ABD ve korsan İsrail’in UNESCO’dan çekilmesi
NESCO Filistin’i 2011 yılında tam üyeliğe kabul ettiğin günden beri Amerika ve korsan İsrail bu kuruma bazı eleştiriler yöneltmeye başladı ve bu eleştiriler bu iki rejimin UNESCO’dan çekilmesi ile sonuçlandı. Gerçi bu çekilme ortak bir hedef doğrultusundaydı.
Amerika yönetimi geçen Perşembe günü, Kudüs’ü işgal eden eli kanlı rejim İsrail’e destek vermek amacıyla BM eğitim, bilim ve kültür kurumu UNESCO’dan çekileceğini açıkladı. Açıklamada bu kararın 31 Aralık 2017’de yürürlüğe gireceği belirtildi.
Amerika yönetimi bundan önce de Filistin’i üyeliğe kabul ettikten sonra 2011 yılından itibaren UNESCO’ya mali yardımlarını kesmişti.
Korsan İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu bir bildiri yayımlayarak Amerika’nın UNESCO’dan çekilme kararını cesurca alınan bir karar niteledi ve Amerika gibi UNESCO’dan çekileceklerini belirtti. Siyonist rejim bu karardan yeni bir çağın başlaması şeklinde söz etti.
Aslında Amerika’da Trump yönetimi böyle bir kararı alan ikinci yönetim sayılıyor. Bundan önce de Ronald Rigan yönetimi 1980’li yıllarda bu kurumdan çekilme kararı almıştı. Amerika yaklaşık 20 yıl sonra ve oğul Bush döneminde yeniden bu kuruma katıldı.
Bilindiği üzere Beytulmukaddes kenti ve Mescid-i Aksa külliyesinin durumu yıllardır ihtilafların odağındadır. BM bu bölgeyi işgal altında bölge olarak tanımlıyor ve siyonist rejimden 1967 yılında yaşanan altı günlük savaştan önceki sınırlara geri dönmesini istiyor. Ancak siyonist rejim Beytulmukaddes’in sözde yahudi devletin başkenti olarak tanınmasını istiyor. Filistin milleti ise Doğu Beytulmukaddes’i geri almak ve Filistin’in başkenti olarak kabul edilmesini istiyor.
UNESCO ise geçen yılın ekim ayında üyelerinden Mescid-i Aksa ve ağlama duvarı için oy istedi. Oylamadan Mescid-i Aksa’nın yahudilere ait olmadığı sonucu çıktı. Bu oylamada Amerika’dan başka 58 üye ülke bu yönde oy kullandı. O günlerde siyonist rejim televizyonu UNESCO’nun bu kararı BM tarafından onaylanması Filistinlilerle İsraillilerin arasında barış yolunda engel oluşturacağı iddiasında bulundu.
Bu gelişmenin ardından UNESCO 4 Temmuz tarihinde bir kararname yayımladı ve İsrail’in Beytulmukaddes üzerinde hiç bir mülkiyet hakkı olmadığını vurguladı. UNESCO bir kararname onaylayarak ayrıca siyonist rejimi Beytulmukaddes’te ve Gazze şeridinde uluslararası yasaları ihlal ettiği için kınadı ve İsrail’den işgalci güç olarak söz etti.
Bu kararname siyonist rejimden Mescid-i Aksa üzerindeki kontrolü 2000 yılından önce olduğu gibi Ürdün vakıflar idaresine iade etmesini istedi. Kararnamenin sekizinci bendinin bir bölümünde UNESCO’nun güçlü bir şekilde İsrail’in artan tecavüzlerini ve vakıflar idaresi ve çalışanlarına ve Müslümanların bu kutsal mekana ulaşması yolunda çıkardığı engelleri ve illegal kısıtlamaları kınadığı vurgulandı. Kararnamenin dokuzuncu bendi radikal siyonistlerin Mescid-i Aksa’ya saldırılarından korsan İsrail güvenlik güçleri sorumlu tutuldu ve onuncu bendi de İsrail’in ve tarihi eserler çalışanlarının Filistinli vatandaşların haklarına, dini şahsiyetlere ve camilere sürekli saldırılarını ve ibadet eden Müslümanları yaralamaları ve gözaltına almalarını kınadı.
