Uyuşturucu madde; sessiz tehdit – 6
https://parstoday.ir/tr/radio/world-i94397-uyuşturucu_madde_sessiz_tehdit_6
Uyuşturucu madde meselesi ve bu zehirli maddelerin kaçakçılığını yapan çetelerle mücadele zarureti tartışmalarında bu meseleye genellikle sırf Afganistan ile sınırlı bir sorun açısından bakılıyor.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Ocak 01, 2018 08:14 Europe/Istanbul

Uyuşturucu madde meselesi ve bu zehirli maddelerin kaçakçılığını yapan çetelerle mücadele zarureti tartışmalarında bu meseleye genellikle sırf Afganistan ile sınırlı bir sorun açısından bakılıyor.

Ancak asıl sorulması gereken soru Afganistan’ın dünya genelinde uyuşturucu madde ticaretinde payının ne kadar olduğu sorusudur. Acaba Afganistan’da uyuşturucu madde üretimi azalırsa dünyada uyuşturucu madde krizi sona erer mi?

Bu soruların cevabını bulmak için dünya genelinde yürütülen karmaşık uyuşturucu madde ticaretini gözden geçirmek gerekir.

Uluslararası organize suçlar çetelerinin oluşturduğu şebeke 2009 yılında tüm alanlarda yürüttükleri faaliyetlerinden 870 milyar dolar, yani dünyanın gayri safi milli hasılasının %1.5 kadarı ve uluslararası ticaretin %7 kadarına denk gelen bir gelir elde etti. Bu rakamın 320 milyar doları ise uyuşturucu madde kaçakçılığına aitti ve yine bu rakamdan yaklaşık 70 milyar doları sadece eroin kaçakçılığından elde edilen paraydı.

Afganistan’dan komşu ülkelere eroin kaçakçılığı yapanlar için bu zehirli maddenin bir kilogramı karşılığında elde ettikleri gelir yaklaşık 3800 dolar civarında tahmin ediliyor. Bu rakam saf eroinle ilgilidir. Avrupa piyasalarında %30 saflık derecesi ile her bir gram eroin 70 dolara satılıyor, ki bu da Afganistan sınırlarından Avrupa piyasalarına kadar fiyatın 50 kat arttığını ortaya koyuyor.

Uyuşturucu maddenin geçtiği güzergahlarda yer alan ülkelerde faaliyet yürüten mafya çeteleri de bu işten büyük kazanç elde ediyor, ama aynı zamanda bu maddelerin transit geçtiği ülkeler için de bir çok sorun yarattıkları gözleniyor.

Dolaysıyla Afganistan’da afyon üretiminin azalma varsayımında bile kısa vadede dünyada uyuşturucu bağımlılığı sorununun çözümlenemeyeceği açıkça ortadadır. Gerçi uyuşturucu madde üretiminin getirdiği kazancın azalması durumunda Afganistan’da afyon daha kısıtlı bölgelerde üretileceği söylenebilir, ama bu süreç asla yok olmaz, zira bu işin içinde hâla büyük çıkarlar söz konusudur.

Afganistan milli güvenlik danışmanı Rengin Dadfer Sepenta, uyuşturucu madde ile uluslararası mücadelede genellikle sebeplere ve boyutlarına önem verilmediğini ve bu soruna sadece Afganistan’ın bir sorunu gibi yaklaşıldığını, oysa uyuşturucu madde sorunu oldukça karmaşık ve geniş bir yelpazeyi kapsayan bir sorun olduğunu ve Afganistan halkı da bu sorunun kurbanı olduğunu belirtiyor.

Geçenlerde Rusya federasyonunun Sochi kentinde düzenlenen ve bir çok ülkenin üst düzey güvenlik yetkililerinin katıldığı uluslararası bir konferansta konuşan Afgan yetkili Sepenta, uyuşturucu madde ile mücadele, bu zehirli maddeyi sunan zincirin tüm halkaları gözetilmeksizin zafere ulaşamayacağını vurguladı.

Gerçekte uluslararası camia nasıl ki bölgede terörü yok etmeyi ve güvenliği sağlamayı ciddiye alıyorsa, uyuşturucu madde üretimi, kaçakçılığı ve tüketimi alanlarında da tüm ülkelerin mücadele sürecine katılmaları gerekir. Bir başka ifade ile Afganistan’da uyuşturucu madde üretimi meselenin tümü değildir ve bu süreçte başka unsurlar ve başka etkenler ve bir çok aktör müdahil sayılır.

