Uyuşturucu madde; sessiz tehdit – 7
Uluslararası uyuşturucu madde kaçakçılığı uzun süredir küresel bir tehdide dönüşmüş bulunuyor.
Burada akla gelen soru, uluslararası kurum ve kuruluşların uyuşturucu madde kaçakçılığından kaynaklanan tehditlere ne gibi tepki verdikleri ve hangi programları sundukları ve sonuçta bu zehirli maddelerin tüm tehlikeli boyutları ile mücadele ettikleridir.
Dünyada uyuşturucu maddelere karşı ilk uluslararası eylem olan ilk konvansiyonun imzalanması üzerinden yüz yılı aşkın bir süre geçiyor. Birinci uluslararası uyuşturucu madde ile mücadele forumu 1909 yılında Çin’in Şanghay kentinde ve aralarında İran’ın da bulunduğu 13 ülkenin katılımı ve afyon ve alkaloidleri ile mücadele çerçevesinde ve uluslararası afyon heyeti ile birlikte kuruldu. Bu heyet uyuşturucu madde üretimi, satışı ve tüketimi konusunda dünya halkını uyardı ve devletlere de egemenlikleri altında olan topraklarda uyuşturucu maddelerin üzerinde sıkı denetim uygulamalarını tavsiye etti.
Uluslararası afyon heyetinin çabaları sonucunda Ocak 1912’de düzenlenen uluslararası bir oturumda afyon üretiminin kontrol altına alınması, tıp alanı dışındaki her türlü tüketimin yasaklanması kararlaştırıldı ve uluslararası afyon konvansiyonu tedvin edildi. Ancak 1914 yılında birinci dünya savaşının başlaması ve bu savaşın etkileri sonucu, uyuşturucu madde üretimi ve kaçakçılığı ve savaşzede ülkelerde tüketimi yeniden artmaya başladı.
Birinci dünya savaşının sona ermesi ve milletler cemiyetinin kurulması ve tüzüğünün tedvin edilmesinden sonra bir kez daha uyuşturucu madde kaçakçılığı ile mücadele için uluslararası yeni bir zemin hazırlandı. 1921 yılında afyon ve diğer uyuşturucu maddelerin kaçakçılığını ele almak üzere yeni bir komisyon kuruldu ve adı da afyon istişare komisyonu oldu.
Bu uygulamaların devamında 1924 yılında İsviçre’nin Cenevre kentinde dünyanın 36 ülkesinin temsilcilerinin katılımi ile uyuşturucu madde üzerine uluslararası bir konferans düzenlendi. Konferansta uyuşturucu maddelerin illegal kaynaklarının bulunması ve uluslararası uyuşturucu madde kaçakçıları ile mücadele için bazı yöntemler gündeme geldi ve yine uyuşturucu madde üretimi, ihracat ve ithalatı hakkında bilgi toplamak üzere yeni bir uluslararası sistem öngörüldü.
1931 yılında Cenevre’de bir başka konferans düzenlendi. Konferans aralarından İran’ın da bulunduğu 54 ülkenin katılımı ile 34 maddede uyuşturucu madde üretimini ve dağıtımını yasaklayan konvansiyonu onayladı.1936 yılında tehlikeli maddelerin illegal kaçakçılığını bastırma konvansiyonu adında yeni bir konvansiyon onayladı.
1961 yılında bazı ülkeler, bundan önceki konferansların, konvansiyonların ve protokollerin sonuçlarını değerlendirmek amacıyla bazı oturumlar düzenledi. Bu oturumlar uyuşturucu madde konvansiyonu ile sonuçlandı ve konu ile ilgili işleri kolaylaştırmak üzere uluslararası uyuşturucu maddeleri kontrol etme heyeti de kuruldu.
1971 yılında Viyana’da sentetik uyuşturucu maddelerin konvansiyonu imzalandı. Bu konvansiyonu dünyada kullanılan ve 1961 yılında imzalanan konvansiyonun kapsamı alanına girmeyen yeni sentetik uyuşturucu maddeleri kapsıyordu.
