Dünya İklim Değişikliği ile Mücadele Günü
Küresel ısınma başta olmak üzere iklim değişikliği konusu, son 20 yılda büyük çevre sorunlarından biri haline gelmiştir, bu sorun, dünyadaki birçok siyasi ve bilimsel çevrenin dikketi ve ilgisini üzerine çekmektedir.
İnsanın faaliyetlerinden kaynaklanan küresel ısınma ve iklim değişikliği, dünyanın geleceğini tehlikeye atabileceğinden bilim adamları derin endişe duymaktalar.
BM, 24 Ekim tarhini, Dünya İklim Değişikliği ile Mücadele Günü olarak adlandırmıştır.
Bu münasebet dolaysıyla, hazırladığımız özel sohbetimizi siz değerli dinleyicilerimizle paylaşıyoruz.
Kürese ısınma başta olmak üzere iklim değişikliği konusu, son 20 yılda büyük çevre sorunlarından biri haline gelmiştir, bu sorun, dünyadaki birçok siyasi ve bilimsel çevrenin dikketi ve ilgisini üzerine çekmektedir.
Uzmanlar ve bilimadamlarına göre, bu olgu, insanının hayatını tehlikeye maruz bırakabilecek on esas etkenden biri sayılıyor. Son yıllarda, iklim değişikliği ve küresel ısınma, bazı ülkeleri telafi edilmez zarar ve hasarlarına uğratmıştır.
İklim değişikliği tehlikeleri ve yol açabileceği sonuçları yüzünden, BM her yılın 24 Ekim gününü Dünya İklim Değişikliği ile Mücadele günü olarak belirleyerek, dünya insanlarının bu hayati konunun önemine dikkatini çekmeye çalışmıştır. Biz de bu münasebet dolaysıyla hazırladığımız özel programı sizlere takdim ediyoruz.
Küresel İklim Değişikliği insani endüstriyel, tarımsal ve enerji tüketimi gibi faalyetlerinin sonucu olarak atmosferdeki miktarı ve yoğunluğu artan sera gazlarının neden olduğu küresel ısınma'nın neden olduğu iklim değşiklikleridir. Bu iklim değişikleri kuraklık, çölleşme, yağışlardaki dengesizlik ve sapmalar, su baskınları, tayfun, fırtına, hortum vb meteorolojik olaylarda artışlar gibi belirtilerle kendini gösterir.
Küresel iklim değişikliğinin temel nedenleri; nüfus artışı ve buna bağlı enerji tüketimi, toprak kullanımı, uluslararası ticaret ve ulaşım gibi diğer insan aktivitelerindeki artış ile sanayinin gelişmesidir. İklim değişikliğinin asıl nedeni küresel ısınmadır. Bunun sebebi ise atmosferdeki "sera gazlarının" artmasıdır. Sera gazı emisyonlarının insan faaliyetleri ile arttığı bilinmektedir. Karbondioksit en önemli sera gazı olup; araç egzoslarından, ısınma amaçlı yakılan yakıtlardan, fabrika bacalarından atmosfere bırakılmaktadır.
Küresel iklim değişikliği, insan sağlığını koruma konusundaki çabalara engel oluşturmaktadır. İklim değişikliği insan yaşamı için giderek artan bir tehdit haline gelmiştir. Küresel iklim değişikliğine bağlı olarak ortaya çıkan çok çeşitli sağlık sorunları ile gün geçtikçe daha sık karşılaşılmaya başlanmıştır.
Uluslararası tartışmalarda önemli yer tutan bu konu 7-8 yıldır halk sağlığı alanında çalışanların gündemindedir. Toplum gündemine taşınmasına yönelik çabalar son zamanlarda artmıştır.
İklim değişikliğinin sağlık etkileri doğrudan ya da dolaylı olarak ortaya çıkmaktadır.
Doğrudan etkiler arasında sıcak dalgalarına bağlı meydana gelen ölümler ve hastane başvurularında artış pek çok ülkede araştırmalarla gösterilmiştir. Aşırı hava olaylarının (seller, fırtınalar vb) sıklığında ve şiddetinde artışlar olmuştur. Gelecekte bu tür afetlerin sıklık ve şiddetinin daha da artması beklenmektedir. Bu tür afetlere bağlı olarak ölümler, yaralanmalar, enfeksiyon hastalıklarında ve vektörlerle bulaşan hastalıklarda artış görülmekte; göçler, toplumsal sorunlar ortaya çıkmaktadır.
