Yaşlılara saygının önemi
https://parstoday.ir/tr/radio/world-i41401-yaşlılara_saygının_önemi
İslam'da yaşlılara saygı gösterilmesine büyük önem verilmekte ve onlara bakmanın ve sorunlarıyla ilgilenmenin toplumun her bir ferdinin boyun borcu sayılır, bu yüzden İslam, insanların yaşlılara bakmak ve onlara saygı göstermek adına bazı kurallar koymuştur.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Ekim 07, 2016 11:32 Europe/Istanbul

İslam'da yaşlılara saygı gösterilmesine büyük önem verilmekte ve onlara bakmanın ve sorunlarıyla ilgilenmenin toplumun her bir ferdinin boyun borcu sayılır, bu yüzden İslam, insanların yaşlılara bakmak ve onlara saygı göstermek adına bazı kurallar koymuştur.

yaşlılık dönemi, çocukluk veya gençlik dönemi gibi, insan hayatının aşamalarından birini teşkil eder, bu dönemin diğer dönemlerle ancak bir farkı var, çocukluk ve gençlik dönemleri, enerji ve gayretle dolu bir dönemken, yaşlılık döneminde insanların enerji ve gücü azalır ve eskisi gibi fiziksel faaliyetler yapamazlar.

BM, 1982 yılında Dünya Yaşlanma Konseyi'ni teşkil etti ve aynı yılda, yaşlılar için bir dünya günü planını sundu, bu öneri üzerine, Dünya Yaşlanma Konseyi, 1990'da 1 Ekim'i , yaşlılara saygı ve hürmet ve sorun ve ihtiyaçların giderilmesi amacıyla Dünya Yaşlılar Günü olarak ilan etti.

BM bu yıl, Dünya Yaşlılar Günü için yaş ayrımcılığı karşısında direniş temasını seçmiştir, bu temadan amacın yaş ayrımcılığı ve yaşlılara yönelik olumsuz bakışlar ve etkilerinin ele alınmasının olduğu bildirilmiştir.

Yaş ayrımcılığı, herhangi bir bireye  ya da gruba yaşından ötürü yapılan ayrımcılık türüdür. Yaş ayrımcılığı sistematik bir şekilde ya da istemsizce gerçekleşebilir. Yaş ayrımcılığı üç temel kategoride ele alınabilir. Bunlar yaşlı bireylere, yaşlanma sürecine ve yaşlılığa karşı oluşmuş ön yargılı yaklaşımlar; yaşlı bireylere karşı ayrımcı tavırlar ve yaşlı bireyler hakkındaki kalıplaşmış algıları destekleyen kurumsal uygulamalar ve politikalar olarak sınıflandırılır

Yaş ayrımcılığının önlenmesi kanunu, İngiltere, ABD, Danimarka, İrlanda ve Avustralya gibi bazı ülkelerin iş pazarlarında uygulanmış bulunuyor.

Bu kanun, cins ve ırk ayrımcılığının önlenmesi yasalarından esinlenerek hazırlanmıştır.

Bu kanun hükümetleri, yaşlıların çalışmasını güvence altına almak ve işverenlerin yaşlılara ayrımcılığı engellemekle görevlendiriyor. 

İş pazarında yaş ayrımcılığı tanımı,"bir işçi veya memurun bir işveren tarafından yaşından dolayı ayrımcılığa uğraması" şeklinde yapılmıştır.

Yaş ayrımcılığının farklı şekilleri var, bazen açıktır örneğin, bir kimse, yaşlı olduğu için işten atılıyor. Bazen de, bu ayrımcılık dolaylı olarak uygulanıyor, mesela, yaşları sebebiyle işçiler veya memurlar hakkında yapılan değerlendirmeler ve açıklamalar. İşçi sendikaları, yaş ayrımcılığının çalışma ortamında en yaygın şekilde uygulandığını bildiriyor.

Medya ve reklamcılık gibi bazı sektörlerde, yaş ayrımcılığı, sıradan bir hal almıştır ve üzerinden yıllar geçmesine rağmen hiçbir itiraza neden olmamıştır.

Yaş ayrımcılığı kanunu, çalışma ortamlarındaki bazı meseleleri içeriyor, bu meseleler bir arada yaş ayrımcılığı kanununun parçaları ve detaylarını teşkil ediyor.

Bu kanun uyarınca, işveren, iş verirken yaş sınırı şartını koymamalıdır, ayrıca yaşlarından dolaylı işçilerini ihraç eden veya eğitim imkanlarından yoksun bırakan işverenler, bu yasayı çiğnemiş olur. Ancak işveren bu işi için ikna edici gerekçe sunarsa, bu yasanın bir bölümünü ihlal edebilir. Bu kanun sadece iş ve çalışma ortamındaki şartları kapsıyor. Bir kez daha hatırlanacağı üzere, yaş ayrımcılığı kanunu, birkaç ülkede daha uygulanıyor.

Toplumsal açıdan da yaşlılar kendi yaşamlarında birçok gelişme ile karşı karşıya kalırlar., bunlardan bazıları şöyledir; emeklilik, menepoz dönemi, çocuklar tarafından huzur evine teslim edilmek, eş ölümü ve ...

Bir nevi yakınları için de sorun oluşturan yaşlıların en önemli sorunları, sağlık ve bağımsızlıklarının tehlikeye düşmesi ve yalnızlık hissetmeleri ve bazen de başkalarıyla ilişkilerinde değersiz olduklarını düşünmeleridir.

