ABD ve milli güvenliğini koruma sorunu - 1
https://parstoday.ir/tr/radio/world-i94399-abd_ve_milli_güvenliğini_koruma_sorunu_1
Amerika Başkanı Donald Trump’ın ilk milli güvenlik belgesi yayımlandı.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Ocak 01, 2018 08:18 Europe/Istanbul

Amerika Başkanı Donald Trump’ın ilk milli güvenlik belgesi yayımlandı.

Amerika Başkanı Donald Trump’ın ilk milli güvenlik belgesinde dört temel hedef belirlendiği gözleniyor. İçten koruma, iktisadi gelişmenin teşvik edilmesi, barışı güçle korumak ve nüfuzu geliştirmek, Amerika’nın yeni yönetiminin belirlediği dört temel hedefi oluşturuyor.

Ancak buna karşın bu hedeflere ulaşmanın yolunda büyük engellerin bulunduğu anlaşılıyor. Buna göre biz de dört bölümlük bir program çerçevesinde bir yandan Amerika Başkanı Donald Trump’ın ilk milli güvenlik belgesinin detaylarını gözden geçirirken, öbür yandan belgede belirlenen hedeflerin önündeki engelleri masaya yatırmak istiyoruz.

Amerika Başkanı Donald Trump’ın ilk milli güvenlik belgesinin ilk hedefi, Amerika halkını, toprağını ve Amerikan yaşam tarzını korumak, başlığı altında gündeme geliyor. Bu bölümde Amerikan toplumunu tehdit eden tehditlerden ve tehlikelerden bir liste sunuluyor. Bu tehditlerin en önemlileri ise sınır engellerinin zayıflaması, kitle imha silahlarının kullanılması, uygunsuz göç yasaları, sözde cihatçı teröristlerin faaliyetleri ve Amerika’nın altyapılarına siber saldırılardan oluşuyor.

Amerika Başkanı Donald Trump ülkesinin milli güvenlik stratejisini içeren belgeyi yayımladığı günde yaptığı konuşmada şöyle dedi: Biz Amerika halkını korumalıyız. Eğer biz sınırlarımızın güvenliğini temin edemezsek, ülkemizin güvenliğini temin edemeyiz.

Amerika Başkanı Trump bu hedefe ulaşmak için şu vurguyu yaptı:

Buna göre ülkemizin Güney sınırlarında duvar inşa edilmesine, zincirleme göç sürecine son verilmesine ve Amerika’da lottery ve korkunç vize programının durdurulmasına vurgu yapıyoruz. Yasaların uygulanmasını zayıflatan yasal boşluklar doldurulmalıdır. Biz sınır bölgesinde devriye gezen güçleri ve iç güvenlik güçlerini şiddetle destekliyoruz. Bundan başka bizim stratejimiz, radikal islamcı terör ve ideoloji ile mücadele etmek ve onu yenmek ve ABD’de yayılmasına mani olmak istiyor. Biz siber ortam ve internette sosyal paylaşım siteleri gibi yeni alanları kullanan ve ülkemize saldıran veya toplumumuzu tehdit edenlerle mücadele için yeni yolları geliştireceğiz.

Bu sözler Amerika milli güvenlik stratejisini içeren belgenin ilk bölümünün özetini oluşturuyor. Bu bölümde ayrıca Amerikan toplumunu iç ve dış tehditlere karşı korumak için bir dizi gereksinimler, talepler ve korumaya yönelik programlar sıralanıyor. Bu bölümde yine illegal göçmenlerin Amerika’ya girmelerine mani olmak için Meksika sınırında duvar inşa edilmesine vurgu yapılıyor. Bu bölümde göç meselesine kolaylık sağlayan yasaların bir kenara bırakılması için bazı gerekçeler ileri sürülüyor. Bu bölümde ayrıca Amerika’nın şimdiki yönetiminin green card lottary uygulaması ve zincirleme göçlere izin verilmesine son verilmesi gerektiği vurgulanıyor.

