Terör; BM de bölünme sahası - 2
https://parstoday.ir/tr/radio/world-i35899-terör_bm_de_bölünme_sahası_2
Askeri uzmanlar son aylarda tekfirci IŞİD terör örgütü Irak ve Suriye’de büyük güç kaybına uğradığını belirtiyor. Bu yüzden IŞİD son iki ayda Fransa ve diğer bazı Avrupa ülkelerinde saldırılarını arttırdı ve Avrupalı toplumlarda derin kaygıya neden oldu.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Eylül 01, 2016 12:47 Europe/Istanbul
  • Terör; BM de bölünme sahası - 2

Askeri uzmanlar son aylarda tekfirci IŞİD terör örgütü Irak ve Suriye’de büyük güç kaybına uğradığını belirtiyor. Bu yüzden IŞİD son iki ayda Fransa ve diğer bazı Avrupa ülkelerinde saldırılarını arttırdı ve Avrupalı toplumlarda derin kaygıya neden oldu.

Fakat burada akla gelen soru şu ki neden IŞİD en çok Avrupa ülkelerine ve özellikle Fransa’ya saldırmaya başladı? Acaba bu saldırılar IŞİD’in güç kaybı ve yakında yok olacağının işareti midir? Yoksa bu saldırılar IŞİD tarafından bir taktik değişikliği mi sayılır? Bu arada Amerika ve Batı’nın IŞİD’in güçlenmesinde veya güç kaybında ne kadar rol ifa etmektedir.

Bu soruları İranlı uzman Muhammed Ali Basiri ile konuştuk.

Siyasal bilimler hocası Muhammed Ali Basiri şöyle diyor:

Amerika ve bazı Avrupa ülkeleri Arabistan’la birlikte bölgede onların çıkarlarına karşı başlayan hareketleri bastırmak için selefi tekfirci akımları kullanmaya ve böylece direniş eksenini uğraştırmaya ve sonuçta kendilerinin çıkarlarını ve İsrail’in güvenliğini temin etmeye karar verdiler. Buna göre Amerika ve Batı radikal İslamcı akımları desteklemeye ve bu akımları yapılandırmaya başladılar. Amerika tekfirci örgütleri Ortadoğu bölgesinde ve özellikle Irak ve Suriye’de harekete geçirdi, fakat istediği sonuçlara ulaşamadı, nitekim bugün Batı’nın selefi tekfirci akımlara verdiği çok yönlü desteklere karşın bu akımlar şimdi onları destekleyen ülkelere karşı çıkmaya başladı ve intikam almak amacıyla Avrupa’da terör saldırıları düzenledi.

Basiri şöyle devam ediyor: hepimizin da şahit olduğu üzere son iki ayda Fransa ve Almanya’da terör saldırıları artmaya başladı ve hatta Amerika bile bu durumdan nasibini aldı. Şimdi de eğer Batı bu sorunu akılcı bir şekilde çözemezse, bu tür terör saldırıları daha fazla ve daha geniş boyutlarda tekrarlanacağı kesindir. Örneğin şimdi bazı selefi tekfirci teröristler Ortadoğu’dan ayrılarak Batı’daki ülkelerine dönecektir ve burada elde ettiği deneyimlerle Batılı devletlerden intikam alacaktır.

Siyasal bilimler uzmanı Basiri neden Fransa’nın Avrupalı ülkelerin arasında en çok terör saldırılarına hedef olduğu konusunu da şöyle değerlendiriyor:

Bunun en önemli sebeplerinden biri, radikal unsurların Fransa’da sayılarının çok olmasıdır. Bu yüzden bu ülkenin diğer Avrupa ülkelerine nazaran daha çok hedef alınması doğaldır. Fransa’nın tekfirci teröristlerin hedefi haline gelmesinin bir başka sebebi ise Fransa’nın Avrupa ülkeleri arasında IŞİD’e karşı ittifakta eksen rol ifa etmesidir. Bundan başka Fransa ve diğer bazı Avrupalı ülkelerin güvenlik güçlerinin zayıf olması da bu saldırıların yaşanmasında etkili olmuştur. Fakat terör örgütlerinin gücü güvenlik güçlerini çok rahat atlatabilecek kadar fazladır. Ancak IŞİD’in bu tür saldırıları Avrupalı ülkelerin bu örgüte yönelik tutumunu değiştirmeye yetmiyor ve hiç kuşkusuz uluslararası ittifak’ın IŞİD’e karşı hava operasyonları daha da şiddetlenecektir. Her halükarda Batılıların stratejisi, bölgede fiilen ve potansiyel olmak üzere iki düşman peşinde olması ve her ikisini zamanla yok etmek istemesine yöneliktir.

