İran’ın terörle mücadelesi ve İsrail’in kaygısı
https://parstoday.ir/tr/news/iran-i112772-İran’ın_terörle_mücadelesi_ve_İsrail’in_kaygısı
Amerika ve korsan İsrail rejimlerinin üst düzey yetkilileri sürekli İran’ın Suriye’deki varlığından bir tehdit şeklinde söz ediyor. Gerçekte Amerika ve siyonist rejim İsrail’in bu tutumu, Amerika, İsrail ve Arabistan’dan oluşan şer ekseninin bölgesel politikalarını stratejik işbirliği çerçevesinde izledikleri tutumdur.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Haziran 19, 2018 01:28 Europe/Istanbul
  • İran’ın terörle mücadelesi ve İsrail’in kaygısı

Amerika ve korsan İsrail rejimlerinin üst düzey yetkilileri sürekli İran’ın Suriye’deki varlığından bir tehdit şeklinde söz ediyor. Gerçekte Amerika ve siyonist rejim İsrail’in bu tutumu, Amerika, İsrail ve Arabistan’dan oluşan şer ekseninin bölgesel politikalarını stratejik işbirliği çerçevesinde izledikleri tutumdur.

Amerika Başkanı Donald Trump’ın milli güvenlik eski danışmanı Mc. Master, İran İslam Cumhuriyeti’nin korsan İsrail’e yönelik tehdit oluşturması hakkında şöyle diyor: Şu anda karşı karşıya bulunduğumuz durum, İran için vekalet savaşı yürüten güçlerin İsrail sınırları boyunca varlığıdır.
Öte yandan korsan İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu da geçenlerde Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron’la görüşmesinde yaptığı açıklamada, Tel Aviv'in Suriye’ye yönelik tutumunu değiştirdiğini ve İran’ın Suriye’deki her türlü faaliyetlerini hedef olarak telakki edeceklerini belirtti.
Bu bağlamda yapılan en yeni açıklamada, korsan İsrail’de yayımlanan Jerusalem Post gazetesinin siyonist Başbakanı Netanyahu’dan naklen şu ifadelere yer verdi: Biz İran’ın Suriye’de askeri varlığını takviye etme çabalarını ve İran için vekaleten savaşan güçleri, ister Suriye içinde ister İsrail sınırları yakınında önlemek için hareket edeceğiz.
Siyonist rejim elebaşılarının bu tür açıklamaları, Şam yönetiminin üst düzey yetkilileri şimdiye kadar birçok kez Tel Aviv'in, İran’ın Suriye’deki askeri varlığı ile ilgili iddialarını reddettiği ve İran İslam Cumhuriyeti yetkililerinin de şimdiye dek birçok kez Suriye’de Şam yönetiminin üst düzey yetkililerinin resmi talepleri üzerine ve teröristlerle mücadele çerçevesinde askeri müsteşar düzeyinde bulunduklarını açıkladıkları halde ileri sürülüyor.
Gerçi bölgede ve özellikle Irak ve Suriye’de tekfirci terör örgütlerinin büyük bir bölümü ,Irak ve Suriye silahlı kuvvetleri, halk güçlerinin çabaları, İran İslam Cumhuriyeti ve Rusya federasyonunun çok yönlü destekleri ve güçlü bir işbirliği sayesinde yok edildi, fakat yine de bölgede tüm güvensizlik kaynaklarının kurutulması için uzun bir yolun kat edilmesi gerekiyor.
Gerçekte bölgede terörün tamamen yok edilmesi için terörün türemesi, beslenmesi ve yayılması gibi alanlarda etkili olan tüm etkenleri doğru biçimde tanımak gerekir. İran ise bölgede şimdiki hassas şartları doğru biçimde idrak ederek, tüm dikkatini bölgenin en önemli güvenlik sorunu, yani terör üzerinde odaklamış bulunuyor. Bu tutum hiç kuşkusuz hem bölgenin ve hem tüm dünyanın güvenliği için olumlu ve yapıcı getirileri olduğu anlaşılıyor.
 Nitekim bu yüzden Amerika, korsan İsrail ve Suud rejiminden oluşan bölgenin ve dünyanın şer ekseni İran İslam Cumhuriyeti’nin başarılarından derin kaygı duymaya başladığı anlaşılıyor, zira şer ekseninde yer alan bu üç rejim bölgede terörün tamamen yok edilmesi ve İslam dünyasında birlik ve beraberliğin sağlanması durumunda artık Amerika’nın bölgeye dayatmak istediği siyasi ve güvenlik tertibatına asla yer olamayacağını çok iyi biliyor. 
Nitekim siyonist rejim Başbakanı Netanyahu’nun da açıklamaları ve davranışları, yaralanan ve hayatta kalabilmek için didinen bir kurta benziyor. Buna göre bu şer ekseninin son dönemde art arda bozguna uğramasından sonra bu hezimetlerin mevcut boşlukları doldurmak için bir dizi yeni husumetlere ve bölgesel gerginliklere kaynaklık edebileceğini göz önünde bulundurmak gerekir.
İran savunma Bakanı General Emir Hatemi geçen Nisan ayında Moskova’da düzenlenen 7. uluslararası Moskova güvenlik konferansında yaptığı konuşmada, uluslararası güvenliğe çıkarcı yaklaşımlar ve güç ve tekelci politikaların izlenmesi, terörün türemesi ve gelişmesine uygun zemin oluşturduğunu belirtti.
Kuşkusuz bu durumda bir çok etkenin etkili olduğunu da söyleyebiliriz. Amerika’nın başını çektiği sözde IŞİD karşıtı ittifakın IŞİD ile mücadele yerine bu örgütü yönetmesi, korsan İsrail’in Gazze şeridinde işlediği korkunç cinayetlerin desteklenmesi, ABD büyükelçiliğinin Tel Aviv'den Kudüs’e taşınması, Suud rejimi ve başını çektiği ittifakın mazlum Yemen milletini kana bulaması, hepsi bölgenin güvenliğini ciddi boyutlarda tehdit eden etkenlerdir.
İran İslam Cumhuriyeti ortak tehditlerle karşı etkili mücadele ve bölgede kalıcı istikrar ve güvenliğin sağlanması için bölge ülkelerinin iktisadi, siyasi ve kültürel ortaklıklar ve bağların temelinde birlikte hareket etmeleri ve bölge güvenliğini kendilerinin temin etmeleri gerektiğini savunuyor./