Londra'nın İran Tarafından Petrol Gemisine El Konulmasına Tepkisi
-
Britanya Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt
Britanya Amerika'nın stratejik ortağı olarak her daim İran aleyhinde Washington siyasetlerine ayak uydurmaya çalışmıştır. Fakat şimdi de 19 Temmuz tarihinde Hürmüz Boğazında İran tarafından Britanya tankerine el konulması meselesine şaşkınca bir tutum sergilerken, Washington'un bu konuda yanında yer almasından da umudu kesmiştir.
Bu doğrultuda Britanya Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt da 22 Temmuz Pazartesi günü Avam Kamarası'nın, el konulan gemi hakkındaki olağanüstü oturumunda, tanker ve mürettebatının serbest bırakılması çağrısında bulunarak, uluslararası hukuka göre İranlıların bu gemiye el koyma veya binme hakkı olmadığını iddia etti.
Halbuki Stena İmpero adlı tanker, Hürmüz Boğazı gibi uluslararası boğazlardan geçen tanker gemiler için de geçerli uluslararası gemicilik ilkelerinden olan zararsız geçiş ilkesini ihlal etmişti.
İran İslam Cumhuriyeti, bu tanker geminin Hürmüz Boğazından geçerken dört büyük hata yaptığını bildirdi. İlk olarak su geçidinin giriş yolundan değil Umman tarafından gelen çıkış yolunu kullanarak Fars Körfezine girmek istemesi, ikincisi GPS gibi tanıtma ve navigasyon sistemini kapalı tutması, üçüncüsü tanker geminin petrolü denize dökerek denizi kirletmesi ve son olarak da İran'a ait bir vapura çarpıp aldırmadan yoluna devam etmesidir.
Bu yüzden İran, Hürmüz Boğazının Kuzey bölgesinde hakim olan bir ülke olarak 1982 tarihli Denizler Hukuku Konvansiyonu gibi uluslararası kurallara göre bu gemiye el koydu.
Jeremy Hunt'ın değindiği bir başka mesele de Hürmüz Boğazında gidiş geliş güvenliği ve bu alanda denizcilik koalisyonunun oluşturulması idi.
Hunt şöyle bir iddia ortaya attı: "Hürmüz Boğazında denizcilik alanındaki trafik hususunda Amerika bazı önerilerde bulunarak Avrupalı ortakları ile diyaloglar gerçekleştirmiştir. Şimdi biz Hürmüz Boğazında serbest denizcilik için özel Avrupalı güçleri oluşturma yönünde çaba gösteriyoruz. "
Hunt'ın iddiasının tersine denizcilik koalisyonun oluşturulması, birçok sorun ve sıkıntı ile karşı karşıyadır. Ayrıca Britanya muhafazakar hükümeti makamlarının Washington'un Londra'nın yanında yer alması yönündeki umutlarına rağmen, Amerika'nın tutumu onların bu konuda Trump hükümetine umut bağlamamaları gerektiğini göstermektedir.
Bu çerçevede Amerika dışişleri bakanı Mike Pompeo, Fox News kanalına Stena İmpero tankerine İran tarafından el konulması hususunda Britanya'nın kendi gemilerinin güvenliğini sağlaması ile sorumlu olduğuna değinerek, "Amerika İran ile savaşmak istemiyor." Dedi.
Burada dikkat çekici nokta ise Britanya'nın Bahreyn'de daimi askeri üs kurup gemilerini de bu bölgede konuşlandırıp güçlerinin devriye gezmesine rağmen hala gemilerini korumakta aciz kalmasıdır. Bu ise Britanya donanmasının büyük zafiyetleri olduğunu gösteriyor.
Reuters haber ajansı ise Britanya donanmasının zafiyetleri hakkında şöyle bir rapor yayımladı: "Britanya'nın, petrol tankerine İran İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusu tarafından el konulmasına karşı koymaması, bir zamanlar dünyanın en güçlü donanması olan Britanya donanmasının düşüşte olduğunu gösteriyor."
Tüm bunlara rağmen İran Devrim Muhafızları Ordusu Hürmüz Boğazında Britanya gemisine uluslararası hukuka göre el koysa da Britanya donanması İran'ın petrolünü taşıyan Grace-1 adlı tanker gemiye Cebelitarık bölgesinde Suriye'ye yönelik yaptırımları ihlal etme bahanesi ile el koydu.
Halbuki Avrupa Birliğinin Suriye'ye uyguladığı yaptırımlar da tek taraflı olup İran'ı ilgilendirmemektedir. Buna ilaveten Avrupa zaten kendisi de Amerika'nın diğer ülkelere karşı yaptırımlarını defalarca kınamıştır. Bu yüzden Britanya da aynı kınanmış yollara başvurarak İran'ın petrol tanker gemisini tutmaya devam edemez./