Beyaz Baston günü özel programı
https://parstoday.ir/tr/radio/world-i87659-beyaz_baston_günü_özel_programı
UNESCO ve Dünya Görme Engelliler Konseyi 1950 yılında düzenledikleri ortak oturumda "Beyaz Baston" yasasını inceleyerek onayladılar.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Ekim 18, 2017 04:59 Europe/Istanbul

UNESCO ve Dünya Görme Engelliler Konseyi 1950 yılında düzenledikleri ortak oturumda "Beyaz Baston" yasasını inceleyerek onayladılar.

Böylece miladi 15 ekim gününe denk gelen hş 23 Mehr günü "Beyaz Baston" veya "Görme Engelliler Güvenliği" günü olarak adlandırıldı. Bu günün adlandırılması, görme engellilere önem vermek, onların sorunlarına daha fazla ilgi göstermek ve beyaz baston kullananlara uygun çevrelerin oluşması için önem taşıyor. Beyaz Baston yasası, toplumda görme engellilerden yeni bir tablo çizerek, bu insanların kendi çıkarlarını korumak amacı ile yasanın tüm maddelerinden haberdar olmalarını istiyor. Görme engellilerin toplumun tüm sıradan refah imkanlarından yararlanması, onların kamu işlerine ortak olma ve hükümet tarafından işe alınarak çalışmaları, motorlu taşıt sürücülerince görme engellilerin haklarına tamamen uyulması ise söz konusu yasanın bazı maddeleridir.

Günümüz şekli ile görme engellilerin tanınması için beyaz bastonun kullanılması 1. Dünya Savaşından sonraki yıllara dayanıyor. 1921 yılında ingiltere'nin Bristol kentinde James Bigs adından bir fotoğrafçı, geçirdiği kaza sonucu görme yeteneğini kaybedince, yaşadığı mahallede geçmekte olan otomobil ve taşıtların tehlikesinden korunmak için, herkesin kolaylıkla görebileceği beyaz bir baston kullanmaya başladı.

Bunun ardından Amerikalı iki seçkin araştırmacı olan matematikçi Dr. Novel Perri ve hukukçu Dr. Jacobes Ten Brooke, 15 ekim tarihinde Beyaz Baston yasasını onaylamayı başararak, bugünü Dünya Görme Engelliler günü olarak adlandırdılar. Söz konusu yasada uygar bir toplumda görme engellilerin tüm haklarına yer verilmiştir.

Görme engellilerin hareketlerine yardımcı olan aletler arasında beyaz baston, onların bağımsızlık bayrağı olarak tanınabilir. Tabii ki hareket için yararlı olan bu alet, ancak görme engellilerin yaşadıkları toplumda çevredeki fiziki eksiklikler azaldığı veya tamamen giderildiği takdirde yararlı olabilir. Bu yüzden duygusal konulara ilaveten, onların kolaylıkla toplumda gezebilmeleri için yapılan düzenlemeler, onların bağımsızlığında büyük katkısı olacaktır.

Dünya sağlık örgütünün bildirdiğine göre görme yeteneğindeki sorunlar, sağlıkla ilgili en yaygın problemlerdendir, üstelik tıp biliminde sağlanan büyük ve önemli ilerlemelere rağmen dünya çapında yaklaşık 285 milyon kişi, görme sorunu yaşıyor. Söz konusu sayıdan 39 milyonu görme yeteneğini tamamen kaybederken, geri kalanı ise az görenler kategorisinde yer alıyorlar. Maalesef  285 milyon kişiden 19 milyonunu çocuklar oluşturuyor.

Fakat olayın iyi yönü şu ki; görme sorunlarının %80'i ise kontrol altına alınabilir veya tedavisi mümkündür. Fakat %20 oranında ise görme sorununun retinardaki ışık reseptörü hücrelerinin ölümünden kaynaklandığı için, doktorların işi zorlaşıyor.

