ABD ve kitle imha silahları; hakim mi yoksa sanık mı!
https://parstoday.ir/tr/radio/world-i68214-abd_ve_kitle_imha_silahları_hakim_mi_yoksa_sanık_mı!
ABD Başkanı Donald Trump, bu ülkenin Suriye'deki Şayrat hava üssüne yönelik füzeli saldırısını haklı göstermek için yaptığı açıklamada, İdlib'in Han Şeyhun kentindeki kimyasal saldırı soncu ölen Suriyeli çocukların görüntüleri yüzünden bu saldırının talimatını verdiğini ifade etti.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Nisan 21, 2017 08:15 Europe/Istanbul

ABD Başkanı Donald Trump, bu ülkenin Suriye'deki Şayrat hava üssüne yönelik füzeli saldırısını haklı göstermek için yaptığı açıklamada, İdlib'in Han Şeyhun kentindeki kimyasal saldırı soncu ölen Suriyeli çocukların görüntüleri yüzünden bu saldırının talimatını verdiğini ifade etti.

Suriye yönetiminin Han Şeyhun'daki kimyasal saldırı iddiasıyla ilgili rolünün olup olmadığına dair daha hiçbir araştırma ve soruşturma yapılmadığı ve bu iddiayı kanıtlayacak herhangi bir belge ve delil ortada yokken, ABD Suriye'ye füzeli saldırı düzenledi.

Buna rağmen ABD Başbakanı Trump, aylarca seçim ve siyaset arenasındaki skandal ve rezaletler yüzünden süren baskının ardından birden dünyanın müfettiş, hakim ve polisi kıyafetini giyerek, Suriye yönetimini  sivillere karşı kimyasal silah kullandığı iddiasıyla cezalandırmaya kalkıştı.

ABD'nin Şayrat hava üssüne düzenlediği füze saldırısında en az 10 sivil hayatını kaybetti.

Şimdi ise, ABD'nin saldırı gerekçeleri ve bu saldırının Suriye'deki 6 yıllık savaşta askeri ve siyasi arenadaki etkilerine bakmadan, kimyasal silah başta olmak üzere kitle imha silahları konusunda acaba ABD, hakim mi, sanık yerinde mi sorusu akıllara geliyor?

Image Caption

Dünya ülkeleri arasında, ABD, kitle imha silahları konusunda en kötü karnelerden birine sahip bulunuyor.

Bu ülke, dünyada ilk kimyasal silah üreten ülkelerden  ve de savaşta kimyasal silah kullanan tek ülke sayılıyor.

Buna ilaveten ABD, Rusya ile birlikte, yerküre ve insan neslini defalarca yok edebilecek sayıda dünyada en fazla nükleer ve kimyasal silahlara sahiptir.

Pratikte uluslararası silahsızlanma konvansiyonlarına uyma noktasında da, ABD'nin icraatı çok kötü olmuştur. Örneğin, Nükleer Silahların Yayılmasının Yasaklanması Örgütü NPT, ABD ve diğer nükleer ülkeleri, nükleer silahlardan arınmakla yükümlü kılmıştır.

Ancak, bu ülkeler, nükleer silahlarını imha etmediği gibi, bu tür kitle imha silahlarını modernize ederek geliştirmişlerdir.

Kimyasal Silahların Yasaklanması Antlaşması ile ilgili olarak da, ABD, şimdiye kadar bütün kimyasal silah depolarını yok etmiş değil, oysa bu önemli antlaşma uyarınca, ABD'nin 2012'ye kadar kimyasal silahlarını yok etmesi gerekiyordu.

ABD'nin kimyasal silah üretme geçmişi, yüz yıl öncesine dayanıyor.

19. yüzyılın sonlarına doğru, kimya biliminin gelişmesi ve bu bilimin silah üretimine girmesiyle, ABD, Almanya, Fransa ve İngiltere gibi büyük Avrupalı ülkelerle birlikte, kimyasal silah üretimine başladı.

O dönemlerde bu tür silahların yayılması, insanlık için en büyük tehdit sayılıyordu.

Bu yüzden ülkelerle, kimyasal silah kontrolü için çalışarak, sonunda 1899 ve 1907 yıllarında Lahey Konvansiyonları üzerinde anlaştılar.

