2016 Yılında Dünya – Doğu Asya
Bugün 2016 yılında Doğu Asya bölgesinde yaşanan en önemli gelişmeleri gözden geçirmek istiyoruz.
2016 yılında Doğu Asya bölgesi de dünyanın diğer bölgelerinde olduğu gibi bir çok gelişme ile karşılaştı. Bu gelişmeler dünya camiasının ilgisini çeken gelişmelerde.
2016 yılında İran ve güneydoğu Asya ülkeleri arasındaki ilişkilerde yaşanan en önemli gelişmelerden biri, Endonezya Cumhurbaşkanı Joko Widodo’nun Tahran ziyaretiydi.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei Tahran’a gelen Endonezya Cumhurbaşkanı Joko Widodo’yu kabulünde iki ülkenin geniş kapasitelerine değinerek ikili ilişkilerin tüm alanlarda geliştirilmesine vurgu yaptı.
Endonezya’nın ilerlemesini ve izzetini İslam ümmetinin izzet ve onuru bildiklerini belirten Ayetullah Hamanei, İslam ülkeleri düşmanların isteklerine rağmen birbirini takviye etmeleri gerektiğini kaydetti.
Ayetullah Hamanei ayrıca iki ülke arasındaki ikili ticaret hacmi 20 milyar dolar gibi yüksek rakamlara ulaştırılması gerektiğini vurguladı.
Görüşmede Endonezya Cumhurbaşkanı da ikili iktisadi ilişkilerin iki büyük İslam ülkesine yakışmadığını ve 20 milyar dolar hedefine ulaşmanın mümkün olduğunu kaydetti.
2016 yılında İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in Japonya ve Çin’e yaptığı ziyareti ikili ilişkilerin geliştirilmesi bakımından önemli bir ziyaret olarak değerlendirildi. İran bu iki ülkenin önemli iktisadi, siyasi ve askeri ortağı sayılır. Bu ülkeler ira nile ikili ilişkilerini mümkün mertebe geliştirmeye çalışıyor ve bu yüzden Dışişleri Bakanı Zarif’in Tokyo ve Pekin ziyaretleri önem arz ediyor.
2016 yılının sonlarına doğru yaşanan ve Çin yönetimini ilgilendiren bir başka önemli gelişme, Amerika’nın yeni Başkanı Donald Trump’ın sert politikaları ve Tayvan’la ilgili açıklamaları ve yine Çin ile iktisadi ilişkiler ve Güney Çin denizinde yaşanan sorunlarla ilgili sözleriydi. Bu açıklamalar Pekin yönetiminin sert tepkisi ile karşılaştı. Çin Dışişleri Bakanı Vang Yee, Amerika’nın yeni Başkanı Trump’tan Çin’in eksen çıkarlarına saygı göstermesini istedi. Yee, Çin ve Amerika’nın işbirliği iki ülkenin çıkarlarına olduğunu ve bu konunun unutulmaması gerektiğini ifade etti. Yee ayrıca iki ülkenin eksen ve temel çıkarları söz konusu olduğunu ve her iki ülke karşılıklı bu çıkarlara saygı duymaları gerektiğini, bu durumda her iki taraf kazançlı çıkacağını vurguladı. Yee, Amerika ve Çin birbirinin temel ve köklü çıkarlarına ve karşılıklı kaygılarına saygı duydukları takdirde ilişkilerde istikrarı güvence altına almanın mümkün olacağını belirtti.
Öte yandan Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü de Trump’ın Amerika’nın nükleer programları ile ilgili tutumuna tepki gösterdi. Trump twitter hesabında Amerika’nın nükleer gücünü ve silah sayısını arttırması gerektiğini belirtmişti. Bu yüzden Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Amerika’dan nükleer silahlarını azaltma yönünde adım atmasını istedi. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Amerika dünyanın en büyük nükleer silah deposu olduğu, bu ülke nükleer silahlarını takviye etmek yerine bu silahları azaltmaya çalışması ve nükleer silahlarını tamamen imha etmesi gerektiğini belirtti.
