Guterres; Kolay seçim, zor görev - 2
https://parstoday.ir/tr/radio/world-i47389-guterres_kolay_seçim_zor_görev_2
Geçen bölümde Antonio Manuel Olivera Guterres’in BM yeni genel sekreteri seçilmesi güvenlik konseyinde genel konsensüs ve çok az bir sorunla gerçekleştiğini ve Portekizli bu şahsiyetin aralarında dört kadın adayın da bulunduğu sekiz adayın arasında seçildiğini anlattık.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Kasım 13, 2016 11:51 Europe/Istanbul

Geçen bölümde Antonio Manuel Olivera Guterres’in BM yeni genel sekreteri seçilmesi güvenlik konseyinde genel konsensüs ve çok az bir sorunla gerçekleştiğini ve Portekizli bu şahsiyetin aralarında dört kadın adayın da bulunduğu sekiz adayın arasında seçildiğini anlattık.

Geçen bölümde ayrıca en son Antonio Guterres’i başta Ortadoğu bölgesi olmak üzere dünyanın krizzede bölgelerinde zorlu bir mücadele beklediğinden söz ettik. Şimdi sohbetimize kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Aslında BM’nin çiçeği burnunda yeni genel sekreterini bekleyen sorunların başında gücün yerine hukuk hakimiyetini sağlamaktır.

Son günlerde BM’de yapılan seçim çerçevesinde 2006 yılından beri on yıl boyunca BM’nin başında bulunan Güney Koreli eski diplomat Ban Ki Moon yerini Portekiz’in eski Başbakanı ve on yıl boyuna da BM mülteci işleri yüksek komiserliğini yapan Antonio Guterres’e bıraktı.

Şimdi eski genel sekreterinin görev süresinin sonuna gelindiği ve yeni genel sekreterin açıklandığı bir sırada eski genel sekreter Ban Ki Moon’un icraatını ve dünyanın en büyük uluslararası kurumunun başı olarak faaliyetlerini ve ayrıca yeni genel sekreter Antonio Guterres’i bekleyen sorunları gözden geçirebiliriz.

Bilindiği üzere BM bildirgesine göre genel sekreter bu büyük teşkilatın genel sekreterliği ve teşkilatın başında yer alan bir makamdır. BM genel sekreteri pratikte bu teşkilatın sözcüsü ve lideri ve uluslararası düzeyde en yüksek mevkii olan bir şahsiyet sayılır.

BM genel sekreteri için çeşitli görevler tanımlanmıştır. Bu görevlerin arasında teşkilatın siyasi kararlarını uygulamak, BM güvenlik konseyinde özellikle cari meselelerle ilgili raporunu sunarken etkili rol ifa etmek, barışı korumak üzere yapılan çalışmaları yönetmek, uluslararası konferanslar düzenlemek, uluslararası ihtilaflarla ilgilenerek arabuluculuk yapmakm, üye ülkelerin insanları ile temasa geçmek üzere dünyanın dört bir yanına seyahat etmek gibi görevler yer alıyor.

Aslında BM genel sekreterinin nüfuz oranı ve etkili rol ifa edebilmesi kişiliğine ve uluslararası düzen üzerindeki nüfuzuna ve sergilediği iradesine ve liderlik ve yönetimde gücüne ve uluslararası ilişkilerde geniş deneyimlerine ve diplomatik girişimlerde mahareti ve gücüne ve bir kaç dili bilmesine bağlıdır. Bu şartlara bakıldığında BM’nin Asya kökenli genel sekreteri Ban Ki Moon’un icraatı ve BM’nin uluslararası meselelerin çözümünde ciddi rol ifa etmesi bakımından pek de başarılı bir genel sekreter sayılmadığı anlaşılıyor.

Gerçekte Ban Ki Moon’un en önemli yumuşak karnı zayıf kişiliği ve üzerinde durulması gereken nüfuza açık şahsiyetiydi ki bu da bazen çelişkili tutumları sergilemesine neden oldu. Arabistan’ın adını bebek katili rejimlerin listesine koymak ve hemen ardından bu ülkenin baskıları ve tehditleri yüzünden adını bu listeden çıkarmak, Moon’un kişiliğinin zayıf olduğunu ortaya koyan son örnekti.

Öte yandan Ban Ki Moon on yıllık faaliyeti boyunca çeşitli krizlerin çözümünde arabuluculuk önerisinde bulundu ki buna da Yemen’de çatışma tarafları, Hindistan ve Pakistan’ın Keşmir anlaşmazlığı, İran ve Amerika, İran ve Arabistan arasında arabuluculuk önerilerini örnek vermek mümkün. Gerçi sözü edilen bu örneklerin hiç birinde Moon’un arabuluculuk önerisi ya kabul edilmedi, ya da etkili olup herhangi bir somut sonuca ulaşmadı. Bu sonuçlar ise Ban Ki Moon’un güçlü ve etkili bir şahsiyet olmadıını ve BM de Moon’un genel sekreterliği döneminde sorunları giderme gücünü büyük oranda kaybettiğini ve pratikte etkisiz bir kuruma dönüştüğünü gösteriyor.

