Para, savaş, terör; Trump neyin peşinde? - 2
Amerika Başkanı Donald Trump’ın Arabistan’ı ilk yurtdışı ziyareti için seçtiği haberin medyada çıkması büyük şaşkınlığa ve hayrete yol açtı, çünkü bu hareket Trump’ın seçim kampanyaları sırasındaki iddiaları ve sözleri ile açıkça çelişmekteydi.
Beyaz saray Trump ilk yurtdışı ziyaretine çıkmadan önce Trump’ın Arabistan, işgal altındaki Filistin ve Vatikan’ı ziyaret edeceğini açıkladı.
Uzmanlara göre bu karar hem tuhaf ve hem istisna bir durumdu, zira 1980’li yıllardan beri ve Ronald Rigan başkanlığı döneminden sonra Amerika başkanları ilk yurtdışı ziyaretini bir ay daha erken başlamıştı. Bundan daha önemlisi Amerika’da geleneksel olarak beyaz sarayın bir numaralı adamı ilk yurtdışı ziyareti için Meksika veya Kanada gibi bazı komşu ülkelerini seçiyordu, hatta Rigan, başkanlığının ilk yılında Batı yarımkürenin dışında hiç bir ülkeyi ziyaret etmedi.
Öte yandan Donald Trump’ın Arabistan’ı ilk yurtdışı ziyareti olarak seçmesi, bu ülkenin insan hakları alanında kapkara bir karnesi bulunması ve El-kaide ve IŞİD gibi terör örgütlerini destekleme lekesi alnından hiç bir zaman silinmeyeceği halde gerçekleşmiştir. Trump hatta seçim kampanyaları sırasında da Arabistan hakkında bu bağlamda konuşmuştu, fakat şimdi o sözleri unutmuşa benziyor.
Russia Today haber ajansı internet sitesinde şöyle yazdı: Suud bir istisnadır, zira Trump radikal İslam’dan nefret ediyor, tabi onlardan gelir ve para elde edemezse!!
Rus haber ajansı Trump’ın Arabistan ziyaretini söz ve amelindeki çelişkiye bağlıyor, zira Trump seçim kampanyaları sırasında asla Suud krallığından yana konuşmadı ve hatta siyasi rakiplerinden utandığı için Riyad’a destekten söz edemedi, bilakis Arabistan’ı kadınları köle yapan ülke niteledi. Şimdi ise belki de en komik mesele, Donald Trump’ın Amerikan halkından kendisinin Arabistan’la yaptığı işbirliği İslamî terör ve radikalizm tabir ettiği durumla mücadele için olduğuna inanmalarını beklemesidir.
Gerçek şu ki Amerika yönetimi Arabistan’ın petrol dolarlarının kaynağı gibi görüyor ve her durumda bu paraların çıkarı Amerika’ya doğru aktığını düşünüyor. Arabistan petrolü çok kolay bir şekilde Amerika ve bu ülkenin firmalarının hizmetine giriyor. Yine petrol karşılığı Suud krallarına ödenene dolarlar da ya Amerika’da yatırıma dönüşüyor, ya da Amerika’dan silah alımı yolunda harcanıyor ve yine Amerikan ekonomisinin çarkını çevirmeye yarıyor.
Aslında bu durum, ancak Donald Trump’ın itiraf etmeye cesaret ettiği bir gerçektir. Trump bir süre önce Arabistan başta olmak üzere başka ülkelerin güvenliğini temin etmek için harcadığı bedele değindi ve Suud rejimi paradan başka bir şeyi olmadığını ve bu yüzden kendine düşen payı ödemesi gerektiğini belirtti.
Bu yüzden uluslararası meselelerin uzmanları Trump’ın Arabistan ziyaretinin tek amacı bu ülkenin zengin petrol kaynakları ve petrol dolarları olduğu konusunda hemfikirdir.
Reuters haber ajansı ABD Başkanı Trump’ın Arabistan ziyareti ve bu ülke ile askeri işbirliğini arttırma yönünde müzakereleri ve yüz milyar doları aşkın silah satışı anlaşmasını yansıttı.
