ABD vergi konusunda yol ayrımında
Amerika yönetimi bu ülkenin son onyıllarında en büyük vergi yasasını uygulamak istiyor.
Amerika Başkanı Donald Trump 2016 yılında bu ülkede düzenlenen başkanlık seçim kampanyaları sırasında beyaz saraya girdiği takdirde vergileri düşürme sözü vermiş ve böylece kendi tabiri ile Amerikan ekonomisinin çarkını çevirmek ve istihdam alanları açmak istemişti.
Amerika Başkanı Donald Trump’in bu tür vaatleri Amerikalı seçmenlerin geniş bir kesiminin desteğini kazanmayı başardı ve sonuçtu Donald Trump’ın demokrat rakibi Hillary Clinton’a karşı oy sayısını arttırdı.
Şimdi Trump’ın başkanlık koltuğuna oturduğu günün üzerinden yaklaşık bir yıl geçtiği bir sırada Amerika kongresi bu ülkenin yeni vergi kanununu içeren yasa tasarısını onaylama aşamasında bulunuyor.
Bazı uzmanlar kongrenin önünde bulunan yeni vergi yasa tasarısını Amerika’da Ronald Rigan’ın başkanlık döneminden sonra vergilerin düşürüldüğü en büyük yasa tasarısı olduğunu belirtiyor. Amerika Başkanı Donald Trump bizzat hükümetinin hazırladığı yeni vergi yasa tasarısı Amerika’nın eski başkanlarından Ronald Rigan’ın yasasından daha geniş kapsamlı ve daha etkili olacağını ileri sürüyor. Trump Amerika’nın dönem Başkanı Ronald Rigan’ın vergi yasası ona ikinci kez Başkan seçilmesinde tarihi bir zaferin zeminini hazırladığı ve Rigan Amerika’nın 50 eyaletinden 49 eyaletinde oyların çoğunluğunu kazanmasına vesile olduğu gibi kendi yönetiminin hazırladığı yeni vergi yasa tasarısı da 2020 yılında başkanlık seçimlerinde ikinci kez kesin zafer kazanmasını güvence altına almasını umuyor.
Buna karşın Donald Trump yönetiminin hazırladığı yeni vergi yasa tasarısının ciddi muhalifleri bulunduğu ve kongrede yasanın onaylanmasını önleyememeleri durumunda en azından bir çok Amerikalı seçmeni bir sonraki başkanlık seçimlerinde Donald Trump’a karşı seferber etmeleri için çaba sarfedecekleri anlaşılıyor.
Peki ama, Amerika yönetiminin yeni vergi yasa tasarısı hangi boyutları kapsıyor?
Aslında Amerika Başkanı Donald Trump yönetiminin hazırladığı yeni vergi yasa tasarısı üç temel hedefi izliyor. İlk hedef, Amerikalı vatandaşların ödediği vergileri düşürmek, ikinci hedef firmaların ödediği vergileri düşürmek ve üçüncü hedef de bu ülkede vergi toplama sürecini kolaylaştırmaktır. Gerçi beyaz sarayın önerdiği yasa tasarısının boyutları ile ABD temsilciler ve senato meclislerinin onayladıkları yasa tasarıları arasında ciddi ihtilafların bulunduğu anlaşılıyor.
Bazı açıklamalara göre hatta Amerika hazine bakanlığı bile bu yeni yasa tasarısının Amerika’nın ekonomik büyüme, iş fırsatlarını yaratma, bütçe açığı ve yasal ve tüzel kişilerin bu yasadan ne kadar yararlanabilecekleri gibi iktisadi endekslerin üzerindeki kesin tesirleri hakkında kesin bilgileri bulunmadığı anlaşılıyor. Ama buna karşın Donald Trump yönetiminin hazırladığı yeni vergi yasa tasarısı hakkında bazı veriler gündeme getiriliyor.
Amerikan kongresinde siyasi partilerin ortak vergi komisyonu, vergi reformu yasa tasarısı onaylanarak yürürlüğe girdiği takdirde 2018 yılından başlamak üzere 2028’e kadar on yıllık bir süre içerisinde Amerika’nın gayri safi milli hasılası %0.8, istihdam alanı %0.6 ve tüketim oranı da %0.6 gelişeceğini öngörüyor. Yine söz konusu on yıllık süre içerisinde federal yönetimin vergi gelirleri en azından 1.1 trilyon dolar azalacağı ve bu miktardan vatandaşların vergi miktarındaki düşüş en azından 200 milyar dolar ve gayri menkulların vergisi de en azından 150 milyar dolar civarında olacağı ifade ediliyor.
