Trump ve siyasi yalan stratejisi
Siyaset aleminde yalan stratejisinin varlığı bilinen bir gerçektir, ancak ne var ki Amerika’nın yeni Başkanı Donald Trump bu bağlamda tanımlanan standartları da aşmış bulunuyor.
CNN haber kanalı internet sitesinde yayımladığı bir raporunda şu ifadelere yer veriyor: Donald Trump’ın görüşlerini belki de bir nevi pervasızca küstahlık nitelemek mümkün. Yani Trump tam da CIA subayları önünde söylediği zaman, aslında gerçekleri tahrif ediyor ve iddialarına tanrıyı da şahit alıyor. Beyaz sarayın yeni kiracısı her halde yeteneklerine aşırı derecede güveniyor, yoksa gerçek gayet açık ve net bir şekilde ortada duruyor. Trump başkanlığının ilk günlerinde mevcut gerçekleri yıkıcı bir şekilde yok etmek istediğini ortaya koydu ve hatta yürütme bağlamında yeni siyasi çizgisini de açıkça belirledi.
Donald Trump geçenlerde mesnetsiz iddiasını yeniden tekrarladı ve milyonlarca illegal göçmen başkanlık seçimlerinde oy kullandığını ve bu durum elektral kolejin dışında halkın kullandığı oyların çoğunluğunu elde etmesini engellediğini ileri sürdü.
Oysa yürütme kurumu, CNN ve diğer bazı medya organlarının ulaştığı bilgi ve belgeler, Trump’ın illegal göçmenlerle ilgili iddiaları gerçeklerden çok uzak olduğunu ve daha çok komplo teorilerinden nemalanan bazı medya organlarının bu teorileri pazarlamasından kaynaklandığını ortaya koyuyor.
Bazı gözlemciler ise Trump’ın tüm içi boş ve mesnetsiz iddialarına karşın yeni başkanın hakettiğinden çok daha fazla oy kazandığını belirtiyor. Trump yaşamı boyunca da sürekli halkın sandığından çok daha zengin olduğunu idda eden biridir, ancak şimdi görünen o ki hatta başkanlık seçimlerini kazanmak bile Trump’ı tatmin etmemiş ve yeni başkan şimdi de daha fazla taviz koparmaya çalışıyor.
Aslında Donald Trump tarafından ileri sürülen iddialar ve yapılan tahrifler, Amerika Başkanı olarak görevini yerine getirebilse bile, bilinçaltında mevcut gerçekleri kendisinin gerçek sandığı durumlara göre tahrif edeceği anlaşılıyor.
Yemin töreninde yaptığı konuşmadan bir gün sonra Donald Trump, CIA yetkililerine yemin töreninde çekilen yüzlerce fotoğrafın sahte olduğunu söyledi ve törene katılan kalabalığın sayısı fotoğrafta yer alan kalabalığa nazaran çok daha fazla olduğunu iddia etti. Trump hatta biraz daha ileri giderek yeni başkanın yemin törenine katılan insanların sayısını 1.5 milyon olarak ilan etti. İşin daha da ilginç yanı, Trump'ın yalanlarını yutturmak için tanrıyı şahit göstermesiydi. Trump şöyle dedi: Tanrı benim konuşmamın hatırı için yağmuru kesti ve hemen her taraf günlük güneşlik oldu. Oysa Trump’ın yemin töreni sırasında yağmur tüm şiddetiyle yağmaya devam etmişti.
Donald Trump Amerika’nın yeni Başkanı sıfatıyla işe başladığı ilk gün CIA binasına gitti ve bu örgütün ölen ajanları için dikilen anıtın önünde 15 dakika konuşma yaptı. Ancak bir insanın bu denli utanmaz bir şekilde ve hakikatlere ve dürüstlüğe hiç bir saygı göstermeksizin 15 dakika konuşabileceğini hayal bile etmek güçtür. Gerçi unutmamak gerekir ki bu adam Donald Trump’tır ve sözlerine dikkat etmek gibi bir alışkanlığı olmadığından hiç kimsenin kuşkusu yoktur.