Siyasal bilimler uzmanı Basiri sözlerini şöyle sürdürüyor:

Uzun vade de Avrupalıların düşmanları direniş hareketi ve radikal örgütlerdir ve bu yüzden bu iki düşmanını birbirine düşürmeye ve yıpratıcı bir savaşla iki tarafı zayıf düşürmeye çalışıyor. Bir başka ifade ile Batı’nın bu çatışmalarda temel stratejisi dolaylı bir şekilde ve sadece silah satışı ile kendi insan gücünü karıştırmadan bölgede durumu yönetmek ve kendi çıkarlarını ve bölgedeki müttefiklerinin çıkarlarını korumaktır. Aslında Amerika ve Batı IŞİD’in bölgedeki varlığından fayda görüyor. IŞİD’in Irak ve Suriye’de varlığı İsrail’in güvenliğine hizmet ediyor, üstelik Batı bu bahane ile bölge ülkelerine daha fazla silah satıyor. Dolaysıyla bu durumun devam etmesi ile beraber bölge ülkelerinin altyapıları çöküyor ve sonuçta petrol ekseninde tek ürünlü ekonomiye bağımlı hale geliyor.

Basiri IŞİD’in şimdiki gücünü da şöyle değerlendiriyor:

IŞİD şimdi geçmişe kıyasla daha zayıf konumda ve bölgede dağılmış vaziyettedir ve bu yüzden Batılı ülkelerin çıkarlarına darbe vurmaya çalışıyor. Bugün IŞİD Irak ve Suriye’de baskı altındadır ve bu yüzden gücünün bir bölümünü Kuzey Afrika’da Libya, Somali ve Yemen’e kaydırdığı gözleniyor. IŞİD hatta Yemen’de kendine bir yer açtı ve Afganistan’da da bir takım operasyonlar yaptı ve bir kaç kez Taliban ile çatıştı. İran isa sınırlarda güvenlik sistemini geliştirmesi ve tekfirci örgütlerin hareketlerini rasat etmesi ve her türlü tehdidi sınırlarda anında bertaraf etmesi gerekir. Kuşkusuz IŞİD İran’da da operasyon yapmak istiyor, nitekim sınır eyaletlerinde eleman toplama çalışıyor. En son bir terör çetesi güvenlik güçlerinin uyanık davranması sonucu çökertildi. Her halükarda İran’ın güvenlik güçleri şimdiye kadar etkili oldu.

Basiri şöyle devam ediyor: İran’ın çevresindeki ülkelerde istikrarsızlık devam ederken İran’ın güvenliği iyi düzeyde sayılır. Bugün Ortadoğu’da bir çok ülke tekfirci IŞİD terör örgütünden darbe yedi, ama İran bu örgütün her türlü hareketliliğine müsaade etmedi. Arabistan ise aslında tüm selefi ve Vahabi tekfirci akımların beşiğidir. Bu tür örgütlerin düşünce odaları ilkin Arabistan’da kuruldu ve selefi sapkın Vahabi müftüler hutbeler okudu ve vaazlerde bulundu. Ama gördüğümüz gibi Arabistan da tekfircilerin darbesinden nasipsiz kalmadı ve Medine ve Katif’te intihar saldırıları düzenlendi. Bugün Arabistan’ın hissettiği tehdit Yemen’den geliyor, şöyle ki eğer Yemen zayıflayacak olursa ve IŞİD ve El-kaide’nin üssü haline gelirse, Arabistan da istikrarsızlaşır.

