Fecr film festivalinin seçilen eserlerine kısa bir bakış
İran sinemasının en büyük etkinliği olan Fecr film festivalinin 37’incisi 11 Şubat 2019’da kapanış töreniyle çalışmalarını noktaladı. Törende seçilen eserlere ödülleri verildi. Jüri heyeti İran sinemasının en iyi eserlerini açıkladı ve seçkin sanatçılar da takdir edildi.
37. Fecr film festivali sekreteri İbrahim Darugazade festivalin kapanış töreninde yaptığı konuşmada şöyle dedi:
Bu yıl İran sinemasının son yirmi yılda en çok muhatap kitlesine hitap ettiği yıl oldu ve bunun doğal sonucu olarak da İran sinemasının en çok gelir getiren yılı da oldu. Bu arada takdire şayan olan şey, seyircilerin kutsal savunma, direniş, çocuk ve sanat sinemalarının çeşitli eserlerine yoğun ilgi göstermeleri oldu. Bu yıl ayrıca ülkemizin sinema salonlarına yüz kadar yeni salon eklenmiş oldu.

37. Fecr film festivali sekreteri İbrahim Darugazade şöyle devam etti:
Öte yandan İran sineması uluslararası sinema etkinliklerine kısa, uzun ve belgesel alanlarında eserleri ile katılmaya devam etti ve İran düşmanlarının zalimane yaptırımlarından kaynaklanan iktisadi çalkantılara rağmen sinema ekonomisi yeni eserleri üretmeye devam etti.
37. Fecr film festivali sekreteri Darugazade şöyle devam etti: Festivale katılan eserlerin çeşitliliği, janerlerin çeşitliliği, öykülerin yaratılma çeşitliliği, eserlerin coğrafi açıdan kapsam alanının tüm İran’ı kapsaması ve belki de hepsinden daha önemlisi, İran sinemasının değerli eserlerinin milli vahdet ve çıkarları öncelikli sayan konuların ve kavramların üzerinde durması ve sinemaseverlere inandırıcı eserleri sunması, seyircilerin ve eleştirmenlerin bu yılki festivale katılan eserlerden duydukları memnuniyeti, hepsi İran sinemasının İran İslam inkılabının 40.zafer yıldönümüne gelindiği bir sırada ve düşmanların tüm çabaları ve uğraşmaları ve sanatçıları umutsuzluğa sürükleme gayretlerine rağmen gerektiği gibi geliştiğini ortaya koyan etkenlerdir.
37. Fecr film festivali jüri heyetinin yayımladığı bildirinin bir bölümünde ise bu yılki festivalin müspet özelliklerinden bazılarına işaret edilmişti. Jüri heyetine göre İran sinemasında teknik ve teknolojik açıdan göz kamaştırıcı ilerleme kaydetmesi, çeşitli sinema tarzlarının geliştirilmesi, sinemacıların sekiz yıllık savaş ve son yüzyılın tarihine uzanmaya çalışmaları, sinemacıların zamanın şartlarını iyi idrak etmeleri ve ihtiyaçları değerlendirmeleri, bu yılki festivalin müspet özellikleriydi.
Mehdi Caferi’nin yönettiği “23 kişi” adlı film milli bakıştan en iyi eser ödülünü kazandı. Bu film dayatılan savaşın ilk günlerinde Iraklı güçlerce esir alınan bir grup İranlı genç çocuğun öyküsünü anlatıyor. Bu çocuklar, yaşları 13 ila 17 arasında değişen ve Kirman’ın Sarullah tugayına bağlı olan mücahitlerdi. Saddam Hüseyin bu olaydan haberdar olup İranlı esirlerle ilgili raporu okuduktan sonra, Hürremşehir hezimeti yüzünden bu macerayı propaganda amaçlı kullanmaya karar verir ve bu çocukları diğer esirlerden ayırarak sarayına getirilmelerini emreder.
İranlı esir çocuklarla Saddam Hüseyin arasında gerçekleşen görüşmede Irak’ın diktatör lideri Saddam bu esirlerin aslında çocuk olduklarını ve zorla savaşa gönderildiklerini telkin ederek onları teselli etmeye çalışır ve küçük kızı Hela’ya onlara çiçek vermeyi ve ardından hatıra fotoğrafı çekmeyi söyler ve yakında uluslararası Kızılhaç kurumunun onayı ile bu çocukları İran’a geri göndereceğini belirtir.
