2016 Yılında Dünya – Amerika
Amerika’da 2016 yılı, seçim yılıydı. Bu yılda Amerika’da belki de son yılların en sansasyonel ve sonucu beklenmedik bir sonuç olan başkanlık seçimleri gerçekleşti.
Bu seçimlerde cumhuriyetçi partinin milyarder ve sansasyonel adayı Donald Trump oldukça sıkı ve tartışmalı geçen bir rekabette demokrat rakibi Hillary Clinton’u yenmeyi ve Amerika’nın 45. Başkanı seçilmeyi başardı.
Amerika’da 2016 yılı cumhuriyetçi ve demokrat partileri için başkanlık adayını belirlemek üzere iç rekabetlerle başladı. Bu süreç Amerika’nın siyasi ve sosyal atmosferini en çok etkileyen gelişme oldu. Yılın ilk aylarında Hillary Clinton demokrat parti içinde tüm rakiplerine üstünlük sağlamayı başardı, gerçi ilkbaharın sonlarına kadar Clinton ve partinin sol kanat adayı Berni Senders arasındaki çekişme devam etti. Sonunda demokrat parti liderleri şimdiye kadar yapmadıkları müdahelede bulunarak perde arkasında Clinton’un parti içi rekabeti kazanmasına zemin hazırladı.
Cumhuriyetçi parti içinde de çok sayıda aday arasında sıkı bir rekabet devam ediyordu. Rekabetlerin başında belki de hiç ciddiye alınmayan aday ünlü milyarder Donald Trump’tı. Ancak zamanla Newyorklu milyarder bir takım sloganlar ve ileri sürdüğü vaatlerle parti içindeki rakiplerini devre dışı bırakmayı ve herkesi şaşırtarak cumhuriyetçi partinin nihai adayı seçilmeyi başardı.
Daha sonra 2016’nın sonbahar aylarında demokrat ve cumhuriyetçi partilerin adayları arasında Amerikan tarihinin en çok ses getiren seçim rekabeti başladı.
Gerçekte Kasım 2016’da düzenlenen başkanlık seçimleri sadece Donald Trump’ın Hillary Clinton karşısında zafer kazanması ile sonuçlanmadı ve aynı zamanda Amerika’da siyaset atmosferinde de köklü değişikliklere neden oldu. Kasım seçimleri Amerikan halkının artık eski politikacılardan ve yöneticilerden hoşnut olmadıklarını ve ülkelerinde köklü değişiklikler istediklerini ortaya koydu. Nitekim Donald Trump da halkın bu istediğinin yükselttiği dalgaya binerek kendisini değişim simgesi ve Amerika’da mevcut siyasi düzenin karşıtı olarak tanıtmayı ve şimdiye kadar seçim sandıklarının başına gelmeyen insanları sandık başına getirmeyi başardı.
Yeni iş fırsatları, illegal göçmenlerin sınırdışı edilmesi, fesat ve terörle mücadele gibi sloganlar Amerikan kamuoyunu Trump’a destek vermeye yönelten sloganlardan bazılarıydı.
Ancak tüm bu sloganlara karşın Amerika’da Kasım seçimlerinde Donald Trump rakibi Clinton’a nazaran yaklaşık üç milyon daha az oy kazandı, fakat Amerikan seçim sisteminde elektral heyette yeterli oy sayısını kazanan taraf yine Trump oldu. Aslında Amerika’da şimdiki demokrat Başkanı Obama’nın başarısızlığından öfke duyan ve paslanmış kuşak olarak anılan beşli göletlerin çevresindeki eyaletler 1980 yılından sonra ilk kez demokrat adaya oy vermeyip cumhuriyetçi adayı destekledi. Böylece hatta demokratların kalesi sayılan bu eyaletlerde bile Trump zafer kazandı.