Buna rağmen, ABD, 1899 ve 1907 konvansiyonlarından hiçbirine taraf olmayarak, bu tür ölümcül silahları serbest şekilde üretip, depolamaya ve kullanmaya çalıştı.

1914 yılında patlak veren 1. Dünya Savaş sırasında, savaşa katılan ülkelerden biri olarak ABD, kimyasal silah depolarının bir kısmını gerektiğinde Alman İmparatorluğu liderliğindeki Mihver Devletleri'ne karşı kullanmak üzere Avrupa'ya taşıdı.

Resmi kaynaklara göre, Amerikalılar, 1. Dünya Savaşı sırasında, 5 bin tondan fazla kimyasal silah kullandı.

Image Caption

1. Dünya Savaşı'nın ardından da ABD, kimyasal silah programına son vermediği gibi, 1. Dünya Savaşı ile 2. Dünya Savaşı arasındaki 20 yıllık sürede kimyasal silah depolarını altı kat arttırarak, çeşitli kimyasal silahlarını 30 bin tonun üzerine çıkardı.

Bununla birlikte ABD yönetimi, insanlık tarihinin en gizli silah projelerinden biri sayılan nükleer silah üretimi için araştırma çalışmalarına başladı.

Bu program 1939 yılında yani ABD'nin 2. Dünya Savaşı'na girmeden iki yıl önce başladı ve 5 yıl sonra 2. Dünya Savaşı, şiddetlendiği sırada, ABD nükleer silah üretmeyi başardı.

ABD'li fizikçilerin nükleer bilim ve nükleer silah üretimi için teknik kabiliyeti elde etmeleri, insanlık tarihinin en büyük felaketlerinden birine yol açtı.

ABD, Japonya'nın Hiroşima ve Nakazaki kentlerini atom bombalarıyla hedef alarak, çok kısa sürede 300 bini aşkın insanı, üstelik Japonya'nın Müttefikler'e teslim olmaya hazırlandığı bir sırada, ölümcül alev ve radyoaktif maddelerinden oluşan cehennemde acı bir şekilde katliam etti. Buna rağmen ABD'nin o dönemki Başkanı Harry Truman, 2. Dünya Savaşı'nın son günlerine doğru, Japonya'ya nükleer saldırı talimatını vererek, ABD'nin savaşın ardından dünyanın üstünlüğünü garanti etmeye çalıştı.

Japonların atom bombasıyla soykırıma uğraması, 2. Dünya Savaşı sırasında ABD'lilerin kitle imha silahlarınca insanları öldürdüğü tek husus sayılıyor.

Ancak 2. Dünya Savaş sırasında, ABD başta olmak üzere çatışma taraflarından hiçbiri birbirlerine karşı kimyasal silah kullanmadılar. Buna rağmen, kimyasal sızıntılar veya savaş boyunca kimyasal silah depolarına yönelik yapılan saldırılar, kayıplara yol açtı. Örneğin, Almanya savaş uçaklarının İtalya'nın güneyindeki bir kargo limanına düzenlediği saldırıda, kimyasal silah taşıyan ABD'ye ait bir geminin batması sonucu en az 70 ABD'li denizci, zehirli gazlardan etkilendikleri için yaşamlarını yitirdiler.

2. Dünya Savaşı sonrasında da, ABD ordusu defalarca, müebbet hapisle tutuklu bu ülkede veya Güney Amerika ülkelerindeki yerli insanlara karşı yeni kimyasal ve mikrobik silahlarını gizli projeleri çerçevesinde kullandı.

Ve 1950 yılında Kore savaşı sırasında, ABD ordusu defalarca, Kuzey Kora ve Çin Halk Cumhuriyeti güçlerine karşı bu tür silahları kullandı.

Image Caption

Ancak, daha büyük felaket, Vietnam savaşı sırasında yaşandı. Bu savaşta, Kuzey Vietnam güçleri, ABD'nin desteği altındaki Güney Vietnam güçleri ile çatışmaya girdi, Kuzey Vietnam güçleri, ABD'lilerin askeri gücüyle baş etmek için gerilla savaş yöntemlerini kullanarak, tam donanımlı Amerikan birliklerince ölümcül darbeler indirmeyi başardı. Amerikan ordusu bu duruma karşı, turuncu etmen denen kimyasal materyalleri geniş şekilde kullanıp, ormanlık alanları yok ederek, Kuzey Vietnam askerlerinin gür ağaçlar arasına gizlenmelerini engellemeye çalıştı.