Basiri IŞİD ve El-kaide’nin durumunu da şöyle değerlendiriyor: Görünen o ki son iki üç yılda IŞİD’in türemesi ile beraber El-kaide kısmen arka plana itildi, ama her halükarda her iki tekfirci örgüt aynı ideolojiden besleniyor ve sadece kılık ve ad değiştiriyor, oysa uygulamaları hemen hemen aynıdır. El-kaide elebaşı İmen Zevahiri IŞİD elebaşı Ebu Bekir Bağdadi ile sıkı ilişkisi vardır. Amerika ve Batı’nın sovyetler birliği Afganistan’ı işgal ettiğinde bu ülkede cihatçı örgütlere verdiği desteği hatırlayın. Amerika ve Batı o yıllarda Afganistan’da izledikleri politikalardan bugün kendileri etkileniyor, çünkü onların desteği sayesinde radikal ve tekfirci örgütler güçlenmişti.

Siyasal bilimler uzmanı Basiri şöyle devam ediyor:

Batı Afganistan’da o yıllarda izlediği politikayı bugün Irak ve Suriye’de IŞİD’e yönelik izliyor ve direniş eksenini zayıflatmaya çalışıyor. O yıllarda Amerika ve Batı sovyetler birliğine karşı Afgan mücahitlere yardım etti ve bugün de öz muhammedi ve inkılapçı İslam’ın güçlenmesinden korktukları için IŞİD’i destekliyor. Bu arada Rusya da bölgedeki gelişmelerden kaygı duyuyor, çünkü eğer tekfirci akımlar Irak ve Suriye’de zafer kazanırsa sıra Kafkasya ve orta Asya’ya gelecektir ki bu bölgeler zengin petrol ve enerji kaynakları yüzünden Rusya için jeo politik önem arz etmektedir. İşte bu yüzden Rusya Suriye’ye girdi ki IŞİD’in başını orada ezsin. Şunu da unutmamak gerekir ki orta Asya ülkeleri sünni mezhepli oldukları için IŞİD’in ilgi odağındadır ve bu konu Rusya’yı da kaygılandırıyor. Batı ve NATO da zaten Rusya’nın çıkarlarını tehdit etmek istiyor. Rusya ise IŞİD’in Rusya’nın güvenlik sahasına girmesine müsaade etmek istemiyor, nitekim şimdiye kadar da kısman başarılı oldu ve tekfircilere ağır darbeler indirdi.

Siyasal bilimler uzmanı Basiri IŞİD’in Avrupa ülkelerinden yeniden terör saldırıları düzenleme yeteneği hakkında da şöyle diyor: IŞİD krizi bölgede bastırılmadığı müddetçe ve bu tür akımlar hem ideoloji ve hem askeri sahalarda yok edilmedikçe bu tür acı terör saldırıları yeniden yaşanabilir.

Basiri IŞİD’in Musul üzerindeki sultası hakkında da şöyle diyor:

Sahadaki gelişmeler IŞİD’in Musul’u kaybedebileceğini gösteriyor. Bu arada Suriye ordusunun elde ettiği zaferlere bakıldığında, Musul’un IŞİD’in elinden çıkma ihtimalini arttırıyor. Eğer IŞİD Musul’u kaybederse bölgede gücünü iyice yitirir, fakat IŞİD’in kısa vadede tamamen yok olması imkansız gibi gözüküyor. Ama her halükarda IŞİD’in gücü azaldıkça ve teröristleri başka ülkelere dağıldıkça bu örgüt gelecekte bölge ülkelerinin güvenliğini tehdit etmeye devam edecektir.

Basiri tekfirci ideolojiyi yok etme yolları hakkında da kısaca şöyle diyor:

İslam ülkelerinin en büyük sorunları yoksulluk, ayrımcılık, adaletsizlik, cahilliktir tüm bu etkenler, İslam ülkelerinde bazı insanların IŞİD’in insan gücüne dönüşmesine yol açıyor. Bu tür bir gelişmeyi önlemek için İslam ülkelerinde seçkin şahsiyetler el ele vermeli ve tekfirci örgütlerin şom amaçları hakkında toplumu bilgilendirmelidir. Eğer bu bilgilendirme doğru biçimde yapılırsa IŞİD ve diğer tekfirci terör örgütlerinin tehdidini daha iyi bertaraf eder ve askeri yöntemlerden daha etkili olur.015