ABD'nin İran karşıtı politikaları
https://parstoday.ir/tr/radio/world-i67428-abd'nin_İran_karşıtı_politikaları
ABD'nin İran karşıtı girişimleri ve müdahaleleri, geçtiğimiz senelerde ve yıllarda İran'ın çağdaş tarihinde süregelen konulardan biri olmuştur. Ancak ABD'de Donald Trump'ın iktidara gelmesinin ardından önceki Başkan Barak Obama dönemine göre, ABD'nin siyasi yapısında İran karşıtlığı daha da artmıştır.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Nisan 14, 2017 09:40 Europe/Istanbul

ABD'nin İran karşıtı girişimleri ve müdahaleleri, geçtiğimiz senelerde ve yıllarda İran'ın çağdaş tarihinde süregelen konulardan biri olmuştur. Ancak ABD'de Donald Trump'ın iktidara gelmesinin ardından önceki Başkan Barak Obama dönemine göre, ABD'nin siyasi yapısında İran karşıtlığı daha da artmıştır.

 Bu durum, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarının ağırlaştırılacağı ve hatta ABD'nin İran İslam Cumhuriyeti ile doğrudan karşı karşıya gelebileceğine dair tahminlerin gündeme gelmesine neden oldu.

ABD Başkanı Donald Trump seçim kampanyası sırasında nükleer anlaşmayı yırtacağından ve yatırımları ağırlaştıracağından söz etti.

Trump daha sonra da İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı bazı ülkelerle Arap NATO'su kuracağı sözünü verdi ve en son da, İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusu'nu terör listesine alma konusunu gündeme getirdi. Ancak bütün bunlar şimdiye kadar lafta kalmış ve kuru tehdit ve uyarının ötesine geçmemiştir. Trump hatta bazı sözleri ve tehditlerinden geri adım atmak zorunda kalmıştır. Nitekim, Trump artık nükleer anlaşmayı yırtmaktan hiç söz etmiyor.

Trump yönetimi, göreve başladığı ilk günden itibaren nükleer anlaşma haricinde İran'a yönelik füze denemeleri bahanesiyle yaptırımları ağırlaştırmaya çalışmıştır.

Bazı çevreler, Obama yönetiminin İran'a karşı daha yumuşak bir politika izlediğini bildiriyor. Ancak ABD'nin eski Başkanı Barak Obama da, İran'a yönelik baskı ve yaptırımları farklı şekillerde yürütmeye devam etti.

ABD'nin eski yönetimlerinin karnesine kısa bir göz atılırsa, onların hiçbir zaman, İran halkıyla karşılıklı saygıya dayalı ilişki kurmak peşinde olmadığı ve muhtelif dönemlerde sadece düşmanlığı körükledikleri anlaşılıyor.

Image Caption

ABD'de gerek cumhuriyetçiler olsun, gerek demokratlar , İran halkına kaşı düşmanlığı stratejik bir politika olarak sürdürmüşler ve Beyaz Saray'daki başkanlık koltuğuna kimin oturması bu gerçeği değiştirmemiştir.

İslam İnkılabı'nın İran'da zafere ulaşmasının ardından bu müdahaleler ve düşmanlıklar yeni boyut kazandı, ancak İslam İnkılabı Rehberi'nin beyan ettiği gibi, Amerikalılar'ın İran halkı ile düşmanlığı İslam İnkılabı zaferinden çok öncelerine dayanıyor: "Mücadele Hş. 1342 yılından önce başladı; yani Amerikalılar tarafından İran'da yapılan ve Dr. Musaddik hükümetinin düşürülmesiyle sonuçlanan 1332 yılında 2 Mordad darbesiyle başladı. Amerikalı ajanlar resmen İran'a geldiler. Kendileriyle getirdikleri dolarlarla kabadayı ve külhan beylerini ve bazı kendini satmış siyasilere rüşvet vermek suretiyle, 28 Mordat darbesini burada yaparak, Musaddik hükümetini düşürdüler. Daha ilginç olanı şu ki, Amerikalılar tarafından düşürülen Musaddik hükümeti, Amerikalılar ile hiçbir husumeti yoktu."

15 Hordat kıyamı ve rahmetli İmam Humeyni'nin tutuklanmasının ardından halk itirazları artınca Amerikalılar yine İran'daki müdahalelerini sürdürerek, Pehlevi rejimini devrimcilere karşı desteklediler.