1988 yılında bu alanda önemli bir adım daha atıldı ve geleneksel ve sentetik uyuşturucu maddelerin kaçakçılığı ile mücadele konvansiyonu imzalandı. Bu konvansiyon uyuşturucu madde ve organize suçlarla mücadele için uluslararası işbirliği bağlamında en önemli konvansiyon sayılıyor.
Gerçekte tüm bu uygulamalar, uyuşturucu maddelerin dünyada tüm milletlerin sorunu olduğunu ve tüm ülkeler kültürel, dini, sosyal ve siyasi yapıları bakımından farklılıklarına rağmen bu sorunla uğraştığını gösteriyor. Bu sorunla mücadele etmek için BM tarafından hazırlanan ve onaylanan bir dizi anlaşma ve konvansiyonun gözetlediği uluslararası bir denetim sistemi faaliyet yürütüyor. Bu doğrultuda BM uyuşturucu madde kaçakçılığı ile uluslararası düzeyde yürütülen çabaları koordineli hale getirmek, dünyada uyuşturucu madde tüketiminin zararlarını önlemek, uyuşturucu madde üretimi, dağıtımı ve ancak ilaç amaçlı kullanılmasını gözetlemek, imzalanan uluslararası anlaşmaların ve konvansiyonların uygulanmasını denetlemek için bazı kurumları kurmuştur.
Bu kurumların arasında BM’nin kontrol ve gözetim görevlerini yürüten kurumların bu teşkilatın hazırladığı uluslararası anlaşmaların ve konvansiyonların maddelerinin uygulanmasını denetleyen ve gözetleyen en önemli kurumlardır. BM’nin bu kurumları uluslararası düzeyde uyuşturucu maddeleri kontrol altına almak ve uyuşturucu maddelerin üretimini, tüketimini ve kaçakçılığını gözetlemek ve uyuşturucu maddeleri kontrol altına almayı amaçlayan uluslararası anlaşmaların uygulanmasını takip etmekle görevlidir ve aynı zamanda uyuşturucu maddelerin hakkındaki bilgilerin merkezi sayılır.
Bu kurumlara BM uyuşturucu madde ve suçlarla mücadele bürosunu örnek vermek mümkün. Kısaca UNODC adı ile anılan bu büro 1997 yılında ve dünyada uyuşturucu maddeleri kontrol etmek, suçları önlemek ve terörle mücadele etmek için kuruldu.
BM’nin uyuşturucu maddeleri gözetleyen ve kontrol eden esas kurumlarının yanında bu teşkilata bağlı bazı uzmanlık kurumları ve müesseseleri de uluslararası uyuşturucu madde konvansiyonlarını gözetleme, koordine etme ve uygulama alanlarında faaliyet yürütüyor. İkinci derecede yer alan bu kurumların en önemlisi, dünya genelinde uyuşturucu madde bağımlılığını azaltmak ve sağlığı geliştirmek gibi hedeflerin doğrultusunda faaliyet yürüten dünya sağlık örgütüdür. Uluslararası polis teşkilatı interpol, ülkelerin iç yasaları çerçevelerinde polis teşkilatları arasında güvenlik işbirliğini geliştirmek için kurulan bir başka uluslararası kurumdur. İnterpolun görevlerinden biri, her ülkede uyuşturucu madde ile mücadele eden güçlerin mücadele kabiliyetini geliştirmek ve kaçakçıların, çeteleri ve uluslararası mafyanın hakkında bilgi alış verişini sağlamak ve uluslararası suçları önlemektir.
Hali hazırda dünyanın tüm ülkeleri uyuşturucu madde afeti ile karşı karşıyadır. Bu tehlikeli zehirli maddelerin olumsuz sonuçları devletleri kendi şartlarına göre uluslararası konvansiyonlarla uyumlu hale getirmeye ve uluslararası uyuşturucu madde kaçakçılığı ve bu zehirli maddelerin dağıtımı ve tüketimi ile mücadelede programlarını geliştirmeye yöneltmiştir. Bu doğrultuda bir çok ülkede uyuşturucu madde ile mücadele için özel kurumlar kurulmuştur.
