ABD; sürekli ırkçılık sürtüşmelerinin ülkesi
https://parstoday.ir/tr/radio/world-i81444-abd_sürekli_ırkçılık_sürtüşmelerinin_ülkesi
Amerika’nın Virjinia eyaletinin Charlottesville kentinde sağcıların birliği adlı teşekkülün düzenlediği eylem bir kez daha ABD’de ırkçılığın bu toplumda kök saldığını ve daimi ve eski bir yara haline geldiğini ortaya koydu.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Ağustos 20, 2017 07:12 Europe/Istanbul

Amerika’nın Virjinia eyaletinin Charlottesville kentinde sağcıların birliği adlı teşekkülün düzenlediği eylem bir kez daha ABD’de ırkçılığın bu toplumda kök saldığını ve daimi ve eski bir yara haline geldiğini ortaya koydu.

Bu etkinlik Unite the Right rally öncülüğünde ve Charlottesville, white supremacist, white nationalist,  neo-Confederate, neo-Nazi ve militia movements adındaki radikal sağcı örgütlerin katılımı ile organize edilmiş ve düzenleniyordu.

Eylemin bahanesi ise Amerika’nın iç savaş yılları sırasında bir komutanın heykellerinin kentin parklarından birinden kaldırılmasını protesto etmekti. Protestocular amaçlarını Amerikalı beyazların haklarını savunmak ve eyalet yetkililerinin General Robert Lee’nin heykelini kaldırma kararını protesto etmek şeklinde açıkladı.

General Lee Amerika’nın Güney eyaletlerinin kurduğu ittifakın komutanlarından ve kölelik düzeni taraftarlarından biriydi ve Amerika’da 19. Yüzyılın ikinci yarısında yaşanan iç savaşta kölelik düzenine karşı olan Abraham Linkoln liderliğindeki Kuzey ittifakı ile savaştı ve savaş yıllarında Amerika eyaletleri konfederasyonu adlı ülkeyi kurdu.

Amerika’nın Charlestone kentinde 2015 yılında bir kilisede ibadet eden siyahilerin 21 yaşındaki beyaz genç Dailan Ruff tarafından katliam edilmesinin ardından ırkçılık karşıtı olan ve eşitlik isteyen gruplar Amerika’da iç savaş döneminden ve kölelik yıllarından Güney eyaletlerinde geriye kalan simgeleri yok etmek için bir hareket başlattı. Ancak bu gruba karşı Amerika’da Donald Trump’ın Başkan seçilmesinden sonra oluşan yeni şartlarda güçlenen radikal sağcı örgütler ırkçılık karşıtlarının bu hareketine karşı atağa geçti ve bu kentte en büyük eylemlerinden birini düzenledi. Bu yüzleşme ise üç ölü ve çok sayıda yaralı geride bıraktı.

Charlottesville kentinde yaşanan bur kargaşa ve çatışma Amerika’de ne ilk kanlı ırkçı çatışmadır ve ne de sonuncusu olacaktır. Aslında Amerika’da ilk İngiliz göçmen gemileri yeni dünyanın kıyılarına gelerek George Town kentinde İngilizlerin ilk sömürgesini inşa ettiklerinde daha sonra Amerika birleşik devletleri olarak adlandırılan topraklarda ırkçı savaşlar başladı. Amerika’da ırkçı savaşlar ilkin beyaz göçmenlerle yerli kızılderililer arasında başladı ve iki asır boyunca beşeriyet tarihinin en büyük soykırımlarından birine sebebiyet verdi.

Daha sonraları Afrika kıtasından getirilen ilk siyahi kölelerin Amerika topraklarına ayak basmasının ardından ırkçı savaş beyazlarla siyahilerin arasında başladı. Beyazlar Amerika kıtasında iktisadi çıkarlarını azami seviyeye ulaştırmak için milyonlarca siyahiyi Afrika kıtasında esir alarak köle yaptı ve bu insanlara, hayvanlarına bile reva görmedikleri şekilde davrandı. Siyahi çocukların satışa çıkarılması, siyahi aile fertlerini birbirinden ayırmak, işkence, idam, derilerini yüzmek ve hatta okuma yazma öğrenmeye çalışan siyahileri ölüm cezasına çarpmak, Amerika’nın Güney eyaletlerinde köleleri sömüren beyaz patronların siyahilere karşı sıradan davranışlarıydı.  Beyaz patronlar bu zalimane ve insanlık dışı düzeni korumak uğruna Amerika’da dört yıllık iç savaş gerçekleştirdiler ve bu ülkenin kuzeyi ve güneyinden 600 bini aşkın insanın ölümüne sebebiyet verdiler. Ancak bu kanlı savaş, kölelerin özgürlük bildirgesinin yayımlanması ve yeni yeni özgürlüğüne kavuşan kölelere vatandaşlık hakkı tanınması için yapılan anayasa değişikliği bile Amerika’da ırkçı eğilimleri yok edemedi.

