Rusya ve NATO'nun Doğu Avrupa'da yüzleşmesi
Rusya ile Soğuk Savaş'ın ardından dünyadaki en büyük askeri ittifak sayılan NATO ilişkileri son yıllarda, Avrupa'da en önemli güvenlik konusu haline gelmiştir.
Rusya ile NATO arasında Ukrayna krizi ile ilgili ciddi anlaşmazlık, gelinen noktada iki tarafın ilişkilerinin en düşük seviyesini görmesine neden olmuştur. Rusya ve NATO arasında ABD ve NATO'un Doğu Avrupa'ya füze tehditleri bahanesiyle füze savunma sistemi konuşlandırması üzerinde süregelen anlaşmazlıklar da ikili ilişkilerin kötüleşmesine ve yeni boyut kazanmasına neden olmuştur.
Bu gerilimlerin artması ile iki taraf, bir nevi birbirine karşı gövde gösterisine başladı, bu arada NATO, Batı'nın askeri kolu olarak, Rusya'ya karşı saldırgan ve tehdit edici bir pozisyon almıştır.
Ayrıca, NATO, Sovyetler Birliği'nin 1991'de dağılmasının ardından Doğu ve Orta Avrupa ülkelerini ittifaka alma ve Doğu'ya doğru yayılma politikasını sürdürmüştür. NATO'nun bu yaklaşımı, Rusya'nın ciddi tepkisine neden olmuş bulunuyor. Ruslara göre, NATO'nun bu girişimi, Rusya'yı sarmak ve kuşatmak hedefiyle yapılıyor. Böylece NATO'nun Doğu'ya doğru genişleme politikası, hala, Rusya için dışarıdan gelen potansiyel bir tehdit sayılır.
NATO'nun hasmane politikası ve Doğu'ya doğru ilerleme çabalarının sürmesi, Rusya'nın kendi ulusal doktrininde NATO'yu Rusya'nın ulusal güvenliği için bir tehdit olarak addetmesine sebebiyet vermiştir.
Moskova yetkilileri, Batılılar'ın Rusya'ya karşı düşmanlığı ve husumeti geçici değil, uzun vadeli ve süreğen bir yaklaşım olduğu kanaatine varmıştır.
Ayrıca, NATO'nun Doğu Avrupa'ya daimi asker konuşlandırılmamasına ilişkin 1997 Anlaşmasını çiğneyip, sözlerini tutmaması da, Rusya'nın kendi batı sınırlarında Polonya ve Baltik ülkeleri gibi Doğu Avrupa ülkeleri yakınlığında ve de Karadeniz'de aktif şekilde askeri varlığını göstermesine ağırlık vermesine neden olmuştur. Rusya ayrıca tatbikatlar gibi girişimleriyle kendi askeri gücünü NATO'ya göstermeyi gözardı etmemiştir.
Ukrayna krizinden ve Rusya ile NATO ilişkileri kötüleşmeden önce, iki taraf, Rusya-NATO Konseyi diye ortak bir meclis çerçevesinde teamül içindeydi.
Bu Konsey, 2002 yılında kuruldu ve son resmi toplantısı da Temmuz 2014 yılında düzenlendi. O dönemden 2016 yılının başlarına kadar, Rusya ile NATO arasındaki görüşmeler askıya alındı. Buna rağmen iki tarafın gerilimi azaltmaya yönelik eğilimi sonucu, 20 Nisan 2016'ta yaklaşık 2 yılın ardından Rusya-NATO Konseyi toplantısı Polonya'nın başkenti Varşova'da düzenlendi.
Daha sonra 13 Temmuz 2016'da da, Rusya ve NATO temsilcileri, Brüksel'de yeniden bir araya geldiler.
Bu toplantının gündemini, Baltik denizindeki gerilimin azaltılması, Ukrayna krizi ve ikili işbirliğinin güçlendirilmesini teşkil ediyordu,
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg bu toplantının ardından yaptığı açıklamada, yapılan müzakerelerin Rusya ile NATO arasında Ukrayna krizi ile ilgili anlaşmazlıkların ne kadar derin olduğunu ortaya koyduğunu ifade etti.
