Suudi Arabistan bölgede güvensizliğin kaynağı
İran İslam Cumhuriyeti dış işleri bakanlığı sözcüsü, Suudi rejimi terör örgütlerinin ideolojik üssü ve bölgede terörizmin asıl mali ve lojistik destekçisi olarak kendi cinayetlerinin hesabını vermemek için gerçekleri ters yüz gösterme ve hezeyan politikasını gündemine aldığını belirtti.
Said Hatipzade perşembe günü Suudi Arabistan kralının İran'ın teröre destek verdiği iddiasından hareketle küresel bir tutumun İran'a karşı oluşması gerektiği yaftalarına gösterdiği tepkide Suud rejiminin Amerika’nın İran’a karşı izlediği azami baskı politikasına eşlik etmesi ve gaspçı rejim İsrail ile ilişkilerini geliştirmesi ve başkalarına milyarlarca dolar haraç ve rüşvet ödemesi bu rejim için hiç bir getirisi olmadığı gibi bu rejimi Arap ülkelerinin arasında hakir bir varlığa çevirdiğini vurguladı.
Suud kralı tarafından İran karşıtı böylesi iddialar ilk kez gündeme gelmiyor. Kral Selman'ın BM genel kurul toplantısındaki dile getirdiği son hezeyanları, Suudi Arabistan'ı Yemen savaşında insanlığa karşı işlediği cinayetlerden, teröre destek vermesinden ve Siyonist İsrail rejimi ile ilişkilerini normalleştirme yönünde adım atması ve Filistin ülküsüne ihaneti gibi suçlardan aklamıyor. Nitekim Suudi Arabistan'ın son kaç yıllık dış politikasının karnesi dünya kamuoyu için bu rejimin şimdiye dek Batı Asya bölgesinde yıkıcı bir rol ifa ettiğini göstermektedir.
İran'a dayatılan 8 yıllık savaş sırasında Suudi Arabistan'ın Baas rejimine verdiği destek herkesçe bilinen bir gerçektir. Saddam Baas rejimi bazı Arap rejimleri ve Batı ülkelerin desteğini alarak İran ile savaşta bir çok cinayetlere imza atıp kimyasal silahlar bile kullandı.
Buna ilaveten Suudi Arabistan'ın Vahabi ideolojisi ve farklı ülkelerde Suudi okullarının açılıp yaygınlaşması, IŞİD dahil terörist grupları kurma fikrinin temeli olmuş ve aynı zamanda bu grupları finanse etmek ve silahlandırmak için Suudi doları kullanılmıştır.
Son yıllarda Suriye ve Irak'taki IŞİD ve Tahrir el-Şam da dahil olmak üzere çeşitli terörist gruplardan Suudi Arabistan'ın desteği, Batı Asya bölgesindeki istikrarsızlaştırma çabalarının açık bir örneği oldu.
Yemen savaşını başlatması ve Amerikan silahları başta olmak üzere Batı silahlarını kullanan Suud rejimi binlerce Yemenli çocuk ve kadını katletti ve bu ise Suudi Arabistan'ın Batı Asya bölgesindeki bir başka yıkıcı ve istikrarsızlaştırıcı eylemidir.
Amerikan silahlarının Suudi doları ile savurgan bir şekilde satın alınması, Batı Asya bölgesinde önemli bir güvensizlik kaynağıdır ki Genel Kurul'da yaptığı konuşmada Suudi kralı, İran'a karşı yanlış ve temelsiz iddialarda bulunarak ve Suudi Arabistan'da kamuoyunu haklı göstererek cinayetlerini örtbas etmeye çalıştı.
Ayrıca Son zamanlarda bazı Arap ülkelerinin İsrail ile ilişkilerini normalleştirme hamlesi ve Suudi rejiminin uzlaşma hattına verdiği destek, bölge halkların itirazı ile karşılaştı ve Kral Selman, Arap-İsrail ilişkilerini yönetmesi için İran'ı bölge halklarının bir numaralı düşmanı olarak tanıtıyor!
Suudi Arabistan'ın davranışları, Batı Asya bölgesindeki güvensizliğin ve istikrarsızlığın temelinde yatıyor. İsrail ile ilişkileri normalleştirmeye yönelik olası bir hamle ile bu tür davranışlar tamamlanacak ve bu da bölgedeki barış ve güvenlik için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır.
Batı Asya bölgesinde sürdürülebilir barış ve güvenlik, işbirliği, yakınlaşma ve ortak söylem ve karşılıklı saygı ile sağlanır ve Suudi Arabistan, ABD ve İsrail ile uyum sağlamaya devam edip gerçekleri tres yüz göstermeye çalışarak İran'ı tehdit olarak tanıtması, Batı Asya bölgesinde istikrar ve güvenlik hakim olmayacak.