Trump yönetimi ve nükleer anlaşmanın kaderi -3
https://parstoday.ir/tr/radio/world-i62678-trump_yönetimi_ve_nükleer_anlaşmanın_kaderi_3
ABD Başkanı Donald Trump, İran ile imzalanan nükleer anlaşma aleyhindeki alışılmadık sözleriyle, siyasi çevrelerin dikkatini üzerine çekerek, acaba hangi hedef peşinde olduğu sorusunu gündeme getirtmiştir.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Şubat 25, 2017 07:58 Europe/Istanbul

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile imzalanan nükleer anlaşma aleyhindeki alışılmadık sözleriyle, siyasi çevrelerin dikkatini üzerine çekerek, acaba hangi hedef peşinde olduğu sorusunu gündeme getirtmiştir.

Acaba Trump, İran ve nükleer anlaşmanın diğer taraflarından imtiyaz koparmak peşinde mi?

Donlad Trump, Beyaz Saray'a girdikten sonra İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik tehditler ve propaganda, farklı bir edebiyat ile başlamış oldu.

İran'ın füze denemesi bahanesiyle başlatılan bu propaganda ve tehditkar açıklamalar, aslında ABD yöneticileri tarafından çok  önce başladı, ancak Trump'ın göreve gelmesiyle nükleer anlaşmaya karşı ifadeler ve söylemlerin sertlik dozu arttı.

Trump'ın nükleer anlaşma aleyhindeki sözlerine yönelik tepki ve itirazlar, uluslararası arenada ilk baştan itibaren başlamış oldu. 

Önce nükleer anlaşma aleyhinde açıklamalar yapıp, ortam oluşturmaya çalışan ABD'nin yeni yönetimi daha sonra İran'ın füze denemesini bahane kılarak, İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı psikolojik savaş ve propagandaya yöneldi.

Belli hedefler peşinde olan ABD, bu konuyu Güvenlik Konseyi'ne taşıyarak, İran'ın Güvenlik Konseyi'nin kararnamesini ihlal ettiğini ileri sürmek suretiyle bu konuya uluslararası boyut kazandırmaya çalıştı.

ABD ve Avrupa'daki ve de Siyonist rejim ile aynı çizgide hareket eden bazı bölge ülkelerindeki bazı siyasi ve medyatik çevreler de, bu senaryonun arkasında yer alarak, İran'ın tehdit oluşturduğu yalanı üzerine odaklanarak, haber ve analizler yapmaya başladılar.

Bu bağlamda, bazı garezkar ve art niyetli açıklamalar yapılarak, İran'ın balistik füze denemesinin BM Güvenlik Konseyi'nin kararnamesine aykırılık teşkil ettiğini lanse etmeye çalıştılar.

İran'ın yeni balistik füze denemesinin ardından Beyaz Saray, "İran'a uyarı" ibaresini kullandı.

Bu ibaret, son sıralarda görevinden istifa eden Başkan Donald Trump'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Flynn tarafından kullanıldı ve böylece ABD yetkilileri, İran'a karşı söz savaşına girmiş oldu. "İran'a uyarı" bazı siyasi çevrelerce, ABD'nin İran'ı doğrudan tehdidi için zemin oluşturma anlamında yorumlandı.

NATO'nun eski üst düzey yetkililerinden biri sayılan ABD'li emekli Amiral James Stawaridis, bu ibarenin ABD yönetiminin kendi istediği zaman ve mekanda girişime yönelmek anlamına geldiği şekilde yorumlayarak şöyle ifade etti: "O tespitte, bu bir kırmızı çizgisi karşısındaki nokta anlamına geliyor. İran'a uyarı, Trump yönetimine göre, "biz sizi dikkatle gözetliyoruz... gördüklerimizden çok rahatsızız...tahmin edilebilir olmak istemiyoruz ve gerektiğinde girişimde bulunacağız" anlamındadır. Ben bu ibareyi şöyle yorumluyorum, ancak hükümet bize daha şeffaf açıklama yapmak için borçludur diye düşünüyorum."

