Trump’ın uyumsuz kabinesi ve Bercam üzerine anlaşmazlık - 2
Avrupa ülkelerinin ABD Başkanı Donald Trump ve kongrenin yaptırım eğilimlerine muhalefet, Trump yönetiminin yanlış ve mantıksız politikalarının sonucu olmuştur.
Uzmanlar Amerika’nın dayattığı yaptırımların etkili olmadığını ve beyaz sarayın isteklerinin tam aksi yönünde sonuç verdiğini belirtiyor.
Amerikan kongresinin İran, Rusya ve Kuzey Kore’ye karşı aldığı yeni yaptırım kararlarının Trump tarafından onaylanması, uluslararası arenada farklı tepkilere yol açtı. Dünyanın bir çok önde gelen şahsiyetleri Amerika’nın bir hareketini yanlış niteleyerek bu karara karşı çıktı. Bazıları ise bu politikaların artık içi çıkmış beyhude politikalar niteledi. Bir çok uzman da bu şartları Moskova’nın lehine yorumladı.
Uzmanlar Amerika’nın yeni yaptırımlarını yanlış değerlendiriyor ve Amerika sınırlarının ötesini etkilediği için de uluslararası yasalara aykırı olduğunu vurguluyor.
Reuters haber ajansı Fransa Dışişleri Bakanlığının bildirisine istinaden, Fransa ve AB yasaları Amerika’nın bu hareketine uygun tepkiyi içermesi gerektiğini yazdı. Reuters, bu yüzden birlik düzeyinde çeşitli düzeylerde daha fazla diyalog gerekli göründüğünü, zira Amerika’nın yeni kanunu uluslararası boyutu söz konusu olduğunu ve Avrupa vatandaşlarını ve iktisadi kurumlarını etkileyebileceğini vurguladı. AB ayrıca ABD Başkanı Trump’ın imzaladığı yaptırım kanununa tepki gösterdi ve bu birliğin kendi çıkarlarını savunmak için bazı girişimlerde bulunacağını vurguladı.
Avrupa komisyonu Başkanı Jan Klaud Junker, Amerika’nın yeni yaptırımları özellikle petrol ve doğalgaz firmalarını ve Avrupa’nın enerji alanındaki çabalarını olumsuz etkileyeceğini belirterek, AB bu karara karşı tedbir alma hakkını saklı tuttuğunu vurguladı.
Amerika temsilciler meclisinin İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı yaptırım kararı almak için ileri sürdüğü temel bahane, füze faaliyetleri ve nükleer anlaşmazlığı gözardı etmek şeklinde gündeme gelirken, uzmanlar bu iddianın yanlış ve sırf ir bahane olduğunu belirtiyor.
Azerbaycan cumhuriyetinin Trend haber ajansı Avrupa Birliği Dış Politika Sorumlusu Federica Mogherini’nin Tahran ziyaretinden önce yayımladığı raporunda, Avrupa ülkeleri İran’ın füze programı Bercam nükleer anlaşmasının ihlali olmadığına inandığını belirtti. Raporda, Avrupa’nın bu yönde bazı kaygıları olabileceği, fakat İran’ın füze programı Bercam nükleer anlaşmasında yer almadığı ve buna göre İran’ın füze denemeleri de anlaşmanın ihlali sayılamayacağı kaydedildi.
Trend haber ajansı yine aynı konu ile ilgili olarak yayımladığı bir başka raporunda, Amerika Başkanı Trump’ın İran karşıtı sözlerini Amerikalı yetkililerin alışkanlığı niteledi ve Obama yönetiminde Amerika Bercam nükleer anlaşmasının imzalanması ve uygulanması yönünde temel rolü ifa ettiğini ve İran’nın anlaşmaya bağlı kalması karşılığında İran’a dayatılan yaptırımları kaldırma sözü verdiğini belirtti. Oysa şimdi şartların değiştiği ve Trump’ın İran karşıtı sözleri kongre ile eşgüdümlü hareket etme temeline dayandığı anlaşılıyor. Gerçekte Amerika’nın İran aleyhinde yeni yaptırım kararları alması açıkça Amerika’nın içinde Bercam nükleer anlaşması ciddi muhalefetlerle karşılaştığını gösteriyor. Bundan başka mevcut şartlar Amerikalı yetkililerin arasında da bu bağlamda ciddi ihtilafların söz konusu olduğunu ortaya koyuyor, zira Trump’ın İran karşıtı sözlerine rağmen nükleer anlaşmanın uygulanması bir kaç kez uzatıldığı gözleniyor.
Rusya’nın sputnik haber ajansı, İran ve Rusya’ya dayatılan yeni yaptırımlar Trump’ın kongredeki şahin kanada ve wall street ve askeri sanayiindeki hamilerine karşı eli kolu bağlı olduğunu gösterdiğini yazdı. Sputnik söz konusu yaptırımların etkisizliğinin bir işareti, yaptırımlar onaylandıktan sonra İran’ın başarılı bir şekilde uzaya uydu taşıyan füze denemesi olduğunu, Kuzey Kore de balistik füze denemesi ve Rusya da Amerikalı diplomatları sınırdışı ederek söz konusu yaptırımlara tepki gösterdiklerini kaydetti.