Donald Trump kendisini Newyork emlak sektörünün bir devi gibi göstererek kentte tanınmış bir simaya dönüşmeyi başardı. Oysa Trump bundan önce hayatı boyunca sadece bir tek inşaat projesini tamamlayan kişiydi, üstelik bu proje de tamaman yalanlara dayanan ve imzalanan bir anlaşması bile olmayan bir projeydi. Trump ayrıca Haite hotellerini inşa edenlerin bu projede kendisine ortaklık ettiğini de iddia ediyor.
Gerçekte Donald Trump’ın yaptığı işlerin sonuçları, kocaman yalanlarla desteklenen küçük şeylerdi. Yine Trump’ın bazı projeleri tamamen yalan ve asla var olmamış ve sözde tamamlanmış projelerdir. Yine Trump’ın bir çok işinden “samimi abartma” şeklinde söz ettiği işlerdir. Trump’ın bu tür işleri bir çok etkene de bağlıdır. Örneğin Trump’ın düşen bir helikoptere binmesi gerekiyordu. Yine Trump’ın serveti de ilan edilen rakamlardan çok fazla olması, ya da Empire State binasının sahibi de o olması gerekiyordu.
Ancak muhalifleri Trump’ın iddialarını araştırdığında, Trump’ın söylediği bir çok yalanın içine düştüğünü fark etti. Örneğin Empire State iddiasında Trump hatta kendisini savunamadı bile, fakat bunun yerine British TV muhabiri, yani Selena Scot’a saldırdı ve onun üçüncü sınıf bir gazeteci niteledi.
Gerçekte Trump şimdiye kadar kendisine ve icraatına yöneltilen eleştirileri basına ve medya organlarına saldırarak etkisiz hale getirmeye çalıştı. Trump bu taktiği seçim kampanyaları sırasında da sürdürmüş ve gazetecileri kötü, yalancı ve tiksindirici nitelemişti.
Donald Trump seçim kampanyaları sırasında gündeme getirdiği bu tür suçlamalarını CIA çalışanları önünde de tekrarladı. Gerçi siyaset aleminde yalan stratejisinin varlığı bilinen bir gerçektir, ancak ne var ki Amerika’nın yeni Başkanı Donald Trump bu bağlamda tanımlanan standartları da aşarak siyaset ve medya çevrelerini iyice şaşırttı.
Trump seçim kampanyaları sırasında rakipleri hakkında bir dizi şaibeli iddiaları kapsayan ve bir çokları dile getirilen veya yazılan açıklamalarında kendisini seçimlerin ana ekseni gibi tanıtmaya ve ancak kendisi Amerika Başkanı olmayı hakettiğini göstermeye çalıştı. Şimdi de Trump Başkan seçildiği ve beyaz sarayda dümenin başına geçtiği halde bu tutumunda herhangi bir değişiklik yapmak istemediği anlaşılıyor.
Kişilik, her insanın kaderi hükmündedir ve ebeveyn evlatlarına gerçekleri söylemeyi öğretmeye çalışır. Ancak çocuklar hatta okula başlamadan önce dürüstlüğün her zaman gerekli olmadığını öğreniyor. Örneğin bazı önemsiz konular kreş döneminde çocuklar için çok heyecan uyandıran bir konu gibi gözükebilir, oysa daha önemli konular yetişkinlikte bile eğlendirici gelmeyebilir. Nitekim çocuklar daha sonraları nasıl ileri sürdükleri iddiaların gerçek olmadığını tespit etmenin zor olduğu karmaşık yalanları nasıl söylemeleri glerektiğini öğrenir. Çocuklar her insanı kandırmanın mümkün olduğunu da öğrenir.
