Trump’ın popülist politikası ve Müslümanlara vize yasağı getirmesi – 1
Uluslararası hukuk uzmanı Nimet Ahmedi, Trump’ın aldığı bu karar ve Amerika’da yasama yöntemleri ve başkanın bu ülkede rolü hakkında yaptığı açıklamada şöyle diyor:
Amerika’da yasama yöntemlerinden biri, bu ülkenin başkanının talimatıdır. Amerika’nın yürütme Başkanı bağımsız bir şekilde ve kongre ve senatoya bakmaksızın yasa onaylayabilir. Amerika Başkanı Donald Trump tarafından imzalanan belgelere göre İran ve diğer bir kaç müslüman ülkenin vatandaşlarına her türlü ziyaret, iş, göç, eğitim vesaire amaçlı vize verilmesi yasaktır. Amerika başkanının bu kararı uzatılabilir.
Uluslararası hukuk uzmanı Ahmedi sözlerini şöyle sürdürüyor: Donald Trump’ın İran ve diğer bir kaç müslüman ülkenin vatandaşlarının Amerika’ya seyahatini engellemeye yönelik yeni kararı onun popülist sloganlarından kaynaklanır. Ancak neden İranlı vatandaşların Amerika’da hiç bir terör eylemine karışmadıkları halde bu yasak listesinde yer almaları, Amerika’nın cumhuriyetçi yeni başkanının İran’ı yeteri kadar tanımadığını ve İranlı vatandaşların hakkında bilgisiz olduğunu gösteriyor.
Uluslararası hukuk uzmanı Ahmedi'ye soruyoruz:
Amerika Başkanı Donald Trump ilk uygulamalarından biri olarak yeni bir karara imza attı ve buna göre İran başta olmak üzere bir kaç ülkenin vatandaşları artık Amerika’ya giremiyor. Bir uluslararası hukuk uzmanı olarak Amerika başkanının bu kararının arkasında ne gibi saikleri görüyorsunuz?
Ahmedi şöyle karşılık veriyor:
Amerika başkanının bu özel talimatını irdelemek için ilkin bu ülkede bazı siyasi kanatların göçmenlere yönelik zihniyetini gözden geçirmeliyiz. Amerika’nın içindeki kanatlara bakıldığında, son dönemde seçimleri kazanan cumhuriyetçi partinin kendi içinde radikal ve ılımlı olmak üzere iki kanada ayrıldığı anlaşılıyor. Donald Trump’ın da aralarından çıktığı radikal kanat göçmenlere karşı tamamen muhalif bir tavır sergiliyor. Bu kesim Amerikan ürünü tüketme sloganı ile bu ülkenin kimliğini yeniden ihya ettiğini ileri sürüyor, çünkü göçmenlerin Amerika’nın sakinlerinin hakkını heba ettiğini ve bir çok organize suçun da göçmenlerce işlendiğini savunuyor. Bu arada günümüzde Amerika’nın bir çok ürünü bu ülkenin dışında üretildiği de belirtilmelidir, nitekim bu durum kendilerini asil Amerikalı bilenler için bir nevi utanç ve hüsran sebeidir. Bu yüzden Trump’ın Amerika’ya göçmen akınını kontrola almaya yönelik aldığı yeni karar aslında bu kanadın ideolojisini hayata geçirmeye yöneliktir.
Ahmedi'ye şu soruyu soruyoruz:
Amerika Başkanı Trump’ın talimatına göre bu listede yer alan ülkelerin Amerika’ya göç etmek isteyen kişilerin güvenlik bilgilerini Amerika’ya vermeleri gerekiyor, oysa bu durum Amerika’da ekonomi sektörü ve ekonomik faaliyetlerine aykırıdır.