Sözcü, Pekin yönetimi her zaman nükleer silahların kullanılmasının men edilmesi ve bu silahların dünya genelinden toplanmasını istediğini ifade etti. Oysa Trump twitinde Amerika’nın nükleer silahlarının arttırılmasını istemişti.
Amerika ile Çin arasında yaşanan sorunlardan başka, Batı’nın Kuzey Kore yönetimine nükleer programlarını durdurması yönünde uygulandığı baskılar da 2016 yılında yine Piyong Yang yönetiminin tepkileri ile karşılaştı. Kuzey Kore 2016 yılında iki nükleer ve yirmi füze denemesi gerçekleştirdi. Batı ve BM güvenlik konseyinin Kuzey Kore yönetimine tepkilerini sertleştirmesi de bu yüzdendi. Ancak Piyong Yang yönetimi BM güvenlik konseyinin yaptırım kararlarını Kuzey Kore’ye savaş ilanı olarak algıladığını açıkladı ve bu yüzden Kore yarımadasında yaptırımların yüzünden her an savaş çıkabileceği uyarısında bulundu. Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı yayımladığı bildiride, BM güvenlik konseyinin kararnamelerinde Kore yarımadasında savaş çıkmasını önleyebilecek hiç bir hukuki mekanizmadan söz edilmediği belirtildi.
2016 yılında BM güvenlik konseyinin Kuzey Kore’nin nükleer denemeleri yüzünden uyguladığı yaptırımlardan başka NATO paktı da bir bildiri yayımlayarak Kuzey Kore’nin 2016 yılında nükleer silah ve balistik füze denemelerini kınadı. Ancak Piyong Yang yönetimi NATO paktının Kuzey Kore’nin nükleer programına yönelik tutumunu kabul edilemez niteledi ve NATO Kuzey Kore’nin içişlerine müdahale etme peşinde olduğunu, oysa bu ülke böyle bir müdahaleye asla tahammül edemeyeceğini belirterek NATO’yu Kuzey Kore’nin içişlerine karışma konusunda uyardı.
Öte yandan Kuzey kore lideri Kim Jung Un 2016 yılının son günlerine doğru bu ülkenin işçi partisi üst düzey yetkilileri ile düzenlediği oturumda, kuzeydoğu Asya bölgesinin durumu, Kuzey Kore işçi partisi doğru yolda ilerlediğini ortaya koyduğunu açıkladı. Kuzey Kore lideri BM güvenlik konseyinin Piyong Yang yönetimine karşı aldığı yaptırım kararları kınadı ve düşman ülkeler Kuzey Kore’yi hedef aldıklarını, zira Piyong Yang’ın artan gücünden korktuklarını vurguladı.
Kuzey Kore medyası da bu ülkede daha geniş yetenekleri olan yeni bir İHA’nın yapımına başlandığını yazdı.
2016 yılında Japonya halkı Amerika’nın Okinava adasındaki askeri üssündeki varlığına karşı muhalefeti devam etti. Gerçi Amerika Nago’daki askeri eğitim üssünü Japonya yönetimine devretti, fakat yine de binlerce Japon vatandaş Okinava adasındaki Nago ilçesinde düzenledikleri protesto eylemlerinde Amerika’nın adadaki askeri üslerinin faaliyetini sürdürmesine itiraz etti ve Amerikalı askerlerin derhal Japonya topraklarını terk etmeleri ve Okivana adasındaki üsleri de kapatılmasını istedi.
Aslıda Okinava halkı şimdiye kadar bir çok kez düzenledikleri protesto eylemleri ile Amerikalı askerleri istemediklerini bildirdi, fakat Tokyo yönetimi Amerika ile ilişkilerinde gözetlediği bazı sakıncaları yüzünden Amerikalı askerlerin Japonya’dan çekilmesine sıcak bakmıyor, fakat Okinava halkı özellikle Amerikalı askerlerin japon kızlara ve kadınlara cinsel taciz ve tecavüzde bulunmaları ve hatta cinayet işlemelerinden öfke duyuyor. Amerika’nın Japonya topraklarında 124 askeri üssü bulunuyor. bu üslerde 50 bin Amerikalı asker görev yapıyor.
