Şinzo Abe'den uluslararası düzende rol üstlenmek için büyük adım
Japonya Başbakanı Şinzo Abe'nin Tahran'a yapacağı ziyaret, son yıllarda Japonya'da iktidarda bulunan Liberal Demokrat Partisinin de ciddiyetle izlediği bu Japon siyasetçinin Doğu ülkeleri ile ilişkilerin güçlendirilmesini amaçlayan "Tokyo'nu Doğu'ya Olan Bakışı "siyasetine önem verdiğinin göstergesidir.
Bu Japon makamın İran'a yapacağı ziyaretin eşiğinde Japonya'nın uluslararası konumu ve bu ülkenin uluslararası düzendeki potansiyellerinin ele alınması yerinde olacaktır.
İran İslam Cumhuriyeti'nin Batı Asya'daki seçkin konumu göz önünde bulundurulduğunda Şinzo Abe'nin Tahran ziyaretinin Japonya'da iktidarda bulunan Liberal Demokrat Partinin yanı sıra Japon kamuoyu için de önem taşıdığı ve ilgileri üzerine çektiği anlaşılmaktadır.
Japonya'nın yeni kuşak milliyetçi siyasetçilerinden olan Şinzo Abe'nin sağlam kişiliği ona güçlü bir lider olarak rol üstlenmesine yol açmıştır. Abe Japonya'da genç kuşak milliyetçi ve siyasetçileri destekleyip onların isteği de olan Japonya'nın uluslararası ve bölgesel alandaki konumu ve rolünün güçlendirilmesi ve artmasından yanadır. Abe bu doğrultuda büyük çabalarda da bulunmuştur.
Japonya Başbakanı bu ülkenin son yıllarda Amerika ile stratejik ilişkilerine rağmen bölgede ve dünyada Amerika'dan bağımsız bir çizgide rol almaya çalışmıştır. Bu yüzdendir ki Şinzo Abe de Japon halkı arasında özellikle de gençler ve milliyetçiler arasında popüler bir kişiliğe sahiptir.
Tokyo Üniversitesi Siyasi Bilimler profesörü Koiçi Nakano Japon başbakanının milliyetçi bakışları ile ilgili şöyle bir değerlendirmede bulunmuştur:" Şinzo Abe Amerika Başkanı Donald Trump döneminden önce yani 2012 yılında " Tekrar Japonya'yı Kurtaralım" gibi milliyetçi bir sloganı ortaya attı. Bu yüzden başbakan Abe Japonya'yı güçlü bölgesel bir aktör haline getirmesi için savunma gücüne de vurgu yapmıştır. Bu yüzden Abe her zaman dünya arenasında varlık gösterebilen güçlü bir Japaonya'dan yanadır. "
Şinzo Abe'nin bu dönemdeki başarıları onun bu ülkede en uzun süreli başbakanlık yapmasına neden olmuştur. Böylece gelecek seçimlerde de Liberal Demokratlar Partisinin kazanması halinde onun tekrar başbakan seçileceği de konuşulmaktadır.
Japonya başbakanı ile ilgili ikinci önemli husus ise onun iç, dış, bölgesel ve uluslararası arenada sözlerini hayata geçirmesidir. Abe pragmatist bir siyasetçi olduğunu Japonya'yı ekonomik durumlara ve koşullara paralel olarak siyasi ve askeri açıdan da güçlendirmeye çalışması ile ispatlamıştır. Zaten genç ve milliyetçi Japonların hükümetlere yönelttiği eleştirilerden biri de bu ülkenin küresel ekonomisine paralel olarak dünya siyaseti ve askeri alanında rol üstlenememesidir. Bu yüzden Şinzo Abe'nin en önemli hedeflerinden biri de Japonya'nın savunma gücünün arttırılması doğrultusunda Japonya ordusunun bölgesel bir güç halinde gelmesidir. Abe bu hususta 2020 yılında Anayasanın değiştirilmesi referandumunun düzenlenmesi ile büyük adımlar atmaya hazırlanıyor.
