Küba devriminin lideri; Fidel Castro 2
55 yıl önce Fidel Castro'nun gerçekleştirdiği devrim hala kendi hayatına devam ederek tarih boyunca inişli çıkışlı aşamalardan başarıyla geçtiği kaydedilmiştir.
Küba'da milliyetçi devrimin sosyalist devrimine dönüşmesi, batı süper güçleri ile karşı karşıya gelerek doğu bloku ile söz konusu ülkenin işbirliğinin sürdürülmesi Küba'nın uzun bir yol kat etmesine vesile olmuştur.
Karaib denizindeki bu küçük ada yıllarca soğuk savaş döneminde silahlanma yarışının merkezinde bulunup dünya süper güçlerinin Küba'ya musallat olmaları nedeniyle nükleer savaşı eşiğine bile sürüklenmiştir. Doğu blokun çöküşü doğu Avrupa kıtasının ülkelerini etkilediği halde, Küba Komünizmin çöküşünden meydana gelen olumsuz sonuçlardan asla etkilenmedi. Bu nedenle ABD tarafından uygulanan ağır yaptırımlar ve komünist planlarının sonuçsuz kalması, Küba'nın ülke içinde çeşitli alanlarda zarar görmesine neden oldu. Tüm bu yıllarda siyaset, ekonomi, kültür ve sosyal Küba'da Fidel Castro'nun yönetimi altında bulunuyordu. Acaba yeni Küba'nın şekillenmesinde Castro nasıl bir rol ifa etmiştir?
Fidel Castro 33 yaşındayken Küba'da hükümetin başına geçti. İdealizm görüşlerine sahip olan Castro ve Che Guvara her zaman adalet, eşitlik, özgürlük ve bağımsızlığı tüm Küba halkı için arzu ediyorlardı. Tabi ki böyle hedeflere varmak eski düzeni bozmadan gerçekleşemezdi. Küba'nın eski düzeni zengin yatırımcı ve yer sahiplerinin sultasına dayanarak oluşmuştur, bu yüzden devrim hareketi ilk başta siyasette reformculuk yolunda ilk adımlarını atmış oldu.
Castro büyük Amerikan şirketleri ve yatırmcıların arazilerini millileştirip, kübalı işçilerinin yeniden fabrikalarda kendi işlerine geri dönmelerini sağladı ve Waşington ile Havana arasındaki kölelik ilişkisini bozdu. Kübalı devrimcilerin bu eylemleri zulüm altında aşağılanan toplumun desteğini ardından getirdi. Gençler devrimcilerin safına katılıp ülke işlerinin yönetimi halkın eline geçti, ama toplumun tüm kesimleri Küba'da olup biten gelişmelere karşı memnun değildi. Bu devrimle Küba halkının üst sınıf zenginleri ellerindeki tüm imkanları kaybedip bütün mal varlıkları milllileştirildi. Ayrıca Amerika'nın yatırımcıları gibi yabancı zenginlerin şeker kamışı ticareti, kumarhane ve genelevlerin hepsi yabancıların elinden çıkarılarak millileştirildi. Bu eylemler neticesinde anılan kesimler Küba devriminin asıl karşıtları olarak bir cephe kurup bu devrim üzerinden yarım asır geçtiğine rağmen hala düşmanlıkları devam ediyor.
Siyaset tarihçilerine göre Fidel Castro liderliğinde yeni Küba hükümeti yerel ve yabancı yatırımcıların elindeki sermaye birikimine karşı başlattığı mücadele, Castro ve Küba halkı için çeşitli düşmanlar ardından getirmiştir. O dönem Küba devrimi komutanları 20.yüzyılın ortasında zenginliğin adil bir şekilde toplum arasında dağılması, yolsuzluk ve fesat ile mücadele zarureti ve milli gururun yeniden canlanması gerektiğini tüm milletlerin bariz hakları olduğu görüşündeydiler.
Bu çerçevede gelişmelerin seyri, batının süper güçleri komşuluğunda ve soğuk savaşın inişli çıkışlı döneminde özgürlük ve bağımsızlık bayrağının dalgalndırılmasının ne kadar zor bir aşamaya girdiğini göstermiş oldu. Küba devrimi üzerinden daha 3 yıl geçmemişken, sayısız devrim karşıtı eylemleri eski nizama dönmek amacıyla ortaya çıktı. ABD merkez istihbarat teşkilatı CIA, Küba'da yeni nizam karşıtı firarilere Castro hükümetini devirmek amacıyla eğtim vermekle görevlendirildi. Daha sonra Domuzlar Körfezi ismiyle ünlenen devrim karşıtı operasyonlar 1961 yılının Nisan ayında başladı ve 48 saat sonra tam anlamıyla bir skandala dönüştü. Çünkü saldırganlar bu operasyonda Küba'nın silahlı kuvvetleri tarafından tutuklanıp bu yenilgi haberi ABD dönem cumhurbaşkanı John F Kenedi'nin kabusuna dönüştü.
