Uluslararası yoksullukla mücadele günü
Paris'te 17 Ekim günü yüz bini aşkın insan toplanıp yoksulluk ve açlık ile şiddete karşı mücadele günü ilan ettiler.
BM genel kurulu da Aralık 1992 tarihinde 17 Ekim gününü uluslararası yoksulluğun kökünün kazınması günü olarak ilan edildi. BM genel kurulu ayrıca 1995 yılında yoksullukla mücadele doğrultusunda gelecek on yıl süreci ilan edildi. Buna göre, dünya liderleri 2 bin yılında 2015 yılına kadar yoksulluğu yarı yarıya indirme kararı aldılar.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon'un belirttiği üzere, 17 Ekim günü, aşırı yoksullukla mücadele üzerinde birlikte düşünme, karar verme, birlikte faaliyete geçme taahhüt edilmiştir.
Binyıl Kalkınma Hedefleri kapsamında aşırı yoksulluk içindeki insan sayısının belirlenen süreden önce iki kat azaltıldığını, 1990 ile 2010 yılları arasında en az 700 milyon insanın aşırı yoksulluk kapanından kurtulduğunu belirtti. Buna rağmen kalkınmakta olan ülkelerde her beş kişiden biri, bir diğer deyişle 1,22 milyar insanın günde 1,25 ABD Doları, 2,4 milyar insanın ise günde 2 ABD Doları gelirle yaşamak zorunda kalmaktadır. küresel mali krizin başlangıcından sonra ülkeler arasında eşitsizlikler daha da arttı. Günde 1,25 ABD Doları ya da daha düşük bir gelirle geçinmek zorunda kalan kesimler aşırı yoksul olarak tanımlanıyor.
Kadınlara ve kız çocuklarına yönelik açık adaletsizlik devam etmekte ve bu süreç kalkınma çabalarını engellemektedir. Toplumlarda zenginler ile yoksullar arasındaki uçurumun artmasının toplumların dokusuna zarar vermekte ve istikrarsızlığa yol açmaktadır. Yoksulluğun egemen olduğu yerlerde insanların hayat şartlar acımasız ve kısadır.
BM'nin aldığı karara göre, 2015 sonrası kalkınma gündemini belirleme ve iklim değişikliği ile mücadele çabalarının sürdürülmesi, yoksulluğun tüm şekillerinin yok edilmesidir gerekir.
BM Üyesi devletlerin asıl sorumluluğu, yoksullukla mücadele etme, sürdürülebilir barışçı, refah ve eşitlikçi bir geleceği inşa etmektir. Bu amaçla açlık ve yoksulluğu ortadan kaldırmak, ilköğrenimini Dünya'da yaygınlaştırmak, cinsiyet eşitliğini sağlamak, Kadın haklarını geliştirme ve çalışma yeteneklerini geliştirmek, bebek ölümlerini önlemek, anne sağlığını korumak, AİDS ile mücadele etmek, sıtma ile mücadele etmek, kalıcı olarak çevre hayatını korumak ve geliştirmek kaçınılmazdır.
BM kalkınma programına göre, yoksulluk gıda, beslenme, konut, arsa, servet ve gelirle sınırlı değildir. İnsanları tahkir etmek ve dışlamak, yoksulları aşağılamak ve onların gelişimini önlemekte yoksulluğun gelişimine sebep olmaktadır. Günümüzde yüzlerce milyon aile mutlak yoksulluk içindedirler. Çalışan 780 milyon Kadın ve erkek ailesini geçindirecek yeterli gelire sahip değildir. Bunlar günlü 2 dolar gelir elde ediyorlar. Bu nedenle bütün sosyal hizmetler ve eğitim gibi haklardan mahrumdurlar. Bu cemaat kalkınmakta olan ülkelerin nüfusunun üçte birini oluşturuyor. Kalkınmakta olan ülkelerin nüfusunun dörtte biri de günlük 2 ila 4 dolar gelir elde etmektedirler. Bu guruptaki insanlar da yoksulluk sınırında bulunuyorlar. Ekonomik ve toplumsal yoksullukla birlikte manevi ve siyasi yoksulluk ve mahrumiyette söz konusudur. Farklı toplumlarda insanlar bu çok boyutlu mahrumiyet ve yoksulluk içinde yaşıyorlar. UNECO açısından yoksulluğu, nispi gelir darlığı, izzeti nefs, eğitim fırsatı olmaması, toplumsal faaliyetlerin sınırlandırılması, karar alma sürecinden mahrum bırakılması olarak nitelendirmektedir. Gözlemcilere göre, temel insan hak ve özgürlükleri ve medeni haklarıyla sosyal adaletin çiğnenmesi, yeterli gıda ve suya ulaşılmaması, uygun konutun bulunmaması, sağlık imkânlarının yokluğu, doğal hayat sürecinden daha kısa sürede ölümler, yapıcı ve üretken işlerde çalışmakla birlikte geçim sıkıntısı çekme ve ailesinin ihtiyaçlarını sağlayamama, eğitimsizlik ve eğitimden yoksun bırakma, yoksulluğun farklı biçimleridir.