Japonya’da yapılan son anketlere göre Okinava halkının %70 kadarı bu adada bulunan Amerikan askeri üslerin tamamen kapatılmasını istiyor. Aslında japonya halkını 2016 yılının sonunda en çok öfkelendiren konu, japonya yüksek mahkemesinin Tokyo yönetiminin tutumunu destekleyen kararında Amerikan askeri üssünün Okinava adasında bulunması fakat aynı adada başka bir noktaya taşınmasını açıklamasıydı. Yine 2016’nın sonlarına doğru japonya’nın Ginowan kentinde halk Amerikan karşıtı geniş çaplı protesto eylemi düzenleyerek Amerika’ya ait Osprey uçaklarının Okinava üzerinde uçuşlarına yeniden başlamasını kınadı ve bu uçuşların durdurulmasını istedi.
Ginowan belediye Başkanı Atsushi Sakima, yöre halkı Amerikan uçaklarının ses kirliliği yapmasını ve ayrıca düşme riski ile onların güvenliğini tehlikeye atmasını asla kabul etmeyeceğini belirtti. Bu uçakların bölge üzerinde uçuşu geçenlerde bu uçaklardan birinin düşmesinin ardından askıya alınmıştı.
2016 yılında Doğu Asya bölgesinde önemli gelişmelerden biri Güney Kore Cumhurbaşkanı Park Geen Hye’nin siyasi skandalıydı. Kuzey kore’ye karşı sert tutumu ile bilinen Hye, büyük bir siyasi skandala imza attı ve bağlı bulunduğu iktidar parti içinde de ihtilaflara ve bölünmelere sebebiyet verdi. Öte yandan muhalifet partileri ve taraftarları da geniş çaplı protesto eylemleri düzenleyerek ve iktidar partiye siyasi baskıları arttırarak Cumhurbaşkanı Park Geun Hye’nin parlamentoda gensoru ile karşı karşıya gelmesine neden oldu. Güney kore halkı 2016 yılının sonlarına doğru geniş çaplı protesto eylemleri düzenleyerek bu ülkenin yüksek mahkemesinden Hye hakkındaki gensoruyu onaylamasını istedi. Buna karşın Güney koreli devlet adamları Seul yönetiminin Piyong Yang yönetimine karşı politikalarında hiç bir değişiklik yapılmayacakmış gibi davranmaya devam ettiler. Nitekim cumhurbaşkanlığı vekili ve Başbakan Huan Kiu Ahen ülkesinde Amerikan patentli Tad füzelerinin bir an önce konuşlandırılmasına vurgu yaptı. Güney kore parlamentosunun oturumunda muhalefet partilerinden milletvekillerinin sorularına cevap veren Başbakan Ahen, Tad füze savunma sistemleri Güney Kore’nin güvenliği için hayati önem arz ettiğini ve bu şartlarda Pekin yönetiminin muhalefeti önemsenmemesi gerektiğini kaydetti. Ancak Pekin yönetimi Tad füzelerinin Güney Kore’de konuşlandırılması Çin’in milli güvenliğini tehdit edeceğini belirtiyor. Güney Kore muhalefet partileri de Tad füzelerini konuşlandırmak Seul ile Pekin ilişkilerini zedeleyeceğini savunuyor.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hao Chun Ying 2016’nın sonlarına doğru yaptığı açıklamada ise Pekin yönetimi milli güvenliğini koruma çerçevesinde Amerika’nın Tad füze savunma sisteminin Güney Kore’de konuşlandırılmasına gereken tepkiyi vereceğini açıkladı.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Pekin yönetimi defalarca bu sistemin Güney Kore’de konuşlandırılmasına karşı olduğunu ilan ettiğini hatırlattı.
Güney Kore ve Amerika ise Tad füze savunma sisteminin 2017 yılının sonuna kadar Güney Kore’de konuşlandırılması üzerinde mutabakata vardı. Bu arada Rusya yönetimi de Tad füzelerinin Güney Kore’de konuşlantırılmasına itiraz etmişti.
2016 yılında güneydoğu Asya bölgesinde en çok ses getiren gelişmelerden biri de Filipinler Cumhurbaşkanı Rodrigo Duterte’nin Amerikan karşıtı tutumu ve Çin yönetimine doğru eğilimiydi.
