Uyuşturucu madde; sessiz tehdit – 2
https://parstoday.ir/tr/radio/world-i92607-uyuşturucu_madde_sessiz_tehdit_2
Uyuşturucu maddelerin azaltılması, kontrol altına alınması ve tüketilmesinin yanı sıra bu ölümcül zehirle mücadele edilmesi BM gündemine alındığı günün üzerinden yıllar geçiyor.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Aralık 16, 2017 17:12 Europe/Istanbul

Uyuşturucu maddelerin azaltılması, kontrol altına alınması ve tüketilmesinin yanı sıra bu ölümcül zehirle mücadele edilmesi BM gündemine alındığı günün üzerinden yıllar geçiyor.

Ancak  bu şom olgunun siyasi ve iktisadi boyutları ve milli ve uluslararası düzeylerle yaşanan gelişmelerine bakıldığında, BM’nin uyuşturucu madde kaçakçılığını yok etmek ve kökünü kurutma noktasından çok uzakta olduğu söylenebilir, zira uyuşturucu madde kaçakçılığı ile mücadele siyasi akımların içine düştüğü ve bu akımlardan etkilendiği anlaşılıyor.

1909 yılından ve uyuşturucu madde kaçakçılığı ve tüketimi ile mücadele alanında uluslararası işbirliği yolunda atılan ilk adımın üzerinden yaklaşık bir asır geçiyor. Bu zaman diliminde 1961 ve 1971 yıllarında uyuşturucu madde hakkında iki konvansiyon imzalandı ve uyuşturucu madde ile mücadelede uluslararası çabaları koordineli hale getirmek için bazı uluslararası kurum ve kuruluşlar şekillendi. Bu çabaların devamında otuz yıl önce ve 26 Haziran 1987 tarihinde milletlerin bu şom olgu ile mücadelede siyasi kararlılığını ilan etmek üzere Viyana’da bir konferans düzenlendi. Konferansta uyuşturucu maddenin tüketim hacmi, eğitim yardımı ile tüketilmesinin önlenmesi, medyanın bağımlıları topluma yeni kazandırma ve tedavisinde rolü, illegal haşhaş ekimi yapılan tarlaların yok edilmesi, uyuşturucu madde kaçakçılığı yapan büyük çetelerin yok edilmesi ve ülkelerin bu alanda hukuki açıdan işbirliğinin de aralarında bulunduğu 35 uygulama dört bölümden oluşan bir belgede tedvin edildi.

Bu belgenin içinde yer alan programın uygulanış biçimine bakıldığında, uyuşturucu madde ile mücadelenin uluslararası düzeyde beklenen şekilde gerçekleşmediği anlaşılıyor. Nitekim BM de uluslararası en yüksek kurum olarak raporlarında uyuşturucu madde kaçakçılığının yaygınlaşmasından kaygı duyduğunu belirtiyor ve uyuşturucu madde ile mücadele konvansiyonlarında belirlenen hedeflere ulaşabilmek için uluslararası işbirliğinin artmasını ve güçlendirilmesini istiyor.

BM uyuşturucu madde ve organize suçlarla mücadele bürosunun yayımladığı veriler de dünyada hali hazırda eroin tüketim miktarı yılda yaklaşık 340 ton olduğunu ve her yıl dünya piyasalarında 430 ila 450 ton eroin girdiğini gösteriyor.

Dünya genelinde esas merkezlerde üretilen uyuşturucu maddeler çeşitli yollardan dünya piyasalarına sürülüyor. Balkanlar ve Kuzey güzergahları Afganistan’da üretilen eroinin Rusya federasyonu ve Batı Avrupa gibi büyük piyasalara ulaştırılmasında esas güzergahlar sayılıyor. Balkanlar güzergahı Pakistan, İran, Türkiye, Yunanistan ve Bulgaristan’dan geçiyor ve uyuşturucu maddeleri Batı Asya bölgesinden Avrupa’nın güneydoğusu ve Batı Avrupa’daki piyasalara ulaştırıyor.

