Rusya’nın yeni dış siyaset doktrini -1
Rusya hükümeti her zaman çeşitli alanlardaki siyasetlerinin değişik boyutlarını açıklamak amacı ile değişik doktrinler ve stratejiler tedvin ediyor ki onlardan bilgi güvenlik doktrini, milli güvenlik doktrini, askeri doktrini, deniz doktrini vb. değinebiliriz.
Uzun süreden beri yayınlanan Rusya milli doktrinidir. Bu belge aslında Rusya’nın bölgesel ve uluslararası gelişmelere olan bakış açısı ve bu ülkenin siyaset ufkunun açıklanması anlamındadır. Rusya Federasyon başkanı Vladimir Putin 30 kasım 2016 tarihinde ülkenin yeni dış siyaset doktrinini imzaladı. Bu belge sadece 2013 yılında yayınlanan eski nüshadan 3 yıl sonra, Rusya’nın dış çevresinden yeni gereksinimler dikkate alınarak ve mevcut gerçekler ve değişen şartlar gereğince onaylandı. Rusya dış siyaset doktrini önceki doktrinlerin süreci aksine yeni miladi yıla bir ay kala onaylanarak yayınladı ve eski doktrinin yerini aldı.
Yeni doktrinde eski doktrinden bazı maddeler olduğu gibi durmasına rağmen, gündemde olan IŞİD gibi bazı konular dikkate alınmıştır. Aynı zamanda bu belge Amerika ve NATO ile karşılıklı ilişkiler, terörizm ile mücadele, Suriye olayları, silahların azaltılması, diğer ülkeler ile ilişkilerin geliştirilmesi, Rusya’nın Suriye vatandaşlarını desteklenmesi ve dünyada Rusçayı güçlendirme konularına değinilmiştir. Yeni belge 5 bölüm ve 108 maddeden oluşuyor. Birinci bölüm: genel hükümler; 2. bölüm: çağdaş dünya ve Rusya federasyonu dış siyaseti, 3. Bölüm: Rusya federasyonun dünya konularını çözümlemedeki öncelikleri ki, adil ve sürdürülebilir dünya düzeni kurmak, uluslararası ilişkilerde kanun hakimiyeti, uluslararası güvenliğin güçlendirilmesi, Rusya federasyonu çevre ve ekonomi işbirliği, insani ve insan hakları uluslararası işbirliği, Rusya federasyonu dış siyaset girişimlerine istihbarat destek verilmesini kapsıyor; 4. Bölüm: Rusya federasyonu bölgesel bazda dış siyaset öncelikleri ve son bölüm de Rusya federasyonu dış siyasetin şekillenmesi ve gerçekleşmesidir.
İkili ilişkiler açısından Rusya dış siyaset önceliklerinde eski belgede adı geçmeyen ülkelere işaret ediliyor. Örneğin Avrupa ülkeleri ile ikili ilişkiler bölümünde Almanya, Fransa ve İtalya gibi ülkelerin yanısıra İspanya ile de ikili ilişkilerden söz ediliyor. Aynı zamanda eski belgede dış siyasette öncelikli olan İngiltere gibi bazı ülkelerden söz edilmiyor. Yeni doktrine göre NATO ve AB'nin son on yıllarda jeopolitik yayılmacılıklarından, "Rusya ile batılı ülkeler ilişkilerinde ciddi krizlere sebep olmakla" söz ediliyor. Yeni doktrinde şöyle yazılıyor: Amerika ve müttefiklerinin Rusya'yı durdurmak için izledikleri siyaset, ona uygulanan siyasi, ekonomik, istihbarat ve diğer baskılar, bölge ve dünya istikrarını yok etmiştir."
Eski doktrinde batı dünyası ile ilgili gündeme getirilen konular, yeni dış siyasete göre daha ılımlı idi. Doktrinin 5. maddesinin son bendinde şöyle yazılıyor: batılı hükümetlerin kendi konumlarını koruma çalışmaları, örneğin kendi görüşlerini dünyanın genel sürecinde ve diğer güçleri dizginleme siyasetlerine dayatma çalışmaları, uluslar arası ilişkilerde istikrarsızlığın artması ve bölgesel ve küresel düzeyde gerginliklerin artmasına sebep olmakta.