Gözlemciler Amerika Başkanı Donald Trump’ın İran ile yapılan nükleer anlaşmanın faydasız ve yetersiz olduğunu göstermek ve İran’ı bu anlaşmayı bozmaya zorlayarak müttefiklerine kendisinin haklı olduğunu ispat etmeye çalıştığını belirtiyor. Ancak Batılı medya organlarında yer alan yorumlarda üzerinde durulan önemli nokta, Amerika yönetimi İran ile varılan nükleer anlaşmayı bozduğu takdirde İran’a karşı yaptırımlarda yeniden uluslararası bir ittifak kurmanın mümkün olmadığıdır.
Foreign Policy derisi Trump yönetiminin İran karşıtı uygulamalarını ele aldığı raporunda, Rusya ve Çin yönetimi İran ile geniş çaplı ticaretleri yüzünden kesinlikle bir daha Batı ile işbirliğine yanaşmayacaklarını ve hatta İran ile ticarette rakipsiz olmak isteyeceklerini yazdı.
Öte yandan Avrupa ülkeleri de Bercam nükleer anlaşmasında uluslararası rol ifa ettiklerinden, anlaşmanın bozulmasını kabul etmeyecekleri kesindir. Bu yüzden şimdiden NATO üyeleri arasında bir çatlak oluştuğu ve Rusya’nın da bu durumdan memnun olduğu anlaşılıyor. Bu yüzden Batı medyası bu sürecin esas kazanan tarafı Rusya olacağını belirterek Amerika’yı bu yönde hareket etme konusunda uyarmaya çalışıyor.
Bu çerçevede Forbes dergisi Amerika’nın yeni yaptırımları ters teptiğini ve İran ve Rusya’yı birbirine daha da yakınlaştırarak bir kaç milyar dolar değerinde yeni anlaşmaları imzalamalarına vesile olduğunu yazdı. İran ve Rusya yeni yaptırımlardan sonra İran demiryollarının ihtiyacı olan 2.5 milyar dolar değerinde vagon satışı anlaşması imzaladı.
Forbes dergisi bu örneği verdikten sonra, Amerika’nın baskılarını arttırması sadece Tahran ve Moskova’nın birbirine daha da yakınlaşmasına yol açtığını belirtti. Dergi, İran ve Rusya arasındaki ticari ilişkiler 2016 yılında fevkelade gelişme kaydettiğini, askeri helikopter ve füze sistemleri, İran’ın Rusya’dan askeri alımlarının küçük bir bölümünü oluşturduğunu vurguladı. Dergi Rus firmaların petrol ve doğalgaz alanlarında da İran ile işbirliği yapmaya sıcak baktığını ve Gasprom firması İran’ın Ferzad doğalgaz sahasında faaliyet yürütmek için İran ile yeni bir anlaşma imzaladığını belirtti. Dergi ayrıca iki ülke arasındaki ticaret hacmi on milyar doları aşacağı anlaşıldığını, oysa bu rakam 2014 yılında iki milyar dolara bile ulaşamadığını kaydetti.
Forbes dergisi raporunun devamında Amerikalı firmaların İran piyasalarına giremediklerini, zira Washington yönetimi bu firmalara türlü yaptırımları belirlediğini, öte yandan beyaz sarayın Avrupalı büyük firmaların üzerinde de güçlü nüfuzu bulunduğunu ve bu yüzden Avrupalı firmalar da İran ile her türlü iktisadi işbirliğinden önce Amerika’dan izin almaları gerektiğini açıkladıklarını kaydetti.
Ancak Amerika yönetiminin bu tutumu, Rusya’nın İran ile ticarette daha da aktifleşmesine zemin hazırladığı anlaşılıyor. Günümüzde ticaret ve yatırım büyük önem arz ederken, ülkeler de iktisadi hareketliliklerini geliştirecek imkanlara ve ortak kalkınma projelerine yöneliyor ve böylece güçlerini geliştirme stratejisini izliyor. Şimdi bu mücadelede yaptırımları uygulayan aktörler oyun arenasının dışında kalmaları durumunda her şeyi rakiplerine devretmiş oluyor ve rakipleri de bu imkanlardan yararlanarak sermaye ve güçlerini arttırıyor.
Forbes dergisi raporunun sonunda Çin ve Rusya bu meseleyi çok iyi anladıklarını, bu yüzden Rusya lideri Putin’in Amerikan kongresine teşekkür edeceğini belirtti.