Her iki göz merceğinin en iyi onarılma durumunda bile görme yeteneği %10'un altında olan, el hareketini veya parmakları bir metre mesafeden göremeyenlere kör, her iki göz merceğinin en iyi onarılma durumunda görme yeteneği %10 ila %30 oranında olana ise az görebilen denir.

Uzmanların belirttiğine göre 2050 yılına kadar görme sorunu olanların sayısı yaklaşık 115 milyona yükselecektir.

Bu arada görme sorunları az ve orta dereceli olanlar, görme sorunlarının gözlük, lens veya operasyonla giderilemeyenlerin sayısı da aynı tarihe kadar 588 milyon kişiye yükselecektir. Bu arada 2050 yılına kadar Yaşın ilerlemesine bağlı olarak lensin esnekliği yitirmesi ve bunun sonucunda yakın görmenin bozulması olan Presbiyopi hastalığı da 55 yaşın üstünde olan bir milyar insanda görülecektir.

Görme sorunu yaşayan kör veya az görebilen insanların çoğu ise hali hazırda ve gelecekte Asya'nın güneyinde olacaktır üstelik kadınlar %54 oranı ile erkeklerden daha çok bu sorunu yaşayacaklardır. Güney Asya'nın ardından Doğu ve Güney doğu Asya, ardından kıtanın başka bölgeleri ve Afrika dünyanın diğer bölgelerine kıyasla bu sorunla daha fazla karşılaşacaklar.

Tabii ki yaş ortalamasının yükselmesi ve toplumların yaşlanması ise bu değişikliklerin sebebidir.

Görme yeteneğinin zayıflaması veya tamamen kaybedilmesi, sorunu yaşayan kişiye ilaveten, toplum için de birçok ekonomi ve sosyal soruna sebep oluyor. Sorunu yaşayanlar bazı faaliyetleri gerçekleştiremedikleri nedeni ile toplum da onların yeteneklerinden mahrum kalıyor. Görme yeteneğinde yaşanan sorunlar, yaşam kalitesinin düşmesi, günlük faaliyetlerin kısıtlanması, kişinin köşeye çekilmesi, bazı acı olayların yaşanması, psikolojik sorunlar ayrıca toplumun ve bizzat kişinin sağlık sisteminde birçok sorunla beraber ağır bedellerin ödenmesi ise bu sorunlardandır.

Dünyada milyonlarca insanın yaşamını etkileyen görme sorunlarına çeşitli hastalıklar, kazalar, yaşın ilerlemesi ve veraset sebebiyet veriyor. Görme sorunlarının fazla tedavi yöntemleri olmasa da her zaman önemlerin alınması benzer sorunların yaşanmamasında etkili olmuştur. Görme engellilerin insanlık toplumu için önemi nedeni ile Dünya Sağlık Örgütü, göz sorunlarının önlenmesi, tedavisi ve eğitimi için özel programlar hazırlamıştır. Örneğin Dünya Sağlık Örgütü, Körlüğü Önleme Uluslararası Ajansı ve bazı STK'lar ile işbirliğinde  " Vision 2020" başlığı altında hazırladığı programda, Görme Bozukluğunun Önlenmesi Yönetimini hazırlamıştır. Söz konusu yönetimde 2020 yılına kadar önlenebilen görme sorunlarının yok edilmesi, böylece tüm insanların görme yeteneğine sahip olabilmesi öngörülüyor. Görünüşe göre programın başarılı olması halinde 2020 yılına kadar dünya çapında yaklaşık 100 milyon kişinin kör olması önlenecektir.

Burada gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerdeki görme sorununun sebepleri birbirinden farklıdır. Yoksul veya çok yoksul toplumlarda görme sorunlarının %90'ı katarakt, göz tembelliği (ambliyopi), astigmatizm, trahom vb.dir.