Amerika ile Arabistan arasında 110 milyar dolar değerinde imzalanan silah anlaşmasında Tud füze savunma sistemi, komuta ve iletişim merkezi yazılım sistemi, tank ve zırhlı araç ve uydu teçhizatı gibi teçhizat ve silahlar yer alıyor. Oysa bundan önce Amerika’nın eski Başkanı Barack Obama, 2016 yılında Arabistan’a güdümlü lazer bombaların satışını Yemen milletine karşı kullanma ihtimali ve Arabistan hava kuvvetlerinin beceriksizliği yüzünden yasaklamıştı. Trump ise bu yasağı kaldırarak Arabistan ile zayıflayan ilişkileri yeniden takviye etmeye ve aralarındaki gerginliği gidermeye çalışıyor.
Görünen o ki Donald Trump Arabistan ve İsrail elebaşıların özel bir saygı duyuyor ve onları incitmemek için büyük çaba sarf ediyor. Buna karşın İngiliz Independent gazetesi internet sayfasında bu ziyaretle ilgili ilginç bir tavsiyede bulundu ve şöyle yazdı:
Trump’ın Beytulmukaddes’e ziyareti bir açıdan çok önemli olabilir. Belki Trump İsrail’in askeri saldırılarının amaçları hakkında bazı soruları gündeme getirebilir, zira şimdiye kadar İsrail bombaları sadece Suriye ordusu ve şii Hizbullah hareketini hedef aldı ve İsrail tarafından IŞİD’e karşı hiç bir saldırı veya bombardıman gerçekleşmedi.
Gazete, İsrailliler hatta El-Kaide terör örgütünün bir parçası olan El Nusra cephesinin yaralı üyelerine sağlık ve tedavi hizmetleri sunduğunu belirterek belki Trump El-Kaide, Amerika’da 11 eylül 2001 saldırılarını gerçekleştiren terör örgütü olduğunu duymuş olabileceğini belirtti.
Bugün vahabilerden bir grup şimdi de IŞİD’in savaş ve terör masraflarını karşıladığını yazan gazete, Trump’ın Suriye’de öldürülen sünni çocuklar için timsah gözyaşı döktüğünü, fakat Suriye’de hayatını kaybeden hiç bir şii çocuk için bunu yapmadığını yazdı.
Trump’ın çelişkili tutumuna işaret eden gazete şöyle devam etti: Trump öyle bir başkandır ki Kuzey Kore’yi savaşla tehdit ettikten sonra görüşünü değiştirdi ve bu ülkenin lideri ile görüşmekten onur duyacağını açıkladı. Belki Trump bir süre sonra da Beşar Esad hakkında görüşünü değiştirir. Terörle savaş, Amerika’nın peşinde olduğu bir durum değildir, zira İngiliz gazete Independent’in belirttiğine göre bu mesele CNN ve ABC ve ABD’nin diğer algı oluşturan medya organlarının üzerine gidecekleri bir konu değildir. Bu medya organları ABD Başkanı mantıksız biri olmadığını söylemeye çalışıyor. Aslında Amerika’nın medya organları çılgınca Trump’ın tüm anormalliklerine rağmen takip ediyor ve böylece Trump’la görüşen tarafları harikulade mahluklar gibi göstermeye çalışıyor.
Gazete şöyle devam ediyor:
Amerika Başkanı Donald Trump’ın semavi dinlerin beşiği olan topraklara ziyareti ilginç ve şaşırtıcıdır. ABD Başkanı Trump’ın bu ziyaretinin ilk durağa Arabistan’dır ve bu konu bu ziyareti bir ölçüde şaşırtıcı yapmaktadır. Trump bir süre öncesine dek Müslümanları ve İslam’ı eleştiriyordu ve İslam karşıtı görüşleri olan danışmanları işe alıyordu. Trump iki kez bir kaç İslam ülkesinin vatandaşlarının Amerika’ya seyahat ve göç etmelerine mani olmaya çalıştı. Ancak şimdi Trump Obama’nın aksine Washington ile Riyad ilişkilerini yeniden canlandırmak için büyük çaba sarf ediyor.
