İran’ın savunma kazanımları ve başarıları
https://parstoday.ir/tr/news/iran-i118154-İran’ın_savunma_kazanımları_ve_başarıları
Irak’ın despot lideri Saddam Hüseyin 22 Eylül 1980 tarihinde çok sayıda Arap ve Batılı devletin destekleri ile İran İslam Cumhuriyeti topraklarına karşı geniş çaplı saldırı başlattı.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Eylül 22, 2018 05:51 Europe/Istanbul
  • İran’ın savunma kazanımları ve başarıları

Irak’ın despot lideri Saddam Hüseyin 22 Eylül 1980 tarihinde çok sayıda Arap ve Batılı devletin destekleri ile İran İslam Cumhuriyeti topraklarına karşı geniş çaplı saldırı başlattı.

Gerçekte Saddam’ın amacı kendince İran İslam Cumhuriyeti’ni devirmek veya en azından İran topraklarının bir parçasını bölmekti.  Ancak bu hedeflere kısa sürede ulaşmayı hayal eden Saddam ordusu işin ta başında İran’ın inkılapçı ve cesur milleti ve mücahit askerleri ve ordusunun güçlü savunma seddi ile karşılaştı ve böylece Saddam’ın bir iki hafta süreceğini zannettiği savaş tam sekiz yıl sürdü.

 

Gerçi İran milleti vahdeti, güçlü imanı ve silahşör askerleri ve mücahitlerinin fedakarlıkları ile düşmanın saldırısın püskürttü, fakat nizamın önde gelen yetkilileri ve üst düzey askeri komutanlarının en önemli kaygılarından biri bu savaşta Saddam ordusuna karşı koymak için silah, mühimmat ve askeri teçhizatın yetersizliğiydi. Oysa Saddam rejimi Batılı devletlerin ürettiği her türlü gelişmiş silahlara ve hatta kimyasal silahlara sahipti, fakat İran hatta dikenli tel satın almakta sıkıntı çekmekteydi.

 

İşte bu yüzden nizamın önde gelen yetkilileri İranlı yükümlü ve inkılapçı uzmanları ile birlikte ülkenin askeri ve savunma sanayiini İSK’nın ihtiyaçlarına göre ve dış bağımlı olmaksızın gelecekte muhtemel saldırıya karşı koymak için geliştirmeye karar verdiler. Bir başka ifade ile bugün İSK’nın kullandığı askeri teçhizat tamamen savunma sanayilerinde üretilmekte ve tamamen savunma amaçlı sayılır.

 

 

Gerçi Saddam rejimi İran topraklarına saldırdığı ilk günden itibaren askeri sanayiinin yeniden yapılandırma süreci başladı, ama savaşın sona ermesi ile birlikte bu süreç daha büyük bir ivme kazandı.

İran İslam Cumhuriyeti anayasasına göre rehberin komutası altında bulunan kara, hava ve deniz kuvvetleri İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin hiyadeti ve destekleri ile savunma sanayii alanında büyük ilerlemelere ve gelişmelere imza attı, öyle ki şimdi Global Fire Power adlı muteber askeri müessesenin tahminlerine göre İran İslam Cumhuriyeti silahlı kuvvetlerin dünya orduları arasında 13. sırada yer almaktadır.

 

Kara kuvvetler, her savaşta en etkili ve en önemli kuvvettir, zira savaşların nihai kaderi yerde ve askeri sahada belirlenir. İran İslam Cumhuriyeti Saddam rejiminin dayattığı savaştan sonra kara kuvvetlerinin askeri ve harp eğitimini geliştirmeye paralel olarak kara kuvvetlerinin kullandığı çeşitli silahların ve askeri teçhizatın imalatına başladı. Bu çerçevede şimdiye kadar çeşitli keskin nişancı silahı ve diğer bazı uzun namlulu otomatik silahlar üretildi. İran savunma sanayii ayrıca çeşitli kabiliyetleri olan çeşitli tankları da üretmeye başladı. Bu tankların en gelişmiş olan Zülfikar tanklarıdır. Bu tank düz arazide saatte 70 km ve düz olmayan engebeli arazilerde de saatte 45 km hızla hareket edebiliyor ve bir çok modern teçhizatla donatılmış bulunuyor.