Ahmedi şu değerlendirmede bulunuyor:
Amerika son yirmi yılda 11 Eylül 2001 terör saldırısı gibi saldırıları yaşayan bir ülkedir. Amerika ikinci dünya savaşından sonra bu ülkeye hiç bir saldırı ile karşılaşmamıştı, ancak içeride dünyanın en kötü terör saldırısı ile karşılaştı. Donald Trump göçmenlerin ve özellikle tekfircilerin bu saldırıların ve diğer saldırıların şekillenmesinde rol ifa etmesi noktasından hareketle popülist sloganlar atmaya başladı ve şimdi de bu sloganlarının arkasında durması gerekiyor. Trump seçim kampanyaları sırasında Meksika sınırında duvar öreceğini ve müslümanları sınırdışı edeceğini ve Amerika’ya girmelerini engelleyeceğini söyledi. Bence şimdi başta İran olmak üzere bir kaç müslüman ülkenin vatandaşlarının Amerika’ya girişine getirilen yasak Trump’ın ırkçı sloganlarını hayata geçirme doğrultusunda alınan bir karardır.
Ahmedi'ye sorduğumuz üçüncü soru şöyle:
İranlı vatandaşların ve diğer bazı müslüman ülkelerin vatandaşlarının Amerika topraklarına girme yasağı, İranlı vatandaşlar Amerika’nın iki büyük terör hadisesinde hiç bir rolü olmadığı halde gündeme geliyor, üstelik Arabistan, Afganistan ve Pakistan gibi ülkelerin bu listede yer almaması dikkat çekiyor. Trump’ın İranlı vatandaşların adını bu listeye almasının sebebi ne olabilir?
Ahmedi şöyle diyor:
Trump’ın İranlı vatandaşların Amerika’ya girişini yasaklayan kararı her türlü ilmi, akli ve hukuki yasaya karşıdır, zira bu karar Trump’ın İranlı vatandaşlarına karşı olumsuz zihniyeti çerçevesinde şekillenmiştir. Son 37 yılda ve İran ile Amerika ilişkileri bozuk olduğu dönemde hiç kimse Amerika’da bir tek terör eylemi İranlı vatandaşlar tarafından düzenlendiğini ispat edemez. Başka ülkelerden Amerika’ya gelen göçmenlerin aksine Amerika’da yaşayan İranlılar en iyi akademik ve bilimsel mevkilerde faaliyet yürütüyor. Amerika hastanelerinde binlerce İranlı uzman hekim çalışıyor. Yine Nasa ve Amerika’nın bir çok üniversitelerinde onlarca İranlı faaliyet yürütüyor. Bence Trump’ın bu kararı ancak İran hakkındaki bilgisizliğinden kaynaklanıyor, çünkü Amerika yönetimi şimdiye kadar bir tek İranlıyı terör zanlısı olarak tutuklamadı. Amerika’da tutuklananların çoğu Pakistanlı ve Arabistanlı vatandaşlardır, oysa Trump’ın yeni kararında bunlardan söz edilmemiştir.
Uluslararası hukuk uzmanı Ahmedi'den "Trump’ın bazı ülkelerin vatandaşlarına Amerika’ya giriş yasağı getiren kararı sınırlı bir süre için olduğu belirtiliyor. Acaba bu sürenin sonunda bu kararın lağevdilmesini bekleyebilir miyiz? sorusunu soruyoruz. Ahmedi şöyle karşılık veriyor:
Amerika’da yasama için üç yöntem vardır. Bu yöntemlerden biri Amerika başkanının doğrudan talimatıdır. Başkan yasa olarak bir karara imza attığında, bunun yürütme güvencesi vardır ve bu karar kongre ve senatodan bağımsız olarak uygulanabilir. Bazılarına göre Amerika’nın uluslararası ilişkilerde etki gücü ve siyasi ve iktisadi gücü yüzünden bu ülkenin Başkanı dünyanın en güçlü Başkanı olmuştur, ancak bu algı yanlıştır, zira bu ülkenin yürütme Başkanı diğer erklerden bağımsız olarak yasa çıkarabildiğinden dünyanın en güçlü Başkanı olarak bilinir. Yasanın lağvedilmesi konusunda, gerçi Amerika başkanının İranlı vatandaşlara getirdiği yasağın süresinin kısıtlı olduğundan söz ediliyor, ama başkanın gücü ve senato ve kongrenin Trump’ın politikaları ile eşgüdümlü hareket ediyor olması yüzünden bu karar uygulandı ve büyük ihtimalle süresi de uzatılacaktır.