Afganistan’da uyuşturucu madde üretiminde rol ifa eden etkenlerden biri bu ülkede afyonu eroine çevirmek için kurulan gizli laboratuvarların ihtiyaç duyduğu kimyasal maddeleri temin etmektir ki bunu da uyuşturucu madde kaçakçılığı yapan mafya çeteleri yapıyor.

BM uyuşturucu madde ve organize suçlarla mücadele bürosunda Paris misakı koordinatörü Mary Ann Münir’in belirttiğine göre Afganistan’da 2017 yılında uyuşturucu madde üretimi bir önceki yıla oranla %78 artış kaydetti. Söz konusu BM uzmanı, Paris misakı çerçevesinde dünyanın 30 ülkesi ve bazı bölgesel ve uluslararası kurum ve kuruluşların temsilci heyetlerinin katılımı ile Tahran’da düzenlenen sınır işbirliği uzman grubunun oturumunda bu açıklamayı yaparak, Afganistan’da uyuşturucu madde üretiminin artışı dünya için ciddi bir uyarı olduğunu belirtti. Bu konu toplumun güvenliği ve sağlığına yönelik ciddi tehdit oluşturduğunu belirten Ann Münir, dünyada sınırların ötesinde faaliyet yürüten ve çeşitli şekillerde organize suç işleyen büyük uyuşturucu madde çeteleri faaliyet yürüttüğünü kaydetti.

Aslında 2016 yılında da dünyada afyon üretimi 2015 yılına oranla %33 artış yaşandı, ki bu artış en çok Afganistan’da haşhaş ekiminin artmasından kaynaklanıyordu.

Hali hazırda ise dünya genelinde uyuşturucu madde piyasalarında çeşitli şekillerde uyuşturucu madde bulunuyor ve sayıları her geçen gün biraz daha artıyor. Nitekim sentetik uyuşturucu maddeler de her gün yeni bir adın altında piyasalara sürülüyor, öyle ki bu tür uyuşturucuların sayıları 2015 yılında hemen hemen ikiye katlandı ve 2012 yılında 260 çeşitten 2015 yılında 483 çeşide yükseldi.

BM uyuşturucu madde ve organize suçlarla mücadele bürosu icra Başkanı Yuri Fedvetov, BM genel kurulunun 2016 yılında düzenlediği özel oturumunun nihai belgesi uyuşturucu maddelerin arz ve taleplerini düşürmek için 100 somut tavsiye içerdiğini, fakat bu bağlamda sorunlar ve kaygılar eskisi gibi devam ettiğini ve uyuşturucu maddelerin dünya genelinde sağlık, kalkınma, barış ve güvenlik gibi durumlara verdiği zararlarla mücadele etmek için büyük çaba sarf etmek gerektiğini belirtiyor.

Ancak burada akla gelen asıl soru şu ki neden uyuşturucu madde ile mücadele için sarf edilen bunca para ve emeğe karşın bu zehirli maddelerin üretiminde ve kaçakçılığında hiç bir azalma yaşanmıyor, bilakis cari yılda %43 artış kaydettiği ifade ediliyor? Acaba Afganistan devleti son bir kaç yılda bu ülkede uyuşturucu madde üretimi ve kaçakçılığı ile mücadele için belli bir stratejisi olmuş mudur? Eğer olmuşsa, o zaman hangi etkenler kabil yönetiminin bu uğurda verdiği mücadelenin başarılı olmasına engel olmuştur?

Aslında günümüzde uyuşturucu maddelerin üretimi ve kaçakçılığından kaynaklanan sorunlar, bu soruların cevabını bir ölçüde açıklıyor. Gerçekte Afganistan’da uyuşturucu madde üretimi ve kaçakçılığı ile mücadele için belli ve kesin bir mekanizma yoktur, ya da uygulanamamıştır. Belki de bu yüzden kabil yönetimi yıllık programlarında uyuşturucu madde ile mücadele meselesini takip edememiş ve bu mücadele etkili olamamıştır.