Şinzo Abe'nin Amerika'nın Kore yarımadasına yönelik siyasetlerine ayak uydurmasına rağmen ancak son zamanda Kuzey ve Güney Kore liderleri ile Amerika ve Rusya arasındaki görüşmelerden doğan olumlu ve yapıcı ortamının, sürdürülebilir bölgesel barış ve güvenlik için yarattığı fırsattan yararlanarak Kuzey Kore lideri Kim Jong Un ile müzakere etmeye hazır olduğunu bildirmiştir. Böylece Şinzo Abe daha çok kaçırılmış Japon vatandaşları ile ilgili olan iki ülke arasındaki sorunları diyaloglar yolu ile çözmeye hazır olduğunu gözler önüne sermiştir.
Japonya daha önce de İran İslam Cumhuriyeti ile Afganistan barış sürecinde işbirliği yapmış ve şimdi de aynı doğrultuda olumlu roller üstlenmek istiyor. Japonya'nın yeni nesil siyasetçisi Şinzo Abe, İkinci Dünya Savaşı öncesi Japonya'dan akıllarda kalan negatif düşünceleri göz önünde bulundurup aktif bölgesel ve küresel roller üstlenerek bu ülkenin gerçek yüzünü dünyaya göstermek istiyor.
Japonya ve bölgesel siyasi çevreler açısından Şinzo Abe'nin ülkenin kamuoyunu Anayasa değişimi konusunda ikna etme doğrultusundaki olumlu çalışmaları büyük bir öneme sahiptir. Japon siyasi çevrelere bağlı merkezler tarafından yapılan anketlere göre Japonların yüzde 51'i ülke anayasasının değiştirilmesine karşıdırlar. Bu kesime göre Tokyo hükümeti güçlü bir ordunun tekrar yayılmacılık ve bölgesel çatışmalar çıkartmaya yol açacağından dolayı kaygı duyuyor. Bu yüzden Abe Japon halkına bu konuda güvenceler vererek hükümetin bölge ve dünya barışı ve güvenliği için bir tehdit oluşturmadığını göstermeye çalışıyor. Abe'nin bu çalışmaları sayesinde anayasa değişikliklerinin hayata geçirilmesinin şansı da artmıştır.
New York Times Gazetesi son zamanlarda yayımladığı yazıda Japonya Başbakanı Şinzo Abe'nin Amerika Başkanı ile samimi dostluk içerisinde olduğuna değinerek Trump'ı davranışları ve düşünceleri ile etkileyebildiğini ve böylece Japonya başbakanının Amerika'nın bencil ve aşırı milliyetçi başkanını kontrol edebildiğini ve onun potansiyelinden kendi hedeflerini gerçekleştirmek için yararlandığını yazdı. Bu mesele Abe'nin gerçek bir politikacı gibi davrandığını gösteriyor. Bu başarılı performans ise Kore yarım adasında ve de Batı Asya'da güvenliğin sağlanmasından yana olan ve buna ihtiyacı olan Japonya için büyük bir önem taşımaktadır.
Her halükarda Japonya bölgesel ve küresel bir güce dönüşmek için bölgesel rakibi Çin ile de rekabet edip nüfuz alanını da artmak zorundadır. Bu nedenden dolayı Japonya Başbakanı Abe aktif bir bölgesel ve küresel siyaset izleyerek İran İslam Cumhuriyeti ile de çok taraflı işbirlikleri içinde olup Çin ile rekabette önemli bir avantaj elde etmek istiyor. Japonya'nın günden güne Batı Asya enerjisine artan ihtiyacı son yıllarda Tokyo'nun bu bölgede barışı ve güvenliği sağlamak için aktif bir siyaset izlemesine de neden olmuştur.
Değerli dinleyiciler Japonya başbakanı Şinzo Abe'nin İran'a yapacağı ziyareti ve de Japonya'nın küresel ve bölgesel arenada aktif rol üstlenmesi bağlamında hazırladığımız özel sohbetimizin de sonuna geldik. Bir sonraki programda tekrar buluşuncaya dek hoşça kalın.012