlar. Başka bir ifadeyle Amerika medya gurupları olayların gerçeğini yansıtmak için kendilerine özgü yeni gerçekler yaratmaya çalışıyorlar
Amerika polisinin zenciler, Kızılderililer ve hispanik topluluklara karşı şiddet eylemleri Amerika medya guruplarında yayınlanmaktadır. New York Times, Los Angeles Times gibi büyük gazetelerde bu şiddet olayları yayınlandığı için kamuoyu, azınlık haklarının sağlanıp korunması, vatandaşlık haklarının ihya edilmesi konusunda hassasiyet göstermektedirler. Elbette toplumsal infiali ve hercümerci önlemek adına bazı basın yayın kuruluşları hükümetin ve güvenlik güçlerinin baskı ve müdahaleleri sonucu, olayların yayınlanmasına sansür getirmektedirler. Medya gurupları Amerika polisi tarafından katledilen suçsuz ve silahsız kimsenin ailelerinin açtıkları dava sonucu düzenlenen göstermelik mahkeme duruşması haberlerini de yayınlıyorlar. Mahkemede katil polisi yargılayarak ifadesini aldıktan sonra polisin suçsuz olduğuna karar verip, onu serbest bırakmıştır. Masum insanı öldüren polislerde bir ay sonra tekrar işbaşı yapmıştır. Örneğin Amerika polisi 1971-1975 yılları arasında 228 etnik kökenli insanı dövüp ve kurşun yağmuruna tutarak katletmiştir. Bu infazların dosyaları Amerika mahkemelerine intikal etmiş ve 180 polis memuru masum insanı öldürdüğü halde suçsuz bulunmuştur.
Amerika Birleşik Devletleri sineması veya genellikle kullanılan ismiyle Hollywood, 20. yüzyılın başlarından bu yana ülke içi ve dünya çapında sinema sektörü üzerinde derin bir etkisi bulunuyor. Hollywood, gerçek olaylarından uyarlanan Amerika ordusu ve polisinin özellikle zenciler, Asya kökenli Kızılderililer, Latin Amerika kökenlilerden oluşan azınlıklara karşı şiddet olaylarını işliyor. Hollywood, Amerika polisinin Amerika toplumun bir parçası olan Müslümanlar ve anti Siyonist Yahudilere karşı şiddet eylemlerini işlemiyor. Buna karşılık Müslümanları karalama kampanyalarına katılıp, Müslümanları Amerika ve diğer ülkelere karşı şiddet eylemi yapmakla suçlayacak filmleri yapıp, görüntülerini işliyor.
Amerika sineması Hollywood, Amerika toplumunun bir parçası olan azınlıkların temel hak ve özgürlükleriyle Vatandaşlık haklarının polis tarafından ihlal edilmesi gerçeğini işlemiyor.
Hollywood son yıllarda ırkçı anlayışını ve özellikle Beyaz olmayan renkli derili insanlara karşı ırkçı yaklaşımını gizlemek için yeni sinema eserleri yapmıştır. Ancak Amerika toplumunda ve sinema sektöründe ırkçı yönelişler ve nefret dalgası azalmadığı gibi daha bir yükselişe geçmiştir. Müslümanlara karşı kin ve nefret yayma eserleri, renkli derili insanları kötüleme eserlerinin yerine geçmiştir. Batı sinema sektörü, özellikle Hollywood, İslam ülkelerine saldırı ve işgal ile katliamları meşru göstermek için İslam ve Müslümanlara karşı kültürel terör estirmekte, batı emperyalizmi karşıtı Müslümanların çehresini karalayarak İslami diriliş ve uyanış dalgasını sözüm ona boğmaya çalışmaktadır.
Amerika polisinin azınlıklara karşı saldırı ve şiddet eylemleri artarak devam etmektedir. Amerika polisi 2014 ve 2015 yıllarında Zenci topluma karşı saldırı ve katliamlarını arttırıp, siyah derili insanların haksızlığa karşı itirazlarını bastırmaya çalışıyor. Amerika yasalarında insanlar arası eşitlik ve insan hakları ilkeleri kaydedilmiştir. Fakat Polisin şiddetine maruz kalan azınlıkların katliamı ve suçsuz yere öldürülmesi ve suçlu polislerin berat edip serbest bırakılması, Amerika’daki insan hakları ve eşitlik iddiasının da göstermelik olduğunu, toplumsal hayatta uygulanmadığını sözler önüne seriyor. Amerika’nın ülke içinde ve dünya çağında saldırgan ve militarist girişimlerini sürdürmesi, askeri, siyasi ve kültürel müdahalelerde bulunması, yüz milyarlarca dolar askeri ve istihbarat ödenekleri tahsis etmesi, dünya toplumunu tehdit ettiği gibi, Amerika vatandaşlarının da insan hakları ve vatandaşlık haklarını çiğnemektedir.015