Bu arada Amerika ve müttefiklerinin 11 Eylül 2001 olaylarından sonra terörle mücadele ve uyuşturucu maddeleri yok etme bahanesi ile Afganistan topraklarını işgal ettiklerini de unutmamak gerekir. Amerika işin başında Afganistan’a çıkarma yapmalarının esas sebeplerinden birini uyuşturucu madde ile mücadele olarak ilan etti, ancak daha sonraları Amerika ve İngiltere ordularının Afganistan’da afyon ekiminin geliştirilmesinde rol ifa ettikleri ortaya çıktı.

Aslında Afganistan’da uyuşturucu madde üretiminin artışı tesadüfi bir gelişme değildir ve her daim Amerika ve bazı Avrupalı müttefikleri tarafından destek gören bir gelişmedir. Zira uyuşturucu madde kaçakçılığından elde edilen büyük gelir, Amerika ve İngiltere yetkilileri için her zaman cazip gelmiştir. Independent gazetesi bu konu hakkındaki bir raporunda Afganistan’da uyuşturucu madde ticaretinden elde edilen gelirin bu şom olgu ile bağlantıları bulunan başka ülkeler için büyük önem arz ettiğini belirtti. Bu yüzden Afganistan yönetiminin uyuşturucu madde ile mücadele çabaları hiç bir zaman sonuca ulaşmıyor ve bu ülkede uyuşturucu madde üretimi ve kaçakçılığı her yıl daha da artıyor.

Bu konuda bir başka önemli soru, uluslararası camianın Afganistan’da uyuşturucu madde üretimi ve ticaretinin azalması için ne gibi katkılarda bulunduğu sorusudur.

Uluslararası camia 2002 yılında düzenlenen Bon zirvesinden sonra bazı ülkeleri Afganistan’da çeşitli uygulamaları koordine etmekle görevlendirdi. O tarihten sonra Britanya Afganistan’da uyuşturucu madde ile mücadele koordinatörü oldu.2010 yılında haşhaş ekilen arazilerden 2300 hektar ve 2011 yılında 3800 hektar güvenlik güçlerince imha edildi. Bu tarlalar genellikle yerleşim merkezleri ve ana caddelere yakın tarlalardı. Ancak Afganistan’da en az 130000 hektarlık tarım alanı haşhaş ekimine ayrıldığı düşünüldüğünde bu rakamların çok küçük olduğu ve bu soruna çözüm getiremediği anlaşılıyor. Afganistan’da esas sorun güvenliğin yokluğu, siyasi istikrarsızlık, yasaların uygulanamaması, bazı yerel yetkililerin arasındaki fesat gibi durumlardır. Bu yüzden Afganistan’da uyuşturucu madde üretimi ve kaçakçılığı ile ilgili ufkun muğlak olduğu anlaşılıyor.

Uyuşturucu madde üretimi ve kaçakçılığı ile siyasi istikrarsızlık ve terör iç içe konular olduğundan, Afganistan’da güvenliğin yokluğu uyuşturucu madde üretiminin artmasına neden oluyor ve bu işin sonucu ve getirdiği kazanç da yine Afganistan’da güvensizlik ve istikrarsızlığın körüklenmesine yol açıyor.

Gerçekte dünyanın neresinde olursa olsun, uyuşturucu madde üretimi ve kaçakçılığı ile mücadele için gerçekçi bir politika üretmek ve bunu yaparken de o ülkenin siyasi ve güvenlik şartlarını gözetlemek ve sosyal destekleri arttırmak ve iş alanlarını genişletmek ve en önemlisi de yasaları uygulamak gerekir.

Buna göre Afganistan’da da haşhaş ekimini durdurmak için afyon ticaretinin getirdiği kazancın alternatif kaynağı sunulması ve bu ülkenin altyapılarının yeniden inşa edilmesi ve devlet yapısında fesadın kökünün kurutulması ve ülke genelinde barış ve güvenliğin sağlanması gerekir.

Kuşkusuz bu uygulamalar bile tek başına yeterli olamaz. Unutmamak gerekir ki UNODCP, CICP ve NDCP gibi uluslararası kurumlar ve üye ülkeler uyuşturucu madde ile mücadele etmekle yükümlüdür. Ancak esas soru şu ki bu kurumlar şimdiye kadar ne kadar bu yükümlülüklerini yerine getirebilmiştir? Bu sorunun cevabını ise bir sonraki sohbetimizde vermeye çalışacağız.