Filipinler Cumhurbaşkanı Rodrigo Duterte ülkesinin güneyinde yer alan Davao kentinde düzenlediği basın toplantısında Manila Washington’a ihtiyacı olmadığını belirterek Amerikalılara da Filipinlerden defolup gitmek için hazırlanmalarını söyledi. Duterte bye bye America tabirini kullanarak Amerikalıları ihraç etme kararı yakında ve Manila’nın 1998 yılında Washington ile imzaladığı askeri anlaşmayı gözden geçirmesinin ardından uygulanacağını belirtti.
Aslında Duterte bu tepkiyi, Amerika yönetimi Filipinler’e yardım programını uzatmama kararının ardından gösterdi. Amerika yönetimi Filipinler cumhuraşkanı demokrasi ve kanun hakimiyetini ihlal ettiğini gerekçe gösterek bu ülkeye yardım programını uzatmama kararı aldı.
Gerçekte Filipinler’le Amerika arasında 2016 yılında gerginlikler Amerika Başkanı Obama’nın filipinler yönetiminin uyuşturucu madde kaçakçıları ile mücadele yöntemini eleştirmesinin ardından tırmanmaya başladı. Ancak Duterte Çin’i ziyaret ederek ve bu ülke ile işbirliğini çok yönlü geliştirmek istediğini belirterek bundan böyle Washington’un uydusu olmayacağını ve özellikle uyuşturucu madde kaçakçıları ile mücadele planı başta olmak üzere tüm planlarını sürdürmekte kararlı olduğunu ortaya koydu.
Amerika yönetimi Manila yönetimini eleştirmeyi sürdürdüğü bir sırada Filipinler savunma Bakanı Dolphin Lorenzana, Pekin yönetimi ülkesine terör ve uyuşturucu madde ile mücadele için 14 milyon dolar değerinde hafif silah ve hız botları vermeyi önerdiğini açıkladı.
Filipinler savunma Bakanı Lorenzana ayrıca Pekin yönetimi diğer ihtiyaçların karşılanması için Manila yönetimine 500 milyon dolar uzun vadeli kredi de vereceğini ifade etti.
2016 yılında Tayland’ın yaşlı kralı hayatını kaybetti. Yaşlı kralın ölümünden sonra prens Maha Vajir Alungkoren onuncu Rama olarak Tayland’ın yeni kralı ilan edildi. 64 yaşındaki yeni kral 2 Aralık 2016 tarihinde parlamentonun davetiyesini teslim aldıktan sonra babasının yerine geçmeyi kabul etti.
Bu kararın ardından kısa bir konuşma yapan yeni kral Tayland parlamentosunun davetini Tayland milletinin yararı için kabul ettiğini belirtti.
Tayland’ın yeni kralı ilk eğitimini bu ülkenin kraliyet okulunda tamamladıktan sonra İngiltere ve Avustralya’da eğitimine devam etti. Taylan’da kraliyet düzeni bu ülkenin siyasi ve sosyal arenasında önemli bir yeri bulunuyor, nitekim tayland’da bir çok darbenin de krala destek yönünde yapıldığı ifade ediliyor.
Güneydoğu Asya bölgesinin 2016 yılında kanayan yarası yine Myanmar’da Arakanlı müslümanlara yönelik katliamlar ve soykırım oldu. Öte yandan Malezya, Hindistan, Bangladeş ve Pakistan gibi ülkelerde bu cinayetlerin kınanması yönünde düzenlenen geniş çaplı protesto eylemleri ve bölgesel ve uluslararası arenalarda Myanmar yönetimine uygulanan baskılar, bu ülkenin üst düzey yetkililerini 2016’nın sonlarına Doğu ASEAN Dışişleri Bakanları ile Yangon kentinde bir zirve düzenlemeye zorladı. Gerçi Myanmar Dışişleri Bakanı Angsang Suchi Arakanlı müslümanlara kısıtlı da olsa yardım edilmesini kabul etti, fakat Myanmar’da bu insanlara yönelik katliamlar ve baskılar aralıksız devam etti.