"NİKAB" planı, ABD'nin İran'a karşı karanlık dosyasından yeni bir belge
https://parstoday.ir/tr/radio/world-i66844-nİkab_planı_abd'nin_İran'a_karşı_karanlık_dosyasından_yeni_bir_belge
ABD ve İngiltere, 60 yıldır, Ortadoğu'da yasal hükümetleri devirmeye çalışıyor. Bu haber, "Washington Blogs" adlı bir Amerikan sitesinde yer aldı. Sitede, Clark Üniversitesi tarih hocası "Daglas Little"den naklen, ABD Merkezi Haber Alma Teşkilatı (CİA)nın 1949 yılında, Suriye başta olmak üzere bazı darbelere karıştığını duyurdu.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Nisan 08, 2017 06:44 Europe/Istanbul

ABD ve İngiltere, 60 yıldır, Ortadoğu'da yasal hükümetleri devirmeye çalışıyor. Bu haber, "Washington Blogs" adlı bir Amerikan sitesinde yer aldı. Sitede, Clark Üniversitesi tarih hocası "Daglas Little"den naklen, ABD Merkezi Haber Alma Teşkilatı (CİA)nın 1949 yılında, Suriye başta olmak üzere bazı darbelere karıştığını duyurdu.

Bu haberin devamında, CİA ve İngiltere'nin casusluk servislerinin Irak ve Suriye'deki çatışmalar, olaylar ve gerilimlerdeki rolüne dikkat çekildi.

Tabii, bu haber pek de yeni ve birinci elden bir gelişme sayılmaz, çünkü ABD'nin karnesi, bu gibi karanlık olaylarla doludur.

Buna rağmen bu bağlamda geçmişten günümüze kadar uzanan belgeler ve bilgilerde okunacak ve duyulacak pek çok konu var. Örneğin, ABD'nin İran'a yönelik müdahaleleri ve komploları bu çerçevede ele alınabilir.

ABD'nin İran'ın yasal yönetimine karşı 1953 yılında gerçekleştirdiği ve 28 Mordat olarak da bilinen darbe, bu bağlamda inkar edilemez bir belgedir, ancak bu düşmanlıklar bitmedi ve süregeldi.

İran'da İslam İnkılabı'nın zaferinin ardından, ABD başta olmak üzere büyük güçler, illegal çıkarlarını karşılamak için bu yeni kurulan düzene sızıp, yıpratmaya başladılar. Ecnebi servisler, farklı grup ve partiler kurmak veya daha önce kurulmuş olan partiler ve örgütlere destek vermek, ya da, geçici hükümete sızmakla ve büyükelçilikler üzerinden casusluk yapmak gibi araçlarla, İran'da mezhep ve etnik kökenli gerilim, silahlı saldırılar, suikastlar, isyan ve kargaşa ve ülkeyi parçalamaya yönelik kışkırtıcı girişimlerini arttırarak, devrimi alaşağı etmeye ve zaferin tadını İran halkı için bozmaya gayret gösterdiler. İran İslam Cumhuriyeti düzenini devirmek için düşmanların başvurduğu seçeneklerden biri de darbeydi.

Image Caption

Haziran 1980'de ABD yönetimini İslam inkılabı aleyhindeki şom hedeflerini gerçekleştirmek amacıyla, şah rejiminin İran'daki kalıntılarına destek vermek suretiyle, İran'da İslam Cumhuriyeti düzenini devirmek için bir darbeyi planladı.

Başarısız darbe planı (NİKAP), CİA, Saddam rejimi ve Fars Körfezi'nin kıyısındaki bazı Arap ülkeleri ve de İslam İnkılabı karşıtı bazı askerlerin ortak işbirliğiyle planlandı. NİKAP Farsça'da "Necat-i Kıyam-ı İnkılab-ı Buzurg" yani "Büyük Devrim Kıyamını Kurtarma" Örgütü'nün ilk harflerinin bileşiminden oluşan bir isimdi.

Darbe, ABD'nin talimatıyla, Şah rejiminin son başbakanı Şapur Bahtiyar tarafından yapılacaktı.