UNESCO’nun çıkardığı bu kararnamede siyonist rejimin yerleşke inşaatı ve yerleşkeciler için özel caddeler inşa etmesi ve el Halil kentinin eski bölümünde ara duvar inşa etmesi açıkça kınandı.
Bundan Başkan UNESCO çıkardığı kararnamelerde de siyonist yerleşkecilerin ve diğer siyonist radikal örgütlerin Filistin halkına ve özellikle Filistinli çocuklara ve öğrencilere karşı organize şiddet uygulamasının bir an önce durdurulmasına vurgu yapılıyor. UNESCO ayrıca siyonist rejimin iki Filistinli siteyi yahudi milli mirası listesinden silme yönünde bu kurumun aldığı kararı uygulamayı reddetmesinden duydukları derin esefi dile getirerek bir kez daha bu rejimden UNESCO’nun kararlarını uygulamasını istedi.
Geçen Temmuz ayında korsan İsrail’in TV 10 kanalı Amerika Başkanı Donald Trump’ın UNESCO üyelerine baskı uyguladığını ifşa etti. Söz konusu TV kanalı Trump’ın UNESCO üyelerine Mescid-i Aksa hakkında aldıkları ve bu mekanı yahudilerin kutsal mekanı olmadığı yönündeki kararı iptal etmeleri için baskı yaptığını belirtti.
İsrail TV kanalı Washington’dan bazı kaynaklardan naklen, bu baskılar BM’nin UNESCO’nun Mescid-i Aksa hakkında aldığı kararı oylamaya sunmak ve İsrail’i kararı uygulamak için zorlamak istemesini engellemek için uygulandığını belirtti. Gerçekte Amerika uyguladığı baskılarla BM’de bu yönde karar alınmasını engellemek istediğini belirten İsrail TV kanalının sunucusu, ABD’nin UNESCO’ya üye ülkelerdeki büyükelçileri Amerika’yı temsilen bu ülkelerin İsrail aleyhinde oy kullanmalarına mani olmaya çalıştıklarını ifade etti.
Bu kararname onaylandıktan sonra siyonist rejim kararnamenin iptali için yoğun çalışma başlattı. İsrail bu yönde BM’ye yaptığı mali yardımı kesti. Tel aviv BM’ye ödediği 11 milyon doları 3.7 milyon dolara düşürdü. Gerçi İsrail Aralık 2016 tarihinden itibaren BM’ye yaptığı mali yardımlardan toplam 9 milyon dolar kesmişti. Bu arada BM insan hakları konseyinin siyonist rejim hakkında çıkardığı kararname de Tel aviv’in BM’ye ödediği geriye kalan 2 milyon doların da kesilmesine yol açtı.
Yine ilginçtir ki bu gelişmenin ardından siyonist rejim Başbakanı Netanyahu hile silahına sarıldı. Katil rejimin Başbakanı Netanyahu, dört yıl önce bir tarihi eser hırsızından ele geçirilen bir haritayı UNESCO’ya verdiğini iddia etti. Netanyahu bu haritaya istinat ederek UNESCO’nun Mescid-i Aksa ve Kudüs’ün yahudilerle hiç bir tarihi veya dini ilgisi olmadığını vurgulayan belgesine itiraz etmek istediğini ileri sürdü. Netanyahu, harita üzerinde yazılan bir kelime yahudilerin Mescid-i Aksa ve Kudüs il ilgilerini ortaya koyduğunu iddia ediyordu. Ancak arkeologlar siyonist başbakanın Mescid-i Aksa ve Kudüs’ün yahudilerle bağlantılı olduğunu gösterdiğini iddia ettiği belgenin doğruluğunu reddetti. Filistin medyası, arkeologlar harita üzerinde yazılan Yeroşalma kelimesinin asaletine inanmadıklarını açıkladığını yazdı.