Dolaylı etkilerin neden olduğu sağlık sorunları arasında; vektörlerin yaşam alanlarında değişiklikler olmasına bağlı olarak sıtma, Dang ateşi, viral ensefalitlerde artış, hastalık etmenlerinin virulasında ve çoğalma hızında artışa bağlı olarak ortaya çıkan hastalıklarda artış, su ve gıda kaynaklarının azalması, çölleşme, buzulların erimesi, deniz suyunun termal genişlemesi, su kaynaklarında tuzlanma, su kaynaklarının azalması sonucunda da su ve gıda ile bulaşan hastalıklarda artış ortaya çıkmaktadır. Ayrıca çevresel bozulmanın sonuçlarına bağlı olarak çevresel göçmenlerin artması, yerleri değiştirilmiş, demoralize toplumlarda ortaya çıkan psikolojik sorunlar, toplumsal çatışmalara bağlı çeşitli sağlık sonuçları da ortaya çıkmaktadır.
Artan sıcaklık polen mevsiminin uzamasına ve astım gibi allerjik hastalıkların artışına da neden olmaktadır.
İklim Değişikliğine Bağlı Olarak Ortaya Çıkan Sağlık Sorunları
Geniş alanda hissedilecektir,
Çok sayıda kişiyi etkileyecektir,
Geniş bir zaman diliminde ortaya çıkacaktır,
Bu konuda araştırma yapmak çok karmaşık ve güçtür.
Dr. Paul R. Epstein'in The New England Journal of Medicine'de (NEJM) yayımlanan yazısı iklim değişikliğinin insan sağlığı üzerinde doğal afetler yoluyla görünen etkilerinin yanında, daha uzun dönemli yavaş değişikliklerden kaynaklanan, hastalık yapıcı mikroorganizmaların yayılması dolayısıyla da etkide bulunduğunu ortaya koymaktadır.
İklim değişikliğinin gözle görünen zararları arasında, 2003 yılında Avrupa'da on binlerce insanı öldüren, orman yangınlarına ve ekinlerin kurumasına sebep olan, Alp dağlarındaki buzul tabakasının %10'unu eriten sıcak hava dalgası ile ısınan Meksika Körfezi'nden kuvvet alıp kıyı yerleşimlerini yerle bir eden Katrina kasırgası (2005'te) sayılabilir. 2001 yılında toplanan Birleşmiş Milletler Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli, büyük ölçüde ormansızlaşma ve ısıyı tutan karbondioksit gibi gazları üreten fosil yakıtların kullanılması yoluyla, insanların bu değişiklikte önemli rol oynadıklarına karar vermiştir.
2001 yılından beri, atmosferin ısınması ve karbondioksit birikmesi, kutuplarda ve Alpler'de buzulların erimesi, birkaç yıl önce hiç ihtimal verilmeyen bir hızla artmıştır. Ayrıca, kutup rüzgarlarının hızı artmakta, okyanusun derinlikleri ısınmakta ve atmosferin alt katmanlarının ısınması ozon tabakasının kendini yenilemesini geciktirmektedir. Üstelik, Grönland'da matkapla delinerek incelenen buzul tabakaları iklimin büyük bir hızla değişebileceğini göstermiştir. İklim değişikliği dünyada biyolojik değişikliklere yol açmaktadır.
Yazara göre, daha yavaş seyreden iklim değişiklikleri de insan sağlığına zarar verebilmektedir. Son yirmi yılda ABD'de, iklime dayalı faktörlerin de etkisiyle astım vakaları dört katına çıkmıştır. Karayip adalarında yaşayanların da solunum yolu rahatsızlıkları artmıştır. Yükselen karbondioksit düzeyi ve atmosferik ısınma bitki polenlerinde ve toprak mantarlarında artışa neden olmakta ve oluşan partiküller aeroallerjenler şeklinde akciğer alveollerinin içine girmekte, bağışıklık sistemini de etkilemektedir.
Dr. Epstein ayrıca son otuz yılda biyolojik çeşitlilikte meydana gelen değişikliklerle, zararlı ve patojenleri kontrol altında tutan, avcı ve av hayvanları dengesinin değişime uğradığını saptamaktadır. Isınmayla birlikte mikropların yayılma alanı da genişlemektedir. Örneğin, İsveç'te kışların daha ılıman geçmeye başlamasıyla hastalık taşıyan kenelerin kuzeye doğru yayıldığı, ABD ve Kanada'da da benzer bir değişikliğin olabileceği saptanmıştır. Birçok hastalığın taşıyıcısı olan sivrisineklerin üremesi ısı artışlarına karşı çok hassastır. ABD'nin güney batısında avcı hayvan nüfusunu azaltan, altı yıl süren kuraklıktan sonra 1993 yılında erken gelen şiddetli yağmurlar kemirgenlerin besini olan bol miktarda çam ağacı meyvesi ve çekirge ortaya çıkarmış, sonuçta artış gösteren beyaz ayaklı fare popülasyonu Amerika kıtasında hantavirüse bağlı hantapülmoner sendromda artışa neden olmuştur.