Amerika’da ırkçı beyazların kurduğu Ku Klux Klan adlı terör örgütü gibi ırkçı örgütler uzun yıllar başta eskiden kölelik düzeni hakim olan eyaletler olmak üzere Amerika’nın büyük bir bölümünde terör estirdi ve bir çok siyahiyi ölüme sürükledi. O yıllarda herhangi bir beyaz herhangi bir bahane ile herhangi bir siyahiyi yargılayarak infaz etme hakkına sahipti. Amerikalı ırkçı beyazlar hiç bir ceza ile karşılaşmaktan korkmaksızın siyahilerin derilerini yüzmek, siyahileri diri diri yakmak veya gömmek ve evlerini ve tarlalarını yakmak gibi suçları işliyordu ve kanunlara karşı dokunulmazlık hakkından yararlanıyordu. Gerçi zulme maruz kalan siyahiler ve kızılderililer de boş oturmuyordu ve güçleri yettiğince ırkçı beyazlardan intikam almak için onlara saldırıyor ve mallarına zarar veriyordu. Ancak bu karşılıklı kin ve nefret Amerika’da kanlı ırkçı çatışmaların günümüze dek devam etmesine sebebiyet verdi.

Son yarım asırda Amerika’da siyahilerin medeni hakları geçmişe kıyasla kısmen iyileştiği gözleniyor. Şimdi artık siyahi vatandaşlar beyazların gittiği restoranlara gidebiliyor, beyazların kullandığı tuvaletleri kullanabiliyor, beyaz öğrencilerle aynı sıraları paylaşarak eğitim alabiliyor. Siyahilerin ayrıca oy hakkı da bulunuyor ve yüksek mevkilere gelebiliyor. Bu dönemde Amerika’da siyahiler başsavcı, Dışişleri Bakanı ve hatta Başkanlık koltuğuna oturabildi. Ancak buna rağmen Amerika’da sıradan siyahi vatandaşlar için şartların pek fazla değişmediği anlaşılıyor.  Bugün Amerika’da hala siyahi bir işçinin maaşı aynı işte çalışan beyaz bir işçiye kıyasla daha düşüktür. Siyahiler ayrıca eğitim bakımından da daha düşük seviyede yer alıyor ve özel konut, özel araç ve diğer refaha yönelik imkanlardan beyazlara nazaran daha az yararlandıkları anlaşılıyor.

Öte yandan Amerika’da siyahiler eskiden beri süregelen maddi ve kültürel yoksulluk yüzünden bu ülkede en çok suç işleyen kesimi oluşturuyor ve nüfuslarına oranla daha fazla sayıda siyahinin hapishanelerde yattığı ve müebbet hapis veya idam cezası gibi ağır cezalarla karşılaştığı gözleniyor. Buna karşın Amerika’da radikal sağ akımlar hala bu ülkede beyazların üstünlüğü korunması gerektiği üzerinde ısrar ediyor. Radikal sağcılara göre Amerika’da kim Avrupalı beyazlardan değilse, yabancı ve ecnebi sayılıyor ve Amerikalı olduğunu iddia etmemesi gerekiyor. Amerikalı beyaz ırkçılara göre siyahiler, kızılderililer, Müslümanlar, Yahudiler ve latin kökenli beyazlar birbirinden farksızdır.

Amerikalı beyaz ırkçılar, siyahilerin ve latin kökenlilerin nüfus artış hızına işaretle bir kaç onyıla kadar Amerika’da Avrupa kökenli beyazların azınlık konumuna düşeceğini ve ispanyolca konuşanların sayısı İngilizce konuşanların sayısından artacağını savunuyor.

Amerikalı beyaz ırkçılara göre azınlıkların siyasi, sosyal ve iktisadi açılardan gelişmeleri de çok tehlikelidir ve bu durumla mücadele etmek için şiddet uygulamaktan çekinmedikleri görülmektedir. Nitekim Amerika’nın Charlestone kentinde 2015 yılında bir kilisede ibadet eden siyahiler 21 yaşındaki beyaz ırkçı bir genç tarafından katliam edildi. Bu saldırıda 9 siyahi hayatını kaybetti.

Amerika’nın Virjinia eyaletinin Charlottesville kentinde de yine bir genç özel aracı ile ırkçılık karşıtı eylem yapan kalabalığın üzerine yürüdü ve bir kadını öldürdü. Bu eylem polis memurları ve güvenlik güçlerinin gözü önünde ve eylemden görüntüleri dünyanın dört bir yanında yayımlayan yüzlerce kameranın karşısında gerçekleşti ve aracın insanlara çarparak onları havaya savurma anının görüntüleri Amerika ve dünya genelinde şaşkınlıkla izlendi. Aslında Amerika gibi dünyanın dört bir yanından gelen göçmenlerden oluşan bir ülkede bu tür olaylar bu ülkeyi geniş çaplı kargaşaya sürükleyebilir.

