Rusya ve ABD’nin küresel anti füze sistemlerinin konuşlandırılması
Rusya devleti 1991 yılında eski sovyetler birliği dağıldıktan sonra istiklalini ilan ettiği günden beri Amerika’nın asla dostane olmayan eğilimi ile karşı karşıya bulunmuştur.
Rusya’nın 1990’lı yıllarda ve Buris Yeltsin hükümeti döneminde tüm iyimserliğine karşın Batı’nın elebaşı olarak Amerika’nın dostane olmayan hasmane tutumu çok çabuk Ruslara Amerika ve genelde Batı tarafından olumlu bir eğilim beklentisinde bulunmanın bir nevi saflık olduğunu ve Batı’nın ve özellikle Amerika’nın esas amacı Rusya’yı zayıflatmak ve sonuçta parçalamak olduğunu anlattı.
Bu meselenin bilincinde olan Rusya’nın şimdiki lideri Vladimir Putin 2000’li yılların başından beri Amerika’nın Rusya’ya yönelik eğilimini eleştirmeye başladı. 2014 yılında Ukrayna krizinin patlak vermesi ve Amerika’nın Rusya’ya geniş çaplı yaptırım uygulaması ve özellikle Katsa kanunu çerçevesinde uygulanan yeni yaptırımlar Amerika ile Rusya ilişkilerini iyice kararttı.
Siyaset meseleleri uzmanı Paul Swatkinov’un belirttiğine göre Washington ve Moskova ilişkileri soğuk savaş sonrasında ilişkileri tarihinde en düşük seviyeye indiği söylenmese bile, hiç kuşkusuz şiddetli bir şekilde karardığı söylenebilir.
Amerika ile Rusya arasında en önemli anlaşmazlık konularından biri, Amerika elebaşılığındaki NATO’nun 1990’lı yıllardan itibaren doğuya doğru yayılmaya ve Rusya’yı yutmaya çalışması olmuştur. Yine iki ülke arasındaki münakaşaların bir başka temel eksenlerinden biri de 2007 yılından beri Amerika’nın dünyanın en stratejik bölgelerinde anti füze sistemlerinin konuşlandırmaya çalışmasıdır.
Amerika’nın Doğu Avrupa bölgesinde füze kalkanı adı altında füze savunma sistemini konuşlandırma çabaları ilk kez oğul Bush’un ikinci dönem başkanlığı sırasında başladı ve Rusya yönetiminin itirazlarına ve misillemede bulunmasına yol açtı. Ancak bir sonraki aşamada Amerika başta Güney Kore olmak üzere Doğu Asya bölgesinde füze savunma sistemlerini konuşlandırdı. Bu hareket de Rusya’nın sert eleştirilerine yol açtı. Bu arada Amerika Ortadoğu bölgesinde benzer füze savunma sistemlerini konuşlandırmak üzere bazı girişimlerde bulundu.
Amerika yönetiminin Avrupa kıtasında füze savunma sistemini konuşlandırma çalışmaları şimdiye kadar bir kaç merhaleyi geride bıraktı. 2007 yılında oğul Bush yönetimi tarafından gündeme getirilen füze savunma sistemi Çek cumhuriyetinde X bandında radar sisteminin konuşlandırılması ve anti füze sistemlerinin Polonya’ya yerleştirilmesinden ibaretti. Oğul Bush yönetiminin bu projeyi hayata geçirme üzerinde ısrar etmesi ve Doğu Avrupa’nın iki ülkesi yani Polonya ve Çek Cumhuriyeti de Moskova yönetiminin tüm muhalefetine karşın Amerika’ya destek vermesi, oğul Bush yönetiminin son yıllarında Amerika ile Rusya arasında anlaşmazlıkların temel eksenine dönüşmesine yol açtı.
Amerika’da demokrat Obama’nın Başkan olarak beyaz saraya girmesinin ardından Avrupa’da füze savunma sistemlerini konuşlandırma projesi yeni bir kalıpta gündeme geldi. Yeni projeye göre füze savunma sistemleri 2020 yılına kadar dört aşamada Güney ve Doğu Avrupa bölgelerinde konuşlandırılması kararlaştırıldı. Ancak daha sonra bu proje yeniden gözden geçirildi ve füze savunma sistemleri üç aşamada ve 2018 yılına kadar Türkiye, Romanya ve Polonya’da konuşlandırılması kararlaştırıldı.
Hali hazırda bu projenin ilk aşaması Türkiye ve Akdeniz bölgesinde ve ikinci aşaması Romanya’nın başkenti Budapeşte’nin 180 km güneybatısında yer alan Deveselu hava üssünde Mayıs 2016 tarihine kadar hayata geçirildi. Bu füze savunma üssünün maliyeti 800 milyon dolar oldu. Amerika’nın Romanya’da konuşlandırdığı füze savunma sistemi bir radar sistemi, bir kaç avcı füze ve bir de iletişim sisteminden oluşuyor. Amerika bu sistemi konuşlandırmanın amacını Avrupalı müttefiklerini asi ülkeler tabir ettiği ülkelere karşı koruma şeklinde açıkladı.
