Guterres; Kolay seçim, zor görev - 1
Antonio Manuel Olivera Guterres’in BM yeni genel sekreteri seçilmesi güvenlik konseyinde genel konsensüs ve çok az bir sorunla gerçekleşti.
Şimdi ise BM’nin çiçeği burnunda yeni genel sekreteri kendini yığınla yarıda bırakılmış zorlu uluslararası misyon ve barışı sağlamak için krizleri yönetme konuları ile karşı karşıya buluyor.
BM genel sekreteri Ban Ki Moon 2016’nın son gününde yerini Portekizli eski diplomat Antonio Guterres’ye veriyor ve böylece Moon’un dünyanın en önemli kurumunda on yıllık genel sekreterlik döneminin dosyası kapanıyor. Bu dosyada bazı olumlu seyrek sayıda notun bulunmasına karşın Suud rejiminin adını BM çocuklara karşı savaş suçu işleyen rejimlerin listesinden çıkarmak gibi bir çok kırık not ve kara leke de yer alıyor.
Şimdi BM güvenlik konseyinin sorunsuz bir şekilde Antonio Guterres’in genel sekreterliği üzerinde uzlaşması ve BM genel kurulunun onayının ardından yıllarca BM mülteci işleri kurumunda üst düzeyde görev yapan ve ayrıca karnesinde Portekiz’in başbakanlığını yapma deneyimi de yer alan Antonio Guterres’in omuzlarında uluslararası ağır sorumlulukların yüklendiği gözleniyor.
BM geleneklerinde genel sekreterlik kolduğu bölgesel beş blok arasında sırasıyla el değiştirir. Gerçi BM güvenlik konseyinin beş daimi üyesi olan ABD, İngiltere, Çin, Rusya ve Fransa genel sekreterliğe aday gösteremiyor, ama buna rağmen bu devletler BM’de genel sekreteri belirleyen esas ülkeler sayılıyor ve gözetledikleri adayı nihai seçim için BM genel kuruluna öneriyor.
Bundan önce Norveçli Trigohli, İsveçli Dag Hamershuld, Miyanmarlı Utant, Avusturyalı Kurt Valdhaim, Perulu Haviyer Perez Dekueyar, Mısırlı Petros Gali, Ganalı Kofi Annan ve Güney Koreli Ban Ki Moon sırasıyla BM genel sekreteri olmuştu.
BM güvenlik konseyi üyeleri 5 Ekim 2016 tarihinde gayri resmi bir oylama ile Antonio Guterres’i BM genel sekreterliği için nihai aday olarak seçtiler. Bu oylamada Antonio Guterres BM güvenlik konseyinin 15 üyesinden 13 olumlu ve 2 çekimser oy elde etmeyi başardı. Bu oylamada ilginç olan nokta, BM güvenlik konseyinin beş daimi üyesinden hiç birinin Antonio Guterres’e olumsuz oy vermemesiydi.
Bir gün sonra yanı 6 Ekim tarihinde BM güvenlik konseyi düzenledikleri resmi oturumda oy birliği ile Antonio Guterres’i BM’nin yeni genel sekreteri ve Ban Ki Moon’un halefi olarak seçtiler.
Ancak Antonio Guterres BM genel sekreterliği koltuğuna oturabilmek için BM’nin tüm üyelerinden oluşan genel kurulun da oylarına ihtiyacı vardı. Gerçi bu oylar formalite sayılıyor ve elde edilmesi de yeni genel sekreter için zor gözükmüyordu.
Gerçekte BM güvenlik konseyi üyelerinin Antonio Guterres üzerinde konsensüs sağlamaları yüzünden bir çok gözlemci de bu seçimi sorunsuz ve sessiz gerçekleşen bir seçim niteledi. Bu arada yeni genel sekreterin BM güvenlik konseyi üyeleri arasında tam destekten yararlanması, programlarını daha güçlü bir şekilde yürütebileceği şeklinde yorumlandı.
Aslında BM güvenlik konseyi üyeleri Antonio Guterres’i, genel sekreterlik koltuğu için yedi şahsiyet daha aday olduğu halde nihai aday olarak açıkladı. Söz konusu yedi aday da hem ulusal ve hem uluslararası boyutlarda siyasi faaliyetleri olan insanlardı. Bu adaylarda biri Slovenya’nın eski Cumhurbaşkanı Danilo Turk’tu. Türk uluslararası hukuk dersini dünyanın ünlü üniversitelerinde ders veren ve silahlı çatışmaların kurbanı olan çocukların rehabilitasyonu ile ilgilenen uluslararası Danilo vakfını yöneten bir şahsiyettir.
Makedonya’nın dışişleri eski Bakanı Sercan Kerim ve Monte Negro Başbakanı İgor Laksik de Antonio Guterres ile bu koltuk için rekabet eden adaylardı.
