Amerika'nın Kanunlara Uymama Israrı
Uluslararası Adalet Dinanı’nın Amerika aleyhine ve İran İslam Cumhuriyeti lehine verdiği kararın ardından Amerika 1955’te İran’la imzaladığı dostluk anlaşmasından çekildi.
İran İslam Cumhuriyeti 1955 dostluk anlaşmasına dayanarak Amerika’yı Becam Nükleer Anlaşmasından çekildikten sonra yaptırımların uygulanmasından dolayı Uluslararası Adalet Divnan’ına şikayet etmişti. Uluslararası Adalet Divanı Çarşamba gününde attığı ilk adımda İran’ın Amerika’ya karşı açtığı davaya bakmak için yetki sahibi olduğunu onaylayarak son kararın alınmasına dek Washington’un İran havacılık sektörüne ve insani alanlarda uyguladığı yaptırımları kaldırmasına hükmetti.
Dünyanın en yüksek yetkili mahkemesi olan Uluslararası Adalet Mahkemesinin kararı Amerika’nın tek yönlü yaklaşımının dünya tarafından kabul edilemez bir gerçek olduğunu gözler önüne serdi. Donald Trump’ın Amerika Başkanı olarak seçildiğinden beri kanunlara aldırmamak Amerika’nın radikal yönetim heyetinin çalışma planında yer almıştır.
Bu çerçevede Uluslararası Adalet Divanı’nın İran İslam Cumhuriyeti lehine verdiği karardan sonra Amerika hükümeti İran’la imzalanan 1955 dostluk anlaşmasından 39 yıl önce çekilmesi gerektiğini ve artık bu anlaşmaya bağlı kalmayacağını ve çekileceğini bildirdi. Buna tepki olarak İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif Çarşamba gecesi konuşmasında şunları söyledi:”Amerika’nın 1955 dostluk anlaşmasından çekilmesi, Amerika’nın kanunlara uymaması ısrarının bir başka örneğidir.”
Uluslararası Adalet Divan’ının, Donald Trump başkanlığındaki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ve Güvenlik Konseyinin oturumlarından sonra verdiği karar Amerika’nın inzivaya sürüklenmesinin devam ettiği anlamına gelir. Donald Trump Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki ikinci katılımında, Amerika’nın inzavasını gözleriyle görmesinin yanı sıra dünya liderleri tarafından da alay konusu oldu. Bu sürecin devamında Trump Güvenlik Konseyi oturumunda da 15 üyeden 14’ünün Bercam Nükleer Anlaşmasını desteklediğini görünce oturumu terk etti. Şimdi de Uluslararası Adalet Divanı Amerika’ya İran’a karşı uyguladığı yaptırımlara ve Bercam Nükleer Anlaşmasını ihlal etmeye son vermesini emretmiştir.
Uluslararası hukuk arenalarında Amerika’ya karşı elde edilen bu zaferler, İran İslam Cumhuriyeti’nin hakkaniyetinin bir kanıtıdır.
İran İslami Şura Meclisi Dış siyasetler ve Ulusal Güvenlik Komisyonu’nun Başkanı Hişmetullah Felahetpişe konuyla ilgili şöyle bir açıklama yaptı: “Uluslararası Adalet Divanı’nın İran’ın Amerika’ya karşı açtığı davaya bakmak için yetkiye sahip olduğunu bildirmesi, Amerika’nın güçlü olma gururunu yerle bir etmiş ve uluslararası boyutta da İran için avantaj sağlamıştır. “
Son günlerde gerçekleşen olaylar üzerinden yola çıkarsak Trump Amerika’sının tek taraflı kural ihlallerinin dünya siyaset arenasında artık ilgi görmediğini ve tam tersi Amerika’nın zorbalıklarına karşı bir ortaklaşmanın söz konusu olduğunu anlayabiliriz. Amerika’nın Uluslararası Adalet Divanı’nın verdiği karara karşı gelmesi Birleşmiş Milletler Anlaşmasının açık bir ihlali sayılmaktadır.
İran’ın ünlü uluslararası hukuk profesörlerinden olan Cemşid Mumtaz Amerika’nın İran aleyhine uygulayacağı ikinci etap yaptırımlarıyla ilgili şöyle düşünüyor:”Bu yaptırımlar İran’dan daha fazlasını hedef almaktadır. Amerika bu yaptırımlarla bağımsız ve hakim devletlerin dış siyasetlerini doğrudan etkilemek istiyor. Bu da Birleşmiş Milletler Anlaşmasında açıkça vurgulanan başka ülkelerin içişlerine karışmamak ilkesinin açık bir ihlalidir. “
Amerika’nın Uluslararası Adalet Mahkemesi’nin verdiği kararın hemen ardından 1955 anlaşmasından çekilmesi de dünya tarafından kabul gören bir anlaşmanın tek taraflı olarak ihlalinin göstergesidir. Britanya Guardian gazetesi uluslararası bölümü uzmanı ve başeditörü Lucy Haile şöyle diyor:” İran ve Amerika arasında yapılan 1955 dostluk anlaşmasının içeriğine göre bu anlaşmadan çekilmek isteyen taraf kendi kararını yazılı olarak bir yıl önceden karşı tarafa bildirmesi gerekir. “