Yapılan hazırlıklara göre, darbe girişimi, belli hedefler ve zamanda inkılap karşıtı unsurların gündeminde yer aldı. Bu komplo, ABD'nin Tabes çölündeki yanilgisinin ardından, ciddi şekilde gündeme alınmıştı. Buna göre, Pehlevi rejiminin son başbakanı Bahtiyar, ABD ve İngiltere'nin komutası altında, İslam Cumhuriyeti düzeniyle mücadele için darbe girişimini organize etti, İslam Cumhuriyeti aleyhinde faaliyet yapan bireyler ve grupları tespit edip, devşirdi.

Bu komplonun para ve planlarının büyük bölümü, ABD ve İngiltere tarafından yurt dışındaki darbe komitesine sunuluyor ve ardından bu komite üzerinden İran'a gönderiliyordu. Darbeciler, bazı kritik ve kilit noktaları bombalama ve ele geçirmeyi hedeflemişlerdi, böylece kendilerince, İslam Cumhuriyeti'nin gövdesine ani bir darbe vurabileceklerini düşünüyorlardı.

"NİKAB" adlı darbe girişimini planlayanlar ve tasarlayanlar için, 28 Mordat darbe girişimi emsal teşkil ediyordu. 

28 Mordat (Ağustos 1953) darbesi sonucu, İran'ın yasal hükümeti (Musaddik) devrildi. 

Bu olay İslam İnkılabı'nın zaferinden önce İran'ın siyasi tarihine acı bir fasıl olarak geçti.

Daha sonra üzerindeki gizlilik kaldırılan belgelerde, CİA teşkilatının rolü ve İran'ın o dönemki geçici başbakanı devirmek için tertip edilen girişimler oldukça açık ve şeffaf biçimde görülebilir.

Image Caption

Ancak, "NİKAB" darbe planı, uygulanmadan açığa vurularak, hemen etkisizleştirildi.

Bu olayın ardından, İran İslam Cumhuriyeti Ordusu Hava Kuvvetleri'nin ilk şehidine saygı olarak, devrimden önce ismi "Şahrohi" ve devrimden sonra "Hür" olan Hemedan'ın 3. ana jet üssü, "Şehit Nuje" diye değiştirildi. Şehit Nuje, Hava Kuvvetleri'nde hizmet ettiği sürece muhtelif görev ve misyonlar üstlendi ve nihayet, inkılap karşıtı unsurlara karşı düzenlenen bir operasyon sırasında, İran'ın Kürdistan bölgesinde uçağı düşerek, şehit oldu.

"NİKAP" planından önce, Tabes olayı, ABD tarafından başarısız bir şekilde uygulandı.

Tabes olayı 25 Nisan 1980 yılında İran’ın merkez çölünde vuku buldu. Bu olayda Amerikalı saldırganlar çok sayıda uçak ve helikopterlerini geride bırakarak İran’dan alelacele kaçmak zorunda kaldılar. Bu olay Amerikalı devlet adamlarının İran milletine yönelik düşmanlıklarının açık göstergesi sayılır. Amerika ordusunun özel timlerinden bir grup asker, albay Çarlz Bekovit’in komutasında İran’a saldırmak için eşsiz güvenlik tedbirleri altında Mısır çöllerinde tatbikat yaptılar.

Bu komplo da, ABD'nin İran halkına karşı saldırgan girişimlerinden yeni bir belge olarak kayda geçti. 

Günümüzde ise ABD için Tabes türünden müdahaleler, artık normal bir hal almıştır, zira ABD bu gibi girişimlerinden İran ve diğer ülkelerde birçok hedef peşinde olmuştur ki ABD'nin hegemonist kimliğinden kaynaklanıyor.

ABD İslam İnkılabı zaferinden önce ve sonra, muhtelif şekillerde İran'a karşı husumetini sürdürmüştür. Bu düşmanlık bir dönem darbe türünden girişimlerle, kukla şah rejiminin konumunu güçlendirmek amacıyla ortaya konuldu ve devrimden sonra da, Tabes olayında ve "NİKAB" darbe planı şeklinde İslam Cumhuriyeti düzenini devirmek için devam devam etti. 

