Budizm'in milliyetçilikten ırkçılığa geçişi-2
https://parstoday.ir/tr/radio/world-i51517-budizm'in_milliyetçilikten_ırkçılığa_geçişi_2
Budistlerin en radikal grubu olan 969 hareketi yaklaşık 4 yıl önce Miktila kentinde bir okula saldırarak, 20 öğrenciyi öldürüp parçalaması ile saldırılarına başladı.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Aralık 09, 2016 12:21 Europe/Istanbul

Budistlerin en radikal grubu olan 969 hareketi yaklaşık 4 yıl önce Miktila kentinde bir okula saldırarak, 20 öğrenciyi öldürüp parçalaması ile saldırılarına başladı.

Budistler daha sora parçalanan cesetleri yaktı. Myanmar'ın dönem milletvekili Vin Hetin, Budist rahip Aşin Virato grubunun bu tüyler ürperten cinayetini ifşa ederek, grubun söz konusu görencileri onun gözleri önünde parçaladıklarını belirtti. Vin Hetin polisin 969 hareketinin bu cinayet karşısında sessiz kalmasından da hayret ettiğini ifade etti.Budist rahipler ile politikacılar ve askerler arasında çok yakın ilişkilerin bulunması nedeni ile askerler, 1962 yılına kadar düzenlenen çok partili seçimlere kadar kendi hükümetlerine meşruiyet kazandırmak için her zaman rahiplerin nüfuzundan yararlandı. Bu sebepten dolayı Myanmar hükümeti her zaman radikal Budistlerin cinayetlerine göz yummuştur. Hükümette etkili olan Budist rahipler de kendi siyasetlerinin gerçekleşmesi için her zaman askerlere destek vermişlerdir. Eski cumhurbaşkanı Tin Sin'in 969 hareketi'ne verdiği destek de bu doğrultuda değerlendirilmelidir.

Tin Sin, Myanmar'da çeşitli çevrelerin bu grubun cinayetlerine karşı itirazlarına karşılık, Aşin Virato'nun Buda'nın evladı ve özel biri olarak tanıttı. Fakat Aşin Virato'nun ırkçı ve radikal düşünce ve görüşlerine karşı olan Budist rahiplere göre, hükümette aşırı akımlar ve askerler Virato'ya destek vermiş olmasalardı, 969 grubun Rahin eyaletinde bu kadar cinayet işleyemezdi. Myanmar askerleri her zaman söz konusu grubun cinayetleri ardından sahneye giriyor, cinayetkarları tutuklamak yerine Ruhingiyalı Müslümanların kendi evlerini terk ederek, sözde daha güvenli bir bölgeye göç etmeye zorluyor.

Başka bir ifade ile Müslümanlar kendi evlerini terk ederek kamplara intikal ettiriliyor ve bir çokları da komşu ülkelere sığınıyor. Bangladeş, Tayland ve Malezya gibi bu ülkeler ise her türlü normal yaşam koşullarından yoksun kamplar, Ruhingiyalı Müslümanları bekliyor.

Myanmar'a egemen askeri yönetim de aldığı kararlar ve izlediği siyasetlerle Müslümanlardan nefretin yayılmasına yardımcı oldular. Yeni camilerin inşaatı ve eski camilerin restorasyonlarının yasaklanması ise radikal Budistlere onlarca camiyi yakmak için yeni fırsatlar sundu.Ruhingyalı Müslümanlar açısından, batı medyası veya Myanmar hükümetine bağlı basın yayın organlarının propagandalarına rağmen, Budistlerle çatışmalar asla iki taraflı olmamıştır, zira örgütlenmiş olan  radikal Budistler, islamofobi semboller kullanarak Müslümanların evlerine ve işyerlerine saldırıyorlar.

Bu arada bazı çevreler Myanmar'da Ruhingiyalı Müslümanların bastırılmasının, Çin hükümetinin Sin Kiang Müslümanları ile ilgili siyasetlerine paralel ve koordineli olarak gerçekleştiğini savunuyorlar.

Pekin yönetimi Uygur aktivistlerin Ruhingiyalı Müslümanlarla bağlantı kurarak onlardan insani güç devşirerek daha güçlü olmalarından endişe ediyor.

Bu yüzden Ruhingiyalı Müslümanların bastırılması, muhtemel olan bu bağlantıyı kesmek hedefi ile yapıldığı düşünülüyor. Zira Hindistan da benzer endişeler taşıyor. Hindistan Tamil Nado eyaletinde yaşayan Müslümanların Sri Lanka'daki Müslümanlarla bağlantı kurarak, ülkenin parçalanmasından endişeli. Hindistan hükümeti her zaman Sri Lanka Tamillerinin bu ülke ordusu tarafından bastırılmasına destek vermiştir.