Vergilerin düşüş miktarının bütçe açığı ve hükümetin genel borçları üzerindeki etkileri hakkında da farklı veriler yayımlanıyor, öyle ki bütçe açığı 1.5 trilyon dolara ve federal yönetimin genel borçları da 6 trilyon dolara yükseleceğinden söz ediliyor ve bu rakamların beklenmedik rakamlar olmayacağı ifade ediliyor.
Buna karşın yeni vergileri düşürme yasa tasarısını savunanlar iktisadi hareketlilik, hükümetin ekonomiye müdahale etmemesi ve iktisadi aktivistlerin daha az vergi ödeyecekleri küçülmüş bir hükümet yapısına doğru ilerleme gerçekleştirmesi ve hükümet de işleri müdahale etmek için daha az bütçesi olmasına bağlı olduğunu ifade ediyor.
Küçülmüş hükümet tezini savunan çevrelere göre vatandaşlardan daha fazla vergi almanın iki olumsuz sonucu söz konusudur. Bir sonuç şu ki tüketiciler gelirlerinin bir bölümünü vergi adı altında hükümete ödüyor, oysa eğer bu paralar ürün ve hizmet alımı için harcanacak olursa, üretimin artmasına paralel olarak toplumda yeni iş fırsatları da doğuracaktır. İkinci sonuç da şu ki girişimciler bu durumda sıkıntıya düşer, zira vergi ödemekle beraber yeni yatırımlar ve yeni istihdam alanları açacak yeterli sermayeleri olmayacaktır. Bu yüzden Amerika’da vergilerin düşürülmesinin taraftarları Rigan döneminden beri iki noktaya vurgu yapıyor: iktisadi büyüme ve yeni iş fırsatlarının oluşturulması.
Amerika’nın cumhuriyetçi senatörlerinden Bob Corker şöyle diyor: vergi sisteminde reform yasa tasarısı Amerika’ın refah programları ve halkın geçiminde temelli değişiklikler yaratmak isteyen kuşak için eşsiz bir fırsattır. Ticaret ve ekonomi alanında deneyimli bir işadamı olan Donald Trump’ın kendisi de vergiler düşürülmeden üretimde canlılık yaşanmayacağına ve üretimde canlılık olmadan da hiç bir yeni iş alanı yaratılamayacağına inanıyor. Bu yüzden Trump Amerika’da vergi oranlarının düşürülmesini öneriyor. Trump şimdiye kadar bir çok kez yeni vergi yasa tasarısı ile Amerika’nın orta sınıfı bu yasanın sayesinde yüzlerce milyar dolar daha az vergi ödeyeceğini ve Amerikalı firmaların ödedikleri %35’lik vergi oranlarının %15 oranına düşürülmesi ile birlikte Amerika’da yeniden yatırm imkanı sağlanacağını ve ayrıca Amerikalı firmaların yabancı rakipleri ile rekabet gücü artacağını ve ayrıca iktisadi girişimcilern yatırımlarını vergi indiriminin meziyetlerinden yararlanmak için Amerika’nın içine taşımalarına vesile olacağını savunuyor. Trump’a göre bu yasanın uygulanması ile birlikte Amerika’da piyasalar hareketlenecek ve yeni iş alanları oluşacaktır.
Ancak vergilerin düşürülmesine karşı çıkan çevreler Trump ve yandaşlarının bu tür istidlalleri reddediyor ve kapitalist düzende hükümetin serbest ekonomiyi koruma görevinden başka başta kırılgan konumda olan vatandaşlar olmak üzere tüm vatandaşların ihtiyaçlarını karşılamaları gerektiğini ve refah programlarını uygulamak için zengin kesimlerden daha fazla vergi alması gerektiğini belirtiyor. Bu kesime göre vergi çeşitli sosyal grupların sosyal hizmetlerden yararlanmak için ödedikleri ve böylece toplumun alt ve üst sınıfları arasında denge oluşturmak ve sosyal itirazları önlemek üzere ödenen paradır. Öte yandan refah hükümeti tezinde gerçi vatandaşları daha fazla vergi öder, fakat sağlık sigortası, eğitim imkanları ve sağlık hizmetleri gibi meziyetlerden yararlanır ve yine iktisadi altyapılardan faydalanarak giderlerinde tasarrufa gider ve böylece biriktirdikleri paralarla daha fazla ürün ve hizmet satın alır.