NATO Genel Sekreteri ayrıca, Rusya'nın Ukrayna'daki girişimlerinin Avrupa ve Atlantik bölgesinin güvenliğini bozduğunu ileri sürdü.
Rusya-NATO Konseyi'nin 2016 yılında düzenlenen iki toplantısından sonuç çıkmasa da, uzmanlar,iki yıl gerilimin ardından askıya alınan Rusya-NATO Konseyi'nin yeniden toplanmasını Rusya-Batı ilişkilerinde önemli bir gelişme olarak niteledi.
Ruslara göre, NATO, Moskova ile mücadele politikası ve de bu ülke ile işbirliğini kesmekle pratikte, terörizm, deniz korsanları, kitle imha silahları, uyuşturucu ve bölgesel istikrarsızlıkla mücadele için uluslararası çabaları zayıflatmıştır.
Ancak gelinen noktada, Avrupa'nın terör saldırılarına maruz kalmasının ardından durum değişmiştir.
Aslında, NATO üyesi olan Batı Avrupa ülkeleri, geçen 2 senede, Rusya'yı Avrupa'da en esas tehdit olarak lanse etmeye çalıştıktan sonra, şimdi, terörizm diye daha büyük bir tehdit ile karşı karşıya kaldıklarını görmekteler. Bu yüzden şimdiki durumda, tekfirci terörizm, Avrupa ve Rusya için bu ülkelerden çok sayıda kişinin IŞİD örgütü safında yer aldığından ciddi tehdit sayıldığı için Rusya ile bu tehdide karşı ortak mücadele yapmak istiyorlar. Ruslar'ın NATO'nun bu davetine yönelik tepkisi ise, kayda değerdir. Moskova, Batılılar'ın hayali tehditten ibaret olan Rusya ile NATO çerçevesinde mücadele etmek yerine, Moskova ile terörizm ile mücadelede birleşmeleri gerektiğine vurgu yapmış bulunuyor. Aslında, Batılılar, Rusya olmaksızın, Ukrayna krizinden Suriye krizi ve tekfirci terörizm ile mücadeleye kadar birçok konuda mücadele verebilecekleri güçte olmadıklarını fark ederek, bir kez daha Moskova'nın kapısını çalarak, Rusya-NATO Konseyi'nin düzenlenmesini talep etmek zorunda kalmışlardır.Buna rağmen, NATO Örgütü, hala Rusya'ya karşı düşmanca politikasında ısrarcı davranıyor.
Rusya ile NATO ilişkilerindeki en önemli gelişmelerden biri, Temmuz 2016'da Polonya'nın başkenti Varşova'da düzenlenen NATO Liderler Zirvesi'ydi.Rusya ile ilişkiler, terörizm ile mücadele ve Afganistan meselesi gibi başlıklar bu toplantıda ele alındı, ancak esas gündemi, Rusya ile mücadele ve bu ülkeye karşı koyma yolları oldu.
Toplantının sonuç bildirisinde de, katılımcılar, NATO'nun Baltik ve Doğu Avrupa ülkelerinde askeri varlığı, 4 tabur Polonya ve Baltik ülkelerine konuşlandırmak, Avrupa'da füze sistemini aktifleştirmek ve siber ortamını askerileştirmek suretiyle güçlendirilmesine vurgu yaptı.
Bildiride, Rusya ile müzakerelerin önemine vurgu yapılarak, NATO'nun Rusya'ya karşı füze sistemlerini taarruz kabiliyetleriyle donatmak niyeti olmadığı ifade edildi.
2014 yılından beri, Kuzey Atlantik İttifakı, Avrupa'da özellikle, Rusya ile komşu sayılan Doğu Avrupa sınırlarında askeri varlığını güçlendirmeye çalışmıştır. Bu girişim, Baltik ve Kara Deniz bölgesinde özelikle, Rusya'nın Ukraya'nın doğusundaki müdahalesi gerekçesiyle yapılmıştır.
NATO'nun Doğu Avrupa ülkelerindeki varlığı güçlendirilirken, Rusya defalarca bu girişim hakkında uyarıda bulunmuştur.
NATO'nun genel anlamda Rusya'ya yönelik güvensizliği çok büyüktür.