Uzmanların belirttiğine göre, Balkanlar güzergahından dünya piyasalarına ulaştırılan uyuşturucu maddelerin değeri yaklaşık 20 milyar dolar kadardır. Kuzey güzergahında da uyuşturucu maddeler Tacikistan ve Özbekistan üzerinden veya Özbekistan veya Türkmenistan’dan Kazakistan ve Rusya federasyonuna intikal ettiriliyor. Bu güzergahtan transit edilen uyuşturucu maddelerin yıllık değeri 13 milyar dolar olarak tahmin ediliyor. Bu zincirde İran, dünyanın en büyük afyon üreticisi olan Afganistan ile Avrupa arasında uzanan koridorda yer alıyor. BM uyuşturucu madde ile mücadele bölümünün raporuna göre Afganistan ve Pakistan arasındaki sınır bölgesi dünyanın illegal uyuşturucu madde ticaretinin en geniş serbest bölgesidir. BM raporlarına göre hali hazırda uyuşturucu madde ticareti Afganistan’ın gayri safi iç hasılasının %15 kadarını oluşturuyor.

Uyuşturucu madde kaçakçılığının mazisi, uyuşturucu maddenin tüketimi ve kaçakçılığı ve büyük hacimlerde ticaretinin yapılmasının ipuçları Çin’e uzandığını gösteriyor. Çin dünyada uyuşturucu madde kaçakçılığı ve dağıtımı yapılan ilk ülkeydi ve aynı zamanda bu yıkıcı fenomenin de ilk çağdaş kurbanı sayılır. Bir zamanlar İngiltere’nin dış istihbarat servisi MI6’in ajanlarından biri olan Dr. John Coolman, Komite 300 adlı kitabında bu komitenin dünyada uyuşturucu madde ticaretini yönlendiren ve yöneten en temel gizli örgüt olduğunu belirtiyor.

Bir başka rivayete göre tarihi açıdan afyon uyuşturucu madde olarak ilkin Hindistan ve ardından Çin’e girdiği anlaşılıyor. Miladi 17.yüzyılda İspanyolların, Hollandalıların ve İngilizlerin  Asya kıtasına ayak bastıktan sonra bu kıtada afyon tüketimi hızla yayıldı. Uyuşturucu madde bağımlılığının yayılmasının önemli etkenlerinden biri, Hindistan’da İngiltere’nin Doğu Hint firmasıydı. Bu firma Hindistan’da geniş çapta tarlaları haşhaş ekimine ayırdı ve sonuçta geniş çapta üretilen afyon Hindistan dışında geniş çapta tüketim piyasasına ihtiyacı vardı. 1820 – 1830 yıllarında İngiliz işadamları Çin’i uyuşturucu maddenin en büyük tüketim piyasası olarak belirledi ve bu piyasayı ele geçirdi.

İngiliz sömürücüler uyuşturucu maddenin büyük kazanç sağladığı için Hindistan’da bu maddeyi geniş çapta üretmeye başladı ve Hindistan’da üretilen afyon İngiliz Doğu Hint firması tarafından Çin’e ihraç edildi ve böylece uyuşturucu madde yayılmaya başladı.

İngiliz sömürücüler Hindistanlı çiftçileri afyon üretmeye zorluyordu ve Çin’e afyon ihraç etmenin karşılığında bu ülkeden çay, ipek ve Çin’de üretilen diğer ürünleri ithal etmeye başladı. Ancak bu ticaret Çin halkı için ölümden başka bir getirisi yoktu. O dönemde Hindistan’da üretilen afyon geniş çapta Çin piyasalarına sürülüyordu, öyle ki Çin halkı bu durumdan ciddi bir şekilde kaygılanmaya başladı ve Çin imparatoru Yung Sheng afyon tüketimini yasaklayan bir kanun onaylayarak uygulamaya başladı.