Ahmedi'ye " Acaba Trump’ın bazı ülkelerin vatandaşlarına Amerika’ya giriş yasağı getirdiği kararı uluslararası yasalara aykırı mıdır? diye soruyoruz. Ahmedi bu soruya şöyle cevap veriyor:
Uluslararası hukukta insanların yaşam alanını seçme özgürlüğü vardır ve bu açıdan bakıldığında Amerika başkanının kararı uluslararası hukuk ilkelerine aykırıdır. Ancak Amerika’nın iç yasalarına bakıldığında bu bağlamda bazı kısıtlamaların var olduğunu görüyoruz. Gerçi Trump’ın bu uygulaması insan hakları ilkeleri ile çelişmektedir, fakat iç arenada insanların Amerika’ya giriş ve çıkışı için bu yasalar vardır ve Amerika Başkanı bu yasalara göre bu kararı almıştır. Ancak bence bu iş hiç düşünülmeden yapılmıştır ve bir insanı sırf derisinin rengi dini veya ırkı yüzünden bir ülkeye girmekten men etmek arsızlığın nihayetidir.
Uluslararası hukuk uzmanı Ahmedi İran’ın Amerika devletinin bu kararına tepkisi nasıl olabilir?sorusunun cevabında şu değerlendirmede bulunuyor:
İran’ın tepkisini ele almak için iki ülkenin arasındaki ilişki seviyesine bakmak gerekir. İran Amerika ile hiç bir siyasi ve iktisadi ilişkisi olmadığından bence bu karar tepki vermeye bile değmez ve İran fazla hassasiyet sergilememesi gerekir.
Ahmedi'den şu soruyu soruyoruz:
Bercam nükleer anlaşması ve nükleer dosyası İran’ın Amerika ile ilişkileri geçmişe kıyasla biraz farklı olmasına yol açmıştı. Sizce Amerika başkanının bu kararı Bercam nükleer anlaşmasının uygulanmasının devam etmesi üzerinde nasıl bir etkisi olabilir?
Ahmedi şöyle diyor:
Bu karar Bercam anlaşmasının ihlali olamaz, çünkü Bercam anlaşması bir ülkenin başkanının kararlarından bağımsızdır. Bercam doysası İran’ın nükleer meselesini sonuca bağlamak içindi. Bu program BM ve güvenlik konseyinin gözetiminde yürütüldü. Bercam anlaşmasında İran bir takım şeffaflaştırıcı hareketler yaptı ve İran’ın karşısında bulunan altı ülke de İran’a dayattıkları yaptırımları kaldırdı. Bence Trump’ın kararı Bercam’ın uygulanması üzerinde hiç bir etkisi yoktur. Trump eninde sonunda tutumundan geri adım atmak zorunda kalacaktır.
Amerika meseleleri uzmanı Emir Ali Ebulfeth de son günlerde Amerika ve dünyanın bir çok ülkesinin büyük kentlerinde Amerika’nın yeni Başkanı Donald Trump aleyhinde düzenlenen protesto eylemleri ve yürüyüşlerin hakkında yaptığı değerlendirmede, Trump’ın sonunda protestocuların isteklerine boyun eğmek zorunda kalacağını, nitekim son günlerde bir kaç kez eski tutumundan geri adım attığını belirtiyor.
