Ruhani ile Macron'un telefon görüşmesi; Avrupa'ya KOEP için kısıtlı fırsat
-
Macron-Ruhani
ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilme kararının ardından nükleer anlaşmaya taraf olan Avupalı ülkelerin Tahran'ı nükleer anlaşmada tutmaya ikna çabaları tırmandı.
ABD Başkanı Donald Trump Salı günü bu ülkenin nükleer anlaşmadan çıkma ve İran'a yönelik yaptırımların geri getirilmesi talimatını verdi. Bu kararın ardından Avrupalı ülkeler bu uluslararası anlaşmanın bozulmaması amacıyla Tahran ile temaslarını arttırdılar.
İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Trump'ın nükleer anlaşmadan çıkması ve yaptığı konuşmasının ardından hemen canlı yayında bir konuşma yaparak, Avrupalı ülkelerin İran'ın nükleer anlaşmadaki çıkar ve menfaatlerinin korunması yönünde birkaç hafta içinde güvence vermemeleri halinde Tahran'ın kendi nihai kararını ilan edeceği uyarısında bulunup, ardından bu istişareler başladı.
İran'ın kararlı pozisyonunun ardından Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile dün telefonla yaptığı görüşmede nükleer anlaşmanın korunmasına vurgu yaptı.
Macron görüşmede, ABD Başkanı Trump’ın aldığı kararın Amerika’da bile tezat oluşturduğunu ifade ederek, KOEP’in çerçevesinin korunması ve tüm tarafların taahhütlerine bağlı kalmasına vurgu yapıp, Avrupa’nın birlik içinde KOEP’in kalıcılığı ve korunması için çaba harcayacağını söyledi.
İşbirliğinin arttırılması ile KOEP ötesi faaliyetler içinde planlama yapılabileceğini ifade eden Macron, İran ve Avrupa’nın geniş işbirliğinin bölgesel barış ve istikrarın güçlenmesi için önemli olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani de Macron ile telefon görüşmesinde nükleer anlaşmaya taraf 3 Avrupalı ülkeye hitaben sarih ve net biçimde, nükleer anlaşma KOEP’in korunması ve taahhütleri ile ilgili kesin tutum ilan etmek için Avrupa’nın kısıtlı süresi olduğunu belirterek, İran’ın KOEP çerçevesindeki menfaatlerinin açık şekilde belirlenip, garanti edilmesi gerektiğini söyledi.
Bu açık ve şeffaf pozisyonun sadece Avrupalılar'ın ilan ettikleri politika çerçevesinde anlam bulmuyor, Avrupalılar'ın kendi firmalarının İran'daki projelere yatırım faaliyetleri, bankacılık ilişkileri ve petrol satışının sürmesi için gereken güvenceyi ABD'nin yaptırımları yeniden getirme kararına karşı vermeleri gerekiyor.
Aslında nükleer anlaşma, İran petrolünün sorunsuz şekilde satılması, tüm yaptırımların kaldırılması, büyük Avrupalı bankaların İran ile ilişki kurup, iş tutması ve İran'daki yatırımların garanti edilmesi anlamına gelmektedir, bunlar eğer gerçekleşmezse artık nükleer anlaşmanın pratikte bir anlamı kalmayacak. Bu nedenle İran Cumhurbaşkanı sarih biçimde Avrupalı üç ülke ile sadece birkaç hafta sürecek istişarelerin ardından İran ile sözleşme yapan ve yatırımcı yabancı firmaların ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesine karşı kararını sarih ve şeffaf biçimde ilan etmesi gerektiğini vurguladı.
ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesiyle, Batı'ya güvensizlik daha da arttı. BM Güvenlik Konseyi tarafından onaylanan nükleer anlaşmadan ABD'de çekilerek, bir kez daha güvenilmez taraf olduğunu ortaya koymuş oldu.
ABD'nin nükleer anlaşmaya karşı yaklaşımı ve ihlalleri, anlaşmaya taraf olan Avrupalıları zor bir sınavla karşı karşıya bırakmıştır Acaba Avrupa hala ABD'nin politikasına ayak uyduruyor mu yoksa ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilme kararına karşı bağımsız olarak karar verebiliyor mu? işte bu sorunun cevabı için Avrupa'ya verilen süreyi beklemek gerekiyor.
Nükleer anlaşmaya taraf olan Avrupalı ülkeler ve AB, söylem olarak nükleer anlaşmayı desteklediklerini ve korunmasından yana olduklarını belirtseler de, İran için nükleer anlaşma, ABD'nin çekilmesine rağmen anlaşmanın ekonomik menfaatlerinden tam olarak yararlanabilmesi halinde önem arz eder.
"Faydasız nükleer anlaşma" İran için bir anlamı yok, gelinen noktada Avrupalılar ülkelerden küresel arenada bağımsız hareket etmeleri bekleniyor.
Bu çerçevede İslam İnkılabı Rehberi dün binlerce öğrenci ve öğretmene hitaben yaptığı konuşmada, 3 Avrupalı ülkeyle nükleer anlaşmayı sürdürme konusunda şu beyanatta bulundu: Ben bu üç ülkeye de güvenmiyorum, bunlara güvenmeyiniz diyorum. Bir anlaşma yapmak istiyorsanız eğer önce pratik ve gerçek güvence vermeliler, yoksa bunlar da yarın ABD'nin bugün yaptığının aynını farklı şekilde yapacaklar.