Ban Ki Moon uluslararası barış ve güvenliğe katkı sağlama alanında iyi bir karnesi bulunmuyor. Nitekim BM’nun Suriye krizi, Arap ittifakının Yemen topraklarına saldırısı, Irak ve Afganistan’da terörün yayılması, bazı malum ülkelerin IŞİD’e silah ve para desteği sağlaması, Mısır ve Yemen ve Bahreyn’de halk inkılaplarının bastırılması ve mülteci krizinin daha da vahim boyutlara ulaşması gibi durumlara karşı pasif tutumu, Ban Ki Moon’nun küresel barış ve güvenliği temin etmekten sorumlu olan BM’yi dünyanın tüm milletlerinin temsilcisi haline getiremediğini ve bilakis bu teşkilatı da da pasifleştirdiğini gösteriyor.

Şimdi ise yeni genel sekreter Antonio Guterres BM’yi Suriye’de savaş, Yemen’de cinayet ve tecavüz, Afganistan’da Taliban’ın saldırıları ve özellikle IŞİD’in Irak ve Suriye ve Türkiye’den Almanya ve Fransa ve Amerika’ya kadar yayılan bir alanda insanların can ve mal güvenliğini tehdit ettiği ve Ortadoğu ve bütün dünya beşeri facialar, savaşlar, yıkım ve terörün tırmanması gibi durumlarla karşı karşıya kaldığı bir sırada bu teşkilatı Ban Ki Moon’dan devralıyor.

Aslında BM yeni genel sekreteri Antonio Guterres bu teşkilat her zamankinden daha çok küresel konumunu ve nüfuzunu kaybettiği ve bunun yerine bazı ülkelerin askeri gücü ve milli çıkarları çerçevesinde uluslararası meselelere yaklaştığı bir sırada genel sekreterlik koltuğuna oturuyor.

Gerçi BM genel sekreteri bu teşkilatın bildirgesine göre uluslararası kararları tek başına alamıyor ve bu yetki büyük oranda BM daimi üyelerine devredildiği anlaşılıyor, fakat Portekizli Antonio Guterres’in mevcut şartlarda en önemli görevi belki de BM genel sekreterinden daha muktedir ve nüfuza açık olmayan bir kişilik sergilemek  ve süper güçlerin sözünü dinleyen bir genel sekreter yerine mazlum milletlere daha yakın duran bir gelen sekreter olmak ve özellikle BM güvenlik konseyinin daimi üyelerine uluslararası krizlerin çözümü için daha ciddi olmaları yönünde baskı uygulamak ve teröristlerin çizmeleri ve intihar yelekleri altında yok olmaya yüz tutan uluslarararı hukuk ve kanunları yeniden ihya etmektir.

Bu arada Antonio Guterres’in kolay seçimi bazı çevrelerde hoşnutsuzluğa yol açtığı da gözlerden kaçmıyor. Bu çerçevede Slovakya Dışişleri Bakanı Mirslaver Laikak yeni genel sekreteri seçmek üzere yapılan oylamayı eleştirerek bazı adayların hakkında ayrımcılık yapıldığını açıkladı. Slovakya Dışişleri Bakanı Laikak Avrupa insan haklarıl komiserine işaret ederek, AB’nin bir çok belirleyici temsilcisi açıkça son anlarda bu rekabete katılan Christalina Georgiyeva’nın adaylığını desteklediklerini belirtti. Bu arada Bulgaristan BM genel sekreterliği koltuğu için başka adayı da vardı. Bundan önce İrina Bokova bu mevki için adaylığını açıklarken, Sofya yönetim de son anlarda Georgieva’yı desteklediğini açıkladı. Laikak bu bağlamda yaptığı açıklamada Georgieva bazı çevrelerde AB’nin resmi adayı olarak açıklandığını ve bu da BM güvenlik konseyi üyeleri arasında şaşkınlığa yol açtığını, fakat bu durum sonunda Georgieva’nın zararına olduğunu kaydetti

Her halükarda BM güvenlik konseyi üyeleri resmi oturumda Antonio Guterres’i resmen BM genel sekreteri seçti ve şimdi Antonio Guterres’in eski genel sekreter Ban Ki Moon’un yerine geçiyor. Ban Ki Moon de bu seçimden mumnuniyet duyduğunu açıkladı.

Bu arada korsan İsrail yetkilileri de Antonio Guterres’in bu rejimin samimi dostu olduğunu açıkladı. Bazı siyonist yetkililer Antonio Guterres’in korsan İsrail’in ölen cumhurbaşkın Şimon Peres’in ve eski başbakanlardan İhud Barack’ın yakın dostuğu olduğunu ve 1993 yılında da Portekiz’in sosyalist partisinin genel sekreteri olarak işgal altındaki Filistin’i ziyaret ederek Peres’le görüştüğünü belirtti. Antonio Guterres o dönemden itibaren hem Peres ve hem İhud Barack’la samimi ve yakın ilişkisi oldu.

Daha önce Antonio Guterres ile görüşen siyonist rejimin eski bakanlarından Maşiye Hariş, Antonio Guterres’in Avrupa’nın radikal soluna mensup olmadığını ve hiç bir zaman siyonist rejime karşıtı bir tutum sergilemediğini belirtiyor. Hariş, Antonio Guterres’in Ban Ki Moon’a kıyasla İsrail’e karşı daha adil ve daha insaflı bir tutumu olduğunu kaydediyor.

İhud Barack da geçen 20 Eylül tarihinde Newyork’a yaptığı ziyareti sırasında Antonio Guterres ile görüştü ve bu görüşmenin görüntüsünü twitter sayfasında yayımladı. Barack yaptığı açıklamada, Antonio Guterres’in daha önce dünya sosyalistler birliği ve AB bünyesinde İsrail’e büyük yardımları dokunduğunu belirtti.