Bazı analistler ise olaya nükleer anlaşma ötesinde bir açıdan bakarak, ABD'nin yeni yönetiminin macera peşinde olduğuna dikkat çekerek, İran ile ABD'nin yeni bir gerilim ortamına girmek ve birbirinin tepki ve reaksiyonlarını test etmekte olduğu tezini gündeme getiriyor.

Trump da, attığı bir twette İran konusunda bütün seçeneklerin masada olduğu şeklinde tehditkar açıklamada bulundu ve Barak Obama'nın taktiklerini sürdürmek yerine sert ve sıkı tedbirler almakla İran'ı tehdit etti. US News da bu bağlamdaki bir analizde, Trump'ın literatüründeki muğlaklık, isteyerek veya istemeyerek, İran aleyhinde bir askeri ferman verilmesi halinde, Beyaz Saray'a uygun bir izahat gerekçesi vermiş olacak, yani "biz size daha önce uyarıda bulunmuştuk". Bu çatışma Fars Körfezi'nde İran gemileri ve botlarının Amerikan gemileri ve savaş gemileriyle çarpışmasıyla yaşanabilir. Trump yönetimi, ABD'nin eski Başkan Barak Obama'nın İran'ın tavır ve tutumunu kısıtlamakla birlikte bu ülke ile nükleer ve diğer meselelerde daha yakın işbirliği yapma stratejinin işe yaramadığını düşünüyor.Trump, bu anlayışla, İran'ın Obama'ya minnettar olması gerektiğini yazdı.Bu açıklamalara ise İslam İnkılabı Rehberi, sert tepki gösterdi.

İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamanei, İran İslam Cumhuriyeti Ordusu Hava Kuvvetleri komutanları ve personelini kabul ettiği görüşmede, ABD'nin yeni Başkanı'nın İran'ın Obama yönetimine teşekkür etmesi gerektiğine dair sözlerine işaretle şöyle buyurdu: "Asla o yönetime minnettar değiliz, zira İran halk ve İslam nizamını felç etmek niyetiyle ağır yaptırımlar uyguladı, ancak bu hedefine varamadı, nitekim başka hiçbir düşman da bu büyük halkı felç edemedi."

Ayetullah Hamanesi sözlerine şöyle devam etti: "Niçin ABD'nin önceki yönetimine teşekkür etmeliyiz, İran'a karşı yaptırımlar için mi? IŞİD'i türettiği için mi? Suriye ve Irak'ta bölgeyi ateşe sürüklediği için mi? veya iki yüzlülüğü için mi yani "özel mektubundaki muhabbet ve işbirliğinden söz etmesi ancak 88 seçimlerinden sonra fitneye açıktan destek olması" için mi?İslam İnkılabı Rehberi ardından şöyle beyan etti: İşte bunlar, ABD'nin eski yönetiminin demir pençesine giydiği kadife eldivenin aynı mısdakıdır.

İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei, ABD'nin yeni Başkanı Trump'ın İranlıların kendisinden korkması gerektiği sözlerine de temasla, İran'lının tehditten korkmadığını vurguladı.

İslam İnkılabı Rehberi, kinayeyle şunları ifade etti: "Tabii, biz bu yeni gelen efendiye minnettarız zira, zahmetimizi azaltmış ve ABD'nin gerçek yüzünü göstermek suretiyle İran İslam Cumhuriyeti'nin 38 yıldır ABD hükümetinin siyasi, ekonomik, ahlaki ve toplumsal fesadı hakkındaki sözlerini kanıtlamıştır."

Ayetullah Hamanei ayrıca, "Yeni Başkan, seçim kampanyasında ve son günlerdeki yaptığı açıklamalar ve girişimleriyle, ABD'nin gerçek kimliğini çıplak şekilde dünya insanlarının gözü önüne sererek, ABD'nin gerçeğinin ne olduğunu göstermiş oldu" açıklamasında bulundu.