Katarakt dünyada çok yaygın olan göz sorunlarından biri olarak uygun bir masrafla gerçekleşen operasyonla giderilebilir. Görme sorunu olanların %50'si, katarakt sorunu yaşıyorlar. Katarakt, göz içindeki lensin saydamlığını kaybederek opak bir görünüm alması, göz merceğinin yoğunlaşmasıdır. Güneş gözlüğü ve şapka kullanmak gibi sade yöntemlerle güneşin ultraviyole ışınlarının göze ulaşmasını engellemekle, katarakt hastalığının geciktirilmesi sağlanabilir. Bu arada katarakt sorunu az masraflı, tehlikesiz ve acısız bir operasyonla giderilebilir. Söz konusu operasyonun dünyada en uygun masrafla yapılan cerrahi olmasına rağmen, yoksul ve gelişmekte olan ülkelerin bir çoğunda, hala bir çok hasta göz sağlığı imkanlarına ulaşamadıkları için bu operasyonu yapamamakta; bu yüzden görme yeteneklerini kaybediyorlar, böylece Katarakt, görme kabiliyetinin yok olmasına sebebiyet veren en önemli nedendir.

Halk arasında göz tansiyonu ve karasu adlarıyla bilinen glokom, milyonlarca insanı etkileyen yaygın bir göz hastalığıdır.

Tedavi edilmezse görme kaybına neden olabilen glokomda, göz içindeki sıvı basıncı, görme yeteneği için gerekli olan göz sinirine zarar verecek düzeyde yüksektir. Glokom tüm dünyada en sık kalıcı görme kaybı nedenidir. Kırk yaşın üzerinde yaklaşık olarak her 40 kişiden 1'inde görülür ve hastalığın ortaya çıktığı 20 kişiden 1'inde her iki gözde kalıcı görme kaybına, yani total körlüğe neden olur. Bu hastalık iki türlü gerçekleşir: kalıcı glokom ve süreksiz glokom. Kalıcı glokom ömür boyu devam eder ama süreksiz glokom yorgun anlarda belirmeye başlar.

Bu arada diyabet ve halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen hastalığın, görme sorunu oluşturmaya sebep olan en yaygın nedenlerden biri olduğu da bilinen bir gerçektir. Diyabet hastaları arasında görme kabiliyetini kaybetme riski diğerlerine nazaran 25 kat daha fazladır. Şeker hastalığı kaynaklı retina hastalığı olan diyabetik retinopati, kan şekeri artışına bağlı olarak gelişir. Retina ise görmeyi sağlayan ışığa ve renge duyarlı hücrelerin bulunduğu göz tabakasıdır. Diyabetik retinopati ise 20-60 yaşları arsında körlüğe sebep olan en yaygın 4 sebepten biridir. Tabii ki şeker hastalığından dolayı yaşanan görme sorunları genelde son safhaya gelmeden kendini göstermez. Bu yüzden B-şekli diyabet hastalarının sürekli göz muayenesi olmaları gerekir.

Toplumun görme engellilere karşı tutumu ayrıca topluma egemen kültürden kaynaklanan onların bizzat kendileri hakkındaki yargıları, onların yeteneklerinin ortaya çıkması, gelişmesi ve motivasyonlarında büyük önem taşıyor. Bu yüzden toplum, okul ve aileye bu konuda büyük sorumluluklar ve görevler düşüyor.

Beyaz Bastonlulara karşı yapıcı davranış modelleri, onların bilinçlenmesi, hayatlarına yön vermesi ve hedeflerinin gerçekleşmesinde önemli role sahip. Toplum ve aile, görme engellinin kendine inanmasını, yoksun olduğu görme yeteneğine rağmen büyük başarılara ulaşabileceğine inanmasını sağlamalıdır.

15 ekim, dünya Beyaz Baston'lular günü dolayısıyla tüm görme engellileri tebrik ederken, tüm devlet ve hükümetlerin bu kesimin haklarını ihya etmesini, böylece bu engelin onların ilerlemesini engellememesini umut ediyor, Beyaz Baston'lulara başarılar diliyoruz.