Amerika’da Kasım 2016’da düzenlenen başkanlık seçimlerinde cumhuriyetçiler bir yandan başkanlık koltuğunu ele geçirirken, öbür yandan kongrenin her iki kanadındaki çoğunluk konumlarını da korumayı başardılar. Amerika’da son 70 yılda ilk kez cumhuriyetçi parti bu ülkenin siyasi hakimiyetini bir bütün olarak ele almayı başardı. Şimdi altı yıldır cumhuriyetçilerin elinde bulunan yasama kurumundan başka cumhuriyetçiler şimdi yürütme erkini de ele geçirdiler. Üstelik Amerikan federal yüksek mahkemesinin koltuklarından biri bir kaç aydır boş duruyordu ve Trump şimdi bu koltuğa da atama yapmak istiyor. Buna göre Trump’ın bu koltuk için muhafazakar bir adayı açıklaması ve bu adayın onaylanmasından sonra Amerika’da cumhuriyetçi partinin her üç erkin üzerindeki sultası tamamlanmış oluyor.
Amerika’da 2016 yılında düzenlenen seçimlerde demokrat parti ağır hezimete uğradı. Gerçekte bu seçimler bir nevi demokrat Başkan Obama yönetiminin icraatı hakkında referandum niteliğindeydi. Demokrat partililer Amerika’nın siyasi ve iktisadi şahsiyetleri ve ayrıca bazı önemli medya organlarının Trump’ın radikal sloganlarına şiddetle karşı çıkmalarından yararlanarak son yarım asırda ilk kez üçüncü kez art arda başkanlık koltuğunu ele geçirmek istiyordu, ama böyle olmadığı gibi demokrat parti içinde şiddetli sarsıntılar ve çatlaklar yaşandı. Gerçekte demokrat partinin bu başarısızlığının önemli bir bölümü 8 yıllık başkınlık dönemi 2016 ile birlikte sona eren Obama’dan kaynaklanıyordu. Şimdi ise Amerika’da demokratların 2016 yılında bu ağır ve beklenmedik yenilginin ardından toparlanması uzun zaman alacağı ve hatta 2017 yılını aşacağı ifade ediliyor.
2016 yılı Amerika için seçim ve siyasi gündemlerden başka iktisadi sorunların da devam ettiği bir yıl oldu. Amerika’da işsizlik oranı %5 civarında kaldı ve öte yandan hükümetin borçları 19 trilyon dolara ulaştı. Gerçi bu rakam Amerika’da son yıllarda işsizlik oranı %10 seviyesine yaklaştığı halde Obama yönetiminin icraatı bakımından kabul edilebilir bir karam gibi gözüküyor, ama yine de bu rakam başkanlık seçim kampanyalarında cumhuriyetçi adayın demokrat rakibini eleştirme malzemesi oldu. Amerikalı vatandaşlar şimdiye kadar bir çok kez Obama yönetiminin ülkelerinde istihdam alanını açamayan kemerleri sıkma politikasından rahatsızlığını dile getirmiş bulunuyor. aslında Amerika’da iktisadi kurumların iflası ile mücadele çerçevesinde yürütülen bu politika federal yönetimin borçlarını ikiye katladı ve baş döndüren 19 trilyon dolar seviyesine yükseltti. Bu kadar borç hiç kuşkusuz gelecek yıllarda ve özellikle Trump’ın vergileri düşürme vaadine bakıldığında Amerikan ekonomisine çifta baskı uygulayacağı açıktır. Gerçi Amerika merkez bankası federal rezerv kurumu ülke ekonomisini canlandırmak amacıyla banka faizlerini arttırdı, fakat buna rağmen 2016 yılında Amerikan ekonomisinde ve iş piyasalarında yeni iş fırsatı bağlamında hiç bir açılım görülmedi.
