ABD’nin yaptırım bağımlılığının sonuçları
Amerika devleti savaş hayranlığının yanında bir de son zamanlarda yaptırım bağımlısı olmakla ün yapmaya başladı. Nitekim uzmanlara göre dünyada pek az ülke Amerika kadar başkalarına yaptırım uyguluyor.
Amerika’da bu ülkenin başka ülkelere karşı dayattığı yaptırımları uygulamak ve gözetlemekle yükümlü olan ABD Hazine Bakanlığı’nın resmi sitesine bakıldığında 28 ayrı yaptırım ortaya çıkıyor. Bu yaptırımların bazıları doğrudan Beyaz Rusya, Burundi, Merkezi Afrika, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, İran İslam Cumhuriyeti, Libya, Kuzey Kore, Somali, Sudan, Suriye ve Zimbabve gibi ülkelere dayatılıyor. Bazı yaptırımlar ise Balkan ülkeleri, Irak, Lübnan, Güney Sudan, Rusya federasyonu, Ukrayna, Venezüella ve Yemen gibi ülkelerle ilgilidir. Bu arada terör, uyuşturucu madde ticareti, siber saldırı, kitle imha silahlarının yayılmasının önlenmesi, uluslararası suç örgütleri gibi durumlara yönelik yaptırımlar ise dünya çapında geniş bir alanı kapsıyor.
Gerçekte Amerika devletinin başkalarına yaptırım uygulama hevesi, bazı çevrelerin ve uzmanların Amerika’dan yaptırım bağımlısı bir devlet şeklinde söz edecek kadar şiddetli olduğu gözleniyor.
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif geçenlerde CNN kanalına verdiği mülakatta Amerika devleti, adı yaptırım bağımlılığı olan bir hastalığa yakalandığına inandığını belirtti.
Kuşkusuz Amerika devletinin bu hastalığının sonuçları sadece Amerikalı iktisadi ve ticari aktivistleri ve hedef ülkeleri etkilemiyor, aynı zamanda hemen hemen tüm dünyayı olumsuz yönde etkiliyor.
Yaptırım uygulamak, özellikle ticari ve iktisadi alanlarda tarihte derin mazisi olan bir uygulamadır ve bir çok zorba devlet hedeflerine ulaşabilmek için bu silahı kullanır.
Buna karşın Amerika’nın yaptırım bağımlılığı hastalığına daha derin ve daha tehlikeli boyut kazandıran şey, Washington yönetiminin başka ülkelere karşı ikincil yaptırımları uygulamasıdır. Bu yönteme göre Amerika, Hazine Bakanlığı’nın yaptırım listesinde yer almayan ülkelerin kamu ve özel sektörlerine de yaptırım uyguluyor. Örneğin Amerika’nın Bercam nükleer anlaşmasından çekildikten sonra İran’a yeniden uygulanan yaptırımlar İran ile ticaret yapan tüm ülkeleri tehdit ediyor.
Amerika’nın şimdiki yönetimi bu ülkenin önceki yönetiminin imzaladığı anlaşmadan hoşnut olmadığını bahane ederek yaptırım politikalarını neredeyse tüm dünyaya yaymak istiyor. Amerika devletine göre dünya Washington’un dayattığı yaptırımlara uyması gerekiyor, yoksa onlar da cezalandırılacak, diyor. Bir başka ifade ile Amerika birincil ve ikincil yaptırımları ile kendi isteklerini ve ABD kongresinin İran’a dayattığı yaptırımlarını dünyanın tüm ülkelerine dayatmak ve uygulatmak istiyor.
Oysa Amerika devletinin yaptırım bağımlılığı hastalığının şiddetlenmesi sadece dünya genelinde ticaret alanında serbest ticaretin temel ilkelerini tehdit etmekle kalmıyor, aynı zamanda bağımsız ülkelerin milli egemenliklerini ve bağımsızlıklarını da ciddi bir şekilde tehdit ediyor.
Nitekim bu yüzden ABD Başkanı Donald Trump ve danışmanlarının beklentisinin aksine Washington’un İran’a karşı illegal ve tek yanlı yaptırımları yeniden dayatması uluslararası camianın ve hatta Amerika’nın en yakın müttefiklerinin ciddi muhalefeti ile karşılaştı.
Görünen o ki bugün uluslararası camia artık Amerika’nın yaptırım bağımlılığı hastalığının küresel ticaret ve ekonomi ve ayrıca siyasi – güvenlik ilişkileri olumsuz yönde etkilemeye başladığını farketmeye başladı.