İran'ın sınır vilayetlerindeki bölücü gruplara Amerika desteğini esirgemeyerek, İslam İnkılabı'nı yolundan çıkarmaya yönelik hasmane girişimlerde bulundu. Amerikalılar ayrıca, ülke işlerine çeki düzen verilmesini ve istikrar sağlanmasını isteyen devrimci halka daha sonra 8 yıllık savaşı dayattılar.

Image Caption

İran tarihinin bu dilimi, Demokrat Başkan Jimmy Carter dönemine denk geliyor. İslam İnkılabı'nın gerçekleşmesinin ve İran'ın ABD'nin sultasının altından çıkmasının ardından Carter yönetimi, İran halkına karşı hasmane politikalarına başladı. Bölücü gruplara destek, siyasi ilişkileri tamamen kesmek, İran'dan petrol alımını durdurmak, Saddam rejimini İran'a saldırması için desteklemek ve yaptırımlar ve malvarlıklarını bloke etmek, Carter'in İran'a karşı girişimleri arasında göze çarpıyor.

Cumhuriyetçi Başkan Ronald Reagan'ın 8 yıllık başkanlık döneminde de, neredeyse aynı politikalar devam etti. 

Uluslararası örgütler nezdinde İran'ı kınamaya çalışmak, Baas rejimine destek, İran'ın petrol platformlarına saldırı, 290 yolcu taşıyan uçağı imha etmek gibi girişimler ve saldırılar da Cumhuriyetçi Başkanı Reagan döneminde gerçekleşti.

Cumhuriyetçi Reagan'ın ardından sıra Baba Bush'a geldi. Bush, İran'ın teröristlere destek verdiği ve bölge ülkeleri için tehdit sayıldığı iddialarıyla, Ortadoğu'daki müttefikleriyle İran'a baskıyı arttırmaya çalıştı.

Baba Bush yönetimi ayrıca İran'a yönelik ekonomik baskıları sürdürdü.

Demokrat Başkan Bill Clinton da, ilk başta İslam dünyası ile ilişkilerini iyileştireceği sözünü verdi, ancak 15 Mart 1995 yılında, Damato olarak bilinen İran'a yönelik yaptırım yasasını imzaladı.

Aynı dönemde, Clinton'un Dışişleri Bakanı İran hükümetini teröristlerle temas kurmak ve nükleer silah elde etme suçlamasının ardından, İran'ı "uluslararası asi" olarak niteledi.

Bu dönemde ikili kontrol politikası İran'a karşı uygulandı.

Image Caption

Clinton'un ardından da Cumhuriyetçi oğul Bush iktidara geldi. Bush, 11 Eylül saldırıları bahanesiyle Afganistan ve Irak'a saldırdı ve İran'ı da şer ekseni olarak niteledi.  İran'ın nükleer silah elde etmeye çalıştığı iddiası oğul Bush döneminde gündeme getirildi. O tarihten sonra tamamen barışçıl olan İran'ın nükleer programı 10 yılı boyunca, İran'a karşı yaptırım, tehdit ve baskı için bir tutamak olarak kullanıldı.

Ancak, renkli sloganlar ve farklı bir sima ile Demokrat Parti'den Barak Obama, Beyaz Saray'a girdikten sonra, gülümseme ve kandırma politikasını takip etmeye başladı.

Obama ilk başta, İran'a dostluk eli uzattığından söz etti, ancak 8 yıllık hükümetinin ardından geride bıraktığı karnesine bakıldığında, İran karşıtı girişimler açısından ABD yönetimleri arasında rekor sahibi olduğu anlaşıldı.

Obama, İran ile ABD'nin de taraf olduğu 5+1 grubu arasında imzalanan ve yürürlüğe giren nükleer anlaşmanın ruhu ve metnine uymadı. Örneğin, Obama, iktidarının son günlerine doğru İran'a yönelik 10 yıllık yaptırım kanunu ISA'yı uzattı.

İran ise Obama'nın bu kararını nükleer anlaşmanın ihlali olarak niteledi.

88 fitnesine destek verip, İran'ı karıştırmaya çalışması, nükleer santrallerine siber saldırıları düzenlemesi ve İranlı fizikçilere yönelik suikasti desteklemesi, Obama yönetiminin İran'a karşı düşmanlığının diğer örneklerinden sayılır.

Aslında, ABD'nin İran karşıtı girişimleri ve politikaları, Obama döneminde daha güçlü bir şekilde devam etti.

Buna göre, Trump'ın başkanlığındaki Washington'un şimdiki yönetimi ile önceki yönetimleri arasındaki esas fark, Trump'ın İran halkına karşı düşmanlığını, daha erken ve sarih biçimde ortaya koymasıdır.