Öte yandan Amerikan toplumu 2016 yılında yine önceki yıllarda olduğu gibi şiddet olayları ve huzursuzluklara sahne oldu. Florida eyaletinde bir gece kulübüne düzenlenen terör saldırısı Amerika’nın terör saldırılarına karşı hala kırılgan konumda olduğunu ortaya koydu. Bu saldırıyı Amerika’da doğan Afgan kökenli bir vatandaş yaptı. Afgan kökenli Amerikan vatandaşı eşcinsellerin mekanı olan gece kulübünü basarak bir kaç kişiyi öldürdü. Fakat başta Donald Trump olmak üzere Amerika’da bazı siyasi akımlar bu olaydan faydalanarak müslümanlara ve Batı Asya ve Kuzey Afrika kökenli vatandaşlara baskılarını arttırmaya başladı. Oysa Amerika’da terör olayları ve şiddetin kökleri büyük oranda bu ülkenin içine dayanıyor. Üstelik bu tür olaylar sadece terör saldırıları şeklinde yaşanmıyor ve bunun yanında beyaz polisin renkli derililere karşı şiddet uygulaması ve ateş açması şeklinde de ortaya çıkıyor. Nitekim 2016 yılında da defalarca bu tür olaylar medya manşetlerinde yer aldı. Buna karşın Amerikan yönetimi bu ülkede ateşli silahları kontrol altına almak için hiç bir ciddi adım atmadı. Şimdi ise cumhuriyetçi aday Trump’ın 2016 başkanlık seçimlerini kazanması ve 2017’de beyaz saraya girmesinin ardından Amerika’da silah taşıma serbestliği daha da artacağı ve doğal olarak yeni yılda ateşli silahların patlaması sonucu ölenlerin sayısının artması bekleniyor.
Dış politika arenasına gelince, 2016 yılı Amerika için siyasi ve askeri arenalarda art arda yenilgiler ve geri çekilmelerle beraber oldu. Amerika yarım asır düşmanlık güttüğü Küba ile barışmak zorunda kaldı ve Obama Havana’yı ziyaret etti. Öte yandan Suriye’de ordu birlikleri ve müttefiklerinin Halep kentini Amerika’nın başını çektiği Suriye karşıtı Arap Batı ittifakının desteklediği teröristlerin elinden kurtarması, Amerika’nın Batı Asya bölgesine yönelik politikalarını adeta çökertti.
Küba konusunda Obama yönetimi Amerika’nın bu ülkeye karşı izlediği tüm hasmane politikaların yenilgiye uğradığını kabul etmek zorunda kaldı, üstelik Küba’nın siyasi yapısında hiç bir değişiklik yaşanmadı, fakat ABD Küba ile ilişki kurmak zorunda kaldı. Gerçekte Amerika yarım asır boyunca Küba’ya karşı uyguladığı yaptırımları ve hasmane politikaları ve propaganda savaşını sonunda bir kenara itmek ve bu ülke ile ilişkilerde yeni bir dönemi başlatmak zorunda kaldı.
Öte yandan Florida boğazının iki kıyısında gerginlikler giderildiği bir sırada Amerika ile Rusya ilişkileri 2016 yılında hızlı bir şekilde gerilemeye başladı. İki ülke Suriye ve Ukrayna gibi ülkelerde devam eden krizlerin üzerinde anlaşmazlık yaşıyor. bu arada 2016 yılının sonunda Washington yönetiminin Moskova’yı Amerika’da başkanlık seçimlerine karışmakla suçlamasından sonra iki taraf arasındaki ilişkiler iyice gerildi. Obama yönetimi Rusya lideri Vladimir Putin’i Amerika’da Trump’ın kazanması için başkanlık seçimlerine karışmakla suçladı. Obama hatta bu suç ispatlandığı takdirde Amerika ile Rusya karşı karşıya gelebileceği tehdidini savurdu.
Aslında Amerika ile Rusya arasındaki gerginliklerin köklerini Suriye ordusunun teröristlere karşı zaferlerinde ve Moskova’nın Şam yönetimine Amerika’nın desteklediği teröristlere karşı desteklerinde aramak gerekir.
2016 yılının sonlarında Amerika’nın başını çektiği Arap Batı ittifakı Halep’te teröristlerin yenilmesini engellemek için elinden geleni yaptı. Ancak bu önemli ve stratejik kent dört yılın ardından Amerika’nın desteklediği teröristlerin işgalinden kurtarıldı ve böylece Amerika bu yılı ağır siyasi ve askeri yenilgi ile kapatmak zorunda kaldı.