Trump'ın İran'a karşı gündem saptırması
ABD Başkanı Donald Trump, Amerika gazetelerinden Wall Street Journal'a verdiği demeçte kendisinin işbaşına gelmesinden önce İran'ın Suriye ve Yemen dahil olmak üzere her yeri sahiplenme çabalarında olduğunu iddia etti.
Amerika Başkanı'nın bu iddiasına karşı İran İslam Cumhuriyeti dışişleri bakanı tepki gösterdi.
İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi Cuma günü İSNA haber ajansına verdiği röportajda şöyle dedi:" Amerika Başkanı bölgedeki halkın özellikleri ve tarihi, koşulları ve son yıllardaki gelişmeleri ile ilgili gerekli bilgiye sahip değildir. "
İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İran'ın bölgedeki mantıklı ve ilkelere dayalı siyasetlerinin açık ve şeffaf olduğuna değinerek şöyle dedi: " İran'ın bölgesel siyasetleri terörizm ve radikalizm ile mücadele siyasetleri çerçevesinde olup bölgedeki güvenli ve barışı sağlamak ve bütün Ortadoğu ülkelerindeki gelişmeyi ve kalkınmayı güvence altına almak yönündedir. Bu doğrultuda İran, Suriye hükümetinin isteği üzerine terörizmle mücadele ve bu ülkeye müsteşarlık yardımları vermek için Suriye'de bulunuyor.
Medyatik propaganda ve psikolojik savaş malzemesi olan Trump'ın İran aleyhindeki yeni iddiaları öyle bir zamanda gerçekleşmiş ki Amerikan devlet adamları yıllardır bu stratejik bölgeyi tamamen ele geçirip hegemonyaları altına almak istiyorlar. Bu siyasete esasen tamahkarlık ve açgözlülük bütün Amerikan devlet adamlarının ortak özelliğidir. Ancak aralarındaki fark Amerika'nın emperyalist gayelerinin nasıl izah edildiği ve yutturulma şeklidir.
Amerika Ulusal Güvenlik Stratejisi Belgesi'ne bakıldığında da Amerika'nın müdahaleci siyasetlerinin hala bu ülkenin başta gelen yöntemlerinden olduğunu anlamak mümkün. Bu belgede İran, Ortadoğu'yu istikrarsızlaştıran bir ülke olarak tanımlanarak bölgedeki ülkeler için bir tehdit sayılması hedeflenmiştir.
Bu durumu analiz etmek için 20'inci yüzyılın son onyılından ta günümüze kadarki gelişmeleri dikkate almak gerekiyor. Irak'ın Amerika elebaşlığındaki uluslararası koalisyon tarafından Kuveyt'ten çıkarılması, Amerika'nın 11 Eylül bahanesi ile Afganistan ve Irak'a saldırması, Suudilerin mazlum Yemen halkına karşı saldırı başlatması ve Kudüs ve işgal edilmiş Filistin meseleleri ve onun ardından Ortadoğu'nun el-Kaide ve IŞİD terör örgütlerinin ortaya çıkartılması ile istikrarsızlaştırılması gibi gerçeklerin hepsi, Washington'un hedeflerinin mahiyetini gün ışığına çıkarmaktadır. Şimdi de Donald Trump bunların hepsini İran'ın üstüne atmak istiyor. Amerika Bercam Nükleer anlaşması yapılmadan önce İran'ı nükleer silah yapmakla suçluyordu ancak bu bahaneler de elinden alındıktan sonra Trump bu anlaşmayı en kötü anlaşma olarak niteleyerek İran'ın füze savunma gücünü ve bölgedeki rolünü bahane göstererek yeni bir oyun ve düzenin peşine düştü.
Amerika siyasetlerinin eleştiricisi ve teorisyeni olan Noam Chomsky Amerika'nın Ortadoğudaki stratejilerini şöyle değerlendirmektedir:" Amerika 21'inci yüzyılın Ortadoğu'sunda jeopolitik nüfuza sahip olmak için çabalamaktadır ve bu amacına ulaşmak için ise bölgesel jandarmalar oluşturmak istiyor. "
Amerika, İran'ı bu amacına ulaşmak yolunda büyük bir engel olarak gördüğünden dolayı her zaman İran'ı baltalamak istiyor.
İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü sözlerine şöyle açıklık getirdi: "Amerika Başkanı Donald Trump'ın tanınmış danışmanları, maalesef bu ülke halkının çıkarlarına aldırmadan, Amerika'yı bölgedeki çatışmalara karıştırmak isteyen bazı terör örgütlerinin yanlış bilgilerine güvenmeleri, Trump'ın itibarının zedelenmesine ve Amerika halkının çıkarlarının hasara uğramasına neden olmuştur. Amerika Başkanı Donald Trump ise bu süreçte, İran aleyhindeki bilinen temelsiz ve yalan yanlış hikayeleri anlatmaya artık alışmış durumdadır.