Amerika’da sıkı güvenlik tedbirleri altında düzenlenen Trump’ın yemin töreninden sonra Amerika genelinde ve hatta dünyanın bir çok kentinde Trump’ın politikalarına karşı protesto gösterisi düzenlendi.Bu arada şimdiye kadar 230 protestocunun gözaltına alındığı ve federal savcıların protestocuların cinayet amaçlı isyan suçu onaylandığı takdirde her biri on yıla kadar hapis cezasına çarptırılabileceğini belirtiyor.
Amerika meseleleri uzmanı Ebulfeth, Amerika’da devam eden protesto eylemleri Trump’ın seçim kampanyası sırasında ve ayrıca iktidarı devraldığı sırada yaptığı açıklamaları ve şimdiki uygulamalarından kaynaklandığını belirtiyor. Ebulfeth protesto eylemlerine kadınlar, dini ve etnik azınlıklar, müslümanlar, liberaller, eşcinseller ve Trump’ın dış politikasına itiraz eden kesimlere kadar geniş bir kitle katıldığını belirtiyor ve bu itirazların Trump’ın davranışlarını düzeltmesinde etkili olacağını savunuyor.
Amerika meseleleri uzmanı Ebulfeth'e soruyoruz:
Neden Trump’ın yemin töreni üzerinden günlerce zaman geçtiği halde hala Trump karşıtı geniş çaplı itirazlara şahit oluyoruz?
Ebulfeteh şöyle karşılık veriyor:
Amerikan halkından geniş bir kitle Trump’ın seçim kampanyaları sırasında ve iktidarı devralma sırasında yaptığı açıklamalarına ve şimdiki uygulamalarına itiraz ediyor. Kadınların bu protesto eylemlerinde önemli yeri bulunuyor, çünkü Trump’ın kadın karşıtı uygulamalarından endişe ediyor. Renkli derililer gibi etnik azınlıklar ise bu kalabalığın bir başka bölümünü oluşturuyor. Onlar da Başkan Trump’ın başkanlık döneminde ırkçı uygulamalarından endişe ediyor. Protestocuların bir başka kesimini başta ispanyol kökenli ve Meksika kökenli göçmen aileler oluşturuyor. Bunlar Amerika vatandaşıdır, ama hala bazı akrabaları Amerika vatandaşı olarak tanınmıyor. Bir başka kesim liberallerdir bunlar da kadın hakları, azınlıkların hakları, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü gibi durumların kaygısını taşıyor. Öte yandan müslümanlar da Trump’ın başkanlık dönemindeki durumlarından kaygı duyuyor. Tüm bunların yanında bazı çevreler de Trump’ın iktisadi politikaları ve dış politikaları alanlarında korku taşıyor ve Trump’ın tek yanlı iktisadi politikaları onlara ve ülkelerine zarar vereceğini düşünüyor. Bu kesimin Trump’ın küreselleşme fırsatından en iyi şekilde yararlanması gerekiyor.
Amerika meseleleri uzmanı Ebulfeth'e "Peki, acaba bu itirazların sonuç vereceğini düşünüyor musunuz?" diye sorduğumuzda, şu değerlendirmede bulunuyor:
Bu durum bizim istek ve sonucu nasıl tanımladığımıza bağlı. Kuşkusuz Amerika’da bu saatten sonra Trump’dan başkası Başkan olamaz ve ne de şimdiki hükümet bu itirazlarla devrilir. Fakat bu itirazlar faydasız da sayılmaz.21. yüzyılın ikinci onyılında kamuoyunun medya ve sosyal paylaşım siteleri üzerinden baskı gücünün arttığına şahit oluyoruz. Bugün Amerika halkının bilinci artmaya başladı ve olaylar artık hızla tüm dünyada duyuluyor. Bu da Trump’ın davranışını etkileyebilir. Zaten şu iletişim hızı yüzünden dünyanın 500 kentinde kadınlar eşzamanlı olarak Trump karşıtı protesto eylemi düzenleyebildi. Bu yüzden Amerika yönetimi boşlukta faaliyet yürütemez ve bunca hoşnutsuzluğun içinde işinde ilerlemeyez.
