4+1 Grubunun İran’ın Nükleer Tavrına Karşı İkiye Bölünmesi
-
Bercam
Amerika’nın İran ile yapılan nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından bu uluslararası anlaşmada kalan ülkeler 4+1 grubu çerçevesinde İran’ı bu anlaşmaya bağlı kalmaya teşvik ettiler.
Ancak Avrupalıların bu anlaşmadaki taahhütlerini yerine getirmemesi İran’ın bu vaatlerin hayata geçirilmesi için 60 günlük bir ültimatom tanımasına yol açtı. İran bu ültimatomu belirlerken bazı taahhütlerini de azaltmış ve bu sürenin 8 Temmuz’da biteceğini belirtmişti. Tahran 1 Temmuz’da ise İran’ın 3.67’lik zenginleştirilmiş uranyum rezervlerinin 300 kilogramı aştığı bildirdi. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu da bu haberi onayladı.
Halihazırda 4+1 grubu İran’ın bu tavrına karşı çifte standartlı bir duruş sergilemektedir. Aslında bu tepki, bu grubun iki ayrıldığını gösteriyor. Bu grubun Doğulu üyeleri olarak Rusya ve Çin İran’ın mevcut tavrından Amerika’yı sorumlu tutup İran’ı haklı buluyorlar. Bu ülkeler defalarca Tahran’ın bu anlaşmaya bağlı kaldığına vurgu yapmışlardır.
Bu doğrultuda Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov 2 Temmuz Salı günü nükleer anlaşmaya bağlılığın önemine vurgu yaparak Amerikan yaptırımlarının bu alanda Tahran’ı uranyum rezervlerinin belirlenen seviyeden aşmasına neden olduğunu belirtmiştir.
Lavrov bu hususta şöyle bir açıklamada bulundu: “İran’ın uranyum rezervlerinin seviyesini arttırması kararı Amerika’nın yaptırımlarından kaynaklanıyor. Biz de İran ile yapılan nükleer anlaşmaya bağlılığa vurgu yapıyoruz."
Moskova daha önce de bu tür yaptırımların ile İran’ı belirlenen seviyeleri geçmesine zorlayacağını belirtmiştir. Çin de bu alanda benzer bir tutum sergiliyor.
Çin Dışişleri Bakanlığı Amerika’nın İran’a karşı maksimum baskı politasının nükleer anlaşma alanındaki gerginliklerin asıl nedeni olduğunu belirtti. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Geng Şuang 2 Temmuz günü yaptığı açıklamada Pekin’in nükleer anlaşmaya bağlılığını yenileyerek tüm tarafların bu anlaşmanın korunması ve garantilenmesi için çaba göstermesi gerektiğine vurgu yaptı.
Buna karşın Avrupa Troykası ve AB, Amerika’yı kınamak ve nükleer anlaşmadaki taahhütlerini yerine getirmesi yerine İran’dan bu anlaşmaya bağlı kalmasını ve özellikle de zenginleştirilmiş uranyum için belirlenen seviyeleri aşmamasını istiyor. Bu alandaki en yeni gelişmede Fransa, Almanya, Britanya ve AB Dış Siyaset Temsilcisi ortak bir bildiri yayımlayarak İran’ın zenginleştirilmiş uranyum seviyesini arttırmasına tepki göstererek bu girişimden derin kaygı duyduklarını bildirip İran’dan geri adım atmasını istediler.
Avrupa Troykası ve AB 2 Temmuz Salı günü yayımladıkları bildiride şöyle bir açıklamada bulundular: “ Avrupa’ nın nükleer anlaşmadaki taahhütlerinin hayata geçirilmesi İran’ın tam şekilde bu anlaşmaya uymasına bağlıdır. İran’ın bu kararından esef duyulmaktadır. İran bu anlaşmayı zayıflatacak başka adımlar atmaktan sakınmalıdır."
Bu bildiriyi yayımlayanlar nükleer anlaşmada yer alan bir sonraki adımları diğer taraflar ile koordineli olarak acil bir şekilde uygulamaya hazırlandıklarını iddia ediyorlar. Nükleer anlaşmanın Avrupalı tarafları daha önce Amerika’nın İran aleyhindeki tek taraflı yaptırımlarını etkisizleştirmek için İran ile ticarete devam edip özel mali sistem İNSTEX’i kuracaklarını belirtmişlerdi. Ancak Avrupalılar bu alandaki vaatlerini yerine getirmekte de pratik ve kabul edilebilir bir adım atmamıştır. Şimdi ise Avrupa İran’ın kesin ve ciddi adımları ile karşılaştığı bir dönemde nükleer anlaşma çerçevesindeki taahhütlerini hayata geçirmesi yerine baskı ve tehdit yaklaşımı içerisindedir.
Buna rağmen İran da artık sadece Avrupalıların 11 maddelik taahhütlerini yerine getirmesi halinde nükleer anlaşmadaya bağlı kalmakta kararlıdır.
İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Zarif ise bu konuda şöyle bir açıklamada bulunmuştur: “İNSTEX uygulanırsa Avrupa’nın 11 maddelik taahhütlerinin bir ön aşaması olacaktır. Bu taahhütler, İran’ın petrolünün satışı, İran petrol paralarına erişim sağlanması, İran’da yatırım yapılması, taşımacılıkta, havacılıkta ve gemicilikta kolaylık sağlanması alanlarındadır.