Bu dönemde BM genel sekreterliği için aday olan şahsiyetlerin arasında dikkat çeken bir başka konu, dört kadın politikacının da aday olmasıydı. Nitekim bundan önce de bir çok siyaset adamı BM’nin başına bir kadının geçmesini desteklemişti. Örneğin Ban Ki Moon geçen Ağustos ayında yaptığı açıklamada, artık sekiz dönem erkeklerin genel sekreterliğinin ardından BM’de bir kadının genel sekreter olma zamanı gelmiştir, dedi. Kadın adaylardan biri, 2009 yılından beri UNESCO’nu başında bulunan İrina Bokova idi. Moldova Dışişleri Bakanı eski yardımcısı ve 2015’te bu ülkenin geçici Başbakanı Natalia German, Hırvatistan Başbakanı birinci yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Vesna Puzik ve Yeni Zelanda’nın eski Başbakanı Helen Clarck, BM genel sekreterliği için adaylığını koyan diğer kadın politikacılardı. Her dört kadın aday BM gibi uluslararası kurumlarda siyasi faaliyet alanında uygun mazisi bulunan adaylardı. BM genel sekreterliği adayları arasında dört kadın adayın varlığı gerçi hiç birinin zaferi ile sonuçlanmadı, fakat kadınların uluslararası siyaset arenasında konumlarını geliştirdiğini ortaya koydu.
Her halükarda Antonio Guterres sekiz adayın arasında BM güvenlik konseyi üyelerinin olumlu görüşünü kazanabilen ve dünyanın en önemli uluslararası kurumunun genel sekreteri olarak seçilen aday oldu.
Antonio Guterres ayrıca Batı Avrupa ülkelerinin desteklediği adaydı. Bu ülkeler BM müfettişlerinin Antonio Guterres’i kötü yönetimle suçlamalarına karşın onu desteklediler.
Aslında bu seçim uluslararası düzeyde BM genel sekreterinin nasıl seçildiği pek de şeffaf olmadığı ve üye ülkelerce eleştirildiği bir sırada gerçekleşti. Nitekim bu süreci eleştirenlere göre, dünyanın BM gibi tüm dünyayı ilgilendiren bir kurumun başına gelecek kişinin BM güvenlik konseyinin beş daimi üyesinin görüşüne endekslenmesi, bu teşkilatın önemli zayıf yönlerinden biri sayılır.
Şimdi gelin hep birlikte BM’nin yeni genel sekreteri Antonio Guterres’in siyasi geçmişi ve faaliyetlerine şöyle bir göz atalım.
67 yaşındaki Antonio Guterres siyasi faaliyetlerini 1974 yılında ve Salazar’ın elli yıllık diktatörlüğüne son veren karanfil çiçeği devriminden sonra Portekiz’in sosyalist partisine üye olup başladı ve 1992 yılında sosyalistlerin liderliğine yükselerek tüm gücü ile Portekiz’de en üst düzey siyasi mekvi için çaba harcadı ve sonunda 1995 yılında başbakanlık koltuğuna oturdu.
Antonio Guterres ayrıca 2005 ila 2015 yılları arasında BM göçmen ve mülteci işleri kurumunun başında yer aldı ve on yıl boyunca Batılı ülkeleri göçmenlere ve sığınmacılara yardım etmeye teşvik etti. Antonio Guterres BM güvenlik konseyinin oylarını kazandıktan sonra gazetecilerle ilk görüşmesinde dünyanın en mağdur kesimleri olan savaş ve terörizm kurbanları, insan hakları ihlalleri kurbanları, yoksulluk ve adaletsizlik kurbanlarına hizmet etmeye çalışacağını açıkladı. Antonio Guterres BM genel kurulundan da onay aldıktan sonra yaptığı açıklamada, Suriye ve Yemen’de krizi sonlandırmak için tüm gücünü kullanacağını vurguladı.
BM’nin yeni genel sekreteri Antonio Guterres ayrıca İran’ın bölgesel ve küresel denklemlerde ve dengelerde konumunu ve rolünü çok iyi bilen bir şahsiyettir. Antonio Guterres geçen sene Suriye krizi ve bu krizin bölgeye yönelik tehdit oluşturması hakkında yaptığı açıklamada İran ve bölgenin diğer önemli ülkelerinin katılımı olmaksızın bu krizin son bulmayacağını belirtmişti. Antonio Guterres ayrıca İran içişleri Bakanı Abdurrıza Rahmani Fazli ile geçen sene yaptığı görüşmede İran İslam Cumhuriyeti’ni Afgan mültecilerin durumu ile ilgilenmekte BM’nin en önemli ve en sorumlu ortadığı niteledi ve İran İslam Cumhuriyeti’nin Afgan mültecilere ve göçmenlere verdiği desteğinden ötürü Tahran yönetimine teşekkür etti.
BM’nin yeni genel sekreteri Antonio Guterres ayrıca iki yıl önce de İran Cumhurbaşkanı birinci yardımcısı İshak Cihangiri ile yaptığı görüşmede İran İslam Cumhuriyeti’nin son yıllarda İran’a sığınan mültecilere yaptığı cömertçe yardımlarından ötürü teşekkür etti.
Her halükarda görünen o ki Antonio Guterres’in genel sekreterlik döneminde çiçeği burnunda yeni genel sekreteri başta Ortadoğu bölgesi olmak üzere dünyanın krizzede bölgelerinde zorlu bir mücadele bekliyor.