Öte yandan Donald Trump yönetiminin Müslümanlara yönelik hasmane tutumunun devamında  Amerika Başkanı Donald Trump’ın ilk milli güvenlik belgesinde İslam sözcüğü terörizm ve radikalizm gibi sözcüklerin yanında kullanılmak ve bu iki sözcüğü birleştirmekle cihatçı terörist terimi türetilmeye çalışılıyor. Cihatçı teröristler ve siber saldırı düzenleyenlerle mücadele, Amerika Başkanı Donald Trump’ın ilk milli güvenlik belgesinde bu ülkeyi içeriden korumak için belirlenen hedefler olarak ifade ediliyor.

Buna karşın Trump ve danışmanlarının milli güvenlik stratejisini içeren belgede sözünü verdikleri hedeflere ulaşmaları pek de kolay gibi gözükmüyor. Örneğin Amerika’nın geniş kara ve deniz sınırları, bu bölgeler için milyarlarca dolar bütçe sarf edilmesi ve binlerce sınır muhafaza görevlisinin görevlendirilmesine karşın illegal göçmenlerin ve illegal malların geçişi konusunda oldukça kırılgan olduğu anlaşılıyor.

ABD Başkanı Trump Meksika sınırına duvar inşa edeceği sözünü veriyor. Fakat uzunluğu 3 bin 200 km olan ve çölleri, dağları ve Rio Grande ırmağını aşması ve uyuşturucu madde ve insan kaçakçılığı yapan çetelere karşı güvenli olması gereken bu duvarın inşa edilmesi için en az 20 milyar dolar bütçe gerekiyor. Bu bütçenin tahsis edilmesi ise beyaz sarayla kongrenin cumhuriyetçi ve demokrat partileri arasında ciddi anlaşmazlığa yol açtığı anlaşılıyor.

Bundan başka Amerikan toplumu ucuz yabancı insan gücüne ihtiyaç duyduğu sürece bu ülkeye illegal insan gücünün girişi engellenemeyeceği ifade ediliyor. Hali hazırda Amerika’da bir çok zor ve ağır işi Meksikalı ve İspanyol kökenli illegal göçmenler yapıyor ve Amerikalı işverenler bu insanları işe alarak hiç bir sigorta primi ödemeden ve iş yasalarına uymadan onlara en düşük maaşı ödüyor ve sonuçta milyarlarca dolar rant sağlıyor. Öte yandan Amerika ve Meksika sınırlarının iki tarafında korkunç eşitsizlik yüzünden her yıl yüz binlerce işsiz insan daha iyi bir yaşam umuduyla bu sınırı aşmanın ve illegal göçün zorlarını göze alarak Amerika’ya geçmeye çalışıyor. Gerçi bu insanların büyük bir bölümü hiç bir zaman hayallerine ulaşamıyor ve bir ömür boyunca da bir başka ülkeye illegal olarak girmenin ve ikamet etmenin sıkıntıları ile uğraşmak zorunda kalıyor.

Amerika Başkanı Donald Trump Amerika’ya illegal göçmen girişini engelleme ve bu ülkeye daha önce giren 11 milyon illegal göçmeni de bu ülkeyi terk etmeye zorlama ve Amerika’ya yeni gelenlerin akrabalarının zincirleme göçüne mani olma ve en son da green card lottary uygulamasını durdurma sözü veriyor. Ancak bu hedeflere ulaşmak için Amerika Başkanı Donald Trump’ın gözetiminde bulunan kurumların kararlılığından başka Amerikan kongresinde yasama yetkililerinin de desteği gerekiyor. Oysa Amerikan kongresinde demokrat azınlığın Trump’ın sıkı göç politikasına muhalefetten başka bazı cumhuriyetçi temsilciler de illegal göçmenlerin toplu halde sınırdışı edilmesini ve göç yasasının değiştirilmesini Amerika’nın maslahatına bilmiyor. Bu yüzden Trump başkanlık koltuğuna oturduğu günün üzerinden bir yıl geçtiği halde başta Müslüman ülkeler olan bazı ülkelerin vatandaşlarının Amerika’ya girişine başkanın özel yetkilerini kullanarak kısıtlama getirmekten başka Amerika’nın göç yasasında ciddi bir değişiklik yapamadı.