Ebulfeth, "Acaba Amerika’nın önceki yönetimlerinden halkın itirazları yüzünden geri adım atan olmuş mu? sorusuna de şu cevabı veriyor:
Evet, şimdiye kadar bir çok kez Amerika yönetimleri halkın medeni itirazları yüzünden geri adım atmak zorunda kalmıştır. Örneğin 1960 yılında medeni haklar hareketinde böyle oldu ve Amerika yönetimi ve yargı kurumları geri adım atmak zorunda kaldı. Wall street journal’ı fethedin hareketinde de hükümet muhalifleri yatıştırmak için bazı taleplerini kabul etti. Trump da Amerika’yı dört yıl yönetmesi gerekiyor ve bu yüzden bazen kendi tutumundan geri adım atmak zorunda kalacaktır, gerçi şimdiye kadar da bir kaç kez geri adım attı. Trump seçim kampanyaları sırasında popülist vaatleri gündeme getirdi, ama şimdi onlara pek fazla dokunmuyor ve böylece kendisinden daha iyi bir imaj yaratmaya çalışıyor.
Amerika meseleleri uzmanı Ebulfeth'e şu soruyu soruyoruz:
Trump karşıtı protestolar sadece Amerika ile sınırlı değil, dünyanın onlarca ülkesinde özellikle kadınlar Amerika’nın yeni Başkanı aleyhinde yürüyüş düzenliyor. Trump’ın sözleri ve açıkladığı politikaları nasıl bir etki yapabilir ve nereye kadar?
Ebulfeth şöyle cevap veriyor:
Bu soruya ve neden kadınlar ve dünyanın diğer milletleri Trump’ın politikalarını protesto ettiğine cevap ararken, Amerika’nın küresel politikaların üzerindeki güçlü etkisini göz önünde bulundurmak gerekir. Amerika iktisadi, siyasi, sosyal ve kültürel açıdan dünya üzerinde önemli etkisi vardır. Bu yüzden beyaz saraya giren birinin kararı ve kişisel görüşleri Amerika dışında da milyonlarca insanın yaşamı ve kaderi üzerinde etkili olabilir. örneğin Amerika Paris iklim anlaşmasını benimsediği zaman dünya genelinde halkın yaşamını etkilediği gibi şimdi Trump’ın bu anlaşmadan çekileceğini açıklaması dünyada milyonlarca insanın yaşamını etkileyecek ve bir çok ülkenin ekonomisini de değiştirecektir.
Ve son olarak Amerika meseleleri uzmanı Ebulfeth'e "Küresel itirazların Trump’ın davranışını değiştireceğini ne kadar ümitle bakılabilir?" sorusunu yönelttiğimizde, şu değerlendirmede bulunuyor:
Bu itirazlar kesinlikle Trump ve Amerikalı devlet adamlarının kararlarını etkileyecektir. Amerika için yumuşak güç büyük önem arz ediyor ve Amerika uluslararası arenada prestijini önemseyen bir ülkedir. En azından Batılı ülkelerin arasında Amerikalı devlet adamları ve izledikleri politikaları özel önem arz ediyor. Bu yüzden Amerikalı devlet adamları için de onların görüşü önem arz ediyor. Eğer Trump’ın yemin töreni sırasında başka ülkelerde halk Trump’a karşı veya Trump’a destek için sokaklara dökülüyorsa, bu durum Amerika için önemlidir. Örneğin Amerika’nın Avrupalı ortakları ile işbirliğinin gelişmesi Avrupalıların Amerika’dan hoşnutluğuna bağlıdır. Eğer Avrupa kamuoyu Trump’a karşı olursa Amerika Avrupa liderleri ile işini zor ilerletebilir. Bu yüzden Trump bir çok kez bu bağlamda uyarılmıştır