Avrupa’nın Bercam nükleer anlaşmasını koruma çabası
Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, İran ve 5+1 grubu arasında imzalanan Bercam nükleer anlaşmasının korunması için birlikte hareket etme zarureti konusunda uluslararası konsensüs söz konusu olduğunu açıkladı.
Singapur’da 51. ASEAN Dışişleri Bakanları zirvesine katıldıktan sonra yurda dönen Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ayrıca Avrupa Birliği Dış Politika Sorumlusu Federica Mogherini ile görüşmesine işaret ederek, iki taraf bu görüşmede Avrupa Birliği AB ve diğer tarafların İran İslam Cumhuriyeti ve İran milletinin Bercam nükleer anlaşmasının iktisadi menfaatlerinden yararlanmalarını güvence altına alma yollarının detaylarını ele aldıklarını ifade etti.
Avrupa Birliği Dış Politika Sorumlusu Federica Mogherini de Cuma günü Singapur’un Naniang üniversitesinde yaptığı konuşmasında şu ifadelere yer verdi: Biz AB olarak dünya genelinde uluslararası ortaklarımızla işbirliği yaparak İran İslam Cumhuriyeti ile yasal ticaretin devam etmesini sağlamaya çalışıyoruz. Biz bunu yapıyoruz, zira bu anlaşma, yani Bercam nükleer anlaşması hepimizin toplu güvenliği ve AB’nin güvenliği için faydalıdır.
Avrupa Birliği Dış Politika Sorumlusu Mogherini konuşmasının devamında bir kez daha uluslararası anlaşmalar imzalandıktan sonra herkesçe saygı ile karşılanması gerektiğini vurguladı.
Gerçekte Avrupa Birliği Dış Politika Sorumlusu Mogherini’nin bu sözleri Bercam nükleer anlaşmasının korunması AB için büyük önem arzettiğini ortaya koyuyor. Nitekim bu anlaşmayı korumak, bir nevi Avrupa’nın Bercam nükleer anlaşması ile sonuçlanan müzakere sürecinde ve uluslararası bir anlaşmaya varma alanında siyasi itibar ve haysiyetini koruma anlamına geliyor.
Şimdi ise Avrupa’nın ağır topları olan Britanya, Almanya ve Fransa’dan oluşan AB troykası izledikleri diplomatik stratejileri Amerika yönetiminin Bercam nükleer anlaşmasından tek taraflı ve illegal bir şekilde çekilmesinden kaynaklanan sorunu başarılı bir şekilde aşmasını umuyor. Gerçi bu durum biraz zor gibi gözüküyor, zira Avrupa Birliği Dış Politika Sorumlusu Mogherini’nin tabiri ile ABD’nın güçlü iktisadi baskı araçları karşılarında bulunuyor, fakat öbür yandan da AB’nin uluslararası arenalarda haysiyetinin söz konusu olduğu gözleniyor ve bu yüzden Bercam nükleer anlaşmasını olduğu gibi korumak AB açısından hem önemli olduğu hem de prestij meselesi olduğu anlaşılıyor.
Bu çerçevede Almanya’nın Dışişleri eski Bakanı Zigmar Gabrial şöyle diyor: Biz Bercam nükleer anlaşmasını onu tahrip edecek her türlü etkene karşı korumak istiyoruz, zira bu anlaşmanın bozulması dünyanın geriye kalan kısmına çok tehlikeli bir mesaj olacaktır.
Gerçekte Avrupa, Bercam nükleer anlaşması için başka hiç bir alternatif bulunmadığını çok iyi biliyor. İktisadi açıdan bakınca da Avrupa ülkeleri Bercam nükleer anlaşması yürürlüğe girdikten sonra yeniden İran İslam Cumhuriyeti ile ticari ilişkilerini kurarak bu ilişkilerden en iyi seviyede yararlanmaya başladıkları anlaşılıyor.
Kuşkusuz Avrupa Bercam nükleer anlaşmasına İran ile birlikte devam etmek için çok zor bir yolu izlemesi gerekiyor. Ancak tüm bu zorluklara rağmen ABD’nin baskılarına karşı direnmesinin de ne denli değerli olduğunu çok iyi biliyor.
Ancak bu arada şunu de unutmamak gerekir ki İran İslam Cumhuriyeti’nin sabrının da belli bir sınırı vardır ve ebediyen devam etmeyeceği açıkça ortadadır. Buna göre bu sürecin değerlendirilmesinde iki nokta büyük önem arzediyor. İlk nokta, Avrupalı tarafların Amerika’sız Bercam’ın uygulanması konusunda İran İslam Cumhuriyeti’ne güçlü, net ve şeffaf güvenceler vermeleridir. İkinci nokta ise zaman etkenini gözetlemektir, ki burada hem şimdiki müzakerelerin süresi ve hem de Avrupa’nın yükümlülüklerini kesin olarak hangi tarihe kadar yerine getireceği önem arzetmektedir.
Her halükarda İran İslam Cumhuriyeti’nin bazı iktisadi faaliyetleri AB ile yürütülen müzakerelerin sonucunu beklemektedir. Hal böyleyken Avrupa Birliği Dış Politika Sorumlusu Mogherini’nin bu son açıklaması iki yönlü bir açıklama olabilir, şöyle ki bir tarafta Avrupa’nın İran İslam Cumhuriyeti ile kesin olarak işbirliğini sürdüreceği söz konusu olabilir, ancak öbür tarafta da mesele Avrupa’nın yeniden Amerika’ya ayak uydurmasıdır, ki bu da İran ile işbirliği yapmak konusunda zamanı boşa harcamış olmak demektir. Ancak hiç kuşkusuz bu ikinci seçenek asla Avrupa’nın yararına olmayacaktır.