Amerika savunma Bakanı yardımcısı Robert Work Romanya’daki füze üssünün açılış töreninde yaptığı konuşmada bu füze savunma sisteminin Avrupa’yı Rusya’nın füze tehditlerine karşı koruma iddialarını tekzip etti. Ancak buna karşı Rus uzmanlar NATO tarafından kışkırtıcı hareketlerin gerçekleştiğini ve bu da bu paktın Rusya ile gerginlikleri giderme niyetinde olmadığını ortaya koyduğunu belirtiyor.
Moskova yönetiminin tüm tehditlerine karşın Amerika yönetimi Polonya’nın kuzeyinde ve Baltik denizinin kıyıları yakınında bulunan Redzikowo hava üssünde füze savunma sistemini konuşlandırma çalışmasını başlatmış bulunuyor. NATO liderleri 2010 yılında Portekiz’in başkenti Lisbon’da düzenledikleri oturumda Amerika’nın Avrupa kıtasında füze savunma sistemlerini konuşlandırmayı onayladı. Söz konusu füze savunma üssü Deveselu hava üssünde konuşlandırılan füze savunma sistemi ve Amerika’nın dört kruvazöründe bulunan füze savunma sistemleri ile birlikte Avrupa kıtasına doğru fırlatılan balistik füzeleri tespit ve yok etme imkanına sahip olan geniş bir füze savunma şebekesini oluşturuyor. Türkiye de 2012 yılında X bandında çalışan bir radar sistemi ile donatılarak söz konusu füze savunma şebekesinde aktif hale getirildi. Bu sistem topladığı bilgileri Britanya’da bir başka radar merkezine aktarıyor.
Öte yandan Hollanda ve Danimarka’nın savaş gemileri de bu şebeke ile uyumlu hale gelecek sistemlerle donatıldı. Bu şebekeyi kontrol etme görevi ise Amerika’nın Almanya’daki Ramstain hava üssüne verildi. Gerçi bu sistem görecede NATO’nun kontrolünde, ama gerçekte Amerika’nın yönetimi altında ve mali açıdan da Amerika tarafından temin edilmektedir.
Amerikalı silah uzmanı Steven Pifer’in belirttiğine göre füze savunma sisteminde bir anlaşmaya varma yolundaki engellerden biri Rusya’nın Amerika’dan güvenlik güvenceleri talep etmesidir. Rusya Amerika’dan elzem getiren hukuki bir güvence belgesi ile bu sistemlerin Rusya’yı tehdit etmeyeceği yönünde güvence vermesini istiyor.
Rusya sadece Amerika’nın Doğu Avrupa bölgesinde füze savunma sistemlerini konuşlandırmayı sürdürmesine itiraz etmekle kalmıyor, aynı zamanda Trump döneminde Güney Kore topraklarına Tad anti füze sistemlerinin yerleştirilmesi da Moskova’nın sert tepkisi ile karşılaştığı anlaşılıyor.
Amerika ve Güney Kore, Temmuz 2016 tarihinde Kuzey Kore yönetiminin füze tehditleri ile mücadele iddiası ile Güney Kore’de Tad füze savunma sistemini konuşlandırma üzerinde anlaşmaya vardı, ancak bu anlaşma Rusya ve Çin yönetiminin muhalefeti ile karşılaştı.
Rusya yönetimine göre Amerika’nın küresel füze savunma sistemini genişletme projesi pratik aşamaya gelmiş bulunuyor. Moskova şimdiye kadar bir kaç kez Amerika’yı küresel füze savunma sistemi konusunda uyardı. Gerçekte Amerika’nın bu tür uygulamalara bölgesel ve küresel düzeylerde stratejik istikrara yönelik ciddi tehdit oluşturuyor. Nitekim Rus yetkililerin belirttiğine göre Asya ve Okyanusya gibi hassas bir bölgede Tad füze savunma sisteminin konuşlandırılması ile birlikte bölgede yeni bir yıkıcı etken şekillenmiş bulunuyor ve bu durum Kuzey Kore’nin nükleer meselesini ve Kore yarımadasının diğer meselelerinin çözümü daha karmaşık hale getirerek bu bölgede ve hatta dünyada füze alanında rekabetleri artıracağı anlaşılıyor.