ABD'nin önceki Başkanı Barak Obama da, defalarca İran'a karşı bütün seçeneklerin masada olduğundan söz etmişti. Barak Obama, gerçi değişim sloganı ile Beyaz Saray'a girdi ancak pratikte eski politikaları sürdürdü. Trump da aynı edebiyatı tekrarlayarak, eskidekilerden gerçekçi bir anlayış sahibi olmadığını göstermiş oldu.İran, Obama'nın değişimden söz ettiği sıralarda ifade ediyordu ki bu sözleri duymaktan asla heyecana kapılmadı, bu yüzden İran Obama'nın farklı tutumuna niçin teşekkür etmeli.Obama, İran hakkında bir lütufta bulunmadığı gibi, olabildiğince İran'a baskı uyguladı. Hatta, Beyaz Saray'da görevinin son günlerinde İran'a yönelik yaptırımları uzatmak ve İran konusunda acil durum yasasını imzalamak suretiyle Trump'ın elini İran ile husumet ve düşmanlığı sürdürmek için güçlendirdi. Aslında Obama dönemi ile Trump dönemi ABD'nin politikaları arasında esas ve mahiyet açısından hiçbir farkı yok. Beyaz Saray, İran ile düşmanlıktan başka bir şey yapmış değil, İster Cumhuriyetçi olsun ister Demokrat, ABD'de iktidardaki yönetimin İran'a yönelik tutum ve tavrı sürekli bu çerçevede olmuştur.

İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif defalarca, İran'ın nükleer anlaşmayı tercih ettiğini ancak bunun İran'ın başka seçenekleri olmadığı anlamına gelmediğini vurgulamıştır.

ABD'nin bu tutum ve açıklamaları, söylem aşamasından geçip, dış politikasında bir seçenek şeklinde gündeme getirilmesi halinde, uluslararası kurallar ve yükümlülükler çerçevesinde Güvenlik Konseyi düzeyinde alınacak kararlar buna karşı müdahale etmek olmalıdır.Ancak mantık temelinde söylem ile eylem arasındaki mesafe, Trump'ın dış politikasını belirlemesinin ardından ortaya çıkmış olacak.

Her halde, bu hareketler ve girişimler, İslam İnkılabı Rehberi'nin her daim farklı münasebetlerde ABD'nin düşmanlığı ve hedeflerini izah ettiği beyanatlarındaki gerçeğin ta kendisidir, Ayetullah Hamanei, defalarca, ABD'nin kendi istediklerini İran halkına dayatma fırsatı peşinde olduğunu vurgulamıştır.İslam İnkılabı Rehberi, 14 Temmuz 2016'da ülke yetkilileriyle yaptığı görüşmede, ABD'de Trump başkanlık seçimlerini kazanmadan önce yaptığı açıklamada, nükleer anlaşmanın karşı tarafların su istifadesine zemin sağlayabilecek belirsiz ve muğlak yanlarına işaretle, İran İslam Cumhuriyetinin nükleer anlaşmayı ihlal edecek ilk taraf olmayacağını zira, ahde vefanın Kuran-i bir emir olduğunu, ancak ABD başkan adayının nükleer anlaşmayı yırtma tehdidi gerçekleşmesi halinde İran İslam Cumhuriyeti onu yakacağını, zira bu da Kuran-i emre göre ahde vefa etmeyen tarafa verilmesi gereken bir cevap olduğunu beyan etti.

Boşkumandan Ayetullah Hamanei, ABD'nin İran'a karşı düşmanlığını hükümetler arasındaki normal anlaşmazlıkların ötesinde bir şey olarak niteledi, şimdiki Amerika'nın özünün Reagan dönemi Amerika özünün aynısı olduğunu, Demokratı ile Cumhuriyetçi arasında hiçbir farkın olmadığını belirtti, askeri saldırıyla tehdidin de bu tehditleri gündeme getiren kişinin acemiliği ve bilgisizliğinden kaynaklanabildiğini sözlerine ekledi.