İran'ın ABD'nin insan kaçakçılığı raporuna tepkisi
ABD Dışişleri Bakanlığı insan kaçakçılığı başlıklı yeni yıllık raporunda, bir kez daha İran İslam Cumhuriyeti aleyhinde temelsiz ve gerçek dışı suçlamalarda bulundu.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Kasımi; ABD'nin müdahaleci politikalarının dünyada insan kaçakçılığı yapan şebekelerin yayılmasına yol açtığını belirtti.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi dün, İran’a yönelik insan kaçakçılığıyla ilgili yöneltilen suçlamalara tepki gösterdi.
Kasımi; geçersiz bilgi ve kaynaklara istinaden İran İslam Cumhuriyeti başta olmak üzere ülkelere yönelik insan kaçakçılığıyla ilgili temelsiz ve mesnetsiz ithamlara yer verilen bu art niyetli, tarafgir ve siyasi raporun reddedildiğini vurguladı.
Kasımi; ABD yönetiminin bu tür girişimlerle, dünya kamuoyunu Batı Asya ve Afrika başta olmak üzere dünya genelinde ciddi şekilde organize şekilde insan kaçakçılığı yapan örgütlerin kurulup, yayılmasına zemin sağlayan müdahaleci ve istikrarsızlaştırıcı politikalarından saptırmaya çalıştığını kaydetti. Uluslararası camianın kadın ve çocuk kaçakçılığı başta olmak üzere insan kaçakçılığıyla artan endişelerine dikkat çeken Kasımi, insan kaçakçılığı gibi konularda ülkeleri sıralandırmak ve bağımsız ülkeler aleyhinde tek taraflı ve art niyetli raporlar hazırlamak gibi tek taraflı girişimlerin uluslararası kurallara aykırı olduğu gibi, bu suçlarla mücadele eden ülkelerin uluslararası işbirliği ve çabalarını zayıflattığını, bu nedenle ABD yönetiminin kendi yaptıkları için hesap vermesi gerektiğini belirtti.
ABD'nin 2018 İnsan Kaçakçılığı Raporu'nda, İran, Kuzey Kore, Nepal, Somali, Güney Sudan, Yemen ve insan kaçakçılığıyla mücadele sıralamasında en düşük seviye sayılan üçüncü düzeydeki diğer bazı ülkelerin yanına alınmıştır.
Bu raporun bir bölümünde şöyle iddia ediliyor: "İran hükümeti, insan kaçakçılığını yok etmek için minimum standartlara uymuş değil ve bu iş için kayda değer bir şey yapmamış. Bu nedenle, İran üçüncü seviyede kaldı."
İran İslam Cumhuriyeti, İslam öğretilerine göre insan kerameti ve onuruna destek konusunda en gelişmiş anayasalardan birine sahipken ABD, İran aleyhinde temelsiz suçlamalarda bulunmaya devam ediyor.
İran İslam Cumhuriyeti yıllar önce, insan kaçakçılığıyla mücadele için yasalar çıkaran ülkelerden biri sayılıyor.
İran İslam Cumhuriyeti Anayasasının 156. maddesinde sarih biçimde suçun önlenmesine vurgu yapılmıştır ki bu da İran'ın insan kaçakçılığı gibi suçlarla mücadeleye ne kadar önem verdiğini yansıtıyor.
İran, insan kaçakçılığıyla mücadele kanununu onaylayarak, bu insanlık dışı olguyla mücadele için uluslararası camia ile birlikte ciddi girişimlerde bulunmuştur. Bu doğrultuda Afganistan vatandaşları başta olmak üzere göçmenlere yardım ve teveccühü defalarca BM ve Avrupalı örgütler tarafından takdir edilmiştir.
BM Mülteciler Yüksek Komiserliği Temsilcisi Sivanka Danapala bu bağlamda şöyle diyor: "İran İslam Cumhuriyeti, dini öğretilerden kaynaklanan insani ve barışçıl ruhuyla her daim uluslararası anlaşmaların ötesinde göçmenlere hizmet etmiştir."
Kuşkusuz, insan kaçakçılığı, uluslararası arenadaki üzücü olaylardan biri sayılıyor ve bununla mücadele edilmesi gerekiyor. Raporlar, yaklaşık 3 milyon kaçak göçmenin yarısının nihai ereğinin ABD ve Avrupa olduğunu gösteriyor.
İnsan kaçakçılığı araştırmalarıyla tanınan NHPTRC araştırma merkezi de bu konuyu doğrulamıştır.
Ancak, ABD'nin bu tür raporlardan amacı, başka ülkelere karşı propaganda yapmaktır. İran İslam Cumhuriyeti de ABD'nin propagandasının merkezinde her daim yer almıştır.
Kuşkusuz, insan kaçakçılığının esas kaynak ve nedeni, ABD ve müttefiklerinin birçoğunda müdahalesi olduğu tek taraflı politikalar, savaşlar, ırk temizliği, terörizm ve radikalizmdir.