Amerika’nın General Elektric firması Başkanı Jeffery Immelt ABD Başkanı Donald Trump’ın göç politikalarını ve Meksika sınırında duvar inşa etme kararını eleştirerek şöyle diyor: felsefi açıdan biz ticarete inanırız. Biz ülkelerin arasında ürünlerin serbest dolaşımına inanırız ve bu yüzden bence duvar inşa etme politikası uygun bir politika olamaz.

Sözde cihatçı teröristlerle mücadele gibi hassas bir konuda da Trump yönetimi son 11 ayda iyi bir kazanım elde edemedi. Bu süre içerisinde 11 Eylül 2001 olaylarından sonra ilk kez Newyork kentinde terör saldırısı düzenlendi. Bu saldırı teröristleri ve radikal unsurları tehdit etmenin pek fayda etmediğini ortaya koydu. Üstelik resmi verilere göre 2001 olaylarından sonra Amerika’da terör eylemi düzenleyen veya teşebbüs etme suçundan yakalananların %80’den fazlası Amerika topraklarında doğan veya bu ülkede büyüyen insanlardı.

Bir başka ifade ile, Amerika’nın iç güvenliğini tehdit eden terörün kökleri bu ülkenin içinde doğan veya büyüyen insanlara uzanıyor. Oysa Amerika’nın önceki yönetimleri ve şimdiki yönetiminde bu ülkenin terörle mücadele programlarında Amerika’nın sınırlarının dışında terör örgütleri ile mücadele edilmesi ve onların Amerika’nın içine girmesinin engellenmesi üzerinde duruluyor. Nitekim bu yaklaşım, Trump yönetiminin hazırladığı milli güvenlik belgesinde de açıkça göze çarpıyor. Gerçekte Amerikalı vatandaşların arasında radikal düşüncelerin hızla yayılmasının sebeplerine bakılmaması, Newyork kentinde yaşanan olaylar gibi terör saldırılarının tekrarlanmasına zemin oluşturuyor.

Amerika’da bu ülkenin vatandaşlarına karşı kitle imha silahlarının kullanılma ihtimalinden kaynaklanan tehditlerin son yıllarda gerçekleşmemiş olmasının aksine bu ülke bir çok kez siber saldırılara maruz kalmıştır. Amerika’nın yeni milli güvenlik stratejisi bu tür tehditlere karşı mücadeleye  özel vurgu yapıyor ve bu yöndeki bazı çabaları ve programları açıklıyor. Ancak buna karşın internetin Amerikalı vatandaşların arasında hızla yayılması ve bu ülkenin iktisadi altyapılarının bu fenomene bağımlılığı, Amerikan toplumunu siber saldırılara karşı daha kırılgan hale getirdiği anlaşılıyor. Bu saldırılar hali hazırda daha çok mali yolsuzluk ve Amerika’da gerçek ve tüzel kişilerin hakkında bilgi toplamak amacıyla düzenleniyor. Ancak gelecekte bu tür saldırıların Amerika’da havaalanları, limanlar, rafineriler, nükleer santraller veya kentsel altyapılar gibi hayati tesislere yönelerek korkunç facialara yol açması muhtemeldir. Bu yüzden bu alanın uzmanları siber saldırı düzenleyenlerin her zaman siber güvenliği temin eden devlet kurumlarından bir adım önde gittiğini ve bu durum başta Amerika olmak üzere devletlerin siber saldırı için harcadıkları milyarlarca dolarlık bütçeleri boşa çıkardığını belirtiyor.