Libya’da devletsizliğin sebepleri
https://parstoday.ir/tr/radio/world-i72834-libya’da_devletsizliğin_sebepleri
Son yıllarda iktidarın değişmesine sahne olan veya iktidarlarına karşı itirazlara şahit olan Arap ülkeleri arasında Libya çok farklı bir tecrübeyi geride bıraktı.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Haziran 03, 2017 07:18 Europe/Istanbul

Son yıllarda iktidarın değişmesine sahne olan veya iktidarlarına karşı itirazlara şahit olan Arap ülkeleri arasında Libya çok farklı bir tecrübeyi geride bıraktı.

Libya’da yaşanan rejim değişikliğinde üç farklı boyut olan on binlerce ölü ve yaralı geriden bırakan iç savaş, uluslararası askeri müdahale ve Libya devriminden sonra milli hükümetin bir türlü şekillenmemesinde ilk iki tecrübe kısa süreli oldu ve Kaddafi’nin ölümü ile noktalandı. Ancak üçüncü tecrübe, yani milli hükümetin şekillenmemesi hala devam ediyor ve hatta Aralık 2015’te Fas’ın Sahirat kentinde Libyalı grupların BM Libya özel temsilcisi Martin kupler’in gözetiminde imzaladıkları Sahirat anlaşması da bu soruna çözüm getiremedi.

Sahirat anlaşmasında Libya’da milli vahdet hükümeti kurulması kararlaştırıldı. Aslında anlaşmanın uygulanması yönünde atılan birinci ve ikinci adımlar başarılıydı, zira Sahirat anlaşmasında 9 kişiden oluşan bir başkanlık konseyinin kurulması kararlaştırılmıştı ve pratikte de bu karar hayata geçirildi. İkinci adım ise başkanlık konseyinin Başbakanı açıklamasıydı ki bu da konseyin Fayez Sırac’ı Başbakan olarak açıklaması ile gerçekleşti.

Buna karşın Sahirat anlaşmasının iki önemli maddesi olan milli vahdet kabinesinin kurulması ve parlamento seçimlerinin düzenlenmesi anlaşmanın üzerinden 16 ay geçtiği bir sırada hala gerçekleştirilemedi. Nitekim Libyalı gruplar bundan önce de BM gözetiminde Sahirat’ta anlaşmaya varmaları 16 ay sürmüştü.

Image Caption

Libya 2014’ten Aralık 2015’e kadar iki devletin faaliyet yürüttüğüne şahit oldu, ancak 2016’dan şimdiye kadar, yani Sahirat anlaşması imzalandıktan sonra Libya üç hükümetin paralel olarak varlığına ve milli vahdet hükümetinin kurulamamasına şahit oluyor. Bingazi’de temsilciler meclisine bağlı hükümet, uluslararası camianın desteklediği Trablus’ta milli vahdet hükümeti ve Libya milli kongresinin desteklediği kurtuluş hükümeti, Libya’da faaliyet yürüten üç hükümettir.

Şimdi esas soru, Libya’nın neden böyle bir şartlara sürüklendiği sorusudur. Neden Libya milli hükümetsizlik veya çok hükümetli bir döneme girdi?

Bu soruların cevabında çeşitli nedenleri gündeme getirmek mümkün. Ancak bu nedenlerin arasında üç önemli neden dikkat çekiyor.

Birinci neden, Libya’nın bağımsızlığına kavuştuğu günün üzerinden 60 küsur yıl geçtiği halde ancak iki lidere şahit olmasıdır.

Libya’nın BM’de 24 Aralık 1951 tarihinde alınan kararla bağımsızlığına kavuşması üzerinden 66 yıl geçiyor, ancak bu ülke bu süre içerisinde sadece iki lideri tecrübe etti.

Libya’nın bağımsızlığından sonra bu ülkenin kralı seçilen Muhammed İdris Senusi, 1969 yılında Muammer Kaddafi’nin kansız darbesi sonucunda iktidardan uzaklaştırıldı ve Kaddami, bağımsızlıktan sonra Libya’nın ikinci lideri olarak tam 43 yıl boyunca iktidarın başında kaldı. Doğal olarak 66 yıl boyunca böylesine kapalı ve anayasasız ve aşiret temelinde biri 43 yıl iktidar olmak üzere sadece iki kişi tarafından yönetilen bir ülkede şimdi yeni dünyanın kriterlerine göre devlet adında güçlü bir kurumun şekillenmesi imkansızdır.

Image Caption

Bundan başka, Libya’da son 60 küsur yılda medeni teşekküller hiç bir anlam ifade etmediği ve siyasi gruplar bu ülkenin iktidar yapısında yer almadığı bir sırada, Kaddafi sonrası dönemde bu gruplar bir yandan devleti yönetme tecrübeleri bulunmuyor, öbür yandan da Libya halkı bu ülkede aşiretlerin konumu ve rolü başta olmak üzere bir çok konu hakkında bilgileri bulunmuyor ve bu yüzden de ülkelerini yönetemiyor. Oysa Libya aşiret temelinde kurulan bir ülkedir ve yaklaşık 140 aşiret bu ülkede barınmaktadır. Kaddafi döneminde ise yaklaşık 30 aşiret ülkenin siyasi yapısında önemli rol ifa etmiştir.

İkinci neden ise Libya’da devletleşme sürecine hiç bir teknik yardım olmaksızın askeri dış müdahalelerin gerçekleşmesidir.

