ABD ve milli güvenliğini koruma sorunu - 3
https://parstoday.ir/tr/radio/world-i94477-abd_ve_milli_güvenliğini_koruma_sorunu_3
Geçen iki bölümde bu belgenin ilk iki hedefi olan iç güvenliği geliştirmek ve iktisadi gelişmeyi sağlamakla ilgili iki bölümü gözden geçirdik.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Ocak 01, 2018 19:40 Europe/Istanbul

Geçen iki bölümde bu belgenin ilk iki hedefi olan iç güvenliği geliştirmek ve iktisadi gelişmeyi sağlamakla ilgili iki bölümü gözden geçirdik.

Amerika Başkanı Donald Trump’ın ilk milli güvenlik belgesinin üçüncü temel direği Güç üzerinden barışı korumak, başlığı altında ve Başkan Trump’tan bir cümleyi aktararak başlıyor. Trump şöyle diyor: ben Başkan olduğum sürece, ülkemizi savunan kadınlar ve erkekle ülkenin güvenliğini temin etmek için ihtiyaç duydukları teçhizat, kaynaklar ve bütçeler temin edilecektir, böylece onlar hızla ve kesin bir şekilde düşmanlarımıza gereken tepkiyi verecek ve ne zaman gerekirse savaşarak düşmanı mağlup edecek ve her daim ve her zaman galip olacaktır.

Amerika Başkanı Donald Trump ilk milli güvenlik belgesini açıkladığı konuşmasında da şöyle dedi: bizim stratejimiz, güçle barışı korumaktır. Biz şunu biliyoruz ki zayıf olmak savaşa yol açar ve rakipsiz güç olmak, kendimiz savunmak için en güvenli yoldur. Bu yüzden bizim stratejimiz, ülkeye zarar veren askeri bütçenin otomatikman azalma sürecinden uzaklaşmaktır.

Trump şöyle devam etti: bu strateji fazla ele ayağa dolaşan bürokrasilerin kaldırılmasına ve ülkenin askeri gücünü geniş çapta takviye etmeye vurgu yapıyor.

ABD silahlı kuvvetleri başkomutanı da olan Trump şu vurguyu da yaptı: bu strateji siber tehditler ve elektro manyetik tehditler gibi yeni tehditlerle mücadele için bazı programları içermektedir. Bu strateji uzaya bir rekabet alanı gibi bakar ve çok katmanlı füze savunma sisteminin oluşturulmasına vurgu yapar.

Aslında Amerika Başkanı Donald Trump milli güvenlik stratejisini içeren belgeyi yayımlamadan bir süre önce zaten Amerikan ordusunu takviye etmeyi ve güvenlik tehditlerine karşı demir yumruk politikasını uygulamayı başlatmıştı. Trump Suriye’nin Han Şeyhun kentine kimyasal saldırı düzenlendiğini bahane ederek Suriye’yi 50 füze ile hedef aldı ve böylece Amerika’nın yeni yönetiminin zorbalık yapmakta asla tereddüt etmeyeceğini ortaya koydu. Amerika ordusu Donald Trump’ın Başkan olduğu ilk günlerde de hiç bir haklı gerekçe göstermeksizin dünyanın en büyük nükleer olmayan bombasını Afganistan’da bir bölgede kullandı, oysa böyle bir cinayet hatta Taliban ve El-Kaide ile savaşın en doruk noktasında bile işlenmemişti.

Amerika Başkanı Donald Trump’ın Suriye ve Afganistan’da askeri maceracılığı ve gövde gösterisi yapmasının ardından bu kez Trump ve ordusu Kuzey Kore’ye yöneldi. Amerika’nın yeni milli güvenlik belgesinde Kuzey Kore ve İran’dan düşman ve Rusya ve Çin’den de yeniden değerlendirilmeleri gereken rakip ülkeler şeklinde söz ediliyor.