 

Günümüzde hava kuvvetleri, kara ve deniz kuvvetlerine destek ve düşman hedeflerine havadan saldırarak yok etmekte seçkin rol ifa ediyor. Saddam ordusunun İran topraklarına saldırdığı yıllarda İran hava kuvvetleri savaş uçakları bakımından sıkıntı çekiyordu ve hatta hava kuvvetlerinin ihtiyaç duyduğu mevcut uçakların yedek parçaları bile verilmiyordu. Bu yüzden savaş bitince nizam yetkilileri yerli savaş uçağı imalatını gündemlerine aldık. Ancak en başta gelişmiş teknolojilerle donatılan bir savaş uçağı imal etmek daha çok bir hayal gibi duruyordu.

 

 

Ancak buna karşın İranlı cesur ve inkılapçı uzmanları geri adım atmadı ve işe başladı ve sonunda Azerehş, Saika ve Kahir-313 adlı savaş uçaklarını tasarlayarak tamamen yerli imkanlarla imal etmeyi başardılar.

Yüksek manevra kabiliyeti ve gelişmiş teçhizatı bulunan Saika savaş uçağı havadan yakın destek operasyonları için bire birdir. Bu uçak aynı zamanda 80 km mesafede iki hedefi eşzamanlı imha edebiliyor.

Radarlara yakalanmayan Kahir-313 savaş uçağı ise alçak irtifada uçma ve kısa pistlere iniş yapma kabiliyetlerine sahip olan bir uçaktı.

Öte yandan son yıllarda dünyada İHA’lar düşük maliyetleri, pilotun hayat riski olmaması ve radarlara yakalanma ihtimalinin çok düşük olması yüzünden silahlı kuvvetlerin ilgi odağında bulunuyor. İran İslam Cumhuriyeti ise ta dayatılan savaş yıllarından itibaren İHA yapımına başladı ve ilk İHA’sını Muhacir adı ile imal ederek zamanla bu İHA’yı geliştirdi.

 

 

Son yıllarda İran İslam Cumhuriyeti ileri teknoloji gelişmiş İHA’ların yapımında büyük adımlar attı. Şahid-129 bu İHA’lardan biridir. Bu İHA 24 saat boyunca sürekli uçabiliyor ve 8 füze ve bomba taşıyarak saatte 1700 km hız yapabilen bir İHA sayılır.

İran savunma sanayiinin en yeni İHA’sı Fotros İHA’larıdır. Bu İHA 30 saat aralıksız uçabiliyor ve çeşitli mühimmatları taşımakla beraber hem askeri ve hem sivil operasyonlara katılma yeteneğine sahip olan bir İHA’dır.

 

 

İran İslam Cumhuriyeti kendi hava sahasını korumaktan da gafil olmadı ve çeşitli gelişmiş radarların imalatından başka Seyyad gibi ileri teknoloji savaş uçaklara karşı füzeleri geliştirerek imal etti. Seyyad füzeleri saniyede 1200 metre hızla orta ve yüksek irtifada uçan düşman uçaklarını yok edebiliyor.

 

 

İran İslam Cumhuriyeti güneyde Fars körfezi ve Umman deniz ve kuzeyde de Hazar denizine uzun kıyıları olan bir ülke olarak deniz kuvvetlerini takviye etmeye de özel özen göstermiştir. Bugün İran savaş gemileri özel coğrafi şartlara uygun olarak Fars körfezinde daha küçük ebatta ve daha hızlı ve Umman denizinde daha büyük ebatta ve daha fazla imkanlarla görev yapıyor.

 

 

Bu arada Cemaran kruvazörü İran İslam Cumhuriyeti’nin inşa ettiği ilk büyük savaş gemisi olarak savunma sanayiin hiç kuşkusuz en önemli kazanımı sayılır. Cemaran kruvazörü 94 metre boyunda ve 1500 ton ağırlığında elektronik savaş, füzeli ve torpidolu operasyonlar ve düşmanı rasat etme gibi çeşitli görevleri yerine getirebilen bir kruvazördür.

Bu arada Cemaran kruvazörü tamamen yerli imkanlarla ve İranlı uzmanlarca tasarlanan ve inşa edilen bir gemidir ve yabancı örneklerine kıyasla amaliye beşte bir kadar düşüktür.

İran savunma sanayii ayrıca Sehend ve Sina kruvazörlerini de inşa etti ve hali hazırda daha gelişmiş kruvazörlerin inşasına devam ediyor.

 

 

İran İslam Cumhuriyeti deniz kuvvetleri ayrıca düşmanı her yerde ve her an gafil avlama yeteneğine sahip olan gelişmiş hücumbotlardan yararlanıyor.

