Küba devriminin lideri; Fidel Castro 1
https://parstoday.ir/tr/radio/world-i51289-küba_devriminin_lideri_fidel_castro_1
Küba devriminin lideri, bu ülkenin eski cumhurbaşkanı ve yeni Küba'nın babası olan Fidel Castro'nun ölümü ile 20.yüzyılın en kargaşalı dosyası da kapanmış oldu.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Aralık 07, 2016 15:02 Europe/Istanbul

Küba devriminin lideri, bu ülkenin eski cumhurbaşkanı ve yeni Küba'nın babası olan Fidel Castro'nun ölümü ile 20.yüzyılın en kargaşalı dosyası da kapanmış oldu.

Arkadaşları açısından tam bir devrimci karekteri simgelerken düşmanlarının bir diktatör olarak tanımladığı Castro 90 yaşında hayatını kaybetti. Bu efsanevi liderin hayatı hakkında hazırladığımız 3 bölümlük özel programımızın birinci bölümünde sizlerle birlikteyiz.

Castro'nun ölümü ile Küba'nın başkenti Havana matemlere bürünürken, Amerika'nın Florida eyaletinde bulunan küçük Havana caddeleri neşe ve kutlamalara sahne oldu. Yarım asır Fidel Castro'nun ismi dünya genelinde binlerce devrimin ilham kaynağı olurken diğer taraftan muhalifler nezdinde baskı ve ayaklanmanın simgesini taşıdı. Siyaset arenasında Fidel castro gibi yeminli düşmanı ve vefalı takipçileri olan şahıslara çok az rastlanır. Karaib denizinin ortasında bulunan küçük Küba adasında Castro'nun gerçekleştirdiği devrim, bir çok dost ve düşmanı peşinden getirmiştir. Ama bu kadar geniş çaplı çelişkinin var olmasının sırrı neydi?

Fidel Castro ismi ile ünlenen Fidel Alhandro Castro Ros 1926 yılının Ağustos ayında Küba'nın Orinte ilinin Biran kentinde doğdu. O bölgenin zengin toprak sahiplerinden biri olan Fidel'in babası kendi ailesi için müreffeh bir yaşam ortamı sağladı. Fidel özel bir okulda eğitim görerek nihayet Havana Üniversitesi hukuk fakültesine girmeyi başardı. Amerikan'ın kukla yönetimi Folhnesiyo Batista başkanlığında o dönemde Küba'da iş başında bulunuyordu. Batista Amerikalıların fesat, baskı ve kötü sultalarının Küba üzerindeki örneği idi. Bu sulta 19.yüzyılın sonlarında Küba'nın çökmeye giden İspanya imparatorluğundan  ayrılmasından önce başlamıştı.  O yıllarda Küba adası ABD topraklarına yakın olduğu nedeniyle Amerikalıların eğlence mekanına dönüşmüştür öyle ki Amerikan zenginleri Küba'da çeşitli gazino ve genelevler tesis ederek bu bölgeyi fesat ve ahlaksız amellerle doldurmuştur.Aynı zamabda Kübna'da şeker kamışı ekimi ve onun Amerika'ya ihracatı Küba adasının halkının daha da yoksulluk ve istismar altında bulunmalarına neden olup mafya örgütleri bu topraklarda yarı serbest ticaret yapma hakkına sahip bulundular.

Küba 1902 yılından itibaren Amerika'dan bağımsızlığını elde etmiş olsa da yarım asır boyunca bu ülkenin gayri resmi kolonisi olarak kalıp, ABD Küba'nın dış politika ve ekonomisini tam olarak kendi denetimi altında bulunduruyordu.

Bu dönemde Küba'da iş başına gelen bütün devletler  Waşington'un bir aleti olarak ABD yatırımcıları ve zenginleri için Küba'da yağmalama ve eğlenme ortamını sağlamadan başka bir hedef gütmüyorlardı. Waşington'un Havana'daki en son kukla yönetiminin başkanı general Batista olup 1952 yılında yıllarca siyasette sürdürdüğü müdahalaler ardından Küba'da bir askeri darbe ile gücü eline geçirdi.

Sürekli siyasi istikrarsızlıklara bürünen Küba halkı bu darbeye karşı kendi tepkilerini ortaya koydular.Küba halkı görünüşte Amerikan'ın müfsit ve sömürgeci yöneticilerinin sultası altında teslim olmuşlardı. Bu nedenle Batista muhalifleri sindirme ve yolsuzluğu yayma politikalarında geçmişteki yöneticilerden daha çok başarı elde etti. O, ABD destekçilerine dayanarak Küba milletine karşı uygun bulduğu her işi yürürlüğe koyup kendi hakimiyetini bu tıopraklarda kalcı sanıyordu ama ne var ki Batista da tarihte diktatörlerin duçar olduğu durumu yaşadı. Tam Küba yöneticilerinin eğlence ve sarhoşluğunun zirveye ulaştığı zaman küçük bir olay Küba tarihinin sürecini değiştirdi. Bu olay birkaç düzine devrimci adamın Batista'yı devirmek amacıyla Meksika'dan Küba'ya dönmeleriydi. Granma isimli küçük teknenin yolcularından biri de 30 yaşında genç Fidel Castro idi.