Bu kirli ticaretle mücadele için 19. Yüzyılda Çin ile İngiltere arasında iki savaş yaşandı, ancak bu savaşları silah ve iktisadi üstünlüğü olan İngiliz sömürüsü kazandı ve bundan sonra Çin’de afyon ticareti yasal ilan edildi.

Öte yandan Britanya’ya paralel olarak diğer sömürücü devletler de sultaları altında bulunan bölgelerde uyuşturucu madde üretimini ve tüketimini yaygınlaştırmaya başladı. Böylece uyuşturucu madde Çin halkının tüm kesimleri arasında nüfuz ederek Çin toplumuna uyuşturucu bağımlısı ve sosyal ve iktisadi açıdan perişan bir sınıfı dayattı.

Şimdi ise küresel araştırmalar, dünyada uyuşturucu madde ticareti Amerika casusluk örgütü CIA gözetiminde yürütüldüğünü gösteriyor. Aleksandır Cockburn ve Jeffery Keler, beyaz ölüm, CIA ve uyuşturucu madde başlıklı bir kitapta CIA’nin cinayet çeteleri ve uyuşturucu mafyası ile 50 yıllık ilişkilerini ifşa ediyor. Yazarlar bu kitapta Amerika’nın  Afganistan topraklarına saldırma amacını, uyuşturucu madde ticaretini CIA’ye geri kazandırmak ve korkunç iktisadi çıkarlarından yararlanmak şeklinde ifade ediyor.

Hali hazırda uyuşturucu madde kaçakçılığı dünyanın siyasi rejimlerinin katmanlarına girdiği ve uyuşturucu madde mafyası bu arenada işi yürüttüğü ve sonuçta bu ölümcül madde ile mücadele sultacı ve çıkarcı hükümetlerce renksizleştiği anlaşılıyor.

Aslında uyuşturucu madde piyasalarında dönen sermayenin hacmine bakıldığında da, dünya ekonomisinde illegal sermayenin boyutları hangi düzeyde olduğu da anlaşılıyor. Bu sermaye akışkan olması yüzünden dünya ülkelerinin ekonomisine yönelik de ciddi tehdit oluşturuyor.

Bu şom ticaretin küreselleşmesi konusunda ise bu tür maddelerin nakliyatı bir ülkenin sınırlarını aştığı ve dünyanın doğusunda üretilen uyuşturucu maddeler batıda satılarak tüketildiği gözleniyor. Bu sürecin bu şekilde devam etmesi ise uyuşturucu madde kaçakçılığı yapan çetelerin büyümesine ve zaman zaman da korkunç cinayetleri işlemelerine yol açmış bulunuyor. Bu çeteler kolaylıkla ülkelerin sınırlarını aşıyor ve uyuşturucu maddeleri her türlü milli ve uluslararası kontrolden uzak tutarak Batı piyasalarına ulaştırıyor ve büyük kazançlar elde ediyor, ama sonuçta da tüketici toplumların üzerinde yıkıcı tesirleri bulunuyor.

Uyuşturucu madde tüketimi kontrol altına alınmadığı takdirde sürekli artıyor ve sonuçta bağımlısı olan insanları ölüme sürüklüyor. Uyuşturucu madde tüketimi insanların iş ve eğitim ortamlarında beceri ve etkinliğini olumsuz yönde etkileyerek sağlık durumlarını tehlikeye atıyor. Bugün ülkelerin uyuşturucu bağımlılarını tedavi etmek için harcadıkları para her geçen gün daha da artıyor ve bu yüksek paraları karşılayamayan ülkeler için durum daha da karmaşık hale geliyor.

Günümüzde uyuşturucu madde dünya genelinde komplike bir hale geldiği ve ancak kendilerini bu zehirli maddenin tüketimi karşısında koruyabilen ülkelerin ayakta durabildikleri anlaşılıyor.