8 Eylül “Dünya okuma yazma günü”
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO 8 Eylül gününü dünya okuma yazma günü olarak adlandırdı.
Bu günde dünya ülkelerinde okuma yazma yolundaki engeller ve sorunlar ele alınıyor ve daha iyi bir gelecek için zemin hazırlanıyor.
Medeni toplumlarda gelişmişliğin endekslerinden biri, her toplumda yaşayan insanların asgari düzeyde olsa bile okuma yazmayı bilme oranıdır. Kuşkusuz okuma yazma seferberliği kültürel kalkınma alanında ilk adım telakki edildiği gibi sosyal ve iktisadi ve siyasi alanlarda da özel önem arz eden bir çalışmadır. Nitekim bir toplumun insanları okuma yazmayı bilen insanlara dönüştükçe o toplumun kalkınmaya doğru ilerleme de bir o kadar daha hızlı olacaktır.
Evet, biraz önce de belirtildiği üzere BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO 8 Eylül gününü dünya okuma yazma günü olarak adlandırdı. Bu günde dünya ülkelerinde okuma yazma yolundaki engeller ve sorunlar ele alınıyor ve daha iyi bir gelecek için zemin hazırlanıyor. Bu çerçevede devletler de titiz programlar hazırlayarak toplumun çeşitli kesimlerinde okuma yazma seferberliğini uyguluyor ve böylece cahilliğin köklerini kurutmaya çalışıyor.
Okuma yazma, iktisadi ve sosyal kalkınmanın ve çevreyi korumanın ve ayrıca yoksulluğun yayılmasını önlemenin ve iş fırsatlarını geliştirmenin ve cinseyet eşitiğini uygulamanın ve yine aile sağlını iyileştirmenin ve demokratik katılımı sağlamanın en temel araçlarından biridir. nitekim okuma yazmayı öğrenmek de tüm insanlar için hakiki sürdürülebilir kalkınma hedefine ulaşma yönünde büyük önem arz etmektedir.
UNESCO’nun yayımladığı son raporlara göre dünyada son yirmi yılda okuma yazma bilenlerin oranı yüzde on arttı. Okuma yazma bilmeyi okumak ve yazmak yeteneklerine sahip olma şeklinde tanımlayan UNESCO, ancak dünyada bu oranın yükselmesine rağmen hala üçte ikisi kadınlardan oluşan 758 milyon insanın okuma yazma bilmediğini kaydediyor.
Bu yıl UNESCO dünya okuma yazma gününün 50. Yıldönümünü “geçmişi okumak, geleceği yazmak” olarak adlandırarak uluslararası camianın dünya halkı arasında uluslararası okuma yazma oranını arttırma çabalarını kutluyor.
İslam dininin ilim öğrenmeye yönelik vurgusu, İslam Peygamberi’ne –s– nazil olan ilk ayetlerin oku şeklinde tavsiyede bulunacağı kadar fazladır. Ayet şöyle buyurmakta:
Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir aşılanmış yumurtadan yarattı. Oku! Rabbin, en büyük kerem sahibidir. O Rab ki kalemle (yazmayı) öğretti. İnsana bilmedikleri şeyi öğretti.
Yüce Allah Kur'an'ı Kerim’de açıkça Resulullah’ın –s– Bi'set’inin hedeflerinden birini talim şeklinde beyan ediyor ve o hazretin okuma yazma bilmeyen insanların arasından seçildiğini ve o hazret ayetleri insanlara okuduğunu ve onları tezkiye ettiğini ve kitabı ve hikmeti öğrettiğini buyuruyor.
İslam Peygamberi’nin –s– Bi'set’nin bir amacı talim ve terbiye olduğundan, sözlerinde ve amellerinde yer yer ilim ve ilim öğrenmenin önemine ve insanların yaşamını kemale erdirmekte ifa ettiği rolüne vurgu yapmıştır. İlim öğrenmek İslam dini açısından mutlak bir zarurettir ve hiç bir şartı ve kaydı yoktur. yani ilim öğrenmek her türlü zaman ve mekan kısıtlamasından veya başka kısıtlamalardan bağımsızdır. Nitekim ünlü nebevi hadiste ilimi, hatta Çin’de olsa bile öğrenin, diye beyan edilmiştir. Bu hadis, İslam dini açısından ilim öğrenmenin asla zaman veya mekan açısından bir kısıtması söz konusu olmayan bir farize olarak algıladığını ortaya koymaktadır. Yine bir başka çok ünlü hadiste Allah Resulü –s– şöyle buyurur: ilim öğrenmek her müslüman için vaciptir. Bu hadis de İslam dininde talim ve terbiyenin vacip olduğunun en güçlü delilidir.
İran’da İslam inkılabı zafere kavuştuktan sonra İran İslam Cumhuriyeti nizamının kurucusu ve İslam inkılabının büyük önderi İmam Humeyni –ks– toplumda insanların cahilliği yüzünden yaşanan sorunların bilincinde hareket ederek okuma yazma seferberliği ilan etti.