Bu ziyaretin en önemli gündem maddelerinden biri Suud elebaşılarının Trump’tan İran’a karşı daha sert politikalar izlemesini talep etmeleridir. Zira İran bölgede hegemonya konusunda Arabistan’ın rakibidir.
The Atlantic dergisinin sitesi, ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk yurtdışı ziyareti ile ilgili hayretini belirtmek için bu ziyareti Donald Trump’ın İbrahim -s- diyarında büyük maceracılığı niteleyerek şöyle yazdı:
Bu ziyarette Donald Trump Arabistan, İsrail ve Vatikan, yani dünyanın üç büyük dininin diyarına seyahat ediyor. Trump’ın ziyaretinin ikinci ayağı yani Tel aviv ziyareti de önem arz ediyor, çünkü Trump’ın Beytulmukaddes’e de gidebileceği ifade ediliyor. Trump’la siyonist rejim Başbakanı Natanyahu ilişkileri çok sıcaktır. Netanyahu da Arabistan elebaşıları gibi İran’a karşı daha sert bir politika izlenmesini istiyor.
Aslında Obama’ya göre bu görüş ayrılığı Trump’ın ziyaret edeceği her iki rejimde var olan bir gerçektir. The Atlantic dergisine göre ABD başkanlarının ilk yurtdışı ziyaretleri liderlik yöntemlerini ve yeteneklerini sergileme bakımından önemli bir sınavdır. Trump sürekli Obama’yı ABD’nin müttefiklerinden uzaklaşmakla suçluyordu. Uzmanlar bu ziyareti bu ilişkileri onarma yolu şeklinde değerlendiriyor.
Politico dergisi de şu değerlendirmede bulundu: Trump bu ziyareti tarihî ve dini hoşgörüyü takviye etme amaçlı şeklinde değerlendirerek haklı göstermeye çalışıyor. Trump Arabistan ziyaretini de İslam dünyası ile gerçek teamül ve İslam ülkeleri ile işbirliği temelini atma bakımından önemli niteledi, zira bu işi terör ve radikalizmle mücadeleye yardımcı olacağını ileri sürdü. Ancak Politico dergisi bir başka raporunda Arabistan’ın insan hakları ve terör ve bölge meseleleri bakımından sorunun çözümü değil, asıl sorunun bir parçası olduğunu vurguladı.
Russia Today de şu değerlendirmede bulundu:
Trump Önce Amerika sloganını atarken belki de amacı önce ABD silahları satılsın olabilir. Trump bu ziyareti ile başka ülkelere vermek istediği mesaj şu ki her halükarda Arabistan size bağımlıdır ve eğer Amerikalı yeni muhafazakarlar İran ile mücadele etmek istiyorlarsa, ABD ve Arabistan arasındaki ittifakı desteklemeleri gerekir.
Peki, Lübnan medyası Donald Trump’ın bu ziyaretini nasıl değerlendirdi?
Lübnan medyası her biri kendi açısından bu ziyaretin açık gizli hedeflerini masaya yatırdı. Gerçekte ABD Başkanı Donald Trump’ın bu ziyareti çok sıkı bir gündemi içine alarak ve ikili görüşmelere önem vererek başladı ve aile fertleri ve en başta Yahudi damadı Jared Kuşner Amerika ile Arabistan arasında silah anlaşmasının baş aktörü olarak ona bu ziyarette eşlik ediyordu.
Lübnan’ın El Ahbar gazetesi bu ziyaret hakkında şöyle yazdı: Trump sekiz günlük ziyaretinde Arabistan, işgal altındaki Filistin, Vatikan, Belçika ve İtalya’yı ziyaret ediyor ve Filistinli kaynakların belirttiği üzere Filistin’de ABD’nin eski Başkanı obama gibi ağlama duvarını da gezecek.Buna karşın siyonist İsrail’de yayımlayan İsrail Hayyum gazetesi Trump’ın ağlama duvarını ziyaret etmesi konusunda henüz kesin karar alınmadığını yazdı.