Libya’nın 2011 yılında iktidarları değişen diğer Arap ülkeleri ile aralarındaki önemli farklılıklardan biri, Libya’da iktidarın uluslararası askeri müdahale ile devrilmesidir. BM güvenlik konseyi 26 Şubat 2011’de 1970 sayılı kararnameyi 5 çekimser oya karşı 10 olumlu oyla onayladı. Bu kararnamede Libya’da ortaya çıkan durumdan derin kaygı duyulduğu belirtildi ve Libyalı vatandaşlara karşı şiddete baş vurulması kınandı. Öte yandan Libya’nın durumu uluslararası ceza mahkemesine sevk edildi ve mahkeme de Kaddafi’nin beşeriyete karşı suç işlemekten yargılanmasına karar verdi.

Kaddafi rejiminin BM güvenlik konseyinin 1970 sayılı kararnamesini umursamaması ve şiddet uygulamasını sürdürmesi konseyi 1973 sayılı kararnameyi çıkarmaya zorladı. Güvenlik konseyi bu kararnamede Libya’nın durumunu uluslararası barış ve güvenliğin ihlali olarak değerlendirdi ve Libya üzerinde uçuşa yasak bölge ilan etti. Kararnamenin amacı ise Libya’da sivilleri koruma şeklinde açıklandı.

Öte yandan Libya krizinin tırmanması ile birlikte NATO Libya rejimini değiştirmek ve Kaddafi’yi devirmek için düğmeye bastı. Libya’da bu savaş 9 aylık sürde ve sonunda Libyalı on binlerce vatandaşın ölümü veya yaralanması ve en son da Kaddafi’nin ölümü ile noktalandı. Buna karşın Libya Kaddafi sonrası dönemde devletleşme sürecinde teknik istişarelere ihtiyaç duymasına karşın başta Batılı devletler olmak üzere yabancı aktörler Libya’ya bu alanda hiç bir yardımda bulunmadı.

Aslında Batılı devletler Libya’ya devletleşme sürecinde teknik destek ve yardımda bulunmaktan kaçınarak bu ülkeyi yeni bir güvensizlik ve istikrarsızlık dönemine sürüklemek ve böylece bir kez daha bu ülkeye askeri müdahalelerde bulunmak ve sonuçta bu ülkenin zengin enerji kaynaklarını rahatlıkla yağmalamak gibi hedeflere ulaşmak istediler. Nitekim son 6 yılda ve özellikle son iki yılda defalarca Batılı zorbaların Libya’nın içişlerine müdahaleleri gündeme geldi.

Üçüncü neden ise, Libya’da çok sayıda yerel ordu ve silahlı milis gücün oluşmasıdır.

Ortadoğu bölgesi gibi karmaşık ve kargaşa dolu bir bölgede bir devletin başarılı olabilmesi için güçlü etkili ve modern bir ordusu olması gerekir. Ancak Libya bu önemli temelden yoksun bir ülkedir. Libya ordusu diktatör Kaddafi rejiminin bu ülkeye dayattığı 9 aylık iç savaş sırasında bütünlüğünü kaybetti ve şimdiki Libya milli hükümetten yoksun olduğu gibi milli ordudan da yoksundur, ki bu da bu ülkede milis güçlerin yanı sıra silahlı terör örgütlerinin şekillenmesine yol açmıştır.

Uluslararası kriz grubu, Muammer Kaddafi iktidarı devrildikten sonra Libya’da 100 ila 300 silahlı milis güç faaliyet yürüttüğünü, bu rakam 2014 yılında 1600’e yükseldiğini açıkladı. Söz konusu silahlı milis güçlerin sayısı 2015 yılında 1700’e yükseldiği tahmin ediliyor.

Image Caption

Gerçekte milis güçlerin şekillenmesi terör örgütlerinin şekillenmesinden farklıdır ve milis güçlerin türemesi Libya’da güvenliğin yerelleştiği anlamına geliyor. Zira Libyalı inkılapçılarca kurulan bu milis güçlerin her biri Libya’da milli güvenliğin yerine belli bir bölgenin güvenliğini temin etmeye öncelik vermeye başladı.

Bundan başka Libya’da paralel olarak faaliyet yürütün üç hükümetin her biri de kendi ordusunu kurdu. Örneğin milli kurtuluş hükümeti Trablus’ta milli muhafız adında askeri bir gücü kurdu, ancak milli vahdet hükümetinin tepkisi ile karşılaştı. Milli vahdet hükümeti milli muhafız ordusunun kurulmasını paralel bir yapılanma olduğunu ve Libya’nın milli egemenliği ile çeliştiğini açıkladı.

Her halükarda Libya’da rejim değişikliği üzerinden yaklaşık yedi yıl geçtiği bir sırada bu ülke başka ülkelerden farklı olarak terör afetinden ziyade milli hükümetsizlik ve paralel orduların kurulması gibi sorunlarla karşı karşıya bulunuyor. bu şartlar aynı zamanda Libya’da terör örgütlerinin türemesine ve büyümesine zemin oluşturuyor.

Şimdi Halife Haftar ve Fayez Sırac’ın Mayıs 2017’de ortak ordu kurma üzerine anlaşmaya varmalarının ardından Libya’da milli hükümetsizlik sürecinin son bulması bekleniyor.