Uyuşturucu maddelerin hakkında onaylanan uluslararası konvansiyonlar ve BM ve bağlı kurumlarının programları üye ülkeleri uyuşturucu madde kaçakçılığı, bağımlılığı ve ticareti ile mücadeleye doğru yönlendiriyor. Bu doğrultuda 1990 yılında onaylanan BM küresel eylem programı üye ülkelerden uyuşturucu madde ve olumsuz tesirleri ile mücadelede daha fazla ciddi hareket etmelerini ve uluslararası işbirliği yaparak bu küresel sorunla mücadeleyi takviye etmelerini istiyor.
BM’nin hazırladığı küresel eylem programı üye ülkelerin ve uluslararası kurum ve kuruluşların işbirliği yaparak uyuşturucu madde ile mücadele doğrultusunda hazırlanan milli ve uluslararası programları zamanında uygulamalarına uygun zemin oluşturuyor ve yine uygun stratejiler sunuyor. Ancak sarfedilen tüm bu çabalara rağmen dünya ülkelerinin milli düzeyde en önemli sorunu, uyuşturucu madde tüketimine yönelik artan talep ve uyuşturucu maddelerin uluslararası düzeyde kaçak ediliyor olmasıdır.
Aslında uyuşturucu madde kaçakçılığının getirdiği büyük kazanç, uluslararası kaçakçılık çetelerinin karteller ve mafya ile işbirliği yapmak ve bazı devletlerden gizli destek almakla daha gönlü rahat bir şekilde bu kirli ticareti yürütmelerine sebebiyet veriyor. Nitekim uluslararası düzeyde de en büyük iktisadi yatırımcıların geleneksel ve sentetik uyuşturucu maddelerin üzerinde yatırım yaptıkları gözleniyor. Maalesef veriler ve raporlar da uluslararası konvansiyonların, milli ve uluslararası düzeyde sarf edilen çabaların uyuşturucu maddelerin kontrol altına alınmasında yeterli olmadığını ve bir çok ülkede uyuşturucu madde kaçakçılığı ile yürütülen ciddi mücadelenin de bu şom fenomeni engellemeye yetmediğini gösteriyor.
Günümüzde uyuşturucu madde ticareti kartellerin, suç çeteleri ve mafyanın eline düşmüş bulunuyor ve üretici ülkelerden transit ülkelere ve söz konusu uluslararası mafya çeteleri ve kartellerin çıkarlarını birbirine düğümlediği ve dünyanın en büyük kazanç sağlayan ticareti haline geldiği anlaşılıyor. Bu yüzden uyuşturucu madde ile mücadele için onaylanan uluslararası konvansiyonların yeniden gözden geçirilmesi, dünyanın tüm ülkelerinin bu konvansiyonlara üye olmalarına elzem getirilmesi ve bu konvansiyonları ihlal eden ülkelerin tehdit edilmesi ve yaptırım uygulanması, ayrıca tüm ülkelerin ve uluslararası kurum ve kuruluşların hukuki ve yargı bakımından da işbirliği yapmaları ve uyuşturucu madde ile mücadelede dengeli ve koordineli bir strateji izlemeleri, dünya genelinde uyuşturucu madde ile mücadelede gözetilmesi gereken başlıklardır.
BM uyuşturucu madde ve suçla mücadele bürosu, uyuşturucu madde afeti ile uluslararası düzeyde mücadele etmek gerektiğini, BM uyuşturucu madde konvoylarının transit olarak geçtiği ülkeleri donatmak istediğini belirtiyor. Bu doğrultuda bu büro İran’da bir temsilcilik açtı. Gerçekte İran’ın uyuşturucu madde transiti konusunda stratejik konumu, İran’da bu zehirli madde ile mücadele bir yıl durdurulduğu takdirde Britanya, Fransa ve İtalya’nın dört yıllık uyuşturucu madde tüketimi İran’dan Avrupa kıtasına ulaşacak kadar önemlidir.
Her halükarda uyuşturucu madde kaçakçılığı ile mücadele, değil İran, hiç bir ülke tek başına yürütebileceği bir iş değildir ve ciddi ve güçlü bir uluslararası işbirliğini gerektirir. Devletler de bu mücadelede temel rolü ifa edebileceği kesin gerçektir.