Irak basını ve medyası bu maceranın ardından bir dizi fotoğraf ve görüntü yayımlamaya başlar, fakat 23 İranlı esir çocuk istemedikleri şartlarla karşılaştıkları için açlık grevine başlayarak diğer esirlerin yanına geri dönmek ister. Bu çocuklar bir dizi olayın ardından sonunda isteklerine kavuşur, fakat savaşın sonuna kadar esarette kalırlar.
Aslında İran sinemasında sekiz yıllık savaş yıllarında esir düşenlerin anıları üzerinden birçok kitap yazılmış ve sinemaya uyarlanmıştır. O 23 kişi adlı kitap ise Ahmet Yusufzade’nin anıları üzerine yazılan bir kitaptır. 23 kişi adlı filmin senaryosu da bu anılardan esinlenerek hazırlanmış ve esaret şartlarını en iyi biçimde görüntülemeyi başarmıştır. Filmin yönetmeni ise şimdiye kadar hiç kamera karşısına çıkmamış genç oyunculardan yararlanmıştır, nitekim bu özellik filmi muhatapları için daha da cazip ve gerçekçi hale getirmiştir. Bu filmin belli bir kahramanı yoktur, ki bu da eserin en büyük özelliğidir. Zira filmin kahramanı bir tek kişi değil her 23 kişidir.
Kuşkusuz 37. Fecr film festivali ve kapanış töreninin en parlak yıldızı, bayan Nergis Abiyar’ın eseri “Ayın tamamlandığı gece” idi. Bu eser 13 dalda ödüllere aday oldu ve festivalin 6 Simurg ödülünü en iyi kadın oyuncu, en iyi erkek oyuncu, en iyi yardımcı kadın oyuncu, en iyi yönetmen, en iyi yapımcı ve en iyi makyaj ve giysi tasarımı dallarında kazanmayı başardı.
Bu eserin öyküsü gerçekten ilginç ve caziptir:
Tahran çarşısında çalışan Abdulhamid, müşterilerinden birinin kızı olan Faize’nin gözlerine aşık olur. Müşterisi kocasının yokluğunda büyük zorluklara katlanarak Faize ve Şahab adlı çocuklarını büyütmüş bir kadındır ve kızını uzak yerlere vermek istememektedir. Ancak buna karşın kız ve oğlanın aşkı tüm muhalefetlere galip gelir ve Faize Abdulhamid’in eşi olur. Ancak yaşam zorlukları ve Abdulhamid’in ailesinin sorunları evlilikten sonra bir bir Faize tarafından anlaşılmaya başlar.
Aslında Abdulhamid’in ailesi isteyerek veya istemeyerek kaçak silah bulundurma ve taşıma gibi birçok vatandaşlık suç durumu ile karşı karşıya kalır. Bu yüzden Faize ailesini bu tehlikeden uzak tutmak için vatanı terk etmeye ve Avrupa’ya yerleşmeye karar verir ve annesinin tüm muhalefetine rağmen kardeşi ile Avrupa’dan sığınma talebinde bulunmak üzere Pakistan’ın yolunu tutar, fakat bu da asıl maceranın başlangıcı olur.
“Ayın tamamlandığı gece” adlı eserle beraber bayan Nergis Abiyar İranlı kadın yapımcıların arasında seçkin bir konuma kavuşmasına vesile olmuştur, zira bayan Abiyar İranlı seyrek sayıda kadın yapımcının işlemeye rağbet gösterdiği bir konuya yani terörizme ilgi göstermiştir.
Bayan Abiyar İran’ın güneydoğusunda faaliyet yürüten Cundullah adlı tekfirci bir terör örgütünün gerçek bir macerasını bu eserinde işlemiştir. Cundullah adlı bu terör örgütü vahabi ideolojisini benimseyen Şia karşıtı bir örgüttür ve dini ve etnik kin ve nefretin temelinde İran’ın Sistan ve Bulucistan yöresinde acımasızca terör eylemleri düzenliyor ve bu bölgede kaos ve huzursuzluk yaratıyor.