Çin de Sin Kiyang'da ayrılıkçı hareketlerden endişeli olduğu için Ruhingiyalı Müslümanların Uygurlarla bağlantılarını kesmek için her yola baş vuruyor. Bu yüzden onların evlerinin yakılması ve çeşitli ülkelere sığınarak dağılmalarından asla endişe duymamıştır. Zira bu süreç Ruhingiyalı Müslümanların zayıflamasına yardımcı oluyor.

Vatandaşlık haklarından mahrum olan Ruhingiyalı Müslümanlar, Myanmar hükümeti tarafından da Bengal göçmen muamelesi görüyor; bu yüzden hükümet kanadında radikal Budistlere karşı hiçbir dayanakları veya baskı aracına sahip değiller. Fakat terörist 969 hareketi ise batı ve Myanmar hükümetinin gizli ve açık destekleri ile kendi cinayetlerinin devamı için teşvik ediliyor.

 TIME dergisi Aşin Virato resmini, Budist terörist olarak yayınlamasına rağmen batı ülkeleri onu ve grubunu terör listesine almazken, Britanya'daki Budist manastır Aşin Virato'yu, Ruhingiyalı Müslümanların katliamı ve sözde ırk temizliği nedeni ile mezhep özgürlüğü ödülü ve madalyası ile  ödüllendirdi.

Anlatılanlara göre Aşin Virato'nun destekçilerinden olan Myanmar'ın eski cumhurbaşkanı Tin Sin de onu Nobel Barış ödülüne layık görmüştür.

 Myanmar Ulusal Demokrasi Birliği partisinin lideri ve hali hazırda  cumhurbaşkanı bayan "Ang San Su Çi", Myanmar'da askerlerin hakimiyeti döneminde askerlere muhalefeti ve insan hakları sloganları nedeni ile Müslümanlar tarafından destek görüyordu. Zira Müslümanlar bayan Su Çi'nin iktidar olması ile Ruhingiyalı Müslümanların sorunlar ve çilelerinin sona ereceğini umut ediyorlardı. Fakat cumhurbaşkanı artık Budist rahiplerle karşı karşıya gelmemeyi tercih ediyor. Bu yüzden Ang San Su Çi ve partisi  Myanmar Ulusal Demokrasi Birliği, Müslümanların sorunlarının sona ermesi için hiçbir adım atmazken, adlarını bile Rahin eyaleti Müslümanları olarak değiştirdi.

Buna rağmen yine radikal Budistler cumhurbaşkanına muhalefet ediyorlar, zira onlara göre bu şekilde Rahin eyaleti Müslümanlarının varlığına resmiyet verilmiştir. Bu yüzden çeşitli gösterilerle Ruhingiyalı Müslümanların adının Bengal göçmenler olarak değiştirilmesini istiyorlar.

Ruhingiyalı Müslümanlara göre, batılı çevreler Myanmar'da siyasi reform sürecine yersiz anlamlar kazandırmak yerine, şiddet yanlısı radikal 969 hareketini terörist grup olarak tanısınlar. Myanmarlı Müslümanlar, şimdiye kadar şiddet yanlısı Budist terörist grupların her geçen gün artan cinayetlerine karşı sessiz kalan İslami ülkeleri ve İİT'ından da aynı beklenti içindeler.

Ruhingiyalı Müslümanlar açısından eğer Sri Lanka ve Hindistan, nüfuzları her geçen gün artmakta olan radikal Budistlere karşı girişimde bulunmazlarsa, söz konusu gruplar bu ülkelerde Müslümanlara karşı nefret duyguları oluşturarak, şiddet ve etnik çatışmaları alevlendirecekler.

Her hal karda Myanmar'da halkın çoğunluğu ve Budist rahipler, Buda'nın öğretileri gereği Müslümanlar ve diğer azınlıklarla barış, kardeşlik ve dayanışma içinde yaşamayı vurguluyor; Müslümanları ise yıllarca beraber yaşadıkları kardeşleri biliyor. Fakat Myanmar hükümeti Müslümanlara iki çocuk ve cami inşaatı gibi yasaklar getirerek onları kısıtlayıp radikal Budistlerin düşüncelerini destekliyor; işte bu konu, Myanmar'ı şiddet yanlısı 969 hareketi gibi grupların dayattığı girdaba doğru sürüklüyor./