Direniş Şeyhi dilinden İslam inkılabının 40 yaşına gelmesi
İran İslam inkılabının 40. Zafer yıldönümü kutlamaları “40 bahar” başlığı altında Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta kutlandı. Lübnan Hizbullah hareketi Seyyid Hasan Nasrullah’ın bir konuşma yaptığı tören Lübnanlı dini ve siyasi şahsiyetlerden büyük ilgi gördü.
Lübnan Hizbullah hareketi genel sekreteri Seyyid Hasan Nasrullah geçen Çarşamba günü İran İslam inkılabının 40. Zafer yıldönümü kutlamaları çerçevesinde düzenlenen törende yaptığı konuşmada, İran İslam Cumhuriyeti bölgenin en etkili ülkesi olduğunu, İran dünyada kararları ve milli iradesinde bağımsız olan seyrek sayıda ülkelerden biri sayıldığını vurguladı. Nasrullah ayrıca İran İslam inkılabının halkçı, inkılapçı, değersel ve inançlara dayalı bir inkılap olduğunu belirterek, bu inkılabın en önemli özelliklerinden biri, büyük İran milletinin direnişi olduğunu ifade etti.
Bundan kırk yıl önce böyle günlerde İran İslam inkılabı İmam Humeyni -ks- önderliğinde ve İran milletinin geniş katılımı ile zafere ulaştı. Bu inkılap uluslararası düzene hakim olan denklemleri altüst etti ve sonuçta Doğu ve Batı süper güçlerinin iradesinin dışında bir aktör doğdu. İstiklaltaleplik, zalime karşı direnmek ve mazlumları desteklemek, İran İslam inkılabının iki önemli bileşeniydi ve bugün üzerinden kırk yıl geçtiği halde halâ bu inkılabın şaşmaz kimliğini oluşturmaya devam ediyor.
Filistin İslami cihat hareketi genel sekreteri Ziyad Nahale İran İslam inkılabının 40. Zafer yıldönümü kutlamaları sırasında yaptığı açıklamada şöyle dedi: İran İslam Cumhuriyeti hiç bir zaman Filistin milletine ve direnişe destek vermekten geri adım atmadı. Bu yüzden Filistin direnişi İran İslam Cumhuriyeti nizamının yardımları ile her zamankinden daha güçlü bir şekilde siyonistlerle mücadele edebilir.
Aslında sözü edilen şu iki önemli ve hayati bileşen İran İslam Cumhuriyeti nizamını Ortadoğu bölgesi ve dünyada önemli ve etkili ve zorba devletlerin iradesinden bağımsız bir devlete dönüştürdü, nitekim İran’ın bağımsız olması, Amerika’nın İran İslam Cumhuriyeti nizamı ile düşmanlığını şiddetlendirmeye başladı.
Ancak direniş, uyanık olmak ve vahdet, İran İslam inkılabının kalıcılığı ve sürekliliğinin sırrıdır, nitekim şimdi sulta düzeninin tüm komploları ve düşmanlıklarına karşın İran milleti inkılabının kırkıncı zafer yıldönümünü kutlamaya hazırlanıyor. Gerçekte İran İslam inkılabının 40. Zafer yıldönümü, Amerika ve müttefiklerinin bu inkılabı başarısızlığa sürüklemek için kurdukları tüm kumpaslar boşa çıkarıldığı bir sırada kutlanıyor.
Lübnan Hizbullah hareketi genel sekreteri Nasrullah Beyrut’ta düzenlenen İran İslam inkılabı zafer yıldönümü kutlamaları sırasında yaptığı konuşmada, İran İslam Cumhuriyeti mustazafları ve Filistin davasını desteklediği ve bağımsız olduğu için Amerika’nın düşmanlıklarına ve yaptırımlarına maruz kaldığını belirtti. Direniş ekseni bölgenin en güçlü ekseni olduğunu belirten Nasrullah, Amerika ve İsrail’in İran ile savaşmaları mümkün olmadığını, böyle bir savaş başlaması durumunda İran İslam Cumhuriyeti bu savaşta asla yalnız kalmayacağını vurguladı.
Filistin İslami cihat hareketi genel sekreteri Ziyad Nahale de yaptığı konuşmada, İran İslam Cumhuriyeti kırk yıldır Amerika ve İsrail’in tecavüzleri ile mücadelede dünyanın tüm hür düşünen insanları için bir parolaya dönüştüğünü kaydetti.
Gerçekte İran İslam inkılabı ile düşmanlığın esas sebebi, küresel güçlerin komplolarının bilincinde olan İran bu zümrenin Ortadoğu bölgesine yönelik hedeflerine ulaşmalarına mani olmasına dayanır. Kuşkusuz İran İslam Cumhuriyeti bölgesel denklemlerde eksen rolü ifa ediyor ve İran’a karşı düşmanlıkların köklerini de burada aramak gerekiyor.