Amerika’nın bağımsız senatörü Bernie Sanders ise twitter sayfasında şöyle yazıyor: Amerika’da bazı cumhuriyetçiler vardır ki zenginlerin ödediği 1.5 trilyon dolar vergiyi azaltmaya çalışıyor, oysa 41 milyon Amerikalı vatandaş yoksulluk içinde yaşıyor. Bu büyük bir skandaldır. Girişimcilerden vergi almak hükümeti karayolları, havaalanları, limanları, su, elektrik ve enerji intikal hatları gibi çalışmak ve işleri yürütmek için gerekli olan altyapı tesislerini temin etmekte yardımcı olan bir kaynaktır ve firmalar da bu imkanlardan yararlanmakla sağladıkları tasarrufla üretimi arttırmak ve sonuçta yeni iş fırsatları yaratmak için daha iyi fırsatları olacaktır. Üstelin ülkenin savunma ve güvenlik gibi hayati ihtiyaçlarını gidermek için de para gereklidir ve vergi toplamadan ordu, güvenlik güçleri ve yargı kurumları vatandaşların ve iktisadi aktivistlerin canını ve malını koruma altına alamayacağı kesindir.
Kuşkusuz Amerika’da hem muhalif ve hem muvafık grup ekonomiyi canlandırmak, milli üretim gücünü artırmak, yeni istihdam alanları açmak ve güçlü yabancı rakiplere karşı rekabet gücünü geliştirmek gibi konuları gündeme getiriyor. Her iki grup görüşlerinin doğruluğunu ispat etmek için tarihi örneklere istinat ediyor. Örneğin vergilerin düşürülmesini savunan grup, Rigan döneminde uygulanan vergileri düşürme yasası, iktisadi gelişmeye vesile olduğunu ve Amerika’da işsizlik oranını düşürdüğünü ve borsanın canlanmasına sebebiyet verdiğini belirtiyor. Ancak vergilerin arttırılmasını savunanlar Bill Clinton dönemine işaret ediyor ve o dönemde iktisadi gelişmenin yanında vatandaşların refah seviyesi yükseldiğini savunuyor.
Oysa gerçekte her iki başkanın vergi ile ilgili deneyimleri Amerikan ekonomisi için bazı sorunları da beraberinde getirdi. Rigan döneminde vergilerin düşürülmesi on yıl sonra Amerika için bir kaç yüz milyar dolarlık bütçe açığı gibi korkunç bir kabusu tetikledi. Bill Clinton döneminde vergilerin arttırılması ise Amerika’da 1929 yılından sonra en büyük iktisadi krizi beraberinde getirdi.
Bu arada her iki grubun arasında vergi indiriminden gerçekte hangi kesimlerin gerçekten yararlandığı konusunda da görüş ayrılığı bulunduğu gözleniyor. Trump yönetimi ve kongreye hakim olan cumhuriyetçiler yeni yasa tasarısından esas orta kesim yararlanacağını savunurken yasa tasarısına karşı çıkanlar büyük firmalar ve süper zenginlerin bu yasanın nihai kazanan tarafı olduğunu belirtiyor. Hatta bazı muhalifler Trump yönetiminin önerdiği yasa tasarısı onaylandığı takdirde Amerika’nın orta sınıfının yarısı yasanın uygulandığı ilk onyılın sonunda şimdikinden daha fazla vergi ödemek zorunda kalacağını belirtiyor.
Nobel barış ödülünü ekonomi dalında kazanan Joseph Stiglitz şöyle diyor:
Cumhuriyetçilerin önerdiği vergi reform yasası aslında zenginlere ve firmalarına verilen en büyük hediyedir ve hükümetin genel borçlarının artmasına mal olacaktır. Bu yasa yatırımların azalması, verimlilik oranının durmasına yol açacak ve telafi edilmesi için bir kaç onyıla ihtiyaç duyacaktır. Gerçekte büyük firmaların ve zengin kesimlerin vergi oranlarının düşürülmesi her yıl onların cebine milyonlarca dolar para akıtacaktır, üstelik toplumun kırılgan kesimleri hükümetin refah programlarının azalması için daha fazla sıkıntı çekecektir. Bu durum Amerika’da gelir dağılımında bulunan uçurumu daha da derinleştirecek ve sınıflar arasındaki mesafeyi daha da arttıracaktır. Bu durum vergilerin düşürülmesini savunanların açısından milli üretim gücünü korumak, iş alanı açmak ve rakiplerle rekabet etmek için ödenmesi gereken kaçınılmaz bir bedeldir.