ABD'nin Vietnam'da kullandığı kimyasal saldırı sonucu en az 300 bin kişi hayatını kaybederken, yüz binlerce çocuk sakat oldu. Vietnam savaşı üzerinden 40 yıl geçmesine rağmen, bu ülkede kimyasal materyal kalıntılarından etkilenen anneler, sakat bebekler doğruyor.

ABD'lilerin kimyasal saldırıları sonucu Vietnam'da insanların katliam edilmesi üzerinden 10 yıl geçmezken, bu kez Batı Asya'da ABD'lilerin yardımıyla başka bir diktatör, benzeri bir felakete imza attı.

Irak'taki diktatör Saddam rejimi, ABD ve Avrupa'nın yardımıyla kimyasal silah elde ederek, duyarsız kalan dünyanın gözü önünde, İranlı sivil ve askerler ile Iraklı sivillere karşı kimyasal saldırıda bulundu.

Dünyada kimyasal saldırıya maruz kalan ilk kent, İran'ın Serdeşt kenti oldu, o dönemlerde, ABD Başkan Yardımcısı Donald Ramsfeld, Saddam ile yaptığı görüşmede, diktatörün yüzünden öptü.

Saddam rejiminin savaşta İran karşısında yenilmemesi için Amerikalı ve Avrupalı firmalar, Batılı devletlerin talimatıyla savaş cephelerinde Baas güçleri, İranlı gazileri türlü kimyasal silahlarla hedef alırken, en güçlü silahları Saddam'a teslim ediyordu. Bu tutumun sonucu, Saddam 1988 yılında, Irak'ın Halepçe kentinde de insanlık suçu işleyerek başka bir felakete imza atarak, Amerikalı ve Avrupalıların verdikleri silahlarla 5 bini aşkın kadın, çocuk ve erkeği katliam etti.

Image Caption

Soğuk Savaşı'nın son bulması ve Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından, dünyada kimyasal silahların yasaklanması konvansiyonun imzalanması için uygun bir fırsat sağlandı. Bu belgenin hazırlanması için yapılan müzakereler 1993 yılında sonuç verdi ve 70 yıllık kimyasal silah üretme faaliyetlerinde bulunan ABD, 4 yıl sonra konvansiyonun maddelerini uyguladı.

Bu konvansiyon, bütün dünya ülkelerini, kimyasal silah üretmek, depolamak ve kullanmaktan menediyor. Ayrıca, bu tür silahlara sahip ülkelerden belirlenen sürede kimyasal silah depolarını yok etmesini istiyor.

ABD'nin Kimyasal Silahların Yasaklanması Konvansiyonu çerçevesinde 2012 yılına kadar bütün silahları imha etmesi gerekiyordu. Ancak hala ABD, kimyasal silah depolarının yaklaşık yüzde 10'unu koruyor. Bu miktarla da, ABD, dünyada kimyasal silaha sahip en büyük ülke saylıyor.

ABD, sahip olduğu bu orandaki kimyasal silah depolarıyla yüz milyonlarca insanı öldürebilir. 

Maalesef, dünyanın en büyük kitle imha silahlarına sahip olan, dünyada nükleer silah kullanan tek ülke sayılan ve Vietnam ve Irak'ta kimyasal materyal ve radyoaktif silahlarla yüz binlerce insanı katliam eden ülke, kendini dünya polisi konumunda görerek, Suriye'ye, Han Şeyhun'daki kimyasal saldırı bahanesiyle füze yağdırdı.

Esasında, ABD'lilerin geçmişine bakılırsa, bu ülke uluslararası hakim ve polis rolüne soyunmak yerine, kendi kitle imha silah programları ve Hiroşima ve Nakazaki'ye yönelik gerçekleştirdiği nükleer saldırıları gibi feci girişimleri hakkında hesap vermesi ve muhtelif silahsızlanma konvansiyonlarına katılmasına rağmen,neden  nükleer ve kimyasal silahlarını korumaya devam ettiğini izah etmesi gerekiyor.