Ancak Rusya'ya yönelik bu güvensizlik, NATO üyesi ülkelerin tarihi ve coğrafi şartları ve konumuna göre farklılık gösteriyor.
Baltik ülkeleri ile coğrafi olarak Rusya'ya daha yakın sayılan ve Rusya tarafından işgal edilmesinden acı tecrübeleri olan Polonya, Rusya'ya oldukça güvensiz ve kötümserdir. Bu çerçevede, NATO liderleri Varşova'da, önceden belirlenen planlar çerçevesinde, NATO'nun Baltik ülkeleri ve de Polonya ve Romanya'da askeri varlığının güçlendirilmesini onayladılar.
Bu toplantının ardından Doğu Avrupa ve Baltik ülkelerinde 4 bin NATO askeri konuşlandırıldı.
NATO'nun agresif girişimleri karşında, Rusya da bir takım girişimlerde bulunmuştur. Bu çerçevede Rusya Savunma Bakanı Şoygu, Temmuz 2014'te yaptığı açıklamada, NATO'nun askeri faaliyetlerinin Doğu Avrupa'da artması, Ukrayna sorunu ve Kafkasya'da terör faaliyetlerinin artması için Rusya'nın acil müdahale gücünü kurduğunu duyurdu.
Rusya Savunma Bakanlığı, bunun için 4 taburun gereken teçhizatlarla birlikte dikkate alındığını sözlerine ekleyerek, Kırım'ın 2014 yılında, Rusya'ya bağlandığı için, bu bölgenin tamamen ve bir kez daha silahlandığını ve askeri personelin olası tehditlere karşı sınırın muhtelif noktalarına konuşlandığını vurguladı.
General Şoygu ayrıca, Rusya Hava Kuvvetleri'nin ülkenin güney batısındaki stratejik bölgedeki kapasite ve kabiliyetinin yüzde 50 oranında arttığını, Karadeniz filosunun da, cruise füzeleri taşıyan denizaltılarıyla donatıldığını kaydetti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e göre, NATO'nun Polonya ve Baltik ülkelerinde askeri mevzilerini güçlendirmeye yönelik girişimleri, Doğu Avrupa'daki askeri dengeye darbe vurmak amacıyla yapılıyor. Ayrıca, Kırım'ın Rusya topraklarına ilave edilmesinin ardından, NATO'nun savaş gemilerinin varlığı Karadeniz'de önemli ölçüde artmıştır ki Rusya buna olumsuz tepki göstermiş bulunuyor.
NATO, Rusya'nın tepkileri ve itirazlarına rağmen Doğu'ya doğru ilerlemeye devam ediyor.
Nitekim NATO, bu bağlamda Monte Negro'nun ittifaka üyelik sürecini başlatmıştır. Ancak Rusya'nın NATO'nun bu girişimine tepkisi çok sert oldu, Moskova'ya göre, bu girişim, Avrupa'da gerilimi tırmandırabilir.
Rusya'ya göre NATO'nun Avrupa'ya yayılması, bu kıtanın güvenliği açısından olumsuz bir süreç sayılır..
NATO'nun Doğu'ya yayılmak için bir sonraki adımı ise, Bosna Hersek'i ittifaka almaya yönelik girişimleridir.
İttifak, Bosna Hersek'i NATO'ya üye olması için özendiriyor. Bosna Herksek yetkilileri, bu ülkenin NATO'ya üye olmasını, Batı'ya entegre olma girişimlerinde öncelik arzettiğini bildiriyor.
Rusya'nın bu meseleye karşı da tepkisinin çok ciddi olacağı bekleniyor. Moskova defalarca, NATO'nun Doğu'ya yayılma konusundaki hasmane yaklaşımının sürmesini, kendi ulusal güvenliğini tehdit ettiğini deklare etmiştir.
Konu sadece NATO'nun Doğu'ya doğru yayılması ve genişlemesi değil,ittifak, Finlandiya ve İsveç gibi Kuzey Avrupa ülkelerini de kendi üyeliğine almak, böylece Rusya'ya yönelik kuşatmasını tamamlamak istiyor.
Rusya ise bu meseleye oldukça sert tepki göstermiştir.