İslam dininde fakirlik şiddetle kınanmıştır. Nitekim Peygamber efendimiz Hz. Muhammed Saa buyuruyor ki; Fakirlik küfre yakındır ve her ilişinden Allah'a sığınmak gerekir.
Başka bir hadisi şerfe göre, Allah Hz. İbrahim'e buyuruyor ki; ey İbrahim seni yarattım, sonra seni Nemrud'un ateşine yakalatıp denetim. Acaba seni yoksulluğa yakalatsaydım ve sabrını elinden alsaydım ne yapardın? İbrahim de cevap verdi: Allah'ım yoksulluk nemrut ateşinden daha kötü ve şiddetlidir." Allah'ta buyurdu ki; " izzet ve celalime and olsun ki, semada yoksulluktan daha şiddetlisini yaratmadım.
İslam ekonomisi açısından yoksulluk tabii kaynakların kıtlığından kaynaklanmıyor. Bütün insanları besleyecek ve gelişimini sağlayacak Allah vergisi zenginlikler vardır. Nitekim Allah buyuruyor ki: "Ve Allah ne dilediyseniz hepsini de vermiştir size ve Allah'ın nimetlerini saymaya kalkışırsanız sayamazsınız. Gerçekten de insan, pek zâlimdir, küfrü pek boldur onun. (İbrahim 34)
İnsanlar ruhi sıfat, bedeni ve fiziki güç ve yapı, düşünce yapısı açısından farklı özelliklere sahiptirler. Bu nedenle zorluklar karşısında direnme, karar alma, korkusuzluk ve yüreklilik, bilinçlenme ve kabiliyetleriyle yeteneklerini geliştirme açısından farklıdırlar. Bu yüzden doğal imkânlar da eşit seviyede aralarında paylaşılsa bile, farklı sonuç ve getirilere tanık oluruz. İslam İnsan fıtratına uygun bir din olarak adaletsizlik ve ayırımcılık üzerine her türlü gelir paylaşım adaletsizliğini reddeder.
İnsanlar bedeni güç açısından veya ruhi açıdan zayıf olurlarsa bazı sorunlarla karşılaşırlar. Bazı toplumsal kesimlerde zelzele ve sel felaketi gibi doğal afetlerle karşılaşıp yoksullaşabilirler. İslam Yoksullukla mücadele etmek için Humus-Beşte bir- ve zekatı farz kılmıştır. Buna ilaveten Enfal'e emretmiştir.
Allah Sadaka vermenin yoksulluğu giderdiğini buyurmaktadır. Nitekim Allah Bakara Suresinin 273. Ayetinde buyuruyor ki; "Sadakalar) Kendilerini Allah yolunda adayan fakirler içindir ki, onlar, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremezler. İffetlerinden dolayı bilmeyen onları zengin sanır. (Ama) Sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük ederek insanlardan istemezler. Hayırdan her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir. "
Allah ayrıca Bakara suresinin 268. Ayetinde buyuruyor ki; " Şeytan, sizi yoksulluğa çağırır, size kötülüğü buyurur. Allah'sa yarlıgamasına, ihsânına davet eder ve Allah'ın ihsânı boldur, her şeyi o bilir".
Allah Bakara Suresi'nin 267/ ayetinde de infak yapmaya ve yoksullukla mücadele emredip buyuruyor ki;
" Ey inananlar, kazandığınız temiz şeylerden, yeryüzünden sizin için çıkardığımız nesneleri verin, görmemek için gözlerinizi yummadan ele alamayacağınız bayağı ve aşağılık şeyleri değil ve bilin ki Allah, müstağnîdir ve tam hamda lâyık olan odur."
Uluslararası kuruluşların tahminlere 2015-2030 yılları arasında 570 milyon kadın ve erkek genç Afrika ve Güney Asya bölgelerinde işgücü safına katılacaklardır. Uygun istihdam ve iş kollarının geliştirilmesiyle insanlar geçimlerini sağlayıp yoksulluktan kurtulabilir. Yoksulluğun kökünü kazanmak için ilkin geçimini sağlayamayan insanlar tespit edilmeli ve eğitim ile çalışma şartları sağlanmalıdır. Nüfus planlaması yapılmalı ve silahlı çatışmalar durdurulmalıdır.
Ekonomik gelişme ile birlikte fırsat eşitliği sağlanmalı, sosyal adalet gerçekleştirilmeli, çevre hayatı tahribatı durdurulmalı, gelir paylaşımı adaletli olmalıdır. Yoksulluğun olumsuz boyutlarından biri de çevre hayatının bozulması, tarımsal alanlar ve toprakların erozyona uğratılmasıdır. Tarımsal alanların bozulmasıyla gıda kıtlığı ve açlık yaygınlaşır. Yetersiz beslenme fiziki ve psikolojik ve ruhi rahatsızlıklara ve hastalıklara sebep olur. Eğer yüz milyarlarca dolar silahlanmaya yatırımlar yapılmazsa, savaşlar olmazsa, silah satışı yapılmazsa, Dünya'daki çevre hayatı da korunur ve yoksulluğunda kökü kısa sürede kazınır.015