Korsan İsrail’in bu numarası tutmayınca siyonist rejim elebaşıları bu kez hurafelere sarılarak tuhaf iddialarda bulunmaya başladı. Likud partisi üyesi ve siyonist parlamenter Eyyüb Kara, UNESCO’nun Kudüs’le yahudilerin arasındaki ilişkiyi inkar etmesi, İtalya’da yaşanan depremin nedeni olduğunu iddia etti. Vatikan’ı ziyaret eden Kara, İtalya’da yaşanan deprem UNESCO’nun kararnamesi yüzünden olduğunu ve bu yüzden içeriği değiştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Kararname taslağı onaylandıktan sonra UNESCO genel sekreteri İrina Bokova bir bildiri yayımlayarak dini ve tarihi özelliği olan Beytulmukaddes kentinde tüm kültürel, dini ve tarihi mirasların kurulması gerektiğini belirtti. UNESCO genel sekreteri bildiride şu ifadelere yer verdi: çeşitli etkinliklerde ve en son UNESCO’nun 40. Dünya kültürel mirasları zirvesinde de vurguladığım üzere Beytulmukaddes yahudi, Hristiyan ve Müslümanlardan oluşan üç tevhidi dinin kutsal kentidir ve bu fevkalade dini ve kültürel çeşitliliği takdir etmek üzere bu kent UNESCO’nun kültürel miras listesinde kayda alındı.
UNESCO genel sekreteri İrina Bokova bildirinin devamında şöyle dedi: Beytulmukades’in kültürel miraslar birbirinden ayırt edilemez ve bu kentte yaşayan her topluluk kendi tarihini ve bu kentle ilişkilerini tanıma hakkına sahiptir. Yahudi, Hristiyanlık ve İslam dinleri ile ilgili her türlü geleneği inkar veya iptal etmek veya silmek, bu kentin tümünün yok olması anlamına gelir. Bu kendin evrensel ve seçkin değeri ve UNESCO dünya kültür mirasları listesine alınması, sürtüşmek değil, müzakere ve diyalog nedeni olmalıdır. Hepimizin görevi bu dini ve kültürel birlikteliği kanunun gücü ve kelimelerin gücü ile takviye etmektir ve bu konu şimdiki şartlarda her zamankinden daha çok ihtiyaç haline gelmiştir ve böylece bu tarihi kentin çok çeşitli dini kimliğini tehdit eden ihtilafların arasında bir köprü kurabiliriz.
Almanya’nın Speigel dergisinin internet sitesi bir makale yayımlayarak şöyle yazdı: Amerika Başkanı Trump’ın bu kavgayı had safhaya ulaştırması, Trump’ın uluslararası yükümlülüklere pek bağlı olmadığı ve Amerika’nın inzivaya itmekte kararlı olduğunun işaretidir, gerçi bu süreç Amerika için olumsuz getirileri olabilir.
Amerika UNESCO ile anlaşmazlıkları tırmanmadan önce 2011 yılına kadar bu kurumun bütçesinin %22 kadarını karşılıyordu. UNESCO yetkilileri, Amerika bu kuruma yönelik payını ödemediği günden beri borcu 500 milyon dolara yükseldiğini belirtiyor.
Rusya’nın RBK internet gazetesi de bir makalesinde şu değerlendirmede bulunuyor: Amerika UNESCO’dan çekilecektir ve açıkça da bu kararı BM’nin bu kurumuna olan borcunu ödemek istemediği için aldığını itiraf etmiştir. Bu kararın ikinci gerekçesi ise, UNESCO’da Amerika’dan başka hiç kimsenin İsrail’den hoşlanmadığıdır. Nitekim Washington UNESCO’dan çekileceğini açıklar açıklamaz, Tel aviv de hemen Amerika’yı izleyerek bu kurumdan çekildi.
Rusya’nın uluslararası işler konseyi uzmanı Maksim Soçkov ise Washington’un UNESCO’dan çekilme kararı sadece mali boyutu olmadığını, bu karar siyasi bir hareket olduğunu ve amacı da Trump’ın BM ile ilgili mantığını desteklemek olduğunu belirtiyor. Rus uzmana göre, Amerika yönetiminin bu kararı, uluslararası yükümlülüklerine karşı duyarsızlığını ve umursamazlığını yansıtıyor. Rus uzman Soçkov ayrıca Amerika’nın UNESCO’dan çekilme kararı bu ülkeye itibar kaybettirdiğini ifade ediyor.