Söz konusu doktrinde NATO ve Amerika ile ikili ilişkilere özel bir önem verilmiş ve bu bağlamda açıkça "Rusya, iki ülkenin uluslar arası güvenliğindeki özel sorumluluğu nedeni ile Amerika ile ikili ilişkilerin kurulmasına ilgi duyuyor…" yazılıyor. Metinde ayrıca Kuzey Atlantik Paktı NATO'nun Rusya sınırlarına yaklaştığına işaret edilerek, askeri faaliyetlerinin de arttığına değiniliyor. Bu yüzden Rusya'nın NATO'nun yayılması, alt yapılarının Rusya sınırlarına yakın olması ve askeri girişimlerinin artmasına olumsuz yaklaşılıyor. Üstelik Rusya Amerika'nın küresel füze savunma sistemi kurmasını bir tehdit olarak tanımlayıp, uygun misilleme hakkını saklı tutuyor.
Moskova aynı zamanda Washington ile nükleer saldırı silahları sayısını azaltma anlaşmaların gerçekleşmesi için özel önem verirken, Amerika'nın da dünya çapındaki çalışmalarında uluslar arası hukuk kriterlerine tamamen bağlı kalmasını bekliyor. Rusya yeni doktrini uyarınca ayrıca şöyle yazılıyor: Rusya uluslar arası yasaların güçlendirilmesi ve desteği, kendi önceliklerden saymakta."
Bu arada uluslar arası güvenliği güçlendirme başlığı altında Rusya'nın nükleer silahları azaltma hazırlığına işaret ediliyor. Bu çerçevede silahları kontrol anlaşmaların maddelerine tamamen uyulması, 8 nisan 2010 tarihli Amerika ile varılan anlaşma START-2'nin gerçekleşme önemine vurgu yapılıyor. Doktrinde Rusya'nın adım adım nükleer kapasitenin azalması ve nükleer silahların yayılmasını yasaklama anlaşmanın güçlendirilmesine hazır olduğu da belirtiliyor. Belgede ayrıca süper güçler arasında nükleer savaş gibi büyük savaşların yaşanma ihtimalinin pek de fazla olmamasına rağmen, söz konusu güçlerin bölgesel münakaşalar ve krizlerin şiddetlenmesine yönelme tehlikesinden söz ediliyor.
Rusya söz konusu doktrin çerçevesinde uluslararası terörizm ile mücadeleyi, Rusya hükümetinin en önemli görevi ve uluslararası güvenlik alanında temel önceliği olarak sayıyor. Bu çerçevede Rusya terörizmi tüm şekilleri ve görünüşü ile kınıyor ve çeşitli siyasi, ideolojik veya diğer hedeflere ulaşmak amacı ile terör örgütleri her şekilde kullanmaya karşı çıkıyor. Aynı zamanda Suriye’de terörizm (IŞİD) ile mücadele çerçevesinde geniş uluslararası bir koalisyonun kurulması gereğine de vurgu yapılıyor.
Rusya milli güvenliğine yönelik tehditler hakkında ise Amerika füze kalkanına ilaveten, Afganistan konusuna 97. Maddede işaret edilerek şöyle yazılıyor: Afganistan’da uluslararası askeri güçlerin büyük çoğunluğu ayrıldığı şartlarda istikrarsız durumun korunması, Rusya ve Bağımsız Devletler Topluluğuna-BDT üye diğer ülkeler için ciddi tehdittir.
Bu belge, Moskova’nın, hükümetlerin değiştirilmesi için ülkelerin içişlerine müdahaleye karşı olduğunu vurguluyor. Ayrıca Moskova’nın yurt dışında Rusya konumunu güçlendirmek ve sahip olduğu istihbarat güvenliğini savunmak için yeni teknolojilerden yararlanacağı da altı çiziliyor.
Belgede ayrıca Rusya’nın Arktika’da (kuzey kutup) daha fazla varlık göstereceği, Arktika’da barış ve istikrarın korunması ve uluslararası yapıcı işbirliğinden söz ediliyor. Doktrinin 63.maddesi uyarınca AB yine önemli bir ekonomi, ticari ve dış siyaset ortağı olduğu belirtilirken, Rusya’nın AB ile karşılıklı çıkarların sağlanması ve eşitlik ilkelere bağlı kalarak, yapıcı, sürdürülebilir ve tahmin edilebilir işbirliğine ilgi duyduğu ifade ediliyor.
BDT ülkeleri ile dostane ve kapsamlı işbirliğin geliştirilmesi, Rusya’nın bölgesel öncelikleri arasında yer alırken, Beyaz Rusya ile stratejik ilişkilerin geliştirilmesi ise vurgulanmıştır. Belgeye göre Avrasya Ekonomik Birliği’nin derinleştirilmesi ve geliştirmeden hedef, yeni teknolojiler geliştirmek, üye ülkeler arasında rekabet, işbirliği ve kooperatif çalışmaların geliştirilmesi olarak kaydediliyor.