1999'da New York şehrinde ortaya çıkan Batı Nil virüsünün ise, kuşları ısıran Culex pipens sivrisineğinin kuraklık dolayısıyla ortaya çıkan sığ sularda üremesine bağlı olduğu düşünülmektedir. Sıcak ve kurak 2002 yazında tüm ülkeyi kat eden hantavirüs 230 hayvan ve 138 kuş çeşidini enfekte etmiştir. Aşırı nem ve seller de, 1993'te Missisipi nehri taşkınlarında olduğu gibi, hastalıklara yol açan virüs ve toksinleri ortaya çıkarmaktadır. Mercan kayalıklarının yine ısınma dolayısıyla "beyazlanması" ise hem burada barınan balıkların, hem de çeşitli ilaçlara hammadde oluşturabilecek türlerin yok olması dolayısıyla insan sağlığını tehdit etmektedir
Yukarıda değindiğimiz küresel ısınma ve iklim değişikliğinden kaynaklanan sorunlar, tehlikeler ve hastalıklar sebebiyle, bugün birçok uluslararası örgüt ve ülke, bunun için çözüm arayışı peşinde olmuştur.
Nitekim BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon 2015 yılında Bolivya'da düzenlenen Küresel İklim Değişikliği Konferansı'nda yaptığı konuşmada, dünyadaki iklim değişikliğinden dolayı endişelerini dile getirerek, dünyada iklim değişikliği sonuçları ve etkileriyle mücadele için çözüm bulma çabalarını hızlandırmak gerektiğini belirtti.
BM Genel Sekreteri konuşmasında, G20 ülkelerini dünyada yayılan sera gazlarının üçte dördünden fazlasını üretmekten sorumlu tutarak, şu an yerkürenin ortalama sıcaklığının 1.5 derece arttığını, bunun 2 dereceye varmadan önce acil girişimlerde bulunulması gerektiğini vurguladı.
Genel Sekreter, ayrıca, yerkürenin ısınmasını önlemek için gelişmekte olan ülkelere 100 milyar dolar yardım edilmesi gerektiğini ifade ederek, gelişmiş ülkelerin az gelişmiş ülkelerin büyümesine destek vermeleri gerektiğini, bu bağlamda temiz ve yenilenebilir enerjiler üzerinde yatırım yapılması gerektiğini belirtti.
Paris'te 2016 yılında düzenlenen İklim Değişikliği Zirvesi'ne katılan 195 ülkenin tamamı, 11 gün görüşmelerin ardından iklim değişikliğiyle mücadele için bir anlaşma imzaladı.
Bu anlaşma uyarınca yerküre sıcaklığının 2050 yılına kadar küresel ortalama sıcaklık artışının 1,5 ile 2 derece arasında sınırlandırılması gerekiyor.
Paris'te imzalanan tarihi anlaşma 2020 yılından itibaren yürürlüğe girecek.
Ancak bazı çevre uzmanları, Paris İklim Konferansı'nın sonuçlarının bu sorunun aşılması için yeterli olmadığını bildiriyor.
Küresel Yeşil Barış Örgütü Yürütme Müdürü Komi Naido, Paris anlaşmasına gösterdiği tepkide, bu anlaşmanın küresel ısınma ve iklim değişikliği sorununa son vermeyeceğini, zira şu an kuyunun dibinde olduklarını ifade etti.
Dünya Ekonomik Forumu'nun Ocak 2016'ta yayınladığı son rapora göre, iklim değişikliğinin önüne geçilmemesi halinde dünya gelecekte bunun sonuçlarına katlanacak.
750'den fazla uzman tarafından hazırlanan bu raporda, iklim değişikliğiyle mücadele çabalarının başarısız kalması, kitle imha silahları ve su krizinden daha büyük tehlikelere yol açabilecek. Bu yüzden küresel ısınma ve iklim değişikliği sorunu ile mücadele, gözardı edilmemesi gereken bir konudur.015