Kuzey Kore ile ilgili olarak Donald Trump yönetimi bu ülkenin nükleer başlık taşıyabilecek balistik füze teknolojisine kavuşmasına ve Amerika topraklarını hedef alabilmesine engel olmakta kararlı gözüküyor. Bu yüzden Trump agresif bir politika izlemek ve Kuzey Kore’nin nükleer ve füze denemelerine karşı gövde gösterisi yapmakla Doğu Asya bölgesi gibi hassas bir bölgeyi savaş eşiğine getirmiş  bulunuyor.

Bu çerçevede son aylarda Amerika’nın stratejik uçakları Kore yarımadası hava sahasında uçuyor, Güney Kore’de füze savunma sistemi kuruluyor ve Amerika bu ülke ile art arda ortak askeri tatbikatlar düzenliyor.

Aslında Amerika Başkanı Donald Trump bu tür askeri manevralar ve ayrıca Kuzey Kore’ye iktisadi yaptırımları ağırlaştırmakla Kuzey Kore yönetimini nükleer ve füze programlarında geri adım atmaya zorlamayı umuyor. Buna karşın ve Kore yarımadasında durumun daha vahim boyutlara ulaşması üzerinden bir kaç ay geçtiği halde Piyong Yang yönetimi nükleer ve füze gücünü geliştirmeye devam ediyor. Donald Trump yönetiminin Kuzey Kore yönetimine yönelik onca uyarıları ve manevralarına rağmen Piyong Yang ilk kez nükleer başlık taşıyabilen balistik füze yapmayı başardı. Bu füzeler kolaylıkla Amerika topraklarını vurabilecek güçtedir.

Piyong Yang yönetimi açısından böyle bir noktaya ulaşmak Kuzey Kore ve Doğu Asya bölgesini Amerika’nın saldırılarına karşı güvence altına alacaktır. Bu arada beyaz sarayın Kuzey Kore’nin başarıları karşısında hiç bir şey yapamaması, Amerika’ya karşı ciddi bir tehditle olmakla beraber, Amerika Başkanı Donald Trump’ın haysiyetine de darbe vuruyor, üstelik beyaz saray Kuzey Kore’ye karşı pek fazla seçeneği de bulunmuyor.

Amerika Başkanı Donald Trump’ın ilk milli güvenlik belgesinde İran İslam Cumhuriyeti hakkında da eskisi gibi teröre destek vermek, füze yapmakla küresel barışı tehdit etmek ve Ortadoğu bölgesinde bazı örgütleri desteklemek gibi bazı suçlamalar yer alıyor. Gerçi bu bölgede yer alan ifadeler de, Amerika Başkanı Trump’ın İran’a karşı konuşmaları gibi sert, hakaret içerikli ve mesnetsiz iddialardan oluşuyor, ama buna rağmen Washington’un İran’a karşı eğilimlerinde pek fazla bir değişiklik göze çarpmıyor. Hatta bu belgede sözde İran tehlikesi ile mücadele için yapılan tavsiyeler de Amerika’nın önceki yönetimlerinin milli güvenlik belgelerinde yaptıkları tavsiyelerden pek farklı olmadığı anlaşılıyor.

Her halükarda Amerika Başkanı Donald Trump’ın agresif psikolojisine göre Amerika’nın yeni milli güvenlik belgesinde Amerikalı vergi mükelleflerinin ödediği paralardan daha fazla paraların askeri ve savunma alanlarına tahsis edilmesine vurgu yapılıyor. Bu çerçevede bundan bir kaç hafta önce de Amerika savunma bakanlığına 700 milyar dolar gibi yüklü bir bütçenin tahsis edilmesi  onaylandı.

Amerika Başkanı Trump geçen sene seçim kampanyaları sırasında beyaz saraya girdiği takdirde Amerikan tarihinin en büyük ordusunu kurma sözü vermişti. Amerikan ordusu hali hazırda bile bütçe artışı olmaksızın dünyanın savunma bütçesinin yarısını tek başına harcıyor ve Amerika federal yönetiminin genel bütçesinde üçüncü paya sahip olduğu anlaşılıyor.