Rusya’nın yeni doktrininde Abhazya cumhuriyeti ve G. Osetya’nın bağımsızlığı, Rusya’nın bir diğer önceliği olarak geçiyor. Belge uyarınca Rusya, Ukrayna ile karşılıklı saygıya dayalı olarak milli çıkarlara riyaet edilerek siyasi, ekonomi ve kültürel ilişkilerin gelişmesine sıcak bakmakta. Ayrıca Moskova, Kafaksya alanında karmaşık siyasi gerçekler dikkate alınarak, Gürcistan’ın hazır olduğu alanlarda ilişkileri normalleştirmeye hazır olduğunu belirtiyor. Belgenin 60.maddesinde Karadeniz ve Hazar denizi alanları hakkında şöyle yazılıyor: Rusya’nın Karadeniz ve Hazar denizi alanlarındaki ortakları ile teamülü, Karadeniz Ekonomi İşbirliği Beyannamesine bağlı kalmaya, ayrıca topluca alınan kararlarca Hazar denizi 5 sahil ülkenin işbirliğini güçlendirmeye dayalıdır.
Doktrinde Rusya’nın diğer ülkeler ile ilişki konusunda Kanada ile karşılıklı çıkarlara saygı ve Arktika (kuzey kutup) dahil iki ülkenin işbirliği tecrübesine dayalı işbirliğine hazır olması yer alıyor. Kanada, Ukrayna krizi ve Kırım Adalarının Rusya’ya ilhakı ardından Rusya’ya yaptırım uygulayan ülkeler arasında yer aldı.
Rusya’nın yeni dış siyaset doktrininde Siyonist rejim ile ilişkilere değinilmezken, sadece Ortadoğu ve kuzey Afrika konuları çerçevesinde Arap-israil sorunların çözümü bağlamında Rusya’nın çeşitli boyutlardaki çalışmaları hatırlatılmakta.
Moskova Suriye’nin vahdeti, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünün korunmasına destek verirken, belgenin 93.maddesinde şöyle belirtiyor: Rusya, Suriye’de durumun siyasi yollardan çözümlenmesi, ülke geleceğinin 30 temmuz 2012 Cenevre bildirisi, Suriye’ye destek olan uluslararası grupların bildirileri ve BMGK bildirileri uyarınca ülke halkı tarafından belirlenmesinden yana.
Rusya’nın dış politika doktrininde ilke kez İran’dan söz ediliyor. 94.maddede açıkça şöyle yazılıyor: Rusya İran İslam cumhuriyeti ile kapsamlı işbirliğini geliştirme yoluna devam edecektir, ayrıca kapsamlı ortak eylem planın ilerleme sürecine (Bercam nükleer anlaşması) BMGK’nin 20 temmuz 2015 tarihli 2231 sayılı bildirisi ve UAEA yönetim kurulu kararlarına uygun olarak tüm boyutlarda müsaade ediyor.
Tüm bunlara ilaveten Rusya, İslam dünyası ile teamülü geliştirmek ve çeşitli konularda Müslüman ülkeler ile işbirliğinden yararlanmak hedefi ile İslam İşbirliği Teşkilatı’na gözlemci üye olma ihtimalinden söz ediliyor.
Doktrinin 85.maddesi, Rusya’nın Hindistan ile stratejik ortaklıkların derinleştirilmesine vurgu yapılıyor. Ayırca Rusya’nın Moğolistan ile dostane ilişkilerin kurulmasına da ilgi gösteriliyor. Bu arada Rusya’nın stratejik açıdan Asya-Pasifik bölgesindeki konumunun güçlendirilmesi, önemli dış siyaset kararlarından olarak söz ediliyor. Bu belgede G.Kore ile geleneksel dostane ilişkilere destek verilirken, Kore yarım adasında gerginliği azaltma ve iki Kore arasında işbirliği ve barışın kurulması amacı ile gerginliğin siyasi diyalog yolu ile giderilmesine çalışılacağı ifade ediliyor.
Diğer yandan doktrinin 84 ve 88.maddeleri uyarınca Çin ile stratejik teamül ve tüm alanlarda işbirliğin aktif şekilde gerçekleştirilmesi, Japonya ile iyi komşuluk ilişkilerin devamı ifade ediliyor. Asya-Pasifik ülkeleri arasında Vietnam ile stratejik ortaklığa da vurgu yapılıyor.