Uluslararası Ozon tabakasını koruma günü
https://parstoday.ir/tr/radio/world-i84249-uluslararası_ozon_tabakasını_koruma_günü
16 Eylül uluslararası ozon tabakasını koruma günüdür. Bu etkinlik dolaysıyla sizler için özel bir program hazırladık.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Eylül 17, 2017 13:35 Europe/Istanbul

16 Eylül uluslararası ozon tabakasını koruma günüdür. Bu etkinlik dolaysıyla sizler için özel bir program hazırladık.

1980’li yılların ortalarında bilim adamları Güney kutbu üzerindeki ozon tabakasının %50 yok olduğunu fark etti. Bu bulgu çok önemliydi ve bu yüzden dünya liderleri ve BM hemen harekete geçerek bu ölümcül krizin önüne geçilmesi için bir konvansiyon hazırladı. Söz konusu konvansiyon 1985 yılında ve ozon tabakasını korumak amacıyla BM ve bazı üye ülkelerin katılımı ile tedvin edildi. Daha sonra 16 Eylül 1987 tarihinde Kanada’nın Montreal kentinde bir protokol 50 ülke tarafından onaylandı. Bu protokolde ozon tabakasını yok eden maddelerin tedrici bir şekilde azaltılması ve daha sonra da üretilmesi ve tüketilmesinin tamamen durdurulması için bir takvim belirlendi. Protokolün amacı ozon tabakasının daha fazla tahrip olmasını önlemekti.

1994 yılından sonra BM genel kurulu, Montreal protokolünün onaylandığı 16 Eylül gününü uluslararası ozon tabakasını koruma günü olarak adlandırdı ve böylece her yıl bu günde insanların ozon tabakasının yok olması ile ilgili tehlikeleri hakkında bilinçlendirilmeleri amaçlandı.

Bugün 16 Eylül günü ve Montreal protokolünün onaylandığı günün otuzuncu yıldönümüdür.

Ozon, aslında üç oksijen atomunun bileşimi olan bir maddedir. Oksijen molekülü genellikle doğada iki oksijen atomunun bileşimi şeklinde bulunur, fakat atmosferin stratosfer tabakasında yaşanan bazı kimyasal reaksiyonlar ve güneş ışınlarının gereken enerjiyi karşılaması sayesinde oksijen molekülü parçalanır ve oksijen atomu açığa çıkar. Ancak oksijen atomu çok aktiftir ve saniyenin onda biri kadar kısa bir sürede oksijen atomu bir oksijen molekülü ile birleşerek üç oksijen atomu olan ozonu oluşturur. Yerkürenin atmosferinde ozonosfer adı ile anılan bir tabaka bu şekilde oluşur ve yeryüzündeki hayatı mümkün hale getirir, zira ozon tabakası olmaksızın yeryüzünde hayatı sürdürmek mümkün değildir.

Güneş ışınları milyarlarca renkten oluşur ve bu renklerin her birinin belli bir dalga boyu ve kendine özel enerjisi vardır. Güneş ışınlarının bir bölümü morötesi ışınlardır. Kısaca uv olarak anılan morötesi ışınlar büyük enerji taşır ve tüm canlılar için tehlike arz eder. Ozon tabakası ise uv dalgalarının yıkıcı tesirini engelleyerek adeta yerküreyi bir filtre gibi bu ölümcül dalgalara karşı korur.

Peki ama bu koruma nasıl olur?

Morötesi veya uv ışınları ozon moleküllerine çarptığında taşıdıkları enerjinin büyük bir bölümünü kaybeden ve kızılötesi ışınlara dönüşür. Öte yandan bu çarpışmanın sonucunda ozon molekülü bir oksijen molekülü ve bir oksijen atomuna ayrılır ve bu atomlar ve moleküller yeniden güneş ışınlarına maruz kalarak tekrar ozon molekülünü oluşturur ve bu reaksiyonlar aralıksız devam ederek yerkürenin üzerinde hayatın sürdürülmesini sağlar.

Ozon tabakası 1913 yılında Fransız fizikçi Charles Fabry ve arkadaşı Henri Buison tarafından keşfedildi. Ozon tabakası güneşten gelen zararlı uv ışınlarının %97 ila %99 kadarını engelleyebiliyor. Bu ışınlar yeryüzüne ulaştığı takdirde insan, hayvan, bitki gibi ne varsa yıkıcı bir şekilde etkileyebiliyor. Gerçekte ozon tabakası olmasaydı güneşin uv ışınları yeryüzüne ulaşarak tüm canlıları yok edebilirdi. Buna göre ozon tabakası yok olduğu takdirde insanlar da bu ışınlara maruz kalarak deri kanseri, katarakt, erken yaşlılık gibi bir çok tehlikeli duruma maruz kalabilir. Bundan başka uv ışınları insanların beslendiği hayvanları ve bitkileri de yok eder. Gerçekte aşırı oranda uv ışınları bitkileri fotosentez yapmasını olumsuz yönde etkiler. Bu bitkilere arpa, buğday, Mısır, pirinç, sebzevat ve baklagilleri örnek vermek mümkün. Ormanlar da uv ışınları yüzünden yok olacak önemli ekosistemlerden biridir.