CIA’in eski ajanı Philip Giraldi ise şöyle diyor: bundan önce zaten büyük bütçesi olan orduya daha fazla para vermek ahmaklıktır, özellikle bu karar, Başkanı her türlü dış sorunu çözmek için ordudan yararlanmak için vesvese eder.

Buna karşın Amerikalı şimdiki yetkililere göre Amerika’nın şimdiki ordusu ve ateş gücü bu ülkenin dünyaya askeri açıdan musallat olmasını güvence altına almak üzere yeterli değildir. Bu yüzden önceki yönetimin mali tasarruf programı Trump yönetiminde bir kenara bırakıldı ve ilk adımda da Trump Pentagon’un bütçesini 50 milyar dolar arttırdı. 2018 yılı için ise Pentagon’un bütçesi 700 milyar dolar gibi göz kamaştıran bir seviyeye ulaştı.

Amerika’da orduya daha fazla bütçe tahsis edilmesi, Amerika ekonomisi vatandaşlarının sosyal ve refahla ilgili ihtiyaçlarını karşılamak için zor durumda bulunduğu bir sırada  gerçekleşiyor. Son bir kaç yılda Amerika yönetiminin yoksullara gıda kuponu dağıtmak, işsizlik sigortası ve düşük faizli öğrenci kredileri gibi bazı refah programları askıya alındı. Oysa bu tür progrmaların bir kenara bırakılması, Amerika’nın milli güvenlik belgesinde özellikle içi güvenliğin takviye edilmesi, iktisadi gelişme ve Amerika’nın eskimiş altyapılarının yenilenmesi  gibi belirlenen hedefleri ile açıkça çelişmektedir. Trump da bundan önce bir kaç kez Amerikalı vergi mükelleflerinin 6 trilyon doları Ortadoğu bölgesinde sonuçsuz savaşlara harcanmasını eleştirdi. Ancak buna karşın Trump bizzat Amerika’nın askeri bütçesini hatta Irak ve Afganistan savaşlarının doruk noktasındaki rakamların kat kat üstüne çıkardı. Oysa Pentagon’a tahsis edilen bütçenin küçük bir bölümü sivil ve refah işlerine tahsis edilmesi Amerika’da yoksulların yaşamını değiştirebilir ve yine bu ülkenin eskimi altyapılarının önemli bir bölümünü onarabilir.

Buna karşın Trump ve danışmanları Güç üzerinden barışı korumak olarak adlandırdıkları duruma vurgu yapıyor. Trump ve danışmanları Amerikan ordusunu takviye ederek bu ülkenin düşmanları ve rakiplerine galip gelmeyi ve Amerika’yı eski sovyetler birliği dağıldığı gün gibi dünyanın tek süper gücü yapmayı hayal ediyor. Oysa 21. Yüzyılda ve savaşların mahiyeti değiştiği bir dönemde artık büyük orduları koruma dönemi sona erdiği ve küçük ülkeler de hem konvansiyonel silahlar ve hem siber silahlarla donanmak ve yeni savaş taktiklerini kullanmakla Amerika gibi bir süper gücü zorlayabilecekleri bir dönem başladığı anlaşılıyor.

Bu yüzden Amerika’nın dişine kadar en gelişmiş silahlarla donanmış ordusu Afganistan, Irak ve Suriye gibi ülkelerde ağır hezimete uğradı. Yine Amerika’nın nükleer silahları ve hatta nükleer olmayan en gelişmiş silahları Kuzey Kore, Çin, Rusya veya İran gibi ülkelere karşı hiç bir işe yaramıyor ve Amerika savaş gücünü sergileyerek bu ülkelere en ufak isteğini bile dayatamıyor.