Hukuk öğrencisi olan Fidel Castro Batista güce varmadan önce siyasi faaliyetlerini başlatıp bir devrimci örgüte üye olmuştur.Castro 1947 yılında Dominik Cumhuriyeti'nde general Rafael Trocliyo aleyhinde bir kalkışmayı organize etti ama başarılı bir sonuç elde edemedi. Daha sonra 1952 yılında parlamento seçimlerinde aday oldu ama Batista'nın askeri darbesi ardından hükümetin çökmesiyle parlamento da askıya alındı. Bir yıl sonra 26 temmuz'da Castro 150 kişi ile beraber darbe hükümetine itiraz etmek amacıyla Santiyago'da bulunan Monkada askeri kışlasına bir saldırı düzenledi.

Castro'nun bu çabası da Batista'yı devirmek için başarısız sonuçlanıp 1953 yılının Ekim ayında 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Yaklaşık iki yıl sonra Fidel Castro ve küçük kardeşi Raul siyasi tutuklular için gelen genel af nedeniyle serbest bırakılıp ve Meksika'ya sürgün edildiler. Meksika'ya sürgün, Castro, Küba ve dünyanın kaderini değiştirdi. Orada genç Castro Ernesto Che Guvara isimli bir Arjantinli doktor ile tanıştı. Bu tanışma Batista rejimine karşı Kübalı sürgünlerden bir grubunun organize edilmesine yol açtı. Aralık 1956'da  Kuba'ya kendilerini ulaştırmak isteyen 82 kübalı devrimci Granma isimli yelkenli tekneye binip Küba sahillerine vardıktan sonra Batista askerleri ile çatışmaya girdiler. Bu savaş esnasında bir çok devrimci hayatını kaybedip geri kalanlar da Fidel Kastro ve Che Guvara komutanlığında faaliyetlerine devam ettiler. Küba askerlerinin saldırıları devrimcileri Sira Maestra dağlarına doğru yönlendirdi.1957 ve 1958 yılları arasında bu bölgede devam eden silahlı çatışmalar nihayet halkın da devrimcilere katılması ve Havana'nın devrimciler tarafından ele geçirilmesiyle 1 ocak 1959 yılında başarıyla noktalandı.

Castro yol arkadaşları ile Küba'da gerçekleştirdiği devrim, yıllarca yoksulluk, fesat ve Küba'ya hakim olan otoriter rejimin bu ülke halkının milli gururunun ayaklar altına alımasına karşılık bir itiraz olarak baş gösterdi. O yıllarda Küba halkı yoksulluk ve can alıcı bir açlık halinde yaşam mücadelesi veriyordu çünkü ülkenin en iyi tarım arazileri Amerikan yatırımcılarının elinde bulunup burada şeker kamışı ekimi ile büyük çıkarlar elde ediyordu. Batista rejimi döneminde Küba'nın yoksul halkı Amerikalıların sanki köleleriymiş gibi onların eğlencelerini seyretmeye mecbur bırakılmıştı.

Ayrıca bir çok genç Küba kızları genel evlerinde çalışarak yaşamlarını geçirirdi. Erkekler ise uyuçturucu madde alanında mafya örgütleri ile birlikte çalışarak yaşam masraflarını sağlamay çalışıyordu. Aynı zamanda Amerikalı güçlere dayalı Kübalılar ile bu ülkenin diğer yoksun kesimleri arasında sınıfsal ayrışmalar zirveye ulaşmış bulunuyordu. Adaletsizlik toplumun her yerinde hissediliyor ve sadece bir kıvılcım halkın devrimci güçlerine katılmasına yetiyordu. 1 Ocak 1959 yılında gerçekleşen bu devrim halkın öfkesini içerdeki baskılayıcı siyasetlere ve dıştan gelen aşağılayıcı tutuma karşı ortaya koydu. Bu devrim adalet, ahlak ve uygun yaşam şartlarını batı yarımküresinin en fasit ülkelerinde uygulamaya çalışarak bu yolda pek çok başarı elde etti. Amerikalıların Küba kıyamını bastırmak amacıyla bu adaya gönderdikleri güçler Domuzlar körfezi skandalına neden oldu ve Küba halkının milliyetçi ve adalet talep kıyamı doğu bloka sevk edilerek, Küba Komünist sovyetler birliği denetimi altında kaldı.

Küba devrimi üzerinden tam 55 yıl geçiyor. Bu süreç içinde Küba sosyal ve kültürel alanlarında bir çok başarıların altına imza atmış, aynı zamanda çeşitli siyasi ve ekonomik sorunlarla da karşı karşıya gelmiştir. Bu sorunların bir takımı iç verimsizlik, bazıları da Amerika'nın düşmanlığı etkisinde yarım asır boyunca batılılar tarafından uygulanan ağır ekonomik yaptırımlar sonucunda ortaya çıkmıştır. Fidel Castro şimdi yaşamış olmasa da onun ismi dünya çapında adalettalep kıyamların ilham kaynağı olmuştur diyebiliriz.017