İslam inkılabının büyük önderi İmam Humeyni –ks– yayımladığı mesajında okuma yazma meselesine önem verme konusunda şu ifadelere yer verdi: şerefli İran milleti, her millet için sağlık ve konut kadar ve hatta daha önemli olan ilk ihtiyaçlardan biri bütün herkesin eğitilmesidir. İlim ve edebiyat beşiği olan ve ilim öğrenmeyi vacip ilan eden İslam gölgesinde yaşayan bir ülkede insanların okuma yazmadan mahrum olmaları utanç sebebidir. Uzun vadeli bir program yaparak ülkemizin bağımlı kültürünü bağımsız ve kendine yeter hale gelen bir kültüre dönüştürmeliyiz. Okuma yazma bilmeyen tüm herkes okuma yazma öğrenmek ve okuma yazma bilen tüm kardeşlerimiz de okuma yazmayı öğretmek için seferber olsun ve eğitim bakanlığı da tüm imkanları ile birlikte harekete geçsin. Ey din kardeşlerim, bu acı veren eksikliği gidermek için seferber olun ve bunun köklerini dibinden koparın. Kentlerin ve köylerin cemaat imamları insanları davet etsin ve camilerde ve tekyelerde okuma yazma bilenler kardeşlerine öğretsin ve hükümetin icraatını beklemesin ve özel evlerinizde okuma yazma bilen aile fertleri okuma yazma bilmeyenlere öretsin ve okuma yazma bilmeyenler bu meseleden kaçınmasın.
İmam Humeyni’nin –ks– bu fermanı ile İran’da hş. 7 Dey 1358’de okuma yazma seferberliği başladı ve böylece ülke genelinde her yerde okuma yazma bilmeyenler için sınıflar açıldı.
İslam inkılabından önce İran dünyada okuma yazma bilmeyen ülkelerin arasında yer alıyordu, çünkü İran halkının önemli bir bölümü okuma yazma bilmiyordu ve yüksek eğitimli insan sayısı çok azdı. Ancak İslam inkılabının zafere kavuşması ve okuma yazma seferberliğinin ilan edilmesinden sonra İran bu yolda önemli adımlar atmaya başladı, öyle ki hali hazırda ülke nüfusunun %93 kadarı okuma yazma nimetine kavuşmuştur. Gerçekte İslam inkılabı üzerinden geçen 37 yılda dayatılan sekiz yıllık savaş ve iktisadi yaptırımların doğurduğu onca sıkıntıya rağmen İranlı uzmanlar ülkeyi her açıdan kendine yeter hale getirmek için sarf ettikleri çabaların sayesinde bilim ve teknoloji alanlarında büyük ilerlemeler kaydedildi.
Bu arada barışçıl nükleer enerjiye kavuşmak, İslam inkılabının İran’da en büyük kazanımlarından biri olmuştur. Bugün İslamî İran nükleer ülkeye dönüşmüş ve pratikte dünyanın nükleer ülkeleri arasına katılmıştır. Aslında Batı’nın tüm tehditleri ve yaptırımlarına karşın İranlı genç uzmanlar kendi çabaları ile nükleer yakıt sirkülasyonunun tamamına kavuşmuş ve bu açıdan dünyanın ilk yedi sekiz gelişmiş ülkesi arasında yer almıştır.
Öte yandan İran bölgede yerli uydu imalatı ve uzaya fırlatma teknolojisine sahip olan tek ülkedir ve bu alanda da hızla ilerlemektedir.
İran ayrıca nano teknoloji alanında da bölgede ve dünyada uygun bir sırada yer almaktadır. İran nano teknolojiden tarım alanında verimliliği arttırma, suyu arıtma, hastalıkları tedavi etme, ilaç üretme, gıda maddelerinin üretimini arttırma, havayı arıtma gibi alanlarda yararlanmaktadır.
İran’ın kök hücre teknolojisinde de göz kamaştıran ilerlemelere imza atan bir üledir. Kök hücre, biyo teknolojiden sonra tıp alanında ikinci devrim sayılır ve İran bu alana da girmeyi başarmıştır. İnsan yaşamının her evresinde ulaşılabilen kök hücreler hastalıkların tedavisinde önemli rol ifa ediyor. İran’da Royan kök hücre araştırma merkezi bu alanda faaliyet yürüten en önemli merkezlerinden biridir ve hatta kolonlama teknolojisine de kavuşmuştur.
Nükleer tıp, yeni bileşik ilaçların üretimi, kanser kaşıtı ilaç üretimi ve diğer bir çok önemli ilaç üretimi, İranlı bilim adamlarının tıp ve eczacılık alanlarındaki başarılarından bazılarıdır.
Bu arada İranlı kadınların ülkenin bilimsel ve teknolojik başarılarında önemli rol ifa etikleri belirtilmelidir, nitekim günümüzde İranlı genç kızların üniversitelere girişte sergiledikleri başarı oranı da çok yüksektir ve belki de dünyada birinci sırada yer almaktadır. Yine İran’ın seçkin bilim kadın sayısı da takdire şayan bir seviyededir.
Uluslararası bilim kurumlarının tahminlerine göre İran 2018 yılında dünya genelinde bilim ve teknolojik çalışmalar bakımında dünyanın ilk beş ülkesi arasında yer alacaktır.015