Bir süper gücün karşısında küçük bir ülkenin zaferi anlamına gelen yenilmiş domuzlar körfezi operasyonu, Küba devriminin siyasi ve ekonomik gelişmelerinin seyrini değiştirdi. Castro gerçekleştirdiği devrimin bekasını garantiye almak için Amerikalıların bu saldırgan tutumları karşısında sovyetler birliğinin kollarına sığınmaktan başka bir çare bulamadı. İlk başta Soğuk savaşın ideolojik yankı ve özelliklerinden mesafeli duran bu mesele daha sonra istenmeyen bir durumda komünist nitelikli bir mahiyete sahip bulundu. ABD sınırları yakınında bir üs kurmak hevesinde olan Rusya, Castro'nun Moskova'ya dostluk eli uzatmasıyla bu rüyalarını da gerçekleşebileceği o dönemin önemli gelişmelerine yol açtı.
Ruslar Kübaya verdiği ekonomik yardım vaatleri ile soğuk savaş döneminin silahlı yarış imtiyazlarından birini elde etmeyi başardılar.Bunun karşısında Küba hükümeti de ABD tarafından bu ülkeye yönelik uygulanan ekonomik yaptırımlardan kurtulmayı başardı ama ne varki bu anlaşma nihayet Küba'nın nükleer krizine yol açtı. Maceranın başlangıç noktası Amerikan casusluk servislerinin Rusların Küba'da füze üsleri tesislerini kurmalarından haberdar olmalarına denk geliyor. Kenedi bu konuya tepki olarak deniz ablukası ilan edip Rus gemilerine ateş açma emrini verdi. Bazı kaynaklar bu gemilerin nükleer füze taşıdığını kaydetmiştir.
Amerikan ültimatomu ile dünya, nükleer savaşının başlangıcı ve yüz milyonlarca insanın ölümünün eşiğine sürüklendi. Bu esnada sovyetler birliğinin dönem lideri Nikita Kruşçev Küba'dan nükleer füze taşıyan gemilerin geri dönüşü emrini vererek üçüncü dünya savaşı kabusuna da son verdi.
Füze krizinin sonlanması ile Küba bu iki süper güçlerinin çatışmalarından uzaklaşmış oldu ve ülke içinde tek partili sistem, komünist ekonomisi ve Küba'nın ekonomik-siyasi izolasyonu sonraki yıllarda da devam etti. Küba devrimi dış baskılarının etkisinde özellikle Amerikan'ın ekonomik yaptırımları neticesinde kendi ülkülerinden gittikçe uzak kaldı.
Vaad edilen özgürlük, toplumda muhaliflerin susturulmasıyla gündemden düştü. Ekonominin devletleştirilmesi ve kişisel yetenk ve becerilerin yok edilmesi, sosyal verimsizliği de peşinden getirdi. Komünistlerin materyalist düşünceleri sayesinde maneviyatın yeri mahv olup, doğu süper gcünün sultası altında milli bağımsızlık kavramı da ortadan kaldırıldı. Buna rağmen Küba ABD'nin ağır yaptırımları altında kalarak büyük başarılara imza attı.Örneğin sosyal sınıflaşmalar ortadan kalktı, bedava sağlık ve eğitim halk için yürürlüğe girdi ve tıp dalında özellikle aşı üretme zemininde dünyanın gelişmiş ülkeleri arasında Küba kendi ismini kaydetti. Bu nedenle Küba'nın gerçekleştirdiği devrim tüm milletler için bir örnek teşkil ettiğini söyleyebiliriz.
Doğu blokunun çökmesi ile yeni Küba ağır baskılara uğradı. O döneme kadar sovyetler birliği tarafından Küba'nin toz şekeri dünya fiyatından daha yüksek bir fiyatla satın alınıp bu ülkeye karşı sovyetler birliğinin mali destekleri Kübanın ekonomisine yeni bir hayat bağışladı. Öyle ki bu gelişmeler sürecinde Küba'nın ekonomisi diğer merkezi Amerikan ülkelerle kıyaslandığında büyük bir istikrar gösterirdi. Tüm sosyal sıkıntılara rağmen Küba halkı kendi devriminin ülkülerine her zaman bağlı kalmayı izleyip zorlukları tahammül etmiştir. Doğu blokunun çökmesiyle Küba asıl ekonomik ve siyasi desteğini de kaybetti.
Castro bu dönemde kemer sıkma politikalar izleyip genel desteği artırmakla Küba'nın geçmişteki Avrupa doğusu ülkelerine dönüşmesini önledi. Söz konusu ülkeler sovyetler birliği, Çekoslovakya ve Yugoslavya gibi ülkelerin durumunu yaşayarak iç savaşa ve bölünmelere sahne olup veya Macaristan, polonya ve Romanya ülkeleri gibi derin ekonomik ve sosyal krizlerle karşı karşıya geldiler.Dünyada özgürlükçü hareketler için Küba devrimini bir örnek haline getiren Castro, soğuk savaşı döneminden sonra yeni komünisti benimseyen ülkeler için de yeni bir düzen formatı sundu. Söz konusu yeni düzende Küba marksist – leninist tutumunu korurken sovyetler birliğinden oluşan boşluğu kolaylıkla atlatıp böylece komünist sistemin yerine kapitalist sistemin kurulmasının zorunlu olmayacağını herkes için göstermiş oldu.