Bu operasyonun amacı İran’da inkılapçı öğrencilerce Amerika’nın Tahran’daki casusluk yuvasında rehin alınan Amerikalı casusları kurtarmaktı. Albay Bekovit ve adamları 25 nisan sabah erken saatlerde Mısır’da bulunan bir üsten uçarak bölge ve Fars körfezi ülkelerinin semalarını aştılar ve İran hava sahasına girdiler. Dev C-130 uçakları İran’ın merkezinde Tabes çölünde inişe geçtiler ve Fars Körfezi'nde Amerika donanmasından kalkan helikopterler de bu uçaklara katıldılar. Helikopterlerin yakıt ikmalinin hemen ardından Amerikalı askerleri Tahran yakınlarında bir yere götürmesi planlanmıştı. Söz konusu askerler ertesi gün de Tahran’da operasyon düzenleyerek Amerikalı casusları casusluk yuvasından kurtarması gerekiyordu. Daha sonraları albay Bekovit anılarını kaydettiği defterinde şöyle yazdı: baskın 26 nisan için tasarlanmıştı. Deltafors olarak adlandırılan güçlerin ilkin İran dışişleri bakanlığına giderek burada tutuklu bulunan Amerika maslahatgüzarı ve iki arkadaşını kurtarması gerekiyordu. Bir grup askerin de Amerika’nın Tahran büyükelçiliğine saldırıp tüm Amerikalı casusları birkaç İranlı Müslüman öğrenci ile birlikte elçilik yakınlarında bulunan bir spor sahasına götürmesi planlanmıştı. Sonuçta Amerikalıların planına göre bu topluluk Tahran’da kullanım dışı kalan bir havaalanından uçarak İran topraklarını terk edecekti.

Image Caption

Amerika’nın Tahran büyükelçiliği pratikte İran İslam cumhuriyetini devirmek için casusluk yuvasına dönüştü. Casusluk yuvasının ele geçirilmesinden sonra ortaya çıkan belgeler, elçilikte sözde diplomat olarak faaliyet yürüten kişilerin gerçekte İran içinde bazı inkılap karşıtı örgütlerle gizli bağlantıları olan casuslar olduğunu ve ülke içinde dini ve etnik çatışmalar çıkararak İran nizamını devirmeyi amaçladıklarını gün ışığına çıkardı. 

Bugün de yaşanan gelişmeler ve izlenimler, ABD'nin tutumunda bir değişiklik söz konusu olmadığını gösteriyor. ABD'li yetkililer, 38 yılı aşkın bir süredir İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı akamete uğramış komploları türünden girişimlerini, kaybettiği haysiyetini telafi etmek için sürdürüyor. 

ABD, geçen 38 senede, darbe, savaş, ambargo, ekonomik kuşatma ve uluslararası arenada İran'ı bölgedeki kukla rejimlerin yardımıyla yanlızlaştırma teorisi uyarınca, her daim İran halkını pes ettirmeye çalışmıştır, ancak hiçbir çaba ve girişimi, İran'ın kaderini, sulta düzeninin lehine değiştiremedi. 

İran İslam Cumhuriyeti, bütün bu yıllarda gösterdiği direniş ve ilerleyişleriyle Batı ve Doğu karşısında boyun eğmedi ve bugün şu kritik dönemde ABD'nin  İran karşısında  durmasına rağmen, müstekbirler ve emperyalistlerin komplolarını etkisizleştirmek için daha güçlü ve sağlam bir konuma ulaşmıştır.

Evet, NİKAB darbe planı veya Tabes saldırısı, ABD'nin İran'a yönelik müdahaleci yaklaşımlarının sadece küçük bir bölümüdür, ancak bu gibi olaylar hiçbir zaman İran halkının hafızasından silinmeyecek ve her daim ABD konusunda bir değerlendirme ve sonuç çıkarma kriter ve ölçütü olacak.