El Ahbar gazetesi Kuşner’i Amerika ve Arabistan arasında 110 milyar dolarlık savaş uçağı, savaş gemisi, gelişmiş bombalar gibi silahları içeren askeri anlaşmayı bizzat yürüten kişi olarak yazdı. Gazete Suud hanedanı da Dışişleri Bakanlığı veya savunma Bakanlığı gibi kurumlarla irtibat kurmak yerine kişisel teamül yoluyla politikalarını gütmeyi tercih ettiğini vurguladı.
Ennahar gazetesi ise Donald Trump Arabistan’a yaptığı iki günlük ziyaretinde Fars körfezi kıyılarında yer alan sünni İslamî ülkelere kuşku gözüyle bakan önceki Başkan Obama’dan farklı olduğunu göstermeye çalışacağını yazdı.
Gazete Trump’ın ayrıca İran’da insan hakları ile ilgili çok sert bir konuşma yapması beklendiğini belirtti. Gazete,uzmanlar Arabistan rejimi de Trump ve İslam ülkeleri liderlerini karşılayarak Ortadoğu bölgesinde yeminli düşmanı İran karşısında konumunu güçlendirmeye çalışacağına inandığını belirtti. Arabistan kralı Salman Türkiye’den Nijerya’ya kadar 55 İslam ve Arap ülkelerinin liderlerinden Riyad zirvesine katılmaya davet etti.
Ennahar gazetesi, bu zirveyi mübarek bir oturum niteleyen ve Arabistan resmi haber ajansı da haberini yayımlayan Mescid-i Haram cemaat imamı Şeyh Salih bin Hamid’den naklen şöyle yazdı:
Bu oturumda bir araya gelen başkanlar, gerçekçi planlar sunmalı ve sorunun özünü beyan etmelisiniz. Bölgede müdahaleleri kötü tesirleri olduğunu ve dini ve etnik çatışmaların tırmandığını vurgulamalısınız.
Ennahar bu sözler ad çekmeden İran’a işaret ettiğini yazdı. Gazete Arabistan Amerika ilişkileri komisyonu Başkanı Salman Ensari’den naklen şu iddiada da bulundu: Arap İslam ülkeleri liderlerinin ABD Başkanı ile oturumu İran nizamına açık mesajı vardır, şöyle ki ABD İslam ve Arap dünyası ile tam uyum içindedir.
Fars körfezi araştırma merkezi uzmanlarından Mustafa Ani de bu zirveyi Amerika’nın İslam dünyasını sünni radikalizm yani IŞİD ve İran’ın desteklediği başta Hizbullah olmak üzere şii gruplarla mücadeleye sevk etme stratejisinin bir parçası olduğunu belirtti.
Ennahar gazetesi, ABD Başkanı iç politikasındaki başarısızlığını telafi etmek için bu ziyarete büyük umut bağladığını ve Trump kral Salman ve Fars körfezi ülkelerinin diğer liderleri ile ikili görüşmeler yapacağını belirtti.
Ancak El Bena gazetesinin yazarı Nasır Kandil şöyle yazdı: ABD donanması Akdeniz’e girdiği ve Amerikalı generaller ABD başkanından donanmayı Akdeniz’den çekmesini ve Moskova ile müzakere etme yolunu izlemesini istemesinin ardından hiç bir şey Washington’un lehine yürümedi. O günden beri şimdiye kadar Moskova daha güçlü bir varlık sergiledi ve İran da siyasi ve iktisadi ve askeri açılardan daha güçlü oldu ve Suriye nizamı da her gün yeni zaferleri zafer listesine ekledi. Şimdi Washington Fars körfezindeki müttefikleri ve İsrail’e Suriye’de yaşanan gelişmelerden korkmamalarını ve onları bırakmayacağını ve Suriye ve Cumhurbaşkanı onlardan intikam almasına izin vermeyeceğini, silahlarını hazır vaziyette tutmalarını ve tehlikeye girdiklerinde ABD onlarını yanında olacağını söylemeye geldi. Şimdi hezimete uğrayanlar her hür Lübnanlı bu topluluğa katılmaktan utanç duyduğu bir sırada Riyad’da toplanmış ve ukda ve kin kadehlerini yudumlamaktadır.