İran denizaltı inşaatında da önemli ilerleme kaydeden bir ülkedir. Kadir adlı denizaltı hızlı manevra yeteneğinden yararlanan ve derin olmayan sularda görev yapmak üzere inşa edilen bir denizaltıdır. Bu denizaltı modern torpido sistemi ile düşman gemilerini büyük bir dikkatle hedef alma yeteneğine kavuşmuştur.

Yine Fatih denizaltıları modern teçhizatı ile tam 5 hafta denizlerin derinliklerinde görev yapabilen İran yapımı denizaltılardan biridir.

 

 

Ancak bir deniz taşıtı için en önemli özellik, füze ve torpidolarıdır. İran İslam Cumhuriyeti bu alanda da önemli gelişme kaydetmiştir. Hut füzesi İran’ın bu alanda kazanımlarından biri sayılır. Bu füze dünyada radarlara yakalanmayan en hızlı füzelerden biridir ve saniyede 100 metre hız yapabilmektedir, ki bu da Amerikalıların övündüğü füzelerinin hızının üç katı sayılır. Hut füzesi hem savaş gemilerinden ve hem denizin 100 metre derinliğinde denizaltılardan fırlatılabilir ve saatte 93 km hızla fırlatma rampasından ayrılarak suyun derinliklerine batıyor ve uygun derinliğe ulaştıktan sonra motoru çalışmaya başlıyor ve hızla hedefine doğru ilerliyor.

 

 

Halic-i Fars füzesi de İran yapımı ses ötesi hıza ulaşan anti gemi füzelerden biridir. 300 km menzili olan bu füze sahilden fırlatılarak düşman gemilerini uzak mesafelerde hedef alabiliyor.

İran deniz kuvvetlerinin bu kabiliyetlerini değerlendiren ABD dış ilişkiler konseyi bir raporunda şöyle yazıyor: İran kruvazör, denizaltı, çeşitli menzillerde roketlerle donatılmış yüzlerce hücumbottan oluşan ve ayrıca gelişmiş deniz mayınlarından oluşan ve Fars körfezi ve Umman denizinde her türlü deniz hedefini yok edebilecek deniz gücüne sahiptir.

 

 

Ancak İran İslam Cumhuriyeti’nin savunma teçhizatı alanında başta ABD ve İsrail olmak üzere Batılı güçleri dehşete düşüren şey, İran’ın füze gücüdür. Gerçi İran füze yapımına ta Saddam’ın dayattığı savaşın başlarından itibaren başladı, fakat özellikle Şahab-3 füzesi olmak üzere İran’ın Şahab serisi füzeleri sergilendiğinde dünyayı hayrete düşürdü. Şahab füzesi 2 bin km menzilli bir füzedir.

İran daha sonra Şahab-4 füzelerini imal etti ve şimdi bu füzelerden uzaya uydu gönderme projelerinde yararlanıyor.

 

 

Şahab serisi füzelerin ardından İran yerli füzelerini geliştirmeye devam etti. Siccil, Fatih ve Kadir-110 füzeleri İran’ın bazı önemli füzeleridir. Kadir-110 füzesi 3 bin km menzili ile dünyanın en hızlı füzelerinden biridir ve bu yüzden anti füze sistemlerine yakalanmamaktadır.

Menzili 2 bin km olan Siccil füzelerinin en önemli özelliği, fırlatmak için çok hızlı bir şekilde hazırlanması ve nokta vuruşunda hata payının neredeyse sıfır olmasıdır.

Hali hazırda İran yeraltı depolarında çok sayıda ürettiği füzeleri saklamaktadır. Bu füzelerin her biri görevine göre her türlü hedefi büyük bir dikkatle yok edebilme yeteneğine sahiptir.

 

 

İran İslam Cumhuriyeti savunma sanayii uzmanları tüm bu kazanımları ve başarıları kırk yıldır en ağır yaptırımların altında bulundukları ve Batılı devletler İran’a en ufak yardımda bulunmadıkları ve hatta mümkün mertebe başka ülkelerin de İran’a yardım yapmalarını engelledikleri halde elde ettiler. Gerçekte İranlı uzmanlar Allah’a iman gücü ve yetenekleri ile İran’ın bölgenin en büyük gücüne dönüştürdüler. Ancak İran’ın savunma stratejisinde savunma teçhizatı ikinci sırada yer alıyor ve ilk sırada İran milletini Saddam rejimi karşısında zafere ulaştıran bu milletin Allah’a iman gücü ve vahdetidir.