Amerika medyası Başkan Donald Trump’ın Bercam nükleer anlaşmasının ihlal edildiği yönünde bir bahane bulma çabası ve böylece İran’a karşı yaptırımları arttırmak istemesini çocuksu arzulara ve kuruntulara benzetiyor ve bu durumun sadece Amerika ve çıkarlarına zarar vereceğini vurguluyor. Gerçi Amerika Başkanı Trump seçim kampanyaları sırasında Bercam nükleer anlaşmasına karşı tavır sergiledi, ama şimdiye kadar bu uluslararası anlaşmaya zarar veremedi veya bu anlaşmayı bozamadı. Buna göre Trump geçen gün Dışişleri Bakanlığından ekim ayına kadar İran’ın bu anlaşmayı bozduğunu gösterecek bahaneler bulmalarını istedi. Gerçekte Trump böylece Bercam nükleer anlaşmasının bozulmasından İran’ı sorumlu göstermeye çalışıyor. Trump iki temel hedefi izliyor. Bu hedeflerin ilki, Bercam nükleer anlaşmasının bozulduğunu ispat etmek ve daha güçlü bir anlaşmanın hazırlanmasını gerektiğini ortaya koymaktır. İkinci hedefi ise yeni iktisadi ve siyasi yaptırımları dayatmak için İran karşıtı uluslararası yeni bir ittifak kurmaktır.
Ancak gözlemciler ve hatta Batı medyası Amerika Başkanı Trump’ın şimdiye kadar her iki hedefinde de hezimete uğradığını belirtiyor. İran UAEK raporlarına göre Bercam nükleer anlaşmasını tam olarak uygulamıştır ve bu yüzden Trump İran karşıtı uygulamaları için bu açıdan hiç bir bahane bulamamaktadır. Nitekim Trump’ın kendisi de bir süre önce bu gerçeği wall street journal gazetesine itiraf etti. Yani eğer Trump yapabilseydi hatta ekim ayına kadar beklemeyecekti ve bundan 180 gün önce ilk kez İran’ın Bercam nükleer anlaşmasına uyduğunu onayladığı zaman Tahran yönetimini bu anlaşmayı ihlal etmekle suçlayacaktı.
Amerika’nın Los Angeles Times gazetesi de Trump’ın İran ve nükleer anlaşmaya karşı tutumunu “Alice harikalar diyarında” masalına benzeterek şu ifadelere yer verdi: Amerika Başkanı Trump ekim ayında İran’ın Bercam nükleer anlaşmasını ihlal ettiğini ilan etmek ve böylece İran ile ticaret yapan herkese veya her ülkeye ağır iktisadi yaptırımlar uygulamak istiyor. Bu iyi bir düşünce değildir. Gerçi Trump Dışişleri Bakanlığına istediği bahaneleri bulmaları yönünde talimat verdi, fakat bu yönde mantığını açıklamadı, çünkü elinde hiç bir delil yoktur. İran Amerika’nın bu ülkeye karşı yaptırım uygulamasını gerektirebilecek hiç bir şey yapmadı. Trump şimdi harikalar diyarında dolaşan Alice gibi görünüyor. Bu masalda bir çocuk gerçek olmayan hayalleri ve arzularının peşinden gidiyor.
Los Angeles Times gazetesi şöyle devam ediyor: Amerika başkanının ne düşündüğü önemli değil. Gerçek şu ki İran nükleer anlaşmaya tamamen bağlı kalmıştır. Eğer Trump bu şartlarda İran’ı Bercam nükleer anlaşmasını ihlal etmekle suçlayacak olursa başta Avrupa ülkeleri olmak üzere dünyanın bir çok ülkesi Tahran’ı değil, asıl Washington’u serzeniş ve tenkit edecektir. Uzmanlara göre eğer Washington Bercam nükleer anlaşmasının bozulmasından sorumlu tutulursa, Trump’ın daha sonraki adımları yolunda engeller artacaktır. Bu durumda iktisadi yaptırım uygulamak mümkün olmadığı gibi İran ile iktisadi teamüller için şartlar daha elverişli hale gelir ve bir çok ülke Trump’ın tek yanlı yaptırımlarına uymayacağı kesindir. Gerçi bu süreç şimdiden başladı ve Fransa’nın Total firması geçen ay İran ile 4 milyar dolarlık bir anlaşma imzaladı. Yaptırımlar arttırılırsa, esas yüzleşme Amerika ile Avrupa arasında olur.
Los Angeles Times gazetesine göre, Bercam nükleer anlaşmasını yırtmak sadece Amerika’nın İran düşmanlığını ispat eder, üstelik bu durumun esas kaybeden tarafı da Batı olur. Bu arada beyaz sarayın kaç yıldır uyguladığı baskılar, başta Amerikalı firmalar olmak üzere Batılı firmaların sert eleştirilerine neden oluyor. Gerçi ceza alma korkusu bu firmaları muhafazakar yaptığı gözleniyor ama yine de Batılı firmaların İran ekonomisine ortaklıklarını arttırmaya çalıştıkları da gözlerden kaçmıyor, nitekim Fransa’nın İran ile petrol ve otomotiv sektörlerinde anlaşmaları batıda bu eğilimin ağır bastığını ortaya koyuyor. Çin ve Rusya da İran ile işbirliğini olumlu karşılıyor.