Ancak görünen o ki Amerika’da radikal sağ ve ırkçı akımlar artık bu ülkede bu tür suçları işlerken kendilerini bir nevi güvende hissediyor. Çünkü hali hazırda Amerika’da başkanlık seçim kampanyaları sırasında tüm Meksikalıları cinsel sapık ilan eden ve tüm illegal göçmenleri sınırdışı edeceğini ve Müslümanların Amerika’ya girişini yasaklayacağını söyleyen Donald Trump adında popülist biri başkanlık koltuğuna oturmuş bulunuyor. Bu tür sloganlar ve vaatler Amerika’da radikal sağ akımların liderlerini, Donald Trump’ın seçimleri kazanmasını kendilerinin ırkçı talepleri ve beyaz ırkın üstün olduğu yaftasının gerçekleşmesi için uygun zemin oluşturduğu düşüncesine yöneltti. Gerçi bu ilişki çift yönlüdür ve Amerika Başkanı Trump da radikal sağ akımların liderlerinin nüfuzundan güneyde ve orta batıda seçmenlerin oylarını kazanmakta yararlandı. Amerika’da genellikle kırsal kesimlerde yaşayan ve geleneksel ve dini yapılı ailelerin üyesi olan bu kesim Donald Trump’ın 2016 yılında düzenlenen tartışmalı başkanlık seçimlerini kazanmasında etkili rol ifa etti.

Amerikalı sağcı akımların liderlerinden ve Donald Trump taraftarı olan David Duke Amerika başkanına şöyle demişti: sana aynaya bakmanı ve seni Başkan yapanların radikal solcular değil, asıl Amerikalı beyazlar olduğunu hatırlamanı tavsiye ediyorum.

Aslında Amerika’nın şimdiki toplumu içindeki derin sosyal ve kültürel çatlaklar yüzünden her zamankinden daha çok ırkçı sürtüşmelere açık bir toplumdur. Nitekim Amerika’da son yarım asırda ırkçı sürtüşmelere bakıldığında bu sürtüşmelerde artış yaşandığı gözleniyor. Örneğin Amerika’da son 25 yılda 13 yerde kanlı çatışmalar yaşandı ki bu çatışmalara 1992 yılında Los Angeles isyanı ve 2015’de Michael Brown adlı siyahi çocuğun beyaz polis tarafından vurularak öldürülmesinden sonra çıkan isyanı örnek vermek mümkün.

Yine son 25 yılda radikal sağcı akımlar dini ve etnik azınlıkları kışkırtmak için defalarca azınlıkların yaşadığı semtlerde büyük eylemler düzenledi. Bu eylemlerin sonuncusu Virjinia eyaletinin Charlottesville kentinde düzenlendi.

Gözlemciler Amerika’da önümüzdeki aylarda ve yıllarda bu tür ırkçı eylemlerin daha da artmasını beklemek gerektiğinden söz ediyor.

Amerika’da bir yandan medeni hakları savunan örgütler geçmişteki zorlu ve kanlı mücadelelerin sonunda elde edilen kazanımları korumaya çalışırken, öbür yandan ırkçı örgütler Amerikan kimliği tabir ettikleri beyaz ırkın üstünlüğünü dayatmak için silaha sarılıyor.

Bu yüzden Amerika’da Charlottesville kentinde yaşanan son kanlı olayların hatta daha büyük boyutlarda tekrarlanabileceği ifade ediliyor. Bu tür hadiselerin önlemenin yolu ise Amerika halkının ırkçı eğilimin yok etmek ve yerine ırkların ve tüm insanların eşit olduğu düşüncesini yerleştirmektir. Gerçi bu da çok zor gibi gözüken bir durumdur.

Yale üniversitesi sosyal psikoloji hocası Dr. Jeniffer Richson şöyle diyor: bağnazlığın değiştirilebileceği tek yol, kültürü değiştirmektir. Toplumun benimseyebileceği şeyi değiştirmelisiniz. Amerika’da ırklar arası izdivaç ve ayrımcılıkla mücadele yasalarının iyi kazanım oldukları doğrudur, ama ne zaman bireysel ve kişisel bağnazlıktan söz açılırsa, durumun iyileşmesi için sadece Amerika’nın Güney eyaletlerinde bir kaç ihtiyar ırkçının ölümünü beklemekten ibaret olmadığı da belirtilmelidir.