Rusya Duma meclisi uluslararası işler komisyonu Başkanı Leonid Slutsky, Amerika yönetiminin Doğu Asya bölgesine Tad füze savunma sistemini yerleştirmesi Kuzey Kore’nin muhtemel tehditlerine karşı caydırıcı bir eylemin çok çok ötesinde bir uygulama olduğunu belirtiyor. Washington yönetimi bu tartışmalı projeyi uygulayarak Doğu Asya bölgesinde geniş kapsamlı füze savunma sisteminin bir başka bölümünü Rusya sınırlarına yakın bir bölgede hayata geçirmek istiyor. Ancak bu sistemlerin Rusya sınırına yakın bölgeye yerleştirilmesi, Rusya’nın güvenliğini ciddi olarak tehlikeye atabilir.
Rusya’nın üst düzey savunma ve siyasi yetkililerine göre Amerika’nın Avrupa ve şimdi de Doğu Asya bölgesinde Rusya ve Çin’in stratejik nükleer füzelerini vurabilecek füze savunma sistemlerinin yayılması bir nevi Rusya ve Çin’in nükleer saldırı gücünü etkisiz hale getirmeye yönelik bir uygulamadır. Bu durum tabi ki Rusya ve Çin’in askeri ve siyasi yetkililerinin sürekli itirazlarına yol açmıştır. Bu çerçevede Rusya lideri Vladimir Putin şimdiye kadar bir çok kez Amerika’nın Avrupa ve şimdi de Doğu Asya bölgesinde füze savunma sistemlerini yerleştirmesini tehdit edici uygulama niteledi.
Gerçekte Doğu Avrupa’dan başka, Amerika’nın küresel füze savunma sistemini oluşturma projesinin bir başka ayağı beş yıl önce Japonya’da füze saldırısını önceden haber veren uyarı radar sistemlerinin konuşlandırılması ile başladı ve şimdi de Güney Kore topraklarında Tad füzelerinin konuşlandırılması ile birlikte devam etti.
Moskova ve Pekin yönetimi şimdiye kadar bir çok kez Güney Kore topraklarına yerleştirilen Tad füze savunma sisteminin menzili Güney Kore sınırlarının çok çok ötesinde olduğunu ve Amerika ve Güney Kore’ye Rusya ve Çin’e ait füzelerin izini sürmelerine ve Amerika’nın Japonya’daki füze savunma sistemine bağlanmalarına imkan tanıdığını belirtiyor.
Rusya ve Çin, bu sistemin Güney Kore’ye konuşlandırılmasının amacını Amerika’nın bu iki ülkenin hareketlerini rasat etmek ve casusluk yapmak şeklinde ifade ediyor. Rusya ve Çin bu füze savunma sisteminin konuşlandırılması Kuzey Kore yönetimini de balistik füzelerini ve ayrıca nükleer başlıklarını geliştirme yönünde kışkırtabileceğini vurguluyor. Ancak Amerika’nın Doğu Avrupa ve Doğu Asya bölgelerinde iki askeri rakibi olan Rusya ve Çin’in tüm itirazlarına rağmen Amerika yönetimi bu alanda uygulamalarına devam ediyor
Görünen o ki Amerika ve NATO’nun Rusya’nın nükleer füzelerinin izini sürebilecek anti füze sistemleri geliştikçe bu durumun Rusya’nın nükleer saldırı gücünü etkisiz hale getirmek için söz konusu olduğunu gösteriyor. Rusya ise Amerika ve NATO’nun Doğu Avrupa’da füze savunma sistemine gösterdiği tepkide bir çok savunma uygulamasına imza attı. Bu uygulamaların en önemli olanlarından biri ise hava uzay birliği adı altında görevi Rusya’nın hava ve uzay sahasını savunmak olan bir gücü kurmaktı. Gerçekte Rusya’nın çeşitli sınır bölgelerine yerleştirilen uyarı radar sistemleri bu birliğin komutası altına faaliyet yürütüyor. Rusya ayrıca Polonya sınırlarına yakın Kaliningrad bölgesinde de belirsiz sayıda İskender taktiksel nükleer füzeleri yerleştirdi.
Aslında Rusya daha önce Amerika ve NATO’nun füze tehditlerine karşı nükleer başlık taşıyabilen iskender füzelerini bu bölgeye yerleştireceğini ilan etmişti. Tüm bu uygulamaların yanında Rusya ayrıca Amerika Avrupa kıtasında füze savunma sistemlerini yerleştirmeye devam ettiği takdirde Start 2 adlı nükleer stratejik silahları azaltmayı öngören anlaşmadan çekileceği tehdidinde de bulundu.
Bu arada Rus askeri yetkililer de Rusya’nin balistik füzeleri NATO’nun füze savunma sistemini aşma yeteneğine vurgu yapıyor. Ancak Rusya’nın tüm bu misillemelerine rağmen Amerika Avrupa kıtasında füze savunma sistemlerini yerleştirmekten geri adım atmadığı gibi şimdi de dünyanın bir başka hassas bölgesi olan Doğu Asya bölgesinde füze savunma sistemlerini genişletmeye başladığı gözleniyor.