İnsan hayatının ilk yıllarında, güçsüz ve zayıf bir varlıktır, ancak enteresan biçimde gelişim aşamalarını birbirinin ardından geride bırakır. Gençlikte cismi gücünün zirvesine ulaşır ve orta yaşlarda ise ruhsal açıdan olgunlaşır. Bu aşamaların ardından aşağı yönlü bir seyir izlemeye başlar ve yeniden güçsüz bir varlık olur.

Kuran-i Kerim Rum Suresi'nin 54. ayetinde şöyle buyurur: "Allah O'dur ki, sizi güçsüz olarak yaratır, sonra güçsüzlüğün arkasından kuvvet verir. Sonra kuvvetin arkasından yine güçsüzlüğe ve ihtiyarlığa getirir. O dilediğini yaratır. Ve O, her şeyi bilir, her şeye gücü yeter."

İslam'da yaşlılara saygı gösterilmesine büyük önem verilmekte ve onlara bakmanın ve sorunlarıyla ilgilenmenin toplumun her bir ferdinin boyun borcu sayılır, bu yüzden İslam, insanların yaşlılara bakmak ve onlara saygı göstermek adına bazı kurallar koymuştur. İnişli çıkışlı günlerde, aylarda ve yıllarda kendi insanlık görevini liyakatiyle yerine getirmelerinin ardından şu an çok değerli deneyim yığınıyla toplumun diğer fertlerinin yanında yer aldığı için yaşlılara sevgi ve saygı gösterilmesi gerekiyor.

Kutsal İslam dininde,  yaşlılara saygı ve hürmet gösterilmesine büyük vurgu yapılmıştır. Nitekim Peygamber Efendimiz -saa- "Yaşlı Müslümanlar'a saygı, Allah karşısında boyun eğmektir"  diye buyurmuştur veya başka bir yerde, "Yaşından dolayı bir "büyüğün" fazilet ve makamını bilip, ona saygı gösterene, Yüce Allah, Kıyamet gününde korku ve dehşetten korur" diye buyurmuştur.

İslam, ahlaki kurallarında, büyüklere saygı, küçükler ise sevgi gösterilmesini tavsiye eder. Bu saygı ve sevgi ile aile ocakları daha sıcak ve sefalı olur.

İmam Sadık -sa- şöyle buyurmuştur: " Bizim büyümüze saygı ve küçüğümüze sevgi ve merhamet göstermeyen bizden değil".

Büyüklere saygı ve hürmet göstermek; onlara isimleriyle seslenmek, karşılarında saygı için kalkmak, önlerinden gitmemek, onlarla yüksek sesle konuşmamak, ihtiyaçlarını gidermek, onlara hizmet vermeyi büyük bir görev olarak görmek ve ihtiyarlıklarında onlara bakmaktan ibarettir.

İmam Seccad -as- yaşlıların hakları konusunda şöyle buyuruyor: "Yaşlının sana hakkı; onun yaşına saygı göstermen, İslam'da faziletli geçmişi varsa takdir etmen ve öncülük vermen, anlaşmazlık yaşarken onunla yüzleşmemen, yol giderken önünden gitmemen, onu cahil görmemen, cahilce davranması halinde ona tahammül etmen, geçmişi gereği ona saygı göstermendir çünkü yaş ve yıl,İslam'ın hakkıdır".

Genellikle toplumda yaşlılara saygı gösterilir, yaşlılar anne ve baba olursa bu görev daha ağır olur. Anne ve babalar, yaşlandıklarında, başkalarından daha fazla ilgi ve teveccüh ihtiyacı duyarlar, yaşlıların ayrıca toplumun her ferdi üzerinde daha fazla hakka sahipler. 

Bu yüzdendir ki Kuran'i Kerim, yaşlı anne ve babalarımıza hatta bir "of" kelimesini kullanmamızı emreder.

İşte burada Yüce Allah İsra Suresi'nin 23. ayetinde şöyle buyurur: "Rabbin yalnız kendisine kulluk etmenizi ve ana-babaya güzellikle muâmele etmenizi emretti. Eğer onlardan biri veya her ikisi senin yanında iken ihtiyarlığa ererlerse onlara öf bile deme, onları azarlama, onlara güzel ve tatlı söz söyle."

Ailelerde yaşlıların varlığını bir engel olarak gören ve onları kişisel özgürlüklerini kıstırmaya ve hatta aile ortamından onları uzaklaştırmaya çalışan Batı kültürünün askerine, İslam'da yaşlılara değer ve kıymet verilmektedir, İslam, yaşlılara ve haklarına saygı gösterilmesini ve olgunlaşmış düşünce ve deneyimlerinden yararlanmayı tavsiye ve teşvik ederek.

Yaşlıların yeri huzur evleri olmaktan ziyade ailenin samimi ve sıcak ortamı olmalıdır, yaşlılar, evlerimizi ışıklandırmalı ve merhamet ve buluşma ekseni olmalıdır. Onların değerli düşüncelerinden de yararlanmalıyız çünkü onlar, dünyanın inişli çıkışlı, iyi, kötü, acı ve tatlı günlerini geride bırakmış ve ömürlerine bedel olan deneyim edinmiş insanlar olarak, hayatımızda karar alırken iyi danışmanlar olabilirler.015