Uluslararası platformlarda bağımsız ve aynı zamanda etkili rol ifa etmek, başta Yemen, Bahreyn ve Filistin milletleri olmak üzere bölgenin mazlum milletlerini desteklemek, bölge ülkelerine hiç bir beklentisi olmaksızın dostluk eli uzatmak ve Irak ve Suriye’de tekfirci IŞİD terör örgütü gibi çeşitli terör örgütleri ile mücadele etmek ve bu örgütleri bozguna uğratmak, İran İslam inkılabının kırk yıldır değişmeyen manifestosunun maddelerini oluşturuyor.
İran İslam Cumhuriyeti bugün başta savunma alanı olmak üzere çeşitli alanlarda etkili güce kavuşarak bölge ülkelerine barış ve dostluk mesajı verirken, düşmanları da uyarıyor.
Bu bağlamda Lübnan Hizbullah hareketi genel sekreteri İran İslam inkılabının 40. Zafer yıldönümü kutlamalarında yaptığı konuşmada İran İslam Cumhuriyeti’ni bölge ülkelerinin en güçlü dostu ve komşularının kardeşi niteleyerek bölgedeki Arap ülkelerine İran’a dönmelerini, zira İran onlara dostluk eli uzattığını tavsiye ediyor.
Gerçekte İran İslam Cumhuriyeti Ortadoğu bölgesinde kendi imkanlarına ve yerel hale getirdiği teknolojilere dayanarak mükemmel ve etkili bir güce dönüşmüştür. İran bu gücünü kendi halkından alıyor. Böyle bir güç hiç kuşkusuz asla dış baskılara ve düşmanlara karşı geri adım atmaz ve teslim olmaz, zira kaderini başka güçlere endekslememiştir.
Bugün İran İslam inkılabı kırk yaşına geldiği bir sırada savunma ve füze gücü bakımından doruk noktasına ulaştığı için düşmanları çileden çıkarıyor. Ancak buna karşın İran İslam Cumhuriyeti savunma ve füze gücünü düşmanların baskıları ve yaptırımlarına rağmen geliştirmeye devam ediyor.
Bu bağlamda İslam inkılabı muhafızlar ordusu Başkomutanı General Muhammed Ali Caferi geçen Perşembe günü yeraltı füze kentinde ilk kez görücüye çıkan Dezful balistik füzesi için düzenlenen törende yaptığı konuşmada, İran İslam inkılabı 40 yaşına geldiği bir sırada İran İslam Cumhuriyeti savunma gücünün doruk noktasına ulaştığını ilan ederek, İran’ın savunma gücü tamamen caydırıcı amaçlı ve milli güvenliği koruma çerçevesinde olduğunu ve bu yüzden asla pazarlık konusu olamayacağını vurguladı.
Bugün İran İslam Cumhuriyeti’nin savunma ve füze gücü doruk noktasındadır ve savunma sanayiinin ne kadar geliştiğini ve savunma imkanlarını çeşitlendirdiğini göstermektedir. İran İslam Cumhuriyeti tüm bu başarıları başta ABD olmak üzere Batı’nın türlü yaptırımları ile karşı karşıya kaldığı halde elde etmiştir. Bugün İran savunma sanayii “Biz yapabiliriz” sloganını tam anlamı ile hayata geçirmiştir, nitekim düşmanların ne yaptırımları, ne de baskı ve tehditleri ülkenin savunma alanında gelişmesine mani olamamıştır.
Gerçekte İran savunma sanayii yerel hale getirildiği ve ürünleri de çeşitlendirildiği için hiç bir yaptırımdan etkilenmemektedir. Bu arada İslam inkılabı muhafızlar ordusunun yeraltı balistik füze kenti ve fabrikasının basına açılması da Avrupa ve Amerika’ya İran savunma iktidarı için hiç kimsenin icazetine ihtiyacı yoktur, yönünde açık ve net bir mesajdır.
Bugün İran’ın savunma gücü bölgesel ve küresel barış ve güvenliğin hizmetindedir, nitekim tarihin de şehadet ettiğine göre İran hiç bir zaman hiç bir savaşı başlatan taraf olmamış, bilakis her seferinde düşmanların komplolarının hedefi olmuştur.
Bugün İran İslam inkılabı düşmanlarının terör, sabotaj, savaş, suikast, yaptırım ve türlü komplolarına rağmen kırk yılın ardından var gücü ile yoluna ve düşmanları bozguna uğratmaya devam ediyor.
Bugün İran İslam Cumhuriyeti Ortadoğu bölgesinde yaşayan milletlerin en büyük güvencesi ve mazlum milletlerin tek hamisidir. Buna göre de İran İslam Cumhuriyeti komşu ülkelere ve bölge devletlerine kardeşlik ve dostluk eli uzatarak güvenli ve huzurlu bir yaşam için birlikte hareket etmeyi öneriyor.