Öte yandan psikologlar insanlar kendi yalanlarından rahatsız olmadıklarını ve muhatapları, onlara doğruyu söyleyecek kadar değer taşımadığını düşündüklerini belirtiyor. Gerçi her zaman büyük yalanlar söyleyen insanların sayısı azdır. Bu arada yalan söylemekten rahatsız olan insanlar ise kandırmanın tesirleri yatıştığında yeniden normal haline geri döner ve böylece yalan söyleme alışkanlığı da devam eder. Uzmanlara göre bir süre sonra yalan söylemenin olumsuz duygusu artık pek fazla hissedilmez ve böylece alışkanlık haline gelir.
Bu arada bazı istisnalar da vardır, yani gerçekleri tahrif etmek ve hatta gerçekleri örtbas etmekten nemalanan insanlar da vardır. Bu tür insanlar genellikle büyük ve karmaşık yalanları söylemeye yatkındır. Yine bu tür insanları en utanmaz insanlar olarak da nitelemek mümkün. Bu tür insanlar hatta gerçekleri tahrif etmek için başkalarını da kullanabilir.
Amerika tarihi büyük skandallara yol açan büyük yalanlarla doludur. Bunun son örneklerinden biri Nicson’un başkanlığı döneminde yaşanan Watergate skandalıdır.
Donald Trump’a gelince, Trump’ın siyaset alemine atılmadan önceki yaşamında bu tür yalanların daha küçük örneklerini görmek mümkün. Örneğin Trump halkla olan ilişkisi gerçek rakamların ve verilerin gösterdiğinden çok daha fazla ve yakın ve samimi olduğunu göstermeye çalışıyordu. Amerika’da resmi yetkililerin dürüstlüğünün düzeyini bağımsız bir şekilde araştıran Polity Fact sitesi ise Donald Trump’ın yaptığı yüzlerce konuşmanın ancak %16 kadarı, o da yarı yarıya gerçeğe yakın olduğunu açıkladı. Gerçi bu araştırmada, Trump’ın daha çok slogan mahiyeti olan konuşmaları ele alındığı düşünülebilir, fakat şimdi de seçim kampanyaları ve slogan atma dönemi sona erdiği halde Trump’ın aynı şekilde yalanlarını sürdürdüğü gözleniyor.
Bu süreçte Trump söylediği yalanlara ve yaptığı tahrifata destek vermek üzere çevresindeki tüm adamlarını da seferber ettiği anlaşılıyor. Seçimlerden sonra Trump’ın en seçkin taraftarlarından biri, "şimdi artık pek fazla bir şey geride kalmadı ve maalesef geriye kalan şeyler de gerçeklerdir" şeklinde açıklama yapması bu iddianın ispatıdır. Yine Trump’ın CIA’de yaptığı konuşmanın üzerinde yapılan tartışmalarda beyaz saray basın sözcüsü Sean Spicer de Başkanının sözlerine tam destek verdi. Daha sonra Kelin Kanoy elinde açıklananın aksine Trump’ın sırf bir kaç alternatif gerçeği beyan ettiğini ispat eden belgeler bulunduğunu açıkladı. Kanoy alternatif gerçeklere işaret etti, oysa Spicer’in Trump’ın yöntemini desteklerken sarf ettiği tuhaf sözler bazı eleştililere yol açtı. Oysa Spicer’in görevi itibarı ile gazetecilerle birlikte çalışması gerekiyor.
Beyaz sarayın yeni basın sözcüsü Spicer, medya organlarını yemin törenine katılım oranının düşük olduğunu yayımladıkları için eleştirmiş ve hatta yalancı olmakla suçlamıştı. Aslında Spicer’i anlmak pek de zor değildir, çünkü gerçekte Spicer hüsrana uğramış biridir, çünkü Spicer, lideri hiç bir zaman gerçek kazanımlarından memnun olmayan birinin liderlik ettiği bir takımda yer almaktadır. Gerçekte eğer sizden gerçek olan bir şeyi kabul etmemeniz ve onun yerine uydurma bir tabloyu kabul etmeniz talep edilirse, böyle üzücü bir cevap almanız doğaldır.