Bayan Abiyar kadınsı bir uyanıklılık ve yaklaşımla propaganda malzemesi ve sorun yaratabilecek güvenlik ve askeri eksenli bir konuyu bu cani terör örgütünün tutsağı olan bir kadını işleyerek insani ve cazip bir konuya çevirmeyi başarmıştır. Bayan Abiyar Cundullah terör örgütünün lideri Abdulmalik Rigi’nin yaşamını anlatmak yerine, bu ailenin gelini Faize’nin yaşamını ele alıyor ve onun gözünden Rigi kardeşlerin şiddet uygulamalarını ve ölümcül ideolojilerini anlatıyor. Buna karşın bayan Abiyar, başta Faize’nin kocası Abdulhamid Rigi ve annesi olmak üzere Rigi ailesinin üyelerinin kişiliklerini anlatırken çok temkinli ve insani bir yaklaşım sergiliyor.
“Ayın tamamlandığı gece” adlı eser sadece bayan Nergis Abiyar’ın askeri ve savaş eksenli muazzam bir filmi yaratmakta yapımcılığı ve yönetmenliği gibi özelliklerini ortaya çıkarmakla kalmıyor, aynı zamanda İran sinemasının tarihî büyük hadiseleri yeniden görüntülemekte teknik yeteneklerini de gün yüzüne çıkarıyor.
Nergis Abiyar bu eserinde de bundan önceki bir kaç eserinde olduğu gibi İran diyarının kadınlarından bir öyküyü anlatıyor. Eser sakin bir tempo ile bir aşk öyküsünü anlatarak başlıyor ve ardından muhatabını bu çiftin öyküsünün ortasında Buluci halkının coğrafyası ve gelenek ve görenekleri ile tanıştırıyor.
Bu arada İranlı Bulucilerin haklarını savunma bahanesi ile yörede şiddet ve katliama başvuran Cundullah terör örgütü ve Abdulmalik Rigi ise Nergis Abiyar’ın anlattığı maceranın arka planından yavaş yavaş eserin ana teması olan bir çiftin aşk ilişkilerine galip gelmeye başlıyor. Bu kör hareketin ideolojik çerçevesi, teşkilatlanması ve operasyonları, Faize’nin yaşamı ile yüzleşmede ve eserin aşk, yaşam ve inanç temasının temellerinin çöküşü ile birlikte muhataplara aktarılıyor.
“Ayın tamamlandığı gece” adlı bu eser son saniyesine kadar aşkın ve sevginin narinliğini şiddet dolu bir zeminde anlamlı bir kontrastla anlatmaya çalışıyor.
“Ayın tamamlandığı gece” adlı eser Nergis Abiyar’ın dördüncü eseri sayılır. Nergis Abiyar yaklaşık 6 yıl önce ve uzun yıllar roman yazarlığının ardından sinema dünyasına ayak bastı ve şimdi 50 yaşına gelmeden İran sinemasının en çalışkan ve emektar yönetmeni ve yapımcısı olarak biliniyor. “Ayın tamamlandığı gece” adlı eserin en güçlü yönlerinden biri aktörleridir, öyle ki tüm oyuncular ellerinden geldiğince bu eseri en iyi biçimde canlandırdılar
Fecr film festivalinin en önemli ödüllerinden biri ise seyircilerin seçtiği en iyi eser ödülüdür. Bu seçim eserlerin sergilendiği sinema salonlarında seyircilerin kullandıkları oylarla gerçekleşir. Bu yılki festivalde seyirciler “Metresi 6.5” adlı eseri seçtiler. Said Rustai’nin yönettiği ve Seyyid Cemal Sadatian’ın yapımını üstlendiği bu eser yüzde 88.25 oranında oyla birinci oldu.
Metresi 6.5 adlı eser bir polisin bir uyuşturucu çetesinin elebaşını yakalama çabalarını ve uyuşturucu bağımlılığının sosyal sorunlarını anlatıyor. Eserde uyuşturucu bağımlılarının yaşam tarzı ve çocuklarının hangi koşulların altında yetiştikleri anlatılıyor, öyle ki neredeyse bir belgesel kadar gerçekçi duruyor. Bu eser uyuşturucu bağımlılarının gerçek yaşamını sert ve dramatik bir öykü çerçevesinde anlatıyor ve bu sosyal sorunda hem bağımlıların ve hem uyuşturucu satıcılarının kurban olduğunu belirtiyor.