Öte yandan deniz canlıları ve özellikle planktonlar da uv ışınlarından şiddetle etkilenir. Denizlerde beslenme zincirinde planktonlar bu zincirin olmazsa olmaz halkasıdır. Eğer ozon tabakasının yok olması yüzünden planktonlar yok olacak olursa, denizde besin zinciri kopmuş olur. Bundan başka deniz canlıları arasında bazı canlılar da yaşamlarının başında uv ışınlarından hemen etkilenerek yok olabilir.

Uv ışınları evcil hayvanlarda da kanser gibi durumlara yol açarak yok olmalarına sebebiyet verebilir.

Bilim adamları ozon tabakasının incelmesinde çeşitli etkenlerin söz konusu olduğunu belirtiyor. Bu etkenlerden biri sesötesi hız yapan uçaklardır. Bu uçaklar hava direnci daha düşük olan çok yüksek rakımlarda uçar. Öte yandan bu uçakların eksoslarından çıkan aktif azot ozon tabakası üzerinde yıkıcı tesiri vardır.

Bundan başka atmosferde gerçekleştirilen nükleer deneyler ve volkanların faaliyete geçmesi de ozon tabakasını tahrip eden etkenlerdir.

Ozon tabakasını en çok etkileyen madde ise klora fleor karbon bileşimleridir. Bu maddeler CFC genel adı ile bilinir. CFC gazları soğutma sistemlerinde ve buzdolabı gibi beyaz eşyalarda kullanılır. Ancak bu madde stratosfer içinde oluşan ozon tabakası üzerinde yıkıcı tesiri vardır. Bu maddeden serbest kalan her klor atomu yaklaşık yüz bin ozon molekülünü yok edebilir. Bu gazların kullanılması sonucunda son yıllarda ozon tabakası büyük oranda yok olmuştur. Bu madde aynı zamanda spreylerde de kullanılır. Bu yüzden günümüzde dünyanın bir çok yerinde bu maddeyi kullanmak yasaklanmış veya azaltılmıştır.

Bu arada CFC’lerin üretimi ve tüketimine getirilen sıkı kısıtlamaların ardından dünya meteoroloji organizasyonu ozon tabakasında oluşan büyük deliğin 2045 yılına kadar onarılacağını açıkladı.

Eylül 2014’te ilk kez bilim adamları, bazı bölgelerde çok tehlikeli bir şekilde tahrip olan ozon tabakasında onarım süreci başladığını açıkladı. Öte yandan 2000 ile 2013 yılları arasında da dünyanın bazı bölgelerinde ozon tabakasının %4 geliştiği kaydedildi.

Uzmanlar ozon tabakasının onarım sürecinin başlama sebebini, 1980’li yılların sonunda bu tabakaya zarar veren bazı kimyasal maddelerin dünya genelinde tüketiminin durdurulması olduğunu belirtiyor.

ABD çevre ajansının raporuna göre ise ozon tabakası 2050 yılına kadar normal vaziyetine dönmesi bekleniyor.

İran İslam Cumhuriyeti de bu alanda bilinçli bir şekilde ve daha ciddi tedbirler çerçevesinde hareket etmeye başladı ve bir kaç yıldır çevre kurumu ve BM imar programı UNEP arasındaki işbirliği ve Montreal protokolünde belirlenen takvime göre ozon tabakasını tahrip eden çeşitli maddelerin tüketimine kısıtlama getirmeye başladı.  Ozon tabakasını tahrip eden maddelerin tüketiminin durdurulması ve ozon tabakası ile uyumlu olan maddelerle yer değiştirilmesi, denetim yasalarının çıkarılması ve uygulanması, kamuoyunu bilgilendirme ve gerekli gözetimin yapılması, son yıllarda İran’da bu yönde yürütülen bazı çalışmalardır.

İran İslam Cumhuriyeti Asya ve Okyanusya bölgesinde ozon tabakasını tahrip eden maddeleri bir çok sanayi ve hizmet sektöründe tüketimini durduran ilk ülke olmayı başardı. Ozon tabakasını tahrip eden maddeleri tüketen fabrikaların inşa edilmesine yasak getirilmesi İran’ın bu alandaki bir başka adımıdır. Kuşkusuz tüm bu adımlar beşeri camianın hayatını korumak içindir.

Günümüzde tüm ülkeler ozon tabakasının korunması yeryüzünde yaşamın korunması anlamına geldiğinin bilincine varmıştır. BM de bu yıl uluslararası ozon tabakasını koruma günü için “yeryüzünde hayatı koruma” sloganını seçerek bir kez daha bu tabakanın yeryüzündeki hayatı korumakta önemini hatırlatmak istedi.

Uluslararası ozon tabakasını koruma günü gerçekte devletlerin ve milletlerin bu yöndeki sorumluluklarını hatırlatmak için bir bahanedir.