Amerika ve bölgesel müttefiklerinin İran ve direnişe yeni yaptırımları
Trump hükümetinin politikası, maksimum baskı doğrultusunda sürekli İran’a karşı baskıları yoğunlaştırmaktır ve bu çerçevede bölgede kendi müttefikleri ile birlikte direniş eksenine karşı yeni yaptırımlar uygulamaya çalışıyor.
Amerika hazine bakanlığı çarşamba günü yayımladığı bildiride Bahreyn, Kuveyt, Umman, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Arabistan ile birlikte İran ve direniş gruplarla bağlantılı 25 özel ve tüzel kişiye karşı yaptırım kararı aldı. ABD ve Suudi Arabistan'ın eş başkanı olduğu -sözde- Terör Finansmanı Hedefleme Merkezi (TFTC), 21 kurum ve bankanın yanı sıra 4 kişiyi terör listesine aldı.
Lübnan Hizbullah hareketi ile bağlantılı bazı kurum ve şahıslar da yaptırım listesinde yer alıyorlar. Söz konusu 25 kurum ve kişinin tümü daha önce Amerika’nın yaptırım listesinde yer alıyorlar.
Amerika hazine bakanlığı daha önce yayınladığı bildiride yaptırım listesine eklenen son 25 kurum ve kişiden 21’inin İslam inkılabı muhafızlar ordusuna bağlı Besic direniş güçlerine mali destek sağladıklarını iddia etti.
Trump yönetimi aralık 2017’de yayınlanan Amerika ulusal güvenlik strateji doktrininde İran ve bölgede direniş eksenine karşı koalisyon kurmaya yoğunlaşmaya odaklanmayı hedef olarak belirledi. Fakat Amerika’nın İran İslam cumhuriyeti ve bölgede direniş gruplarına karşı tüm baskılarına rağmen Washington’un girişimleri ve siyasetlerinin sonuçları, Trump yönetiminin bölgesel hedeflerine ulaşmadığını gösteriyor.
Bu bağlamda Washington’un başta Arabistan olmak üzere Fars Körfezi güney kıyısındaki müttefiklerinin çıkarları ve güvenliğine destek siyasetlerine değinebiliriz. Nitekim Yemen direniş halk komiteleri ve ordu güçleri Suudi Arabistan’ın Bukayk ve Hureys petrol tesislerine hem de Arabistan’ın doğusunda SİHA’lı saldırıda Arabistan’a büyük darbe indirirken Amerika askeri terörist güçlerinin bölgede olmalarına rağmen saldırıyı hiçbir şekilde engelleyemediler.
Trump’ın bölge siyasetlerinde bir başka yenilgisi ise Amerikan terörist askeri güçlerini Türkiye’nin barış Pınarı harekatından önce kuzey Suriye’den geri çekmesi idi. Bu karar, Amerikalı politikacıları ve özellikle kongre temsilcilerinin tepkisine sebep oldu. Şimdi de pentagon Trump’ın kararını bir nebze telafi etmek için Amerikan terörist askeri güçlerini Suriye’nin petrol tesislerini koruma bahanesi ile Suriye’nin doğusunda tutmaya çalışıyor, fakat son gelişmelerin ardından Suriye yasal yönetimin Rusya ile birlikte pratikte ülkenin kuzeyi ve kuzey doğusunun kontrolünü ele aldıkları anlaşılıyor.
Bu yüzden Trump hükümeti kendi müttefikleri ile birlikte terörizm ile mücadele bahanesi ve İran ile direniş gruplarına karşı yeni yaptırımlarla daha fazla ekonomi baskı uygulamak hedefi ile bölgede bir nebze denge sağlamaya çalışıyor.
Buna rağmen İran’ın bölgede her geçen gün etkinliğinin daha da artması, direniş gruplarının her geçen gün başarılı olması ise inkar edilmez bir gerçektir. Bu yüzden Washington İran’ın bölgesel etkinliğine karşı mücadele için mali kaynaklar üzerine odaklanmıştır.
Amerikan dışişleri bakan yardımcısı David Schenker de, dün kongrede verdiği brifingde, “ABD'nin 2020 yılı bütçesinden 6.6 milyar dolarlık bölümünün Amerika'nın bölgede çıkarları ve İran'ın nüfuzuna karşı kullanılacağını” bildirdi.
Fakat İran Washington ve müttefiklerinin baskılarına rağmen defalarca da belirttiği gibi Yemen, Lübnan ve Filistin’de sömürgecilik ve işgale karşı direniş gruplarına desteğe devam edeceğini vurgulamıştır.
Amerikan dışişleri bakanının enerji alanındaki yardımcısı Kurt Donnelly, yeniden İran'ın petrol müşterilerini tehdit etmesi ve onların Amerika’nın takibatında olacağını söylemesine rağmen İran petrol ihracatının devam etmesi, Amerika’nın